Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1701 E. 2026/1289 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1701
Karar No
2026/1289
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

40. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

DOSYA NO: 2022/1701

KARAR NO: 2026/1289

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 18/04/2022

NUMARASI: 2018/14(E) - 2022/394 (K)

DAVANIN KONUSU: Tazminat

KARAR TARİHİ: 04/09/2026

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :

Davalı ... şirketine sigortalı aracın davacı yayalara çarpması ve davacıların yaralanması nedeniyle geçici ve daimi iş göremezlik talebiyle belirsiz alacak davası olarak açılan davada davacı vekili ıslah dilekçesi ile; davacı ... için 3.542,62 TL geçici iş göremezlik ve 117.349,05 TL daimi iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 120.891,67 TL maluliyet tazminatı ve davacı ... için 3.542,62 TL geçici iş göremezlik ve 3.000 TL daimi iş göremezlik tazminatı olmak üzere 6.542,62 TL, maluliyet tazminatının davalıdan tahsili ile davalının 20/12/2017 tarihinden itibaren her bir davacı yönünden ayrı ayrı ticari temerrüt-avans faizi yürütülmesini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince; "Davanın kısmen kabulü ile; 117.349,05 TL sürekli iş göremezlik ve 3.542,62 TL geçici iş göremezlik olmak üzere toplam 120.891,67 TL maddi tazminatın, 12/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'ye verilmesine; 3.542,62 TL geçici iş göremezlik tazminatının, 12/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, davacı ...'ın sürekli iş göremezlik tazminatı isteminin reddine" karar verilmiş, bu karara karşı davacılar vekili ile davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle: ...'ın özür oranının hatalı tespit edildiğini, ... Ünversitesi'nden alınan alınan rapor ile de davacının %7 oranında sakat kaldığının tespit edildiğini, mahkemece %0 özür oranlı raporun hükme esas alınmasının yerinde olmadığını, hükme esas alınan kusur raporunun hatalı olduğunu, müvekkillerinin kazanın meydana gelmesinde bir kusurlarının bulunmadığını, davacıların gelirlerinin hatalı tespit edildiğini, kaza anında üniversite öğrencisi iken, gelinen aşamada mezun olup şu an öğretmenlik yaptıklarını, bu nedenle hesaplamanın emsal bir öğretmen maaşı üzerinden yapılması gerekmekte iken, asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmasının yerinde olmadığını;

Davalı vekili ise: Davacı tarafın yargılama sırasındaki talep artırım talebine konu kök rapora herhangi bir itirazı bulunmadığından, ek rapor uyarınca dava değerinin ıslahı yönündeki taleplerin iddianın genişletilmesi niteliğinde ve müvekkili lehine doğmuş usuli müktesep hakka aykırı olduğunu, davalı şirketin geçici iş göremezlik tazminatından sorumluluğu bulunmadığını, bilirkişi tarafından başvurucunun bakiye ömrünün TRH tablosuna göre belirlendiğini, hesaplamanın, devre başı ödemeli belirli süreli rant yöntemi ve aktüeryal yöntem kullanılarak yapılması gerekirken prograsif rant yöntemi kullanılarak yapıldığını, davacı ...'nin çalışmaya başladığı tarihe kadar AGİ’siz asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, rapora itirazları dikkate alınmaksızın hüküm kurulduğunu, davacı ...'ın geçici iş göremezlik süresinden sonra çalışmaya başladığını, ne kaza tarihinde ne de geçici iş göremezlik süresinde çalışması bulunmadığını, hal böyle iken AGİ’li asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, davalının temerrüdü söz konusu olmadığından faiz talebinin reddi gerektiğini ve davalı tarafın da dava açılmasına sebebiyet verilmediğinden yargılama giderlerinden sorumluluğu bulunmadığını, tazminat başvurusunda bulunan hak sahipleri tarafından gerekli belgelerin eksiksiz olarak ibraz edilmediğini, bu nedenle 12/12/2017 tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin doğru olmadığını, dava açılmasına sebebiyet vermeyen davacının faizden ve yargılama giderlerinde de sorumluluğu bulunmadığını, davaya konu kazaya ilişkin açılan ceza davasının sonucunun beklenmediğini, davacılar ile sanık arasında uzlaşma olup olmadığının tespit edilmediğini beyanla kararın kaldırılmasını istemiştir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:

