Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/2835 E. 2024/2835 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/2835
- Karar No
- 2024/2835
- Karar Tarihi
T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/2835 - 2026/2416 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/2835 KARAR NO : 2026/2416
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/06/2024 NUMARASI : 2022/101 Esas, 2024/513 Karar
DAVACILAR :1- VEKİLLERİ : Av. DAVALILAR :1- VEKİLLERİ : Av. DAVANIN KONUSU : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ : 29/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/09/2026
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07.06.2024 tarih 2022/101 Esas 2024/513 Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların iddia ve savunmalarının özeti: DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacılardan ...'in eşi diğer davacılardan ... ve ...'in anneleri, diğer davacı ...'nın kızı olan ...'nın, 29.01.2020 tarihinde davalılardan ... sevk ve idaresindeki ... plaka numaralı ticari taksi vasfındaki araçta yolcu konumunda seyahat etmekte iken, davalılardan ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı araca çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında vefat ettiğini, kazanın meydana gelişinde davacıların murisinin yolcu olarak seyahat etmesi nedeni ile yani diğer bir ifade ile zarar gören 3. kişi konumunda olması sebebi ile herhangi bir kusurunun bulunmadığının tartışmasız olduğunu, davaya konu kazadan dolayı davalılardan ... aleyhine taksirle ölüme sebebiyet verme suçundan .... Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/134 Esas sayılı dosyası ile kamu davası açıldığını, bu davanın halen istinaf aşamasında olduğunu, davalılardan ... hakkında ise diğer davalı araç sürücünün olayın meydana gelişinde %100 kusurlu olduğu gerekçesi ile takipsizlik kararı verildiğini, davacılar tarafından hem Asliye Ceza Mahkemesi kararına hem de takipsizlik kararına karşı istinaf ve itirazlar yapıldığını, kusur durumunun değişmesi ihtimaline binaen her iki araç sürücüsüne karşı dava ikame edildiğini, ayrıca davalılardan ...'in kazanın meydana gelişinde kusursuz olduğu yolunda yapılan değerlendirme ve tespitler ile bu tespite esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, davalı sigorta şirketlerine dava ikamesinden ve arabuluculuk sürecinden evvel gerekli bilgi ve belgeler iletilmek sureti ile davacıların maddi zararlarının karşılanması için müracaatta bulunulduğunu, ancak sigorta şirketlerince her hangi bir ödeme yapılmadığını, TTK'nin 1146. maddesinde belirlenen 3 aylık süre geçmiş olmasına rağmen herhangi bir tazminat ödemesi yapılmadığını ileri sürerek, fazlaya dair her türlü talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla, öncelikle, TTK'nin 1447. maddesi ikinci fıkrası hükmü gereğince mahkemece ön bir aktüerya raporu alınarak tespit edilecek maddi zararın en az yüzde ellisinin davacılara avans olarak ödenmesine karar verilmesi talep ettiklerini, davacıların hak ve alacaklarının dava boyunca güvence altına alınabilmesi ve dava sonucunda da hükmedilecek tazminatın infazının sağlanabilmesi adına davalıların uhdesinde bulunan taşınmaz ve araçlara ihtiyati tedbir konulmasını talep ettiklerini, huzurdaki dava miktarı belirsiz tazminat davası olduğundan davacıların talep edebilecekleri maddi tazminatı miktarının (destekten yoksun kalma) tespit edilerek ileride harcı tamamlanmak üzere her bir davacı yönünden 100,00 TL olmak üzere ceman 400,00 TL'nin davalı gerçek kişiler yönünden kaza tarihinden, davalı şirketler (poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) yönünden ise temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacılardan ... ve ...'ın annesini, ...'ın eşini, ...'nın ise kızını kaybetmiş olması sebebi ile ... ve ... için ayrı ayrı 150.000,00 TL, ... için 200.000,00 TL, ... için ise 150.000,00 TL olmak üzere ceman 650.