Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1202 E. 2024/1202 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1202
Karar No
2024/1202
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1202 - 2026/1531 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/1202 KARAR NO : 2026/1531 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 04/04/2024 NUMARASI : 2023/459 E. - 2024/164 K.

DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 04/04/2024 tarih ve 2023/459 E. - 2024/164 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin "..." görselli markanın 01, 29, 31, 35, 36, 41, 43, 44 ve 45. Sınıflara mal ve hizmetlerde tescili için yaptığı 2021/172322 sayılı marka başvurusunun, davalı firmanın tescilli “...”lı markalarını mesnet göstererek yapmış olduğu itirazlar neticesinde kısmen dahi olsa nihai olarak reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan ayırt edilemeyecek derecede benzer olmadığını, dava konusu edilen markada kullanılmış olan şekil unsurunun bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, aralarından sadece “...” ibaresinin seçilerek markaların karşılaştırılmasının ve aralarında karıştırılma ihtimali olduğunun söylenmesinin marka hukukuna göre mümkün olmadığını, taraf markalarında ortak olan “...” ibaresinin bilinen anlamı nedeniyle markasal hüviyette ayırt ediciliğinin zayıf bulunduğunu, müvekkilinin markasında geçen kelime unsurunun da isminden ve soy isminden müteşekkil olduğunu ileri sürerek YİDK'nın 2023/M-7825 sayılı kararının iptaline, marka başvurusunun reddedilen tüm mal ve hizmetler yönünden de tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili, müvekkilinin bakliyat sektörünün lider firmalarından biri olduğunu, “...”lı seri markalarının yurt içinde ve yurt dışında tanınmış markalar olduğunu, hal bu iken davacının “...” ibareli markayı davalının markalarının tescilli olduğu ve tanındığı gıda emtiasında tescil ettirmek istemesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, zira taraf markalarında ortak olarak yer alan “...” ibaresini gören ortalama tüketicilerin, davacının markasının davalının seri markalarının bir devamı olarak algılamasının ve markaları karıştırmasının yüksek ihtimal olduğunu, dava konusu edilen markada öne çıkan ibarenin "..." olduğunu ve markadaki asli unsurun “...” ibaresi olduğunun uzman olmayan bir gözle dahi görülebildiğini, ayrıca davacının davalının markalarının tanınmışlığından haksız bir yarar elde edeceğinin açık olduğunu, nitekim davalının “...” unsurlu seri markalarının ihlali nedeniyle “...”lı markalara karşı açılan davalarda davalının iddialarının dosyalara sunulan bilirkişi raporlarıyla da teyit edildiğini, bu raporların somut uyuşmazlığa emsal nitelikte olduğunu, bu raporların hepsinde davalının “bakliyat, hububat, hazır çorba ve yem” emtiasında “...” markasının gerçek hak sahibi olduğunun kabul edildiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraf markalarının görsel, işitsel, kavramsal açılardan ve genel görünümleri itibariyle benzer olmadığı, davacının markasının kapsamına alınmak istenilen/markanın kısmen reddedildiği tüm emtia açısından emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, davacının markasının kapsamına alınmak istenilen emtiadan gıda ile doğrudan ilintili olanların hitap ettiği tüketici kesiminin, bu emtiayı satın aldıkları anda bilinç seviyelerinin yüksek olmadığı, diğer emtia yönünden ise bunun aksinin söylenebileceği gerekçesi ile davanın kabulüne, ...2023-M-7825 sayılı YİDK kararının reddedilen kısımlar yönünden iptaline karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacı tarafın marka başvurusu ile müvekkili adına tescilli seri marka ailesi aynı sektörde yer almakta olup, davacı tarafın markasını müvekkili şirket markaları ile aynı emtiada tescil ettirmek istediğini, bu hususun gerekçeli kararda da belirtilmesine rağmen davanın kabulünün hatalı olduğunu, dava konusu markanın tescil edilmesi istenilen sınıfların, müvekkilinin esas unsuru ... ibaresi olan seri marka ailesini uzun yıllardır kullanmakta olduğu, tüketici nezdinde tanınır ve bilinir hale geldiği sınıflar olduğunu, markalar arasında iltibas bulunduğunu, "..." ibaresinin markasal hüviyette zayıf olduğunun tespitinin hatalı olduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış marka olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davaya konu edilen marka başvurusu ile ret kararına mesnet gösterilen markalar arasında yerel mahkeme tarafından davanın kabulüne yönelik verilen mal veya hizmet emtiasına ilişkin, benzerlik veya karıştırılma ihtimali bulunduğunu, somut olayda bütüncül değerlendirme yapılarak karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğunun tespit edildiğini, davaya konu marka başvurusu ve kısmi ret kararına itiraz gerekçesi markalar arasında tescil kapsamından çıkarılan mal veya hizmetler açısından karıştırılma ihtimali bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "ŞEKİL + ..." ibareli marka başvurusu ile itiraza mesnet "..." esas unsurlu markalar arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı, zira davacının markasının bütünsel anlamda farklı bulunduğu, bunun yanında isim soy isim ihtiva ettiği, bu hususların markalarda "..." ibarelerinin ortaklığından kaynaklanan yakınlaşmayı bertaraf ettiği, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makul düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, dava konusu marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden, karşı tarafın tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayacağı anlaşılmakla, davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı şirketten ve davalı ...alınması gereken 732,00'şer TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı şirket ve davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60'ar-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40'ar-TL'nin davalı şirketten ve davalı Türk Patent ve Marka Kurumundan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 11/09/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/09/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1202, K. 2024/1202, T. 25.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1202-e-2024-1202-k-ea5420435c20