Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1167 E. 2026/1640 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1167
- Karar No
- 2026/1640
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1167 KARAR NO : 2026/1640 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 27/05/2025 NUMARASI : 2021/335 E. - 2025/246 K.
DAVANIN KONUSU : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/05/2025 tarih ve 2021/335 E. - 2025/246 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar ve katılma yoluyla davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin gösteri, kongre, düğün, kına doğum günleri vb. etkinliklerin organizasyonu faaliyeti ile uzun yıllardır iştigal ettiğini, 10.10.2014 tarihinde "..." unvanı ile esnaf olarak ticari hayatına başladığını ve bu isimle tanındığını, davalıların müvekkilinin tanınırlığından faydalanarak haksız kazanç elde etme gayesiyle kötü niyetli hareket ederek dava konusu 2020/139551 sayılı "..." ibareli markayı tescil ettirdiklerini, "..." alan adının müvekkili tarafından 16/11/2017 tarihinden beri kullanıldığını, 2019 yılında ise "...." alan adını alarak kullanmaya devam ettiğini, davalıların "..." alan adını 2019 yılında aldıklarını, davalılara Eylül 2021'de bir sosyal medya platformundan gönderilen mesajla dava konusu markayı kullanmamaları ihtar edilmiş ise de bu ihtardan sonuç alınamadığını, davalıların ... nezdinde 2020 139551 numara ile tescilli "..." markasının SMK'nın 25/1 maddesinin yaptığı atıf ile SMK'nın 6/6 maddesi gereğince hükümsüz kılınmasının gerektiğini ileri sürerek, 2020 139551 numara ile tescilli "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında müvekkillerine ait tecilli marka ile davacı tarafa ait marka arasında aynılığı ya da benzerliği ve halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığını, davacının “... ...” markasının müvekkillerinin markasından görsel ve fonetik olarak çok farklı olduğunu, her iki markanın logoları, esaslı unsurlarının hiçbir benzerlikleri ve karıştırılma ihtimallerinin bulunmadığını, davacı tarafın 2019 yılında ve 2021 yılında yaptığı marka tescil başvurularında “...” ibaresinin yer almadığını, davacının “... ...” olarak kendi markasını tescil ettirmek istediğini, davacının markasının esaslı unsuru “... ...” iken müvekkillerinin markasının esaslı unsurunun “...” ibaresi olduğunu, müvekkilleri ... ve ... kardeşlerin 2010 yılında müzisyenlik yaparak bu alanda iş hayatına başladıklarını, müvekkillerinin 14 Şubat 2010 tarihinde ... adlı sosyal medya sitesinde "..." adı altında bir profil oluşturarak yaptıkları işleri paylaştıklarını, yaptıkları işlerle tanınmışlıkları artan müvekkillerinin 2013 yılında düğün, kına gibi organizasyonlarda kullanılmak üzere masa sandalye kiralama hizmeti sağlamaya da başladıklarını, yaptıkları işi profesyonelleştirmek isteyen müvekkillerinin 28 Mart 2014 tarihinde yine ... adlı sosyal medya sitesinde yeni bir profil oluşturarak "..." adını kısaltmak kaydıyla "..." adını kullandıklarını, dosya kapsamında beyan edilen "tanınmışlık" ve "tanınmışlıktan yarar sağlama" iddialarının doğruluğu bulunmayan, iyi niyetten yoksun iddialar olduğunu, davacı tarafın 2014 yılında "..." markası altında iş yaptığını ... adlı internet sitesinin şu an ... adlı firma çatısı altında satışa sunulmuş durumda olduğunu, sahibinin ... olmadığını, kaldı ki bu internet sitesinin müvekkilleri tarafından 2015-2017 yılları arasında aktif olarak kullanıldığını, müvekkilleri sitenin kullanılabilmesi için gerekli olan yıllık ödemeyi yapamadıklarından sitenin aktifliğini yitirdiğini, müvekkillerinin “...” isimli sayfayı kullandığını, davacı tarafın ise ... adlı siteyi kullandığını, “...” markasının oluşturulması, kullanılması ve tanınırlığının tümüyle müvekkillerine ait olduğunu, davacı tarafın iddialarının doğruluğu kabul edilse dahi müvekkillerinin “...” markasını kullanıma başlama yılının 2014 olduğunu, bir markanın hükümsüzlüğü talep ediliyorsa, önceki hak sahibinin, MK 2 uyarınca belli bir davranışta bulunması gerekirken sessiz kalması sonucu, iyi niyetli bir şekilde markayı daha sonra tescil ettiren kişiye karşı hükümsüzlük davası açma hakkını veya sonraki tarihli markanın kullanımını men etme hakkını kaybettiğini, davacı tarafın 2014’ten 2021 yılına kadar sessiz kaldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, markanın tescil tarihi 30.06.2021, işbu hükümsüzlük talepli davanın dava tarihi ise 25.09.2021 olduğundan, davalı tarafların, davacı yanın işbu hükümsüzlük talepli dava dosyasını ikame etmede sessiz kaldıklarının kabul edilemeyeceğini, davacı yanın 04.09.2014 tarihinde vergi kaydını yaptırdığı ve işe başlama tarihinin bu tarih olduğu, vergi levhasında “ticaret unvanı” sekmesinin boş olduğu, bununla birlikte ... adı altındaki ticari faaliyetleri ile ilgili olarak meslek odasına kaydını ise 10.10.2014 tarihli olarak yaptırdığı, bununla birlikte davacının, dosya kapsamındaki sair beyanlarında 2014 yılından öncesinde de dava dışı 3. bir kişi olan ... ile yine “...” adı altında birlikte faaliyet gösterdiklerini, “...” harflerinin kişilerin isimlerinin ilk harfi olmasından geldiğini beyan ettiği görülmekle birlikte dosya kapsamında 2014 yılı öncesindeki davacı faaliyetlerini somutlaştırır delillerin mevcut olmadığı, sadece ... Müdürü tarafından Mahkemeye sunulmuş 17.11.2023 tarihli yazıda ... ve ... isimli kişilerin 20122014 yıllarında ... adıyla okullarında etkinlikler düzenlediklerini beyan ettiği, bu beyan dışında davacı yanın 04.09.2014 işe başlama tarihinin evvelinde ticari faaliyette bulunduğunu gösterir somut delillerin dosyada mevcut olmadığı, dosya kapsamında incelenmiş sair tüm delillerde ise davacı yanın 2014 yılından sonra özellikle 2017-2018 yılına kadar eğitim kurumlarında tiyatro, kukla gösterisi, film gösterimi vs. nitelikte kültürel ve eğlence temalı etkinliklerin düzenlenmesinde faaliyet gösterdiği, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı özellikle ilkokul ve anaokulu gibi okullarda öğrencilere yönelik olarak bu faaliyetleri kimi zaman doğrudan ... adıyla gerçekleştirdiği, 2017-2018 tarihlerine sonraki delillerinin ise daha ziyade düğün, kına, doğumgünü vs organizasyonların düzenlenmesi gibi etkinliklere yönelik olduğu, davalı tarafın ise “...” ibaresini ilk olarak ... linkinde yer alan sosyal medya hesabında 05.03.2014 tarihinde kullandığı ve bu tarihten itibaren ve özellikle de 2018 yılı sonrasında yoğun bir şekilde ticareti faaliyetlerine bu ibareyle devam ettiği, davalının doğrudan bir organizasyon düzenleme faaliyeti gerçekleştirmediği ancak organizasyonların düzenlenmesinde kullanılan masa – sandalye ve benzeri araçları bu organizasyonlara kiralamak suretiyle organizasyon önemli bir sürecini düzenlemeyi üstlendiği, yine davalı yanın ... adı üzerinde 17.12.2014 tarihli webarchieve kaydı gözetildiğinde, en azından bu tarih ile 2016 tarihi aralığında hak sahipliğinin bulunduğu, davacı yanın ise bu alan adını davalı tarafından ödeme yapılmayarak alan adının açığa çıkması sonrasında elde ettiği, “....” alan adını ise çok daha sonra tahsis etmiş olduğu, bu tespitler sonrasında davacı yanın 2014 yılı ve sonrasındaki ticari faaliyetlerinin