Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1198 E. 2024/1198 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1198
Karar No
2024/1198
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1198 - 2026/1524 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/1198 KARAR NO : 2026/1524 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 04/04/2024 NUMARASI : 2022/485 E. - 2024/161 K.

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 04/04/2024 tarih ve 2022/485 E. - 2024/161 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflarca istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Asıl davada davacı vekili, müvekkilleri şirketin, davalılardan ..., LTD. adına 30. sınıftaki mal ve hizmetler için yapılmış olan 2021/117547 sayılı “...” marka başvurusundan haberdar olması üzerine, "..." esas unsurlu markalarına ayniyet derecesinde benzediği, tüketici kitlesi tarafından markaların birbirine karıştırılması, markalar arasında idari-ekonomik ve işletmesel bağ olduğu zannına sebep olacağı ve davalı şirketin, müvekkilleri markaları ve işletmesi ile iltibas yaratarak müvekkilleri işletmesi ve markaları üzerinden haksız kazanç elde etme gayesi içerisinde olacağı gerekçesiyle marka başvurusunun yayınına itiraz edildiğini, neticeten itirazların reddedildiğini, oysa müvekkillerinin “...” ibareli birçok tescilli markası olduğunu, davaya konu marka ile müvekkillerine ait markalar arasında SMK'nın 6/1. maddesindeki hükümler kapsamında benzerlik olduğunu, davaya konu marka başvurusunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek YİDK’nın 2022/M-12879 sayılı kararının iptaline, 2021/117547 sayılı ve "..." ibareli marka başvurusu tescil edilmişse hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak SMK 6/1 anlamında karıştırılma ve iltibas ihtimaline sebebiyet verecek düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının, kötüniyete ilişkin iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, öncelikle YİDK itiraz sürecinde itiraz dilekçelerinin eklerinde iddiasını ispatlar herhangi bir delil sunulmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı şirket vekili, müvekkilinin dondurma, süt, peynir, mayalı süt, kahve/içecek, hafif yemek/tatlı kategorilerinde tanınmış pek çok markası olduğunu, bunlar arasında “...” ve benzeri çok çeşitli markalar altında menşei Güney Kore’nin ötesinde küresel olarak ürünlerin satışa sunulduğunu, müvekkillerinin “...” markasının gerçek hak sahibi olduğunu, davacının, “...” markasını ve dahi “...” markasını kullanmadığını, itiraz aşamasında kullanıma davet edildiğinde 2014/80890 no.lu “...” markası için hiçbir kullanım ispat edemediğini, huzurdaki davada da 2014/80890 no.lu ... markasına dayalı davacı taleplerinin kullanım ispatlanamadığından reddinin talep edildiğini, markaların benzer olmadığını, markaların aynı malları kapsamadığını, davacı yanın idari aşamada SMK’nın 6/9. maddesine dayanmadığını, her halükarda da davacının kötüniyet iddiasının kabulünün mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Karşı davada davacı vekili, müvekkilleri şirketin huzurdaki davayı açmakta hukuki menfaati bulunduğunu, davalının 2014/80890 no.lu “...” markasını kullanmadığını, SMK’nın 26. maddesinde 9. maddede belirtilen hallerin mevcut olması halinde markanın iptaline karar verileceğinin açık bir şekilde belirtildiğini, markanın tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde haklı bir neden olmadan kullanılmamasının veya kullanımına 5 yıllık bir süre için ara verilmesinin markanın iptali nedeni olduğunu, kendilerince yapılan araştırma neticesinde davacı/karşı davalının adına tescilli 2014/80890 no.lu “...” markasını Türkiye’de SMK’nın 9. maddesi bağlamında kullanmadığının tespit edildiğini ileri sürerek, davalı adına, 30. sınıfta tescilli olan 2014 80890 no.lu “...” markasının tescilli olduğu sınıflarda SMK’nın 9, 26 ve geçici 4. maddeleri uyarınca kullanılmadığının tespiti ile iptaline ve sicilden terkinine, 2014/80890 no.lu “...” markasının iptali kararının SMK m. 27/2 doğrultusunda müvekkillerinin asıl dava konusu 2021/117547 “...” markasının başvuru tarihi olan 23.08.2021 tarihinden bir gün öncesi olan 22.08.2021 tarihinden itibaren etkili olacağının hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Karşı davada davalı şirket vekili, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, karşı davanın huzurdaki dava için bağlayıcı olmadığı gibi bekletici mesele veya ön sorun olarak ele alınamayacağını, “...”, “...” ve “...” markalarının müvekkilleri tarafından kullanılmadığını, müvekkillerinin “...” markalarını 30. sınıfta tüketici algısında bilinir ve ayırt edici kılacak biçimde ciddi olarak kullandığını, davalı yanın iş bu davayı açmakta kötü niyetli olduğunu, hukuka uygun taraf ehliyetinin mevcut olmadığını ifade ederek, davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu markanın dava konusu edilen 30. sınıfta yer alan malların tamamının davacı şirket markalarının tescilli olduğu sınıfta yer alan mallar ile aynı / aynı tür olduğu, davalı şirketin, marka başvuru aşamasında, davacı tarafından yapılan itiraz ile kullanım ispatı talebinde bulunduğu, davalı yanın aynı talebini dava aşamasında hükümsüzlük talebi açısından tekrarladığı, davacı yanın itiraz aşamasında kullanım ispatına yarar bilgi veya belge sunmadığı, dava aşamasında ise ... marka kayıtları sunmuş olduğu, davacı yanın 2014/80890 sayılı “...” markası açısından kullanımı ispat edemediği, davacı yanın hem itiraz aşamasında hem de hükümsüzlük talebine mesnet olarak göstermiş olduğu, 2018/72671 ve 2020/122260 sayılı markaların bulunduğu, söz konusu markaların tescil tarihleri dikkate alındığında, markalar açısından kullanım ispatı ile kullanmama def’i talep edilemeyeceği, mal