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalı ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili Av. ... sunduğu cevap dilekçesinde özetle; dava şartı olan arabuluculuğa başvurma yartı yerine getirilmeden dava açıldığını, bu nedenle davanın dava şartı eksikliği nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, HMK'nin 119/1-f bendindeki şartların dava dilekçesinde sağlanmadığını, bu şartların yerine getirilmesi için davacılar vekiline süre verilmesi gerektiğini, dava konusu trafik kazasında davalı ...'in kusuru bulunmadığını, bu nedenle bu davalı yönünden davanın reddinin gerektiğini, davalı ...'e ait taşınmaz ve araçların doğrudan dava konusunu oluşturmadığını, bu sebepten ötürü davacıların tedbir talebinin reddinin gerektiğini savunarak; haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın öncelikle dava şartı eksikliği nedeni ile usulden reddine karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine karar verilmesini, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacılardan karşılanmasına karar verilmesini talep etmiştir Davalı ... vekili Av. ... sunduğu cevap dilekçesinde özetle; davaya konu kazanın yaşandığı yerin, Mersin - Adana otoban yolunda bulunan ... Viyadüğü üzerinde olduğunu, olay günü olan 29.01.2020 tarihinde ... Viyadüğü başında, Karayollarının çalışması nedeni ile en sağ şeritin trafiğe kapatılmış olduğunu, trafiğin orta ve en sol şeritten akmaya devam ettiğini, 29.01.2020 tarihinde sabah 05.30 saatlerinde, davalı ...'ın sevk ve idaresinde olan ... plakalı ... marka model ticari taksi ile seyir halinde olduğunu, diğer davalı ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonetin de ayrı yerde seyir halinde olduğunu, ... viyadüğü devam ettiği sırada yol çalışmaları nedeni ile en sağ şerit kapatıldığından, davalı ...'ın önünden giden kamyonet, sinyal vermeden ve kontrolsüz bir şekilde aniden davalı ...'ın bulunduğu şeride yanaşmaya çalıştığını, davalı ...'ın sevk ve idaresindeki araç ile kendi şeridinde ilerlerken, yüklü bir kamyonun aniden ve sinyalsiz bir şekilde kendi şeridine yanaşması sonucunda, davalı ... tarafından kazanın önüne geçilmesi için her türlü çabanın harcandığını, ancak kazaya engel olamadığını, davalı ...'ın aracında bulunan yolcusunun önce yaralandığını, ardından kaldırıldığı hastanede yaklaşık bir buçuk ay süre sonra vefat ettiğini, davalı ...'ın olay anında yaralı olan yolcuyu araçtan dışarı çıkardığını, yoldan geçen araçları durdurup ambulans çağırttığını, kamyon sürücüsünün ise olaydan sonra yardım amacı ile durmadığını, kazazedeleri olay yerinde bırakıp kaçtığını, kazanın meydana geldiği yolda Karayollarının yol çalışması nedeni ile yolun en sağ şeridi trafiğe kapatılmış olduğunu, ancak yolda kazayı önleyecek yeterli ve gerekli tabelalandırma ve ışıklandırma yapılmadığını, yolda önleyici tedbirler alınmadığını, davalı ...'ın bu kazada hiçbir kusuru bulunmamasına rağmen yapılan hatalı tespitin, davalı ...'ın içerisinde bulunduğu durumu daha da zora soktuğunu, ceza dosyasında görüleceği üzere davalı ...'ın alınan ifadesinde üzerine düşen maddi ve manevi sorumluluğu dile getirdiğini, davacılar tarafın hiçbir şey istemediklerinin sübut olduğunu, bu sebeple davacının maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini, savunarak haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekili Av. ... sunduğu cevap dilekçesinde özetle; İş bu dava açılmadan arabuluculuğa başvuru yapılmadığını dava şartı yerine getirilmediğinden davanın usulden reddine karar verilmesinin gerektiğini, esasa ilişkin olarak, müvekkili şirketinin sorumluluğunun, sigortalının kusurlu olması halinde söz konusu olduğunu, Söz konusu kazada müvekkil şirket sigortalısının herhangi bir kusuru olmadığından müvekkil şirket aleyhine tazminata hükmedilmesinin mümkün olmadığını, bununla birlikte, müvekkili şirket sigortalısı olan sürücünün kusursuz olduğunu belirterek neticede, davanın dava şartı eksikliği nedeniyle reddine, esas incelemesi yapılacak ise; Kusur ve illiyet bağı tespiti için ceza yargılaması evraklarının celbi sonrası bilirkişiye gönderilmesine, alanında uzman bilirkişilerce poliçe tanzim tarihi uyarınca poliçe tanzim tarihi uyarınca TRH-2010 mortalite tablosu ve %1,8 teknik faiz dikkate alınarak azami poliçe limitleri ve aktüeryal kurallar gözetilerek hesaplama yapılmasına, usule aykırı başvuru nedeniyle müvekkil şirket temerrüde düşmediğinden, müvekkil şirket aleyhine faize hükmedilmemesine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ 07.06.2024 TARİHLİ KARARI: Kusur durumu, ceza dosyası, olayın gerçekleştiği tarih ve dosyamız kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; ölümle neticelenen kazadan dolayı müteveffanın eşi ..., annesi ... ve çocukları ... 