Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1289 E. 2024/1289 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1289
- Karar No
- 2024/1289
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1289 - 2026/1547 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/1289 KARAR NO : 2026/1547 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 16/11/2023 NUMARASI : 2022/314 E. - 2023/174 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/11/2023 Tarih ve 2022/314 Esas - 2023/174 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkiline ait 2021/155335 sayılı "...+şekil" ibareli markanın, müvekkilinin 1998 yılından beri hemen tüm markalarında kullandığı ve artık şirket ile özdeşleşen “...” renk ve seri markalarında kullanılan, tüketici nezdinde ayırt edici hale gelmiş olan şekil ibaresi ile yaratıldığını, SMK'nın 5/1-b maddesi uyarınca verilen başvurunun reddine dair YİDK kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu başvurunun markasal soyut ve somut ayırt ediciliğinin bulunduğunu, bu nedenle SMK m.5/1-(b) kapsamında değerlendirilemeyeceğini ileri sürerek, ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun 02/07/2022 tarih ve 2022-M-8307 sayılı ret kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, bilirkişi raporunda da izah edildiği üzere, "...+ŞEKİL" ibareli başvuruda, kelime ve şekil unsurlarının birlikte yer aldığı, markanın geneline ... rengin sirayet ettiği, kelime unsurunun iki ayrı satıra bölünmüş olduğu, üstte beyaz zemin üzerine ... renkte “ticaretin dijitalleşmesine” ibaresinin, altında ... zemin üzerine beyaz renkte “öncülük eder” ibaresinin yer aldığı, çeşitli renklerden oluşan bir şekil ibaresinin kelime unsurlarının altında yer aldığı, markada yer alan kelimelerin Türkçe olduğu, “...” ibaresini içerdiği, davacı yanın çevrimiçi alışveriş hizmeti sunduğu, çeşitli kaynaklarda “modern ticaret” olarak da adlandırılan elektronik ticaret (e-ticaret) hizmetinin teknolojik gelişime bağlı bir şekilde ürün geliştirme, üretim, pazarlama ve perakende satışların sanal ortama taşınmasına neden olduğu, hatta bazı ürünlerin tek başına dahi dijitalleştiğinden söz edilebileceği, markada yer alan kelime unsurunun slogan olarak kabul edilebileceği, somut olay açısından kelime unsurunun ilk bakışta ticari kaynak gösterme özelliğinin düşük olduğu değerlendirilmekle birlikte, bu tür işaretlerin asgari düzeyde ayırt edici niteliklerinin bulunması halinde marka olarak tescilinin mümkün olduğu, davaya konu işarete bakıldığında, marka başvurusunda kelime unsuru ile birlikte şekil unsurunun da yer aldığı, şekil unsuru incelendiğinde, yatay bir şerit halinde farklı renklerin birleştirilmesinden oluştuğu, şeritteki renk kesitlerinin birbirlerinden farklı geometrik özellikler içerdiği, bu hali ile fark edilebilir, tasvir edilebilir renk geçişlerinin bulunduğu, herhangi bir biçime bağlı olmaksızın, sadece seçilen renk kombinasyonunun tescile konu edildiğinin söylenemeyeceği, söz konusu şekil markasının, 2022 006494 tescil numarası ve “renk” kopmozisyonu ile tek başına tescil edildiği, davalı kurum tarafından 2021 086992 tescil numarası ile ''...+şekil'' ve 2021 041081 tescil numarası ile “ ... ” ibareli markaların da tescil edildiği, davaya konu markada kelime unsuru haricinde, davalı Kurumun da kabul ettiği üzere ayırt edici şekil unsurunun yer aldığı, baskın renk öğeleri içeren bu şeklin tescile konu edilen mal/hizmetler için olağandışı olduğu, malın (veya hizmetin) bizatihi kendisi ve tabiatıyla özdeş ya da mal (veya hizmet) ile fonksiyonel açıdan bağlantılı olmadığı, özellikle 2022 006494 sayılı marka ile artık bu renklerin hitap edilen çevre tarafından köken belirten işaret olarak değerlendirilebileceği, tescili istenen sınıf açısından ilgili tüketici kesiminin, makul düzeyde bilgili, gözlemci ve ihtiyatlı ortalama tüketiciler olduğu, hedef tüketici / ilgili kesimin algısında ayırt edilebilme gözlemci ve ihtiyatlı ortalama tüketiciler olduğu, hedef tüketici / ilgili kesimin algısında ayırt edilebilme işlevini yerine getirebileceği, davaya konu markanın, tescili talep edilen sınıflar açısından, 6769 s. SMK m.5/1-(b) kapsamında yer alan mutlak ret nedenlerini taşımadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile ... YİDK 02/07/2022 tarih ve 2022-M-8307 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, başvuru konusu "..." ibarebi başvurunun, anlamı itibariyle bütünsel olarak markasal ayırt edicilik taşımadığını ve marka olarak tescil edilemeyeceğini, dava konusu YİDK kararının yerinde olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, başvurunun reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden, davacı Şirketin 03/11/2021 tarihinde "...