Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/85 E. 2025/85 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/85
- Karar No
- 2025/85
- Karar Tarihi
T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/85 - 2026/2411 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/85 KARAR NO : 2026/2411
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/10/2024 NUMARASI : 2021/634 Esas, 2024/778 Karar
DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ : 29/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/09/2026
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 15.10.2024 tarih ve 2021/634 Esas, 2024/778 Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların iddia ve savunmalarının özeti: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 18/08/2019 tarihinde dava dışı sürücü ... sevk ve idaresindeki at arabasında yolucu olarak bulunduğu sırada sürücü ... idaresindeki ... plakalı araçla çarpışma neticesinde trafik kazası meydana geldiğini, müvekkili ...'nün yaralandığını, davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak taleplerinin karşılanmadığını, HMK'nın 107.maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak, toplanan deliller ve yapılacak tespitlerden sonra arttırılmak üzere her alacak kaleminde fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydı ile kalıcı iş göremezlik tazminatı olarak 100,00-TL, geçici iş göremezlik nedeniyle 100,00-TL, tedavi gideri olarak 100,00-TL ve iyileşme döneminde bakıcı masraf alacağı olarak 100,00 TL'nin sigorta şirketine başvuru tarihi olan 09/09/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. ISLAH : Davacı vekili 04.09.2024 tarihli dilekçesi ile dava değerini kalıcı işgöremezlik tazminatı yönünden 61.870,41 TL ve geçici işgöremezlik tazminatı yönünden 1.371,83 TL miktar üzerinden belirli hale getirmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davacının sürekli sakatlığının bulunmadığından haksiz taleplerinin reddinin gerektiğini, davacının geçici iş göremezlik tazminatı, geçici bakıcı gideri ve tedavi giderlerine ilişkin taleplerinin trafik poliçesi teminatı dışında olduğunu, tazminata hükmedilmesi halinde uyuşmazlığa konu kazada başvuranın müterafik kusuru bulunması nedeniyle tazminattan indirim yarılmasını talep ettiğini, davacının faiz taleplerinin kabulünün mümkün olmadığını, trafik kanunu ve tarfik sigortası genel şartları düzenlemelerindeki yükümlülükler yerine getirilmeden doğrudan sigorta tahkim komisyonuna başvurulmuş olması nedeniyle HMK 155.maddesi gereği dava şartı yokluğu nedeniyle başvurunun usulden reddini, teminat kapsamında bulunmayan taleplerin reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinden müvekkil şirketin sorumlu tutulmamasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; 49.496,32 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı ile 1.097,46 TL geçici iş göremezlik tazminatının 20/09/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacının fazlaya dair talebinin reddine karar verildiği görüldü. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu kazanın meydana gelmesinde ... plaka sayılı otomobil sürücüsünün tam kusurlu olduğunu, hükme esas alınan kusur raporunun eksik ve yetersiz inceleme sonucu hazırlanmış olduğunu, maluliyete yönelik düzenlenen ATK raporunun da hatalı olduğunu ve müvekkilinin engel oranının daha yüksek olduğunu, ilk derece mahkemesince müterafik kusur indirimi yapılmasının yerinde olmadığını ayrıca ... plaka sayılı araç sürücüsünün %25 oranında tali kusurlu olduğu kabul edilerek hazırlanan bilirkişi raporuna göre tazminata hükmedilmiş ancak müterafık kusur indirimi yapılmış olduğunu, bu yönüyle de kararın yerinde olmadığını beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazası sonucunda oluşan cismani zarar nedeniyle kalıcı iş göremezlik, geçici iş göremezlik ile tedavi ve bakıcı giderinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekilinin kusura yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Olay tarihli kaza tespit tutanağı incelendiğinde, kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsü ...'in 2918 sayılı KTK'nun 52/1-b maddesindeki aracın hızını kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uygun kullanmak kuralını ihlal ettiğinden tali kusurlu olduğu, at arabası sürücüsü ...'nün 2918 sayılı KTK'nun 53/1-b maddesindeki sola dönüş kuralını ihlal ettiğinden asli kusurlu olduğu belirtilmiştir. Dosyada mevcut kaza anını kısmen gösterir kamera görüntülerinin bulunduğu CD incelendiğinde; yolun en sağında bir at arabasının arkasında takılı römorku ile birlikte görüntüye girdiği ve saat 08.12-35 saniyesinde sola dönüş yaptığının görüldüğü, at arabasının dönüşe devam ettiği ve dönüşünü tamamlamak üzere olduğu sırada 08.12-38 sırasında arkasından gelen ve kamera kaydına göre hızlı olduğu görülen koyu renkli aracın at arabasının römork kısmına çarptığı anlaşılmıştır. Bu kayıtlar incelenmek suretiyle mahkemesince trafik bilirkişiden alınan 13.01.2022 tarihli kusur raporunda; at arabası sürücüsü ...'nin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 53/1b maddesi “Sola dönüş kurallarına riayet etmemek” ve aynı kanunun 67. "sağa/ sola dönüş manevraları sırasında ön, arka ve yanlarda bulunan trafik durumunu kontrol etmemek” maddelerinde belirtilen kural ve yasakları ihlal ettiği, sevk ve idare ettiği at arabası ile seyrettiği devlet karayolu üzerinde Adana istikametinden ... istikametine giderken ... Müdürlüğü kavşağına geldiğinde karayolu üzerinde arka gerisinden gelen taşıt trafiğini dikkatlice kontrol etmeden, arkasından gelen taşıtların hızlarını ve mesafelerini göz önüne almadan sola dönüş manevrası yaptığı sırada at arabasının römork sol yan kısımlarına arka gerisinden gelen ve kamera açısına kısıtlı giriş yapan ancak görüntü kaydına göre hızlı olduğu değerlendirilen ... yönetimindeki ... plakalı otomobilin ön kısımlarının çarpmasına sebebiyet verdiği, hayvanla çekilen araç sevk ve idare ettiği sırada 2918 sayılı kanun ve yönetmelikte belirtilen hususlara uymadığı, meydana gelen kazada % 75 oranında kusurlu olduğu, ... plakalı araç sürücüsü ...'in ise, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 52/1b "araçların hızını, aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak" kuralını ihlal ettiği, sevk ve idare ettiği otomobille seyrettiği meskun mahal içi yolda havanın yağmurlu, zeminin ıslak ve kaygan olduğu, bu nedenle sürücünün gündüz vakti görüş açısı içerisinde aracını daha yavaş ve tedbirli sürmesi, ön ilerisinde seyreden at aracının hareketlerini iyi takip etmesi ve tehlike ile karşılaşabileceğini ön görerek güvenli mesafede duracak şekilde tedbir alması gerektiği, ancak sürücü ...” in bu dikkat ve özeni göstermediği, yerleşim yeri içinde aracının hızını yol ve hava şartlarının gerektirdiği duruma göre ayarlamadığı, kamera kaydına göre hızlı seyrettiği, meskun mahal hiz sınırlarının üstünde sürdüğü, yağışlı hava ve kaygan zeminli yollarda sürücüler hızlarını mahal hız sınırlarının daha altında sürmelerinin tehlike anında önlem alabilmelerinin son derece önem arz ettiği, çünkü ıslak zeminli yollarda fren duruş mesafenin daha uzun olacağı, ancak hiz sınırının 50 km/s olduğu meskun mahal içi yolda ön ilerisinde yolun en sağında seyrederken yavaşlayıp yavaş şekilde sola dönüş manevrası yaparak orta refüj aralığı istikametine sağ şerit üzerinden dönüşünü tamamlamak üzere olan at arabasının römorkunun sol yan kısımlarına hızının etkisi ile duramayıp önlemsizce çarpması neticesi meydana gelen kazada % 25 oranında kusurunun bulunduğu, at arabasında yolcu olarak bulunan davacı ...'nün ise eşi ...' nün sevk ve idare ettiği at arabası römorkunda yolcu olarak bulunduğu sırada meydana gelen kazanın oluşumunda kusurunun bulunmadığı belirtilmiştir. Mahkemece aldırılan raporun dosya kapsamına ve olayın oluşuna uygun olduğu gibi kaza tespit tutanağı ile de uyumlu olduğu, aralarında çelişki bulunmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin kusur oranına ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Davacı vekilinin müterafik kusura yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davacı vekilince hükmedilen tazminat miktarından müterafik kusur sebebiyle indirim yapılmasının yerinde olmadığı ileri sürülmüştür. Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın md. 52. maddesinde (Borçlar Kanunu'nun 44.) düzenlenmiştir. Zarar görenin kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve trafik mevzuatı uyarınca sürücü ve yolcuların araçların kullanılması sırasında koruyucu tertibatları kullanması zorunludur. Yargıtay 4. H.D'nin 20.02.2023 tarihli 2021/23184 E. 2023/2035 K. Sayılı ilamı ile; "2918 sayılı Kanun'un "Sürücülerin ve yolcuların koruyucu tertibat kullanma zorunluluğu" kenar başlıklı 78 inci maddesi şöyledir; "Belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanmaları zorunludur. Kullanma ve yolların özelliği gözetilerek hangi tip araçlarda sürücülerinin ve yolcularının şehiriçi ve şehirlerarası yollarda hangi şartlarda hangi koruyucu tertibatı kullanacakları ve koruyucuların nitelikleri ve nicelikleri ile emniyet kemerlerinin hangi araçlarda hangi tarihten itibaren kullanılacağı yönetmelikte belirtilir."
Zorunlu olan koruyucu ekipmanların kullanılmaması zararın doğmasına veya artmasına sebebiyet veren etkenlerdendir. Dosya kapsamı incelendiğinde, davacının yolcu taşımacılığında kullanılmaya uygun olmayan at arabasıyla seyahat etmekte iken dava konusu trafik kazası neticesinde yaralandığı ve maluliyet raporuna göre yaralanmasının omuz bölgesinde ve sol kolda hareket kısıtlılığından kaynaklandığı anlaşılmakla, bu durumun müterafik kusur oluşturduğunun kabul edilmesi gerektiği ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin istikrarlı uygulamalarına göre BK.nın 52. maddesi uyarınca tazminattan %20 oranında indirim yapılmasının yerinde olduğu kanaatine varılmış, davacı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı vekilinin maluliyet raporuna yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Yargıtay 17. ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü iptali kararından sonra dahi vermiş olduğu yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Buna göre, 11/10/2008 tarihinden önceki kazalar için Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemeleri Tüzüğü çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, 11/10/2008-01/09/2013 tarihleri arasında gerçekleşen kazalar için Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, 01/09/2013 ile 01/06/2015 tarihleri arasındaki kazalar için Maluliyet Tespit işlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, (ATK tarafından bu yönetmelik hükümlerine göre rapor düzenlenmesi olasılığının bulunmadığının bildirilmesi durumunda ise yine bu dönemde yürürlükte bulunan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu), 01/06/2015 ile 20/02/2019 tarihleri arasındaki meydana gelen kazalar için 30/03/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu ve 20/02/2019 tarihinden sonra meydana gelecek kazalar içinse Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde heyet rapor alınması gerekmektedir. (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/6247 E - 2021/9135 K; 2021/5898 E - 2021/8467 K; 2021/4501 E - 2021/7401 K sayılı kararları) Açıklamalar ışığında eldeki dosyaya baktığımızda, kaza tarihi 18/08/2019 olup mahkemesince hükme esas alınan 27/12/2023 tarihli ve 17485 sayılı İstanbul Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen maluliyet raporunun, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri çerçevesinde düzenlendiği, davacının son film- grafileri ile tedavi evrakları incelenmek sureti ile raporun hazırlandığı, davacının kalıcı maluliyetinin % 8 oranında olduğu ve 3 aya kadar iyileşme süresinin bulunduğu anlaşılmakla rapor yerinde görülmüş, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince davanın yazılı şekilde karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İlk Derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 304,40 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade, harç iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/4. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 29.09.2026
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.