'nın ve ...'ın manevi zarar gördükleri, olaydan dolayı üzüntü ve elem duydukları sabit olduğundan, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, olayın meydana geldiği tarih, kazanın davacılarda yarattığı etki ve kusur durumu birlikte değerlendirilmek suretiyle; davacılar tarafından, Davalı ... hakkında açılan manevi tazminat davasının kısmen kabul kısmen reddine, davacı ... için 150.000,00 TL, davacı ... için 100.000,00 TL , davacı ... için 100.000,00 TL, davacı ... için 100.000,00 TL manevi tazminatın müteveffanın ölüm tarihi olan 27/02/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak ayrı ayrı davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar vermiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketine poliçe genel şartları ve mevzuat çerçevesinde usulüne uygun herhangi bir başvuru yapılmadığını, dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, Müterafik kusur indirimi ve hatır taşımacılığı indirimi uygulanması gerektiğini, Kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkil sigorta şirketi aleyhine hüküm kurulması durumunda müvekkili şirketin ancak dava başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizden sorumlu tutulabileceği kanaatinde olduklarını, bu nedenlerle kararın kaldırılmasını talep ettiği anlaşılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalan davacıların maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin usule uygun başvuru yapılmadığına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davalı sigorta vekili kaza tarihinden önce davacıların usulüne uygun bir şekilde başvuruda bulunmadığını ileri sürmüştür. Dava, ölümlü trafik kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Kaza tarihinde ve poliçenin düzenleme tarihinde yürürlükte bulunan 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun ‘Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı’ başlıklı 97. maddesinde (Değişik:14/04/2016-6704/5 md.) “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.” düzenlemesi yer almaktadır. Dosya kapsamı incelendiğinde davacıların davadan önce 27.09.2021 tarihli dilekçe ve ekindeki kaza tespit tutanağı, gelir durumuna ilişkin belgeler ve .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2020/134 Esas, 2021/330 Karar sayılı dosyası ile davalı sigorta şirketine usulüne uygun şekilde başvuru yaptıkları dosyaya sunulan başvuru evrakları ve tebliğe ilişkin kargo firmasına ait belgeden anlaşılmıştır. Kaldı ki; somut olayda davacılar vekilinin, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrasında; "İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine ilişkin aşağıdaki hükümler uygulanır." hükmü gereği arabulucuya başvurduğu ve taraflar arasında yapılan arabuluculuk görüşmesi neticesinde, düzenlenen 19.01.2022 tarihli arabulucuk son tutanaklarından tarafların anlaşamadıkları görülmüş ve her iki taraf vekilininde iş bu görüşmede hazır bulunduğu ve arabuluculuk son tutanağı anlaşmamazlık belgeleri üzerinde imzalarının bulunduğu görülmüştür. 2918 Sayılı KTK'nın 97. maddesi belirtilen sigorta şirketine başvuruya ilişkin dava şartı incelendiğinde, işbu başvurunun yazılı şekil şartı dışında başka bir şekil şartına bağlanmadığı ve yine bu başvurunun arabulucu vasıtasıyla yapılmasını engelleyen bir hüküm de bulunmamaktadır. Buna göre davacılar vekili tarafından iş bu eldeki tazminat davası açılmadan önce yukarıda açıklandığı gibi 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrası gereğince arabulucuya başvuru yapılmış arabulucu tarafından davalı sigorta şirketi vekili usulüne uygun şekilde görüşmeye çağrılmış, taraflar arasında bir arabulucu görüşmesi yapılmış ve fakat taraflar uzlaşamamışlardır. Bilindiği üzere Yargıtay 4 Hukuk Dairesi'nin yerleşik kararlarına göre sigorta şirketine poliçeden kaynaklı olarak açılan maddi tazminat davalarında KTK 97 maddesi gereğince sigorta şirketine başvuru zorunluluğu bulunduğundan ayrıca 6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereğince arabulucuya başvuru zorunluluğu bulunmamakta bu husus dava şartı olarak kabul edilmemektedir. KTK 97 maddesinde sigorta şirketine yazılı olarak başvuru şartı bulunmaktadır. Bunun dışında başvurunun ne şekilde yapılması gerektiğine ilişkin bir şekil şartı bulunmamaktadır. Eldeki dosyada davacı