devamlılığı kapsamında “...” işletme adını resmi kurumlara da kaydettirmekle birlikte aktif olarak bir işletme adı olarak kullandığı, bu kullanım sonrasında aktif faaliyetlere yönelik sunulan delillerden davacı yanın ticari faaliyetlerinin kültür ve eğlence organizasyonlarının düzenlenmesi kapsamında kaldığı, bu haliyle herhangi bir marka tescili olmaksızın elde ettiği bir üstün hakkının var olduğu, böylesi bir durumda birebir aynı ibarelerle oluşturulmuş dava konusu şeklindeki bir markanın tesciline engel/tescil edilmiş ise hükümsüzlüğüne neden olabileceği, ancak avacı yanın sahip olduğu bu üstün hakkın sadece kullanımının var olduğu mal ve hizmetlerle sınırlı olacağı, dolayısıyla dava konusu marka kapsamındaki “Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil).” alt grubundaki hizmetler yönünden dava konusu markanın, normal şartlarda, hükümsüzlüğüne neden olabileceği, davalı tarafın tespit edilen 05.04.2014 tarihli ... paylaşımının davacı yanın işe başlama tarihi olan 04.09.2014 tarihinden daha evveline giden bir kullanımı gösterdiği, dolayısıyla bir an için davalı yanın, anılan ibare üzerinde, davacıya nazaran daha da geçmişe giden bir üstün hakkı olduğu tartışılabilir ise de davalı tarafın buradaki kullanımlarını somutlaştırır ek deliller sunmadığı, sadece ... sosyal medya platformundaki sınırlı sayıdaki paylaşımlarına yer verdiği, bu paylaşımların da yine son derece sınırlı bir tüketiciye hitap eden (ilgili dönem için) paylaşımlar olduğu, davalı tarafın ilgili ... hesabında 2018 yılına kadar sadece sekiz adet paylaşım bulunduğu, bu kadar sınırlı sayıdaki paylaşımı destekleyen hiçbir ticari verinin mevcut olmadığı bir durumda bahsi geçen sınırlı sayıdaki kullanımın davalı lehine yorumlanacak bir üstün hak yaratmasının mümkün olmadığı, bu halde, taraflarca dosyaya sunulan delillerin bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucunda davacı yanın 2014 yılında ticari faaliyetlerine başladığı ve o tarihten sonra “...” adını kullandığı, dava konusu markadaki “Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil).” yönünden davalı tarafa nazaran üstün bir hakkının var olduğu, SMK 6/9 koşullarının somut olayda gerçekleşmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, dava konusu 2020/ 139551 SMK m. 6/6 kapsamında “Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil).” hizmetleri bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili katılma yoluyla istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin haklarının ihlalinin önlenmesi bakımından davalılarca "..." ibaresinin kullanılmaması, ilgili internet sitesi ve sosyal medya hesaplarının kapatılması, "..." ibaresinin yer aldığı broşür vs.hiçbir mecrada reklam yapılmaması, yapılmış olanların kaldırılması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, müvekkilinin dava konusu "..." markasıyla eğitici ve öğretici etkinlikler organize ederek eğitim ve öğretim alanlarında da hizmet sunduğunu, film ve animasyonlar üzerine etkinlikler düzenlediğini, bu nedenle müvekkilinin 41.sınıfın diğer alt sınıflarında da markasal kullanımının söz konusu olduğunu, 41.sınıfta dava konusu markanın tamamen hükümsüz kılınmasının gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde, hükme esas alınan bilirkişi raporu önceki raporlarla çelişkili olduğu halde çelişkili rapora dayalı karar verilmesinin hukuka aykırı bulunduğunu, müvekkillerinin on beş yıl önce oluşturduğu markayı kesintisiz ve aktif olarak kullandığını, bu kullanım ile markalarının hükümsüzlük talebinden önce ayırt edicilik kazandığını, davacının fiili