Öncelikle, HMK'nin 341/2. maddesine göre miktar veya değeri üçbin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. HMK'nin 341/4. maddesine göre ise alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz. Ayrıca HMK'nin ek 1. maddesinin 1. fıkrasında; "HMK'nin 341. maddesindeki parasal sınırın her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 04/01/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların on Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz." hükmünün yanı sıra, aynı maddenin 2. fıkrasında; "HMK'nin 341. maddesindeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktarın esas alınacağı" düzenlenmiş bulunmaktadır.

Yeniden değerleme oranındaki artış sonucu davanın açıldığı 2018 yılı için HMK'nin 341/2. maddesindeki kesinlik sınırı 3.560 TL'dir.

Somut uyuşmazlıkta, davacı ... bakımından kabul edilen miktar (3.542,62 TL) davanın açıldığı 2018 yılı için öngörülen kesinlik sınırının altında kaldığından, davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesince verilen karar için HMK'nin 341/4. maddesi gereğince istinaf hakkı yoktur.

Diğer yandan dosyadaki bilgi ve belgeler göz önüne alınarak; takdiri delillerden olan bilirkişi raporuna itiraz edilmemesinin diğer taraf lehine usulî kazanılmış hak oluşturmasının söz konusu olmaması (Örnek; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2026/10-129 Esas, 2026/299 Karar ve 06/05/2026 tarihli kararı), davacı tarafça bedel belirleme dilekçesi verilmesinden sonraki aşamada ıslah dilekçesi verilmesi, geçici iş göremezlik tazminatından sigorta şirketinin sorumlu olması, tazminat hesabında TRH 2010 yaşam tablosunun esas alınmasının ve teknik faiz uygulanmamasının, Yargıtay uygulamalarına uygun olması, dosyadaki mevcut deliller itibarıyla, ceza yargılamasının sonucunun beklenmesinin eldeki dosyaya katkı sağlamayacağının anlaşılması ve dava açılmadan önce, davalıya 30/11/2017 tarihinde ulaştığı anlaşılan posta evrakı göz önüne alındığında, temerrüt, faiz başlangıcı ve yargılama giderleri konusundaki itirazların dayanaksız olması karşısında davalı vekilinin;

Davacı ... hakkında ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalının 13/08/2020 tarihli raporu ile Adli Tıp İkinci İhtisas Kurulunun 19/04/2019 tarihli raporları arasındaki çelişkinin Adli Tıp İkinci Üst Kurulunun 13/04/2021 tarihli raporuyla giderilmiş olması, Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinin 13/05/2019 tarihli raporunda, olayın meydana gelmesine neden olan kusurun yasal dayanaklarıyla birlikte, eylemler ile sonuç arasında bulunan nedensellik bağını ortaya koyacak biçimde, dosya kapsamından anlaşılan oluşa, bilimsel ölçütlere, usul ve kanuna uygun olarak saptandığının anlaşılması ve davacıların dosyaya yansıyan gelir durumları esas alınarak tazminat hesabının yapılması karşısında da davacılar vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı sonucuna ve buna göre aşağıdaki karara varılmıştır.

KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davalı vekilinin, davalı ... hakkında verilen karara karşı istinaf dilekçesinin HMK'nin 352/1-b maddesi gereğince reddine,

2.Davacılar vekilinin ve davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine,

3.Harçlar Kanununa göre alınması gereken 732 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar ve ilam harcının davacılardan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,

4.Harçlar Kanununa göre alınması gereken 8.500,11 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 2.125,03 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.375,08 TL istinaf karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,

5.Davacıların ve davalının istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettikleri yargılama giderinin üzerlerinde bırakılmasına,

6.İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

7.İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nin 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.04/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/1701, K. 2026/1289, T. 04.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1701-e-2026-1289-k-1617e1a96968