tarafından 6325 sayılı yasa kapsamında arabulucuya başvuru yapılmış ve olup bu başvuru üzerine taraflar arabulucuda gerekli görüşmeyi yapmış ve fakat anlaşamamışlardır. Buna ilişkin olarak yazılı olarak bir anlaşmama son tutanağı düzenlemiştir. Taraflar arasında yapılan müzakerelere ilişkin olarak davalı sigorta şirketi temsilcisi ile davacılar vekili ve arabulucu tarafından imzalanan bir son tutanak bulunduğuna göre davalı sigorta şirketine yazılı olarak başvuru yapılmadığı söylenemez.Bu nedenle davalı vekilinin istinaf talebi yerinde görülmemiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin faizin türüne yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davalı vekili her ne kadar hükmolunan tazminata uygulanacak faizin türünün ancak yasal faiz olabileceğini ileri sürmüş ise de; davacıların murisinin vefatına sebebiyet veren ve davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından sigortalanan ... plakalı aracın ruhsat kaydına göre ticari kullanımda olan taksi olduğu anlaşıldığından mahkemesince avans faizine hükmedilmesi gerekmekte ise de hükmolunan tazminata yasal faiz uygulanmasına karar verilmiş olduğu ve bu hususun da davalının lehine olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin müterafik kusur ve hatır taşıması indirimine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davalı vekilince müteveffanın zararın artmasına sebebiyet verdiği, bu nedenlerle hükmedilen tazminat miktarından müterafik kusur sebebiyle indirim yapılması gerektiği iddia edilmiş, mahkemece, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52.maddesi (818 sayılı BK 44) gereğince desteğin müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı ve tazminattan indirim yapılıp yapılmaması gerektiği hususu tartışılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu hususun değerlendirilmemiş olduğu anlaşılmıştır. Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın md. 52. maddesinde (Borçlar Kanunu'nun 44.) düzenlenmiştir. Zarar görenin kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve trafik mevzuatı uyarınca sürücü ve yolcuların araçların kullanılması sırasında koruyucu tertibatları kullanması zorunludur. Yargıtay 4. H.D'nin 20.02.2023 tarihli 2021/23184 E. 2023/2035 K. Sayılı ilamı ile; "2918 sayılı Kanun'un "Sürücülerin ve yolcuların koruyucu tertibat kullanma zorunluluğu" kenar başlıklı 78 inci maddesi şöyledir; "Belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanmaları zorunludur. Kullanma ve yolların özelliği gözetilerek hangi tip araçlarda sürücülerinin ve yolcularının şehiriçi ve şehirlerarası yollarda hangi şartlarda hangi koruyucu tertibatı kullanacakları ve koruyucuların nitelikleri ve nicelikleri ile emniyet kemerlerinin hangi araçlarda hangi tarihten itibaren kullanılacağı yönetmelikte belirtilir." Dosya kapsamı incelendiğinde, takside yolcu olarak bulunan müteveffanın emniyet kemeri takıp takmadığı tespit edilememiş olup, araç dışına fırlama öyküsünün de bulunmadığı anlaşılmakla müteveffanın müterafik kusurunun bulunduğuna yönelik istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Diğer yandan davalı vekili hükmolunacak tazminattan hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini ileri sürmüş olup; hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda 6098 sayılı TBK’nin 51. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hakim tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda değilse de, bunun dahi gerekçesini kararında tartışması ve nedenlerini göstermesi gerekir. Somut olayda davacıların murisi ...'nın, davalıya zorunlu trafik sigortalı ... plakalı ticari takside yolcu olarak bulunduğu ve taksiyle bir bedel karşılığı taşıma durumu söz konusu olacağından, aksi bir durumun ispat yükünün de davalı tarafta olup buna ilişkin dosyaya herhangi bir delil de sunulmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince davanın yazılı şekilde karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İlk Derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 24.928,83 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 6.235,00 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 18.693,83 TL harcın davalı ... Sigorta A.Ş.'den tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 29.09.2026
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.