İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/717 E. 2026/860 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/717
- Karar No
- 2026/860
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/717 Esas KARAR NO : 2026/860
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/12/2024 KARAR TARİHİ : 29/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı ....Ltd. Şti. vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait ... plakalı aracın 24.08.2024 tarihinde ... üzerinde seyir halinde iken, davalı ... tarafından yürütülen yol çalışması kapsamında gerekli trafik ve güvenlik önlemleri alınmaksızın rögar kapağının açık bırakılması nedeniyle kapağın araca çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, araçta ağır hasar oluştuğunu, airbaglerin açıldığını, motor, şanzıman, radyatör, travers ve çeşitli mekanik aksamların zarar gördüğünü, ... 14. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı dosyasında yapılan delil tespiti ve bilirkişi incelemesi ile hasarların tespit edildiğini, kazanın meydana gelmesinde davalı idare ile yüklenici...'nın kusurlu olduklarını, davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu bulunduklarını beyan ederek, araçta oluşan hasar nedeniyle aracın pert sayılması halinde pert bedelinin, aksi halde orijinal parçalar kullanılarak yapılacak onarım ve işçilik bedellerinin, ayrıca araçta meydana gelen değer kaybı ile araç mahrumiyet zararının kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini arz ve talep etmektedir. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın görevli yargı yerinin adli yargı değil idari yargı olduğunu, dava konusu olayın kamu hizmetinin yürütülmesine ilişkin hizmet kusuru niteliğinde bulunduğunu, bu nedenle uyuşmazlığın tam yargı davası kapsamında idare mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, ayrıca zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, dava konusu kazada .... personelinin herhangi bir çalışması veya kusurunun bulunmadığını, davacının zarar ile idarenin eylemi arasındaki illiyet bağını ispat edemediğini, davacının sunduğu ekspertiz ve tespit raporlarının tek taraflı düzenlenmiş olup delil niteliği taşımadığını, kazının ve altyapı çalışmalarının ... tarafından yürütüldüğünü, yüklenici firma ile yapılan sözleşme ve teknik şartnameler gereği meydana gelebilecek her türlü zarar ve sorumluluğun yükleniciye ait olduğunu, ...'nin iş sahibi konumunda bulunduğunu ve yüklenici üzerinde işveren sıfatıyla emir ve talimat yetkisinin bulunmadığını, bu nedenle husumetin ...'ye yöneltilemeyeceğini, olayda mücbir sebep veya üçüncü kişi kusurunun da araştırılması gerektiğini, faiz başlangıcına ilişkin taleplerin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek davanın usulden, aksi halde esastan reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmektedir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın görevli mahkemede açılmadığını, olayın idarenin hizmet kusurundan kaynaklanması nedeniyle uyuşmazlığın idari yargının görev alanına girdiğini, müvekkil şirkete husumet yöneltilmesinin haksız olduğunu, kazanın meydana geldiği iddia edilen tarihte müvekkili şirketin ...'nde herhangi bir çalışmasının bulunmadığını, bölgede yürütülen çalışmaların 19.08.2024 tarihinde tamamlandığını ve iş sahasının idareye teslim edildiğini, asfaltlama işlemlerinin ise ... ve ... sorumluluğunda bulunduğunu, bu nedenle olay ile müvekkil şirket arasında illiyet bağı bulunmadığını, davacının zararını ve zarar ile müvekkil şirket arasındaki bağlantıyı somut ve objektif delillerle ispat edemediğini, sunulan delillerin tek taraflı ve yetersiz olduğunu, çalışma yapılan alanlarda gerekli tüm güvenlik önlemleri ile uyarı levhalarının bulunduğunu, ruhsatlı çalışmalar sırasında yolların trafiğe kapatıldığını, bu nedenle çalışma alanında seyreden aracın varlığının dahi hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkil şirketin iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına uygun hareket ettiğini, olayda kusur, zarar ve illiyet bağı unsurlarının oluşmadığını ileri sürerek davanın öncelikle husumet yokluğu nedeniyle, aksi halde usulden ve esastan reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; meydana gelen trafik kazası nedeniyle davacının aracında meydana gelen hasar, değer kaybı ve mahrumiyet tazminatının davalıların kaza nedeniyle sorumlu olduğu iddiasına dayalı olarak davalılardan tahsili talepli tazminat davasına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller: 1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. 2-.... 14. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ...Değişik İş sayılı delil tespiti dosyası celp edilmiştir. 3-Mahkememizce Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi'ne müzekkere yazılarak davacıya ait aracın hasar kayıtları ve hasar dosyaları celp edilerek incelenmiştir. 3-Bilirkişi tarafından mahkememize 27/05/2025 tarihinde sunulan raporda özetle; "Yapılan teknik ve mevzuat değerlendirmesi sonucunda: * Olayın meydana geldiği noktada logar kapağının seviyesiz ve kontrolsüz biçimde yol seviyesinden yüksek bırakılması, «Trafik işaretleme ve uyarı sistemlerinin eksikliği, * Yolun trafik güvenliğine uygun biçimde düzenlenmemesi, hususları dikkate alındığında, yolun bakım, yapım veya onarımından sorumlu kurumun açık şekilde 2918 sayılı KTK ve Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 19. maddesi hükümlerini ihlal ettiği anlaşılmaktadır. Sürücüye atfedilebilecek herhangi bir kural ihlali bulunmamaktadır. Kazanın oluşumunda kusursuzdur. 4.GEREKÇELİ SONUÇ Takdir Sayın Mahkemenize ait olmak üzere, “Yapılan inceleme, sürücü beyanı, trafik kaza tespit tutanağı, olay yeri bilgileri ve ilgili mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; kazanın meydana geldiği yol kesiminde yapılan çalışmanın gerekli trafik güvenlik önlemleri alınmadan gerçekleştirildiği, logar kapağının yol seviyesinden yüksekte bırakıldığı ve bu durumun araç alt kısmının temasına sebebiyet vererek kazaya yol açtığı anlaşılmıştır. Olay yerinde herhangi bir uyarı levhası, trafik konisi, ışıklı işaretleme ya da benzeri ikaz unsurlarının bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu yönüyle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na bağlı Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 19. maddesi kapsamında yolun yapımı, bakımı ve trafik güvenliğine uygun işaretlemelerle donatılması sorumluluğunu yerine getirmeyen İlgili kamu kurumu ya da sorumlu yapı yüklenicisinin %100 oranında asli ve tam kusurlu olduğu, olayda herhangi bir trafik kuralı ihlali bulunmayan araç sürücüsü ...'in ise kusursuz olduğu teknik ve mevzuat yönünden değerlendirilmiş olup, bu doğrultuda görüş ve kanaate varılmıştır. - 17/05/2025 tarihli dilekçe ile istenmiş olan eksper raporu ve/veya onarım faturasının dava dosyasına beyan edilmemiş olduğu, bu nedenle hasar miktarı, dava dilekçesinde tespiti istenen değer kaybı ve araç mahrumiyet bedeli belirlenememiştir." 4-Mahkememizce alınan 30.10.2025 tarihli bilirkişi ek raporunda ise şu tespitler yapılmıştır: "Dava konusu hasarda aracın şasi kolu, sac panel gibi parçalarında hasar mevcut değildir. Bu parçaların servislerde değişim/onarım veya boya işlemleri fabrika koşullarında yapılamaması nedeni ile ( fabrikada izole boya ortamı, robot sistemlerin kullanılması, daha yüksek fırın sıcaklığı vb ), bu tip hasarlarda araçta değer kaybı meydana gelmektedir. Diğer taraftan mekanik parçaların sökme takma işlemlerinde orijinal parça kullanılması durumunda boya prosesindeki gibi fabrika şartları gerekmediği için mekanik parça sökme takma işlemlerinde araçta değer kaybı meydana gelmemektedir. Araçta motor bloğu değişimi olmadığı için motor numarası değişimi kaynaklı değer kaybı sözkonusu değildir. Dava konusu aracın onarımının sigorta kapsamında yapılmamış olması nedeni ile Tramer kaydında ilgili hasar görülmeyecektir. Aracın 150.000 km civarında olması sebebi ile mekanik! elektronik ve iç trim parçalarının sıfır orijinal parça ile yenilenmiş olması aracın değerine ve satış kolaylığına pozitif yönde etki edecektir. Sonuç olarak araçta değer kaybı oluşması mevzubahis değildir. 4.GEREKÇELİ SONUÇ Takdir Sayın Mahkemenize ait olmak üzere, -... plakalı ... şasi nolu 2017 Model... aracın dava konusu hasar nedeni ile ortaya çıkan hasar onarım bedeli parça ve işçilikler toplamı olarak KDV dahil iskontosuz 424.910 TL dir. - Araçta kaporta/boya hasarı olmaması nedeni ile yukarıda açıklandığı üzere değer kaybı mevzu bahis değildir." 5-Mahkememizce alınan 18.02.2026 tarihli bilirkişi ek raporunda ise şu tespitler yapılmıştır: "-Araçta mekanik onarım kaynaklı değer kaybının olmadığı yönündeki değerlendirmemizde değişiklik olmamıştır. - Ağustos 2024 tarihinde aracın ortalama piyasa değerinin 627.132,23TL olacağı ve aracın pert işlemine tabi tutulması durumunda sigorta firması tarafından ödenecek bedelin ortalama 627.132,23TL olacağı, - Aracın onarılması durumunda kaza tarihinde ortalama hasar onarım bedelinin KDV dahil 297.694,54 TL olacağı, -Kaza tarihinde 5 günlük ortalama araç kiralama bedelinin (araç mahrumiyet tazminatı kapsamında) KDV dahil ortalama 4.791,80 TL olacağı belirlenmiştir." 6-Mahkememizce alınan ve davaya konu araç fiziken incelenmek suretiyle düzenlenen 20.05.2026 tarihli bilirkişi kök raporunda şu tespitler yapılmıştır: "Dosya muhteviyatındaki bilirkişi raporları, sunulan dosya ve beraberindeki CD içeriğindeki tüm bilgi, belge, görseller ile tarafların itiraz ve beyanları da dikkate alınarak tarafımdan yapılan inceleme ile birlikte olay irdelenip, yukarıda açıklandığı üzere tarafımdan değerlendirildiğinde, ... plaka sayılı otomobil sürücüsü ... 'in olayda kusurunun olmadığı, kusur oranı takdiri Sayın Mahkemenin olmak üzere davalı ilgili kamu kurumu ve/veya davalı sorumlu yapı yüklenicisinin olayda “%100 (yüzde yüz) oranında ASLİ KUSURLU OLDUĞU, ... plakalı araçta oluşan hasar miktarı olarak bilirkişi heyeti raporundaki yukarıda tabloda kaza tarihi 24/08/2024 itibariyle ayrıntılı olarak belirlenen hasar onarım tutarının yedek parça ve işçilik olarak ayrı ayrı ve toplamda KDV dahil 297.694,54 TL bedelin kadri maruf olduğu, kazanın oluş şekli ve tarafımdan yapılan yerinde incelemedeki hasar tespitleri ile uyumlu olduğu, reel değer kaybının 35.000 TL olduğu, makul mahrumiyet bedelinin 750 TL x 12 Gün hesabı ile toplamda 9.000 TL bedelde olacağı, kanaatine varılmış olup, takdir ve nihai karar Sayın Mahkemenindir. " 7-Mahkememizce alınan 05.08.2026 tarihli bilirkişi ek raporunda ise şu tespitler yapılmıştır: "Yerinde inceleme sırasında araç üzerinde mahkemenin tarafıma tevdi ettiği görev kapsamında gerekli teknik inceleme yapılmış, dosya kapsamındaki delil tespiti raporu, önceki bilirkişi raporları, trafik kazası tespit tutanağı, CD görüntüleri ve yerinde inceleme sırasında elde edilen bulgular birlikte değerlendirilerek teknik kanaat oluşturulmuştur. Raporumda motor revizyonu gerektiren hasarlar ile diğer mekanik ve güvenlik sistemi hasarları ayrıntılı şekilde değerlendirilmiş, hasar onarım bedeli orijinal parça ve piyasa işçilik bedelleri esas alınarak hesaplanmış, aracın teknik olarak onarılabilir olduğu ve ekonomik pert şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır. Ayrıca önceki bilirkişi heyeti raporundan farklı olarak reel piyasa yöntemi uygulanmak suretiyle araçta 35.000,00 TL reel değer kaybı hesaplanmış, makul onarım süresi dikkate alınarak araç mahrumiyet bedeli belirlenmiştir. Davacı tarafın ileri sürdüğü hususların, raporumda ulaşılan teknik tespit ve kanaatleri değiştirmeyi gerektirir nitelikte yeni bir teknik bulgu veya belgeye dayanmadığı değerlendirilmiş olup, ticari gelir kaybına ilişkin talepler ise makine mühendisi bilirkişisi olarak teknik inceleme görev alanım dışında kaldığından bu hususta ayrıca değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir. Bu nedenlerle 16.05.2026 tarihli kök rapordaki teknik görüş ve kanaatler aynen korunmuştur." şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir. 8-Bilirkişi raporlarının tamamı taraflara tebliğ edilmiştir. Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri: Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu davada; davalı ... ve yüklenicisi diğer davalının yolda yapmış oldukları yol çalışmasında gerekli önlemi almadıkları ve rögar kapağının yüksek bırakılması nedeniyle davacının tek taraflı kaza yaptığını ve kazadan kaynaklı olarak aracında meydana gelen hasar tazminatı ve aracın durumuna göre onarımının ekonomik olmayacağının tespiti halinde pert kabul edilerek tazminatını, değer kaybına ve aracın kullanılamamasından kaynaklı mahrumiyet tazminatına yönelik zararının tazmini talebine ilişkindir. Davalı ... tarafından öncelikle idare mahkemesinin görevli olduğu iddiası ile yargı yolu itirazında bulunulmuş ise de ...'nin kuruluş kanununa göre özel hukuk tüzel kişiliği olduğu ve davaya konu işin idari işlemle ilgili olmadığı haksız fiilden kaynaklandığı anlaşılmakla bu itiraza itibar edilmemiştir. Davalılar zamanaşımı itirazında bulunmuş iseler de haksız fiil tarihi ve dava tarihi arasında zamanaşımı süresinin geçmediği anlaşılmakla bu itiraza da itibar edilmemiştir. Haksız fiillere ilişkin 6098 sayılı Kanun'un 49 ve 50. Maddesi şu şekildedir: "MADDE 49- Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür. II. Zararın ve kusurun ispatı MADDE 50- Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır." İlgili hükümlerden görülebileceği üzere haksız fiil nedeniyle sorumluluğun söz konusu olabilmesi için kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil nedeniyle zararın meydana gelmesi gerekmekte olup, zarar ve kusuru ispat yükü davacı üzerindedir. Mahkememizce meydana gelen kazada kusur ve trafik kurallarına aykırılıkların tespiti için trafik uzmanı bilirkişiden rapor alınmış olup, trafik bilirkişisi tarafından düzenlenen 27.05.2025 tarihli bilirkişi raporunda şu tespitler yapılmıştır: “Yapılan inceleme, sürücü beyanı, trafik kaza tespit tutanağı, olay yeri bilgileri ve ilgili mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; kazanın meydana geldiği yol kesiminde yapılan çalışmanın gerekli trafik güvenlik önlemleri alınmadan gerçekleştirildiği, logar kapağının yol seviyesinden yüksekte bırakıldığı ve bu durumun araç alt kısmının temasına sebebiyet vererek kazaya yol açtığı anlaşılmıştır. Olay yerinde herhangi bir uyarı levhası, trafik konisi, ışıklı işaretleme ya da benzeri ikaz unsurlarının bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu yönüyle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na bağlı Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 19. maddesi kapsamında yolun yapımı, bakımı ve trafik güvenliğine uygun işaretlemelerle donatılması sorumluluğunu yerine getirmeyen İlgili kamu kurumu ya da sorumlu yapı yüklenicisinin %100 oranında asli ve tam kusurlu olduğu, olayda herhangi bir trafik kuralı ihlali bulunmayan araç sürücüsü Necmettin Koçyiğit'in ise kusursuz olduğu teknik ve mevzuat yönünden değerlendirilmiş olup, bu doğrultuda görüş ve kanaate varılmıştır. şeklinde tespit yapılmıştır. Mahkememizce başka bir bilirkişiden alınan 20.05.2026 tarihli bilirkişi raporunda ise kazaya ilişkin olarak şu tespitler yapılmıştır: "... plaka sayılı otomobil sürücüsü Necmettin Koçyiğit 'in olayda kusurunun olmadığı, kusur oranı takdiri Sayın Mahkemenin olmak üzere davalı ilgili kamu kurumu ve/veya davalı sorumlu yapı yüklenicisinin olayda “%100 (yüzde yüz) oranında ASLİ KUSURLU OLDUĞU," Bilirkişi raporundaki tespitler, Karayolları Trafik Kanunu ve Yönetmeliği hükümlerinde belirlenen trafik kuralları, olaya ilişkin kaza tespit raporları ve SBGM'den celp edilen sigorta eksper raporları bir arada değerlendirildiğinde; bilirkişi raporundaki kusur tespitinin usul ve yasaya uygun olduğu, Karayolları Trafik Kanunu ve Yönetmeliği kapsamındaki trafik kurallarının olaya doğru uygulandığı, olaya ilişkin kaza tespit tutanağındaki tespitlerin ve bilirkişi raporlarındaki tespitlerin ve kusur durumu tespitinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla bilirkişi raporunun kusur durumu yönünden hükme esas alınması gerektiği anlaşılmış, davalı ... ve yüklenicisi diğer davalı tarafından yapılan çalışmalar sonrasında rögar kapağının yüksekte bırakılması ve etrafında gerekli önlemin alınmaması nedeniyle davalıların meydana gelen kazada tam kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Davalılar bilirkişi raporuna itiraz ederek gerekli önlemlerin alındığını iddia etmiş ise de olay yeri resimleri incelendiğinde ilgili rögar kapağı etrafında önlem alınmadığı gibi yol seviyesinin de eşitlenmediği, davalılarca söz konusu adreste çalışma yapıldığının yine davalılar tarafından sunulan belgeler ile sabit olduğu, davalı ... vekili tarafından söz konusu adreste işin bitirilerek teslim edildiği ve 19.08.2024 tarihi itibariyle sorumluluğunun kalmadığı iddia edilmiş ise de; sunulan teslim tutanağında katların düzgün olmadığının belirtildiği gibi söz konusu tutanakta davalı ... şirketinin ilgili adresteki işi tamamlayarak tamamen diğer davalı veya ihbar olunana teslim ettiği ve sorumluluğunun sona erdiğine dair bir hüküm bulunmadığı gibi taraflar arasındaki yüklenici sözleşmesine göre davalı ... şirketinin yaparak teslim ettiği işlerin ayıpsız ve eksiksiz olarak teslim alındığının da diğer davalı iş sahibi tarafından kaza tarihi itibariyle kabul edilmediği dolayısıyla ...şirketinin sorumlu olmadığına dair iddialara itibar edilmemiştir. Davalı ... tarafından husumet itirazında bulunulmuş ve diğer davalının ilgili yerde ihale kapsamında iş yaptığını bu sebeple husumet olmadığını iddia etmiş ise de 6098 sayılı Kanun'un 66. Maddesinde adam çalıştıranın sorumluluğu kusursuz sorumluluk olarak düzenlenmiş olup, davalı tarafından işin bizzat yapılmasına gerek bulunmadığından davalı ...'nin husumet itirazına itibar edilmemiştir. Davacı tarafından meydana gelen trafik kazasındaki davalıların kusuru ve illiyet bağının ispat edildiği, anlaşılmakla zarar tespiti aşamasına geçilmiştir. Mahkememizce alınan 30.10.2025 tarihli bilirkişi raporunda davacının aracındaki hasar onarımına yönelik miktarın güncel olarak 424.910 TL olduğu tespit edilmiş olup, Mahkememizce kaza tarihi itibariyle belirlenmesi için ek rapor