Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1194 E. 2024/1194 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1194
- Karar No
- 2024/1194
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1194 - 2026/1527 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/1194 KARAR NO : 2026/1527 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 28/03/2024 NUMARASI : 2023/276 E. - 2024/142 K.
DAVANIN KONUSU : Yidk Kararının İptali ile Hükümsüzlük
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 28/03/2024 tarih ve 2023/276 E. - 2024/142 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin “...” esas unsurlu markasının ... nezdinde T/03137 numara ile tanınmış marka olarak kayıtlı olduğunu, müvekkiline ait “...” esas unsurlu markalar ile davaya konu “...” ibareli marka arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğunu, davalı markasının müvekkiline ait ... markasını doğrudan içerdiğini, “...” ibaresinin baskın unsur olarak anlaşılacağını, eklerin markanın yeterince farklılaşmasını sağlamayacağını, İngilizceden dilimize geçen dil kuralları sebebiyle günlük hayatta dahi birçok “...” harfi ile başlayan kelimenin “...” olarak yazıldığını ve seslendirildiğini, davaya konu marka başvurusu kapsamındaki sınıflar incelendiğinde, markaların emtia listesinde kapsanan sınıfların aynı olduğunu, davaya konu marka başvurusunun kötüniyetle yapılmış olduğunu ileri sürerek 2023-M-4326 sayılı YİDK kararının 29 ve 30. Sınıfın tamamı yönünden iptali ile davalı şirketin 2021/188178 başvuru numarası ile kayıtlı "..." ibareli marka başvurusunun tescil edilmesi halinde 29 ve 30. Sınıfın tamamı yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, başvuru markası olan ... ibareli marka görsel ve işitsel olarak davacı markalarından farklı olduğu gibi, taraf markalarının kavramsal olarak da farklı olduğunu, somut olayda 6769 sayılı SMK’nın 6/1. maddesinde düzenlenmiş iltibas koşulunun da oluşmayacağını, markalar arasında karıştırılacak derecede benzerlik bulunmadığından somut olayda tanınmışlık koşullarının da bulunmadığını, kötüniyet iddialarının ispat edilemediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı vekili, markaların karıştırılma ihtimalinin olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu markanın kapsamındaki malların davacı markalarının kapsamlarında benzer olarak yer aldığı, taraf markaları arasında işitsel, görsel ve anlamsal benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı, davacının tanınmışlık gerekçeli itirazının yerinde olmadığı, kötüniyet iddialarının ispat edilemediği gerekçesi davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, 6769 Sayılı SMK madde 6/1 hükmü uyarınca YİDK kararının iptaliyle dava konusu markanın hükümsüz kılınması gerektiğini, davalı yan markasının müvekkiline ait ayırt edici tanınmış ... ibareli markalarıyla iltibas ederek tüketici nezdinde karışıklığa sebebiyet vereceğini, müvekkilinin markalarının tanınmış olduğunu, tanınmış markanın iltibası artırıcı etkisine ilişkin gerekçeli kararda herhangi bir açıklamaya yer verilmediğini, davalının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, Yidk kararının iptali ile hükümsüzlük istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli marka başvurusu ile itiraza mesnet "..." esas unsurlu markalar arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı, zira taraf markalarında bulunan esas unsurların birbirinden farklı olduğu, dava konusu marka ile davacının markalarının esas unsurları arasında kavramsal olarak bir benzerlik bulunmadığı, dava konusu markanın “...” şeklinde, davacı markasının ise “...” şeklinde telaffuz edileceği, dolayısıyla markalar arasında işitsel farklılığın oluştuğu, yabancı dile hakim olmayan ortalama tüketicinin söz konusu ibareyi yazıldığı şekilde telaffuz etmesinin kuvvetle muhtemel olduğu, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin, iş bu davanın davacısının “...” ve “...” ibareli markaların hükümsüzlüğüne ilişkin açtığı davalara yönelik olarak verdiği; 2019/2008 Esas, 2020/4988 Karar ve 2016/9776 Esas, 2018/2497 Karar sayılı kararların da bu yönde bulunduğu, diğer yandan 6769 s. SMK'nın 6/5. maddesinin uygulanabilmesi için bir markanın tanınmışlığının tek başına yeterli olmadığı, dava konusu edilen markanın tanınmış markanın ayırt edicilik karakterini zedelemesi, tanınmış markanın itibarına zarar vermesi veya tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinden birinin gerçekleşmesinin gerekli olduğu, her ne kadar davacıya ait “...” ibareli markanın T/03137 sayı ile tanınmış olarak kabul edildiği tespit edilmişse de, dava konusu marka ile davacının “...” ibaresi içeren markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmaması ve dava konusu markanın davacı markasından haksız yarar sağlama, davacı markasının itibarına zarar verme, ayırt ediciliğini zedeleme ihtimali olduğunun davacı tarafından ispat edilemediği hususları birlikte değerlendirildiğinde somut olayda 6769 s. SMK'nın 6/5. maddesinin uygulanamayacağı, kötüniyet iddialarının ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 11/09/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/09/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.