+şekil" ibaresinin 35.sınıf hizmetlerde marka olarak tescili için başvuruda bulunduğu, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından SMK'nın 5/1-b maddesi uyarınca başvurunun reddedildiği, davacı yanca bu karara yapılan itirazın ise YİDK'nin 02/07/2022 tarih, 2022-M-8307 sayılı kararıyla reddine karar verildiği, kararın 04/07/2022 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içinde 19/08/2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. 6769 sayılı SMK'nın, 5/1-b maddesinde herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretlerin tescil edilemeyeceği düzenlenmiştir. Madde gerekçesinde de açıklandığı üzere sicilde gösterilebilir olmasına rağmen ayırt ediciliğe sahip olmayan, dolayısıyla tüketiciler tarafından marka olarak algılanmayacak işaretler tescil edilemeyecektir. Bir işaretin belli mal veya hizmetler açısından ayırt edici olup olmadığı ise "somut ayırt edicilik" olarak adlandırılmaktadır. Bu hüküm ile sicilde gösterilebilir olması ve soyut ayırt ediciliğe sahip olmasına karşılık, tescilinin talep edildiği mal ve hizmetler bakımından ayırt ediciliği olmayan işaretlerin tesciline engel olunması amaçlanmıştır. Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu başvuru, "..." ibaresi ile davacı adına tek başına şekil markası olarak da tescilli bulunan şekil unsurundan oluşmaktadır. Ancak başvuru markasında şekil unsuru geri planda bırakılmış, vurgu slogan mahiyetindeki "..." ibaresi üzerinde toplanmıştır. Somut olayda, başvuru markasında yer alan şekil unsuru başvurunun asli unsuru olmadığından, davacı adına şekil markası olarak tescilli olmasının, dava konusu başvuru yönünden davacıya herhangi bir hak bahşetmeyeceği açıktır. Her ne kadar ilk derece mahkemesince dava konusu ibarenin başvuru kapsamında yer alan 35.sınıf hizmetler yönünden ayırt edici olduğunun kabulüyle yazılı şekilde karar verilmişse de, "..." ibaresinde, her bir kelimenin Türkçe'de somut bir anlama sahip olduğu, kelimelerin her birinin derhal anlaşılabilir şekilde kullanıldığı, bu kelimelerin günlük dilde de yaygın ve yerleşik bulunduğu, dolayısıyla dava konusu ibarenin, kelimelerin bağımsız anlamlarını birebir koruyan ve tüketiciye de somut bir şekilde bu anlamları yansıtan bir bütün oluşturduğu, başvurunun bu haliyle “...” yönündeki bir anlamı tüketiciye veren ve daha ziyade ilk anda bir slogan niteliğinde algı yaratan bir söz öbeği olduğu, bir teşebbüsün mallarını ve hizmetlerini diğer bir teşebbüsün mal ve hizmetlerinden ayırt edemeyeceği, dolayısıyla marka algısı oluşturmayacağı, mal ve hizmetlerin asgari seviyede kaynağına işaret edebilecek ayırt edici bir işaret olmadığı, sonuçta dava konusu ibarenin tescili istenen hizmetler yönünden somut ayırt ediciliğinin bulunmadığı kanaatine varılmış olup ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü yerinde görülmemiştir. Kabul şekli itibariyle de mahkemece, "Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına" karar verilmesi doğru olmamıştır. Zira, kamu düzenine ilişkin olan karar ve ilam harcının, karar tarihine göre belirlenmesi tabii olduğu gibi, aynı mahkeme tarafından aynı yönde verilen bir karar da Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21/11/2024 tarih ve 2024/3186 Esas, 2024/8189 Karar sayılı kararı ile "yargılama harçlarının kamu alacağı niteliğinde ve re'sen dikkate alınacak hususlardan olduğu" gerekçesiyle doğru görülmemiş ve düzeltilerek onanmıştır. Dairemizin uygulaması da bu yöndedir. Yapılan açıklamalar çerçevesinde ilk derece mahkemesince, dava konusu "..." ibaresinin, başvuru kapsamında bulunan 35.sınıf hizmetler yönünden 6769 sayılı SMK'nın 5/1-b maddesi gereğince somut ayırt ediciliği bulunmadığından marka olarak tescil edilemeyeceği, buna göre dava konusu YİDK kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiş, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 16/11/2023 gün ve 2022/314 Esas - 2023/174 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 80,70-TL’nin düşümü ile kalan 651,30-TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına, 4-Davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 6-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ... verilmesine, 7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine, (HMK m.333), 8-Davalıdan peşin olarak alınan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine, 9-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 17/09/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/09/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.