alınmış 18.02.2026 tarihli ek raporda ise hasar onarım bedelinin 297.694,54 TL olduğu tespit edilmiştir. Tarafların itirazı üzerine başka bir bilirkişiden aracın fiziken incelenmesi suretiyle hasar onarım bedelinin tespiti için rapor alınmış olup, 20.05.2026 tarihli bilirkişi raporunda hasar onarım tutarının yedek parça ve işçilik olarak ayrı ayrı ve toplamda KDV dahil 297.694,54 TL bedelin kadri maruf olduğu şeklinde tespit yapılmıştır. Bu bağlamda 2 ayrı bilirkişiden ve son raporda araç fiziken incelenerek hasar onarım bedelinin tespit edildiği, kaza tarihi itibariyle tespit edilen hasar onarım bedellerinin aynı olduğu, Mahkememizce alınan raporlarda Mahkememiz ara kararı üzerine pert koşullarının ve piyasa rayicine göre onarımın ekonomik olup olmayacağının da teknik bilirkişi tarafından değerlendirildiği, pert koşullarının oluşmadığı ve onarımın ekonomik olacağının değerlendirildiği anlaşılmakla davacının son alınan rapora itirazlarına da itibar edilmemiş, pert koşullarının oluşmadığı, aracın onarılabileceği değerlendirilerek onarım bedeli tespit edilmiştir. Dolayısıyla davacının aracın perte ayrılmasına gerektiği ve pert tazminatının hesaplanmasına yönelik itirazlarına itibar edilmemiştir. Mahkememizce alınan ilk bilirkişi raporu ve ek raporunda davacı aracında yapılacak onarım nedeniyle değer kaybının oluşmayacağı tespit edilmiş ise de hasarın büyüklüğü gözetilerek bu tespite itiraz edilmemiş, farklı bilirkişiden araç fiziken incelenerek alınan raporda tespit edilen 35.000,00-TL değer kaybı tespiti gerekçeli ve piyasa rayiçlerine uygun görülmüş, hükme esas alınmıştır. Mahkememizce alınan ilk bilirkişi raporu ve ek raporunda davacının aracın tamir süresi nedeniyle makul onarım süresinin 5 gün olduğu ve mahrumiyet tazminatına yönelik tespitler piyasa rayiçlerine uygun bulunmamış, hasarın nitelik ve niceliği ile değişmesi gereken parçalar (motor gibi) tedarik süreleri gözetilerek araç incelenere alınan ikinci rapordaki mahrumiyet tazminatı tespiti piyasa rayiçlerine uygun görülmüş ve hükme esas alınmıştır. Mahkememizce tarafların bilirkişi raporuna itirazlarının reddine karar verilerek 28.08.2026 tarihli ara karar ile davacıya 6100 sayılı Kanun'un 107/2. Maddesi kapsamında alacağını belirleyerek talep arttırmak ve harçları yatırmak üzere kesin süre verilmiş, söz konusu ara karar 02.09.2026 tarihinde davacı vekiline e-tebliğ ile tebliğ edilmiş olup, kesin süre içerisinde talep arttırım dilekçesi sunulmamış harçlar yatırılmamıştır. Bu nedenle davacının dava dilekçesindeki talebi ile bağlı kalınarak davanın kabulü ile; 333,34-TL hasar tazminatı, 333.33-TL değer kaybı tazminatı ve 333,33-TL mahrumiyet tazminatının 24.08.2024 kaza tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE, Buna göre; 333,34-TL hasar tazminatı, 333.33-TL değer kaybı tazminatı ve 333,33-TL mahrumiyet tazminatının 24.08.2024 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin yatırılan 427,60 TL harcın düşümü ile geri kalan 304,40 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye İRAD KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL Peşin harç ve 427,60 TL başvurma harcı 26.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 1.642,90 TL posta gideri olmak üzere toplam 28.498,10 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ye göre 1.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, 6- 3.800,00 TL Arabulucu ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle hazineye irad kaydına, Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı ve davalılar vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 29/09/2026
Katip ¸e-İmzalıdır.
Hakim ¸e-İmzalıdır.