Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1431 E. 2026/1921 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1431
- Karar No
- 2026/1921
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1431 KARAR NO : 2026/1921
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/07/2026 NUMARASI : 2026/218 D.İŞ ESAS, 2026/218 D.İŞ Karar TALEP : İHTİYATİ HACİZ KARAR TARİHİ : 15/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 16/09/2026
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/218 D.İş Esas ve 2026/218 D.iş Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda ihtiyati haciz isteminin reddine dair verilen karara karşı ihtiyati haciz talep eden vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İhtiyati haciz talep eden vekili talep dilekçesi ile;Müvekkili şirketin, dava dışı .... Şti firmasından İzmir Aliağa ... Mevkii ... ada... parsel... bağımsız bölüm nolu taşınmazı satın aldığı, taşınmazın mülkiyetinin müvekkiline geçmesine rağmen asıl borçlu.... A.Ş'nin fabrika binası içerisindeki demirbaş ve malzemelerini almayarak taşınmazı 24 ay boyunca haksız olarak işgal ettiği ve işgale devam ettiği, taraflar arasında 07.08.2024-06.01.2025 tarihli sözleşme imzalandığı, bu sözleşmeler uyarınca taşınmazın 31.12.2024 tarihine kadar boşaltılmasına, aksi halde müvekkiline işgaliye bedeli ödeneceğinin imza altına alındığı, asıl borçlu şirketin mutabık kalınan aylık 700.000,00 TL bedelli işgaliye tutarını yalnızca 2 aylık kısmını ödediği, ancak taşınmazı da tahliye etmediği, borcun borçlu tarafından ikrar edildiği ve 16.800.000,00 TL tutarındaki alacağın varlığının yaklaşık ispat derecesinin çok ötesinde delillerle ispatlandığı, asıl borçlu şirketin halihazırda borca batık durumda olduğu, borçlu aleyhine çok sayıda icra takipleri başlatıldığı ve haciz işlemlerinin tatbik edildiği, yine borçlunun şirket bölünmesi kılıfı altında mal kaçırma kastında bulunduğu, borçlu şirketin bölünme yoluna gittiği ve malvarlığındaki yegane değerli aktif olan istem konusu taşınmazı yeni kurulan ...A.Ş'ye bıraktığı, bu kapsamda borçlunun mal kaçırma hazırlığı içinde olması ve alacağının tehlikede bulunması hususları ile sunulan kesin delillerle yaklaşık ispat şartının sağlanmış olduğu gözetilerek ... A.Ş' adına kayıtlı olan İzmir İli, Aliağa İlçesi, ... Mevkii, ...ada,... parselde kayıtlı taşınmazın tapu kaydı üzerine İİK 257 ve devamı maddeleri uyarınca ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNCE: "...İcra iflâs hukukundaki ihtiyati haciz müessesi, medenî usul hukukundaki ihtiyati tedbir ve idare hukukundaki yürütmenin durdurulması müesseseleri gibi bir geçici hukuki koruma önlemidir İhtiyati haciz isteyen vekilinin ileri sürdüğü vakıalar, dilekçesine eklediği deliller ve ihtiyati haciz istemi dