Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/736 E. 2026/1148 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/736
- Karar No
- 2026/1148
- Karar Tarihi
T.C.
ERZURUM
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/736
KARAR NO : 2026/1148
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/04/2025 (Karar)
NUMARASI : 2023/...Esas, 2025/... Karar
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
Taraflar arasında görülen davaya ilişkin olarak yapılan açık yargılama sonucunda verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 25.06.2021 tarihinde müvekkiline ait ... plaka sayılı araç ile davalı ...'un sevk ve idaresinde bulunan ...plakalı aracın çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin ağır bir şekilde yaralandığını, kazada müvekkilinin bir kusuru bulunmadığını, davalı ...'un asli kusurlu olduğunu, kaza sonrası müvekkilinin beline platinler takıldığını ve malul kaldığını, iş gücü kaybı meydana geldiğini, henüz 24 yaşında olduğunu, kaza nedeniyle büyük bir üzüntü duyduğunu, yaşı itibariyle gördüğü tedavilerin müvekkilini fazlasıyla yıprattığını, davalı ...'un kullanımında olan aracın davalı sigorta şirketi tarafından sigortalandığını, müvekkilinin zararının giderilmesi için davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak bir sonuç alınamadığını belirterek 80.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsiline, şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 1.254.571,21-TL olarak artırmıştır.
CEVAP:
Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; hak düşürücü süreler ve zaman aşımı süresi dolduğunu, davacının müvekkiline usulüne uygun şekilde başvuru yapmadığını, kazanın meydana gelmesinde sigortalısının kusuru bulunmadığını, müvekkilinin sigortalısının kusuru oranında ve poliçedeki limitler dahilinde sorumlu olduğunu, geçici iş göremezlik ve bakıcı giderlerinin sigorta poliçesi teminatı dışında kaldığını, davacının kalıcı iş göremezlik zararının oluşmadığını, davacının maluliyetinin ve kazadaki kusur durumunun tespit edilmesi gerektiğini, SGK tarafından ödeme yapılmış ise hesaplanacak tazminattan mahsubu gerektiğini, faiz talebinin hukuka uygun olmadığını, müvekkilinin temerrüde düşmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda 09.04.2025 tarihli hükümle; "...Tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; dava trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davası olduğundan, Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 2021/19605 Esas 2021/6472 Karar 11.10.2021 tarihli ilamı ile Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2020/10352 Esas 2021/2596 Karar 11.03.2021 tarihli ilamı doğrultusunda davacının maluliyetinin tespiti kaza tarihinde yürürlükte olan Erişkinle İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğ'e göre yaptırılmıştır. Yine bu ilamlar doğrultusunda aktüerya raporu TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak düzenlettirilmiştir.
Tarafların kusur durumlarına ilişkin yapılan değerlendirmede, adli tıp kurumu kusur raporunda da belirtildiği üzere, sürücü ...'un kavşağa geldiğinde sol tarafında kalan yola giriş yapmak için düz seyirle gelen ve geçiş üstünlüğü olan otomobile geçiş üstünlüğün vermeden dikkatsizce dönüşe geçtiğinden kazanın meydana gelmesinde %85 oranında kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır.
Mahkememizce resen müterafik kusur yönünden yapılan değerlendirmede ise; kaza tespit tutanağında davacı sürücünün emniyet kemeri takıp takmadığının belirsiz olarak işaretlendiği ve krokide de davacının aracının yol kenarında yan yattığının çizilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Davacı sürücünün aracı kaza nedeniyle yan yattığından, krokide sürücünün araçtan fırladığına dair bir tespit bulunmadığından, sürücünün emniyet kemeri takıp takmadığı tam olarak belirlenemediğinden ve aracın yan yatmış olması nedeniyle sürücünün emniyet kemeri takmasının meydana gelen maluliyetini engellemeyeceği kanaatine varıldığından, müterafik kusur indirimi yapılmamıştır. (emsal için bknz. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2022/13229 Esas 2024/10653 Karar ve 2022/9685 Esas 2024/5481 Karar sayılı ilamları)
Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen maluliyet, kusuru raporları ve aktüerya bilirkişi tarafından düzenlenen rapor hükme esas alınarak davacının maddi tazminat davasının sürücü yönünden tam kabulüne sigorta şirketi yönünden ise sigorta teminat limiti nedeniyle kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacının yaşı, meydana gelen kazadaki kusur durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, davacının maluliyeti nedeniyle çektiği acı ve duymuş olduğu üzüntünün boyutu, hakkaniyet ve manevi tazminat miktarının bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmaması ilkesi ve davacının uğradığı manevi zarar göz önüne alınarak ve davalının kusur durumu nedeniyle manevi tazminat davasının kabulüne dair..." gerekçesiyle
"...1-Davacının maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile;
1.254.571,21 TL'nin (sigorta şirketinin sorumluluğu 430.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, davalı sigorta şirketi yönünden 13.07.2022 tarihinden, diğer davalı ... yönünden 25.06.2021 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, sigorta şirketi yönünden fazla istemin reddine,
2-Davacının manevi tazminat davasının kabulü ile;
80.000,00 TL'nin 25.06.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,..." şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; Maluliyet tespitinin Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ile Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine aykırı yapıldığını, Sağlık Bakanlığının yetkili hastaneler listesinde yer almayan ve tazminat davalarında resmi bilirkişi sıfatı bulunmayan ... ... Adli Tıp Anabilim Dalı raporunun hükme esas alınamayacağını, raporda transvers proçes kırığının kalıcı ve stabil olduğuna ilişkin 12 aylık süreyi gösteren güncel radyolojik ve klinik tetkiklerin bulunmadığını, tedavi sürecindeki geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatlarından Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumlu olup sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığını, bakıcı tutulduğu belgelenmediği halde brüt asgari ücret üzerinden ve davacının yüzde 15 kusuru ile hastanede yattığı günler dışlanmaksızın yüzde yüz kusur üzerinden hatalı hesap yapıldığını, tazminat hesabının progresif rant yerine yüzde 1.65 teknik faizli TRH-2010 tablosuna göre devre başı ödemeli belirli süreli rant formülüyle yapılması gerektiğini, davacının kaza tarihindeki yaşı 21.78 iken bakiye ömrünün 9 ay fazla varsayılması sebebiyle 17.880,00 TL fazla tazminat hesaplandığını, baş bölgesinden yaralanması ve istiap haddinin aşılması karşısında emniyet kemeri takmadığının gözetilerek yüzde 20 müterafik kusur indirimi ve ayrıca ücretsiz taşınma nedeniyle yüzde 20 hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, maluliyet belgesi sunulmaksızın eksik evrakla yapılan başvuru nedeniyle dava şartının gerçekleşmediğini ve temerrüt oluşmadığı halde 25/05/2021 tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davanın 1.254.571,21 TL’ye ıslah edilip poliçe limiti olan 430.000,00 TL’nin kabulü ile 824.571,00 TL’lik kısmın reddedilmesine rağmen yargılama gideri ve vekalet ücretinin hakkaniyete aykırı paylaştırıldığını belirterek kararın kaldırılması ile davanın reddine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava; davalı sigorta şirketi tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesi ile teminat altına alınan, diğer davalının sürücüsü konumunda olduğu ...plaka sayılı araç ile davacının sevk ve idaresinde bulunan hususi aracın 25.06.2021 tarihinde meydana gelen trafik kazasıyla çarpışmaları neticesinde davacının uğradığı cismani zarara bağlı olarak 6098 Sayılı TBK 54. ve 56. maddeleri kapsamında açılan maddi manevi tazminat davasıdır.
İlk derece mahkemesince yazılı gerekçeyle maddi tazminatın kısmen kabulüne / kısmen reddine, manevi tazminat isteminin ise kabulüne karar verilmiş, davalı sigorta şirketi vekilince kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355.addesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme sonucunda;¸
1-) Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir.
Somut olayda; 17.09.2024 tarihli .... Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca üç adli tıp uzmanı hekim tarafından düzenlenen rapora göre Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik gereği davacının %14 oranında malul olduğu belirtilmiştir.
Davacının vücudunda oluşan arazın niteliği ile (L1, L2, L3 vertebra sol transvers proçeslerde lineer deplase fraktür meydana geldiği - (omurga kemiklerinde kırık oluştuğu), davacıda kalça ve eklem hareket kısıtlılığı şikayeti olduğunun raporda yazılı olduğu) belirlenen maluliyet oranı göz önüne alındığında Yönetmelikte belirlenen kriterleri karşılama hususunda tereddüt hasıl olmuştur. Ayrıca kaza nedeniyle oluşan omurga kemik kırıkları kapsamındaki arazın incelenmesi için gerekli olan ortopedi ve tramvoloji uzmanı ile fizik tedavi uzmanı hekimin raporu hazırlayan heyette yer almadığı, buna göre söz konusu raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı görülmüştür.
Bu durumda ilk derece mahkemesi tarafından davacının kazaya ilişkin tüm tedavi evrakı eklenip (inceleme konusuna göre şayet eksik varsa temini ile) dosyada bulunan raporlar da irdelenmek ve davacı asil bizzat muayene edilmek suretiyle kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre, içerisinde adli tıp uzmanı ve diğer arazlar gözetilerek ortopedi uzmanı ve fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanının da bulunduğu davacının ikametgahına en yakın üniversitenin adli tıp bölümünden ayrıntılı, gerekçeli, kaza ile illiyet bağı kuran, denetime elverişli bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken; eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. (emsal için bknz. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2026/4315 E. 2026/4930 K. Sayılı, 2024/13503 E. 2026/5008 K. Sayılı, 2024/2862 E. 2026/262 K. sayılı ilamları)
2-) Kabule göre ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297 nci maddesinin 2 nci fıkrası "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." hükmünü haizdir. Bu düzenlemeye göre hüküm sonucu kısmında taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak nitelikte belirtilmesi gerekir ve bu yön, kamu düzenine ilişkindir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesinde, bedensel zarar kapsamına giren zarar türleri örnekseme yoluyla sayılmış olup kazada yaralanan kişi, maluliyetinin oluşması halinde oluşacak sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik zararlarını bedensel zararlar klozundan, sürekli bakıcı gideri, geçici bakıcı gideri ve tedavi giderlerini ise tedavi giderleri klozundan karşılanmak üzere sigorta şirketinden talep edebilir. (bknz. Yargıtay 4. H.D.2024/9144 E. 2025/15296 K. Sayılı ilamı)
Yapılan açıklama ışığında istinaf incelemesine konu mahkeme gerekçeli kararının hüküm kısmının (1) no'lu bendinde "Davacının maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 1.254.571,21 TL'nin (sigorta şirketinin sorumluluğu 430.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, davalı sigorta şirketi yönünden 13.07.2022 tarihinden, diğer davalı ... yönünden 25.06.2021 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, sigorta şirketi yönünden fazla istemin reddine," denilmek suretiyle toplanarak hesaplanan netice miktarın ilgili zarar kalemleri yönünde hangi klozdan karşılanması gerektiğine ilişkin tereddüt oluşturulduğundan anılan hüküm fıkrasının 6100 sayılı HMK 297. maddesine aykırılık oluşturduğu anlaşılmıştır. Eş söyleyişle ZMMS poliçesinde "SAKATLANMA VE ÖLÜM" teminatı kişi başına 430.000 TL, "SAĞLIK GİDERİ" teminatı kişi başına 430.000 TL teminat limiti ile sınırlıdır. Bu halde hükmün, kabul edilen tazminat kalemleri yönünden ayrı ayrı belirtilmek ve davalı sigorta şirketinin poliçe dahilinde ilgili teminat klozundaki sorumluluk limiti kararda açıkça gösterilmek suretiyle (sigorta limitiyle sorumluluk esası dahilinde yargılama giderleri açısından da) usuli kazanılmış hak dengesi gözetilerek HMK 297. maddesine uygun tesis edilmesi gereklidir.
3-) Yine kabule göre maddi tazminatın vaki ıslah dilekçesine göre 1.254.571,21 TL üzerinden talep gibi kabulü ile sigorta şirketi yönünden teminat limiti ile sorumluluğa hükmedildiği halde sigorta şirketinin poliçe teminat limiti ile sınırlı sorumluluğuna karar verilmesi teminat limitini aşan talep bakımından davanın kısmen reddedildiği anlamına gelmeyeceği için ... no'lu bendin başlığında "maddi tazminat davasının kısmen kabulüne" denilmek suretiyle hüküm içerisinde çelişki oluşturulması da hukuka aykırıdır.
4-) Açıklanan nedenlerle, HMK'nın 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde davalı sigorta vekilinin istinaf başvurusunun (1.), (2.) ve (3.) bent dahilinde yapılan açıklamalar kapsamında kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)/a-6 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, kaldırma neden ve şekline göre (1.), (2.) ve (3.) numaralı bentlerde karşılanan istinaf itirazları dışındaki sair istinaf nedenlerinin ilgili yönetmelik hükümleri dahilinde usulüne uygun maluliyet raporu alındıktan sonra muhtemel yönde maddi tazminata yönelik rapor dahilinde tartışılabileceğinden bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekili istinaf kanun yolu başvurusunun (1.), (2.) ve (3.) bent dahilinde yapılan açıklamalar kapsamında KABULÜ ile mahkemece verilen hükmün HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, kaldırma neden ve şekline göre (1.), (2.) ve (3.) numaralı bentlerde karşılanan istinaf itirazları dışındaki sair istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
2-Dava dosyasının HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında alınan peşin harçların yatıran taraflara iadesine,
4-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde verilecek yeni kararda dikkate alınmasına,
5-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemesince yerine getirilmesine,
6-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi doğrultusunda yatırılan teminat olması halinde yatıran tarafa İADESİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliğiyle HMK'nun 362-(1)/g maddesi gereğince kesin olmak üzere 21/09/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.