kullanımları ve markalarında asli unsurun "..." ibaresi olmadığını, davacının 04/09/2014 tarihinden önce ticari faaliyette bulunduğunu gösterir kayıtlara rastlanmadığını, müvekkillerinin dava konusu markayı davacıdan önce kullanmaya başladığını, davacının bu kullanıma beş yıldan uzun süre sessiz kalarak hak kaybına uğradığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : 1- Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesinin kararı, davalılar vekiline 02/03/2026 tarihinde tebliğ edilmiş, istinaf başvurusu 6100 sayılı HMK'nın 345. maddesinde düzenlenen iki haftalık yasal süre geçtikten sonra, 17/03/2026 tarihinde yapılmış, davalılar vekilince kararın kendisine usulsüz olarak tebliğ edildiği ve karardan daha sonraki bir tarihte haberdar olunduğu yönünde herhangi bir itirazda bulunulmamıştır. HMK'nın 346/1. maddesi uyarınca, bu durumda, ilk derece mahkemesince karar verilebileceği gibi, aynı Kanun'un 352. maddesi uyarınca, ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince de karar verilebileceğinden, davalılar vekilinin istinaf dilekçesinin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Davalılar vekilinin istinaf dilekçesi davacı vekiline 22/03/2026 tarihinde tebliğ edilmiş, davacı vekilince 06/04/2026 tarihinde katılma yoluyla istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Ne var ki, davacı vekilinin istinaf dilekçesi, istinafın süresinde yapılmaması nedeniyle reddedildiğinden, HMK'nın 348/2.maddesi uyarınca katılma yoluyla başvurudan davacı vekilinin istinaf talebinin de reddine karar verilmiştir. 3- Davacı vekili, 22/03/2026 tarihli katılma yoluyla istinaf dilekçesinde, dava konusu davalı markasının kullanımının önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. 6769 sayılı SMK'nın 159/3. maddesi uyarınca, ihtiyati tedbirlerle ilgili bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı, 6100 sayılı HMK'nın 389. maddesi uyarınca da ihtiyati tedbirin ancak dava konusu olan şey hakkında verilebileceği, somut uyuşmazlığın marka hükümsüzlüğü istemine ilişkin olduğu, bu tür bir davada uyuşmazlık konusunu oluşturmayan marka kullanımının önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği anlaşıldığından, davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddi gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, HMK'nın 346 ve 352. maddeleri uyarınca davalılar vekilinin istinaf başvuru dilekçesinin REDDİNE, 2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, HMK'nın 348/2.maddesi uyarınca davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvuru dilekçesinin REDDİNE, 3- Yukarıda (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle, HMK'nın 389.maddesi uyarınca yasal şartları taşımadığından, davacı vekilinin İHTİYATİ TEDBİR TALEBİNİN REDDİNE, 4-Davalılardan peşin alınan 732,00-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatıranlara iadesine, 5-Davacı taraftan ihtiyati tedbir talebi yönünden Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 1.206,00-TL peşin harç ve 732,00-TL başvurma harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 6-İstinaf aşamasında taraflarca yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına, 7-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 25/09/2026 tarihinde, davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddi yönünden HMK'nın 362/1-f maddesi uyarınca KESİN, davalılar vekilinin ve katılma yoluyla davacı vekilinin istinaf başvurularının usulden reddi yönünden, HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/09/2026
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...