İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/1159 E. 2026/615 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/1159
Karar No
2026/615
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/1159 Esas KARAR NO : 2026/615

DAVA : Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 23/03/2026 KARAR TARİHİ : 21/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İddia ve savunmaların özeti: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; 21.03.2016 tarihinde İstanbul Ataşehir'de meydana gelen trafik kazasında, davacıya ait ... plakalı 2014 model ... araca, davalı sigorta şirketi tarafından ZMSS poliçesi ile sigortalı bulunan ... plakalı araç sürücüsü, kavşakta durmakta olan davacının aracına arkadan çarpmış olduğunu, trafik kazası tespit tutanağında davacı araç durmuş vaziyette iken arkadan çarpma gerçekleşmiş olduğunu, kazanın meydana gelmesinde davacıya atfedilebilecek herhangi bir kusurunun bulunmadığını, kusurun tamamen karşı araç sürücüsüne ait olduğunu, kaza neticesinde davacıya ait araçta arka tampon bölgesinde hasar oluştuğunu, araç her ne kadar onarılmış olsa da, kaza ve parça değişimi nedeniyle ikinci el piyasa değerinde azalma meydana geldiğini, Yargıtay’ın yerleşik içtihatları uyarınca, araç tamir edilmiş olsa dahi, kazaya karışmış ve parça değişimi görmüş araçların piyasa rayicinde düşüş meydana gelmesi hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, aracın 2014 model olması, kaza tarihinde düşük kilometrede bulunması, parça değişimi yapılmış olması hususları birlikte değerlendirildiğinde araçta değer kaybının oluştuğunu, değer kaybı miktarı teknik hesap gerektirdiğinden şimdilik 5.000,00 TL talep edildiğini, bilirkişi incelemesi sonucuna göre talebin arttırılacağını, kusurlu aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı olan davalı şirket, KTK m.85 ve devamı ile ZMSS Genel Şartları uyarınca işletenin hukuki sorumluluğunu poliçe limiti dahilinde teminat altına alındığını, bu nedenle davalı şirket, meydana gelen araç değer kaybından sorumlu olduğunu, sigorta şirketine başvuru şartı yerine getirilmesi amacıyla, davacının araç değer kaybına ilişkin tazminat talebi davalı sigorta şirketine yazılı olarak iletildiğini, başvuru dilekçesi 04.03.2026 tarihinde davalıya tebliğ edildiğini, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu ve ilgili mevzuat uyarınca sigorta şirketine tanınan 15 günlük yasal süre 19.03.2026 tarihinde dolmuş olmasına rağmen, davalı tarafından başvuruya herhangi bir cevap verilmediğini ve ödeme yapılmadığını, davalı yasal süre sonunda temerrüde düşmüş sayıldığını, bu nedenle, araç değer kaybı tazminatına başvurunun davalı tarafa tebliğ tarihi olan 04.03.2026 itibaren işleyecek avans faiz uygulanmasının gerektiğini, motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve her halde kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrayacağını, somut olayda kaza tarihi: 21.03.2016 dava, kaza tarihinden itibaren 10 yıllık mutlak süre dolmadan açıldığını, bu nedenle zamanaşımının gerçekleşmediğini, değer kaybı zararı tamir sonrası ortaya çıkan bir zarar olduğunu, araç değer kaybı hasarın giderilmesi, onarımın tamamlanması, piyasa değerinin belirlenmesi sonrasında objektif olarak ortaya çıkan bir zarar olduğunu, zararın kapsamı teknik bilirkişi incelemesi ile belirlenebileceğinden, zarar miktarı kaza anında kesin ve belirli olmadığını, bu nedenle iki yıllık sürenin başlangıcı, zararın öğrenildiği tarih olduğunu, Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da değer kaybı zararının teknik hesap gerektirdiği kabul edilmediğini, sigortacının sorumluluğu işletenin sorumluluğuna bağlı olduğunu, işleten yönünden zamanaşımı dolmadıkça, sigortacı yönünden de dolmuş sayılmayacağını, davanın kabulünü, şimdilik 5.000-TL araç değer kaybının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, bilirkişi incelemesi sonucunda talep miktarının artırılmasını, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili tarafından Mahkememize sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacının 21/03/2016 tarihli trafik kazasında davalı sigorta şirketine ait aracın %100 kusurlu olduğunu ve aracın değer kaybı tazminatının bulunduğunu, davacı taraf iddiasını ve delillerini somutlaştırmadığını, dava öncesinde arabuluculuğa ve sigorta şirketine usulüne uygun şekilde başvuru yapılmadığını, kaza tarihi itibariyle 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, alacak miktarının belirlenebilir durumda olduğunu ve sebeple belirsiz alacak davasının açılamayacağını, davalı sigorta şirketi kaza tarihi itibariyle şirket nezdinde geçerli bir poliçe bulunmadığını, sunulan poliçenin vadesinin kaza tarihinden sonra başladığını belirterek teminat dışı kalan talebin reddinin gerektiğini, davalı sigorta şirketi vekilinin usulden aksi halde esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Toplanan deliller, delillerin tartışılması, değerlendirilmesi ve gerekçe: Davacı vekili dava dilekçesinde trafik kazası tespit tutanağı, hasar dosyası, ekspertiz raporu, tramer kaydı, onarım faturaları, sigorta şirketine gönderilmiş 02.03.2026 tarihli başvuru dilekçesini, bilirkişi incelemesi, tanık ve her türlü yasal delili delili dosyaya yasal delil olarak sunmuştur. Dava, maddi hasarlı trafik kazasından kaynaklı değer kaybı alacağına ilişkindir. Mahkememizce davalı sigorta şirketine, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi Mdürülüğüne müzekkereler yazılmış ve gelen yazı cevapları dosyamız arasına alınmıştır. 2918 sayılı KTK.nin 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." denilmektedir. Aynı kanunun 109/2. maddesinde ise, "Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir. Yine kaza tarihinde yürürülükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun zamanaşımını düzenleyen 72. maddesinde de “Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.” hükmüne yer verilmiştir. Zaman aşımının oluşması için zararın ve tazminat sorumlusunun birlikte öğrenilmesi gerekir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından kendisine ait ... plakalı araç ile davalı sigorta şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı dava dışı ... plakalı aracın 21/03/2016 tarihinde karşımış olduğu maddi hasarlı trafik kazası kapsamında aracında meydana gelen değer kaybının tahsiline ilişkin iş bu davanın açıldığı, davalı tarafından süresinde sunulan cevap dilekçesinde zamanaşımı definde bulunarak davanın reddinin talep edildiği, davaya konu kazanın 21/03/2016 tarihinde gerçekleştiği ve davanın 23/03/2026 tarihinde açıldığı bu kapsamda davacı olay tarihi itibari ile zararı ve zarar vereni öğrenmiş olup dava tarihi itibari ile iki yıllık zamanaşımı süresi dolmuş olduğundan açılan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafça davalı taraf aleyhine açılan DAVANIN ZAMANAŞIMI NEDENİYLE REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden hüküm tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T'e göre hesaplanan 5.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafça yatırılan ve bakiye kalan gider avansının karar tebliğ işlemleri tamamlandıktan sonra yatıran tarafa re'sen iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 21/09/2026

Katip ... e-imza*

Hakim ... e-imza*

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/1159, K. 2026/615, T. 21.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-1159-e-2026-615-k-b2fa0f26b54f