ve hizmetlerin karşılaştırılmasında da davaya konu marka ile aynı / ayrı tür veya benzer mallar içerdiği, kullanmama def’i talebinin davaya konu marka açısından fayda sağlamayacağı, taraf markalarına bakıldığında, kelime unsurlarından oluştuğu, davacı yan markalarının “...” ve “...” ibaresini, davaya konu markanın ise “...” ibaresini içerdiği, davacı yan markalarından 2014/80890 ve 2020/122260 sayılı markalar ile davaya konu marka arasında benzerlik bulunduğu, 2014/80890 sayılı marka açısından kullanım ispatı yapılamamakla, 6769 s. SMK’nun 6/1. maddesi kapsamında dikkate alınamayacağı, davalının, haksız kazanç, yedekleme, şantaj, spekülasyon vb. amaçlı tescil başvurusunda bulunduğunu gösterir her hangi bir belge bulunmadığından bahisle davalının kötü niyetli bir başvuruda bulunduğu iddiasının ispatlanamadığı, davaya konu markanın başvuru tarihinden geriye doğru işaretin tüketici nezdinde kalıcı hâle gelmesi sağlandığını gösterir bir kanaat oluşmadığı / dosya kapsamı itibari ile ticari etki yaratacak şekilde, TÜRKİYE’de ciddî kullanımın bulunmadığı, davalı şirketin, davaya konu markanın tescil talebine konu mal listesinde yer alan mallar açısından öncelik hakkına sahip olamayacağı, bu hali ile davalı şirket lehine gerçek hak sahipliği koşullarının oluşmadığı, davacının markanın kullanıldığına dair kabule yarar belge sunmadığı, bütün bu nedenlerle karşı davalı yanın karşı davaya konu markasını Türkiye’de ciddi olarak kullandığını ispat edemediği, tarafların sessiz kalma yolu ile hak kaybı iddialarının yerinde olmadığı gerekçesi ile asıl davanın kabulüne, YİDK'nın 2022/M-12879 sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, davaya konu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, karşı davanın kabulüne, 2014/808890 sayılı markanın kullanmama nedeni ile iptaline karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin “...” ibareli markasının ciddi bir biçimde kullanıldığını, müvekkili tarafından karşı davaya konu 2014/808890 numaralı, “...” ibareli markası ciddi bir biçimde kullanılıyor olmasına rağmen yerel mahkeme tarafından hatalı bir şekilde karşı davanın kabulüne karar verildiğini, davalı/karşı davacının hukuki yararının olmadığını, kötüniyetli olduğunu, ileri sürerek Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2022/485 Esas, 2024/161 Karar ve 04.04.2024 Tarihli yerel mahkeme kararı karşı dava yönünden kaldırılarak karşı davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin itirazlarının giderilmesi için dosyanın yeniden bilirkişiye göndermeksizin eksik incelemeyle karar verildiğini, müvekkilinin dondurma, süt, peynir, mayalı süt, kahve/içecek, hafif yemek/tatlı kategorilerinde tanınmış pek çok markası olduğunu, müvekkilinin ... markalı ürünleri piyasaya sürüldüğü 1992 yılından bu yana, Kore’de en çok satan dondurma ürünleri kategorisinde popülaritesini koruduğunu, müvekkilin ... markasının gerçek hak sahibi olduğunu, mahkemenin davalının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğramadığına dair değerlendirmesinin hukuka uyarlı olmadığını, markaların ibarelerinin ve kapsamlarının benzemediğini ileri sürerek, yerel mahkemenin asıl davaya ilişkin verdiği kabul kararının usul ve yasaya aykırı olması sebebiyle kaldırılmasını, asıl davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, bütünsel karşılaştırmanın esas olması hususu dikkate alındığında taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak SMK'nın 6/1. maddesi anlamında karıştırılma ve iltibas ihtimaline sebebiyet verecek düzeyde benzerlik bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Asıl dava, YİDK kararının iptali, marka hükümsüzlüğü ile sicilden terkin, karşı dava markanın kullanmama nedeniyle iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli marka başvurusu ile itiraza mesnet tescilli markalar arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunduğu, zira, davacı yan markalarının “...” ve “...” ibaresini, davaya konu markanın ise “...” ibaresini içerdiği, davacı yan markalarından 2014/80890 ve 2020/122260 sayılı markalar ile davaya konu marka arasında benzerlik bulunduğu, 2014/80890 sayılı marka açısından kullanım ispatı yapılamamakla, 6769 s. SMK’nun 6/1. maddesi kapsamında dikkate alınamayacağı, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makul düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, dava konusu marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden, karşı tarafın tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki marka arasında yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile mesnet marka arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği, davaya konu markanın Türkiye’de ciddî kullanımın bulunmadığı, davalı şirket lehine gerçek hak sahipliği koşullarının oluşmadığı, davacının markanın kullanıldığına dair kabule yarar belge sunmadığı, bütün bu nedenlerle karşı davalı yanın karşı davaya konu markasını Türkiye’de ciddi olarak kullandığını ispat edemediği, tarafların sessiz kalma yolu ile hak kaybı iddialarının yerinde olmadığı, davalının kötüniyetli bir başvuruda bulunduğu iddiasının ispatlanamadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00'şer-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, taraflarca istinaf başvurusunda yatırılan 427,60'ar-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40'ar-TL'nin taraflardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında taraflarca yapılan yargılama giderlerinin taraflar uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 11/09/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/09/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1198, K. 2024/1198, T. 25.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1198-e-2024-1198-k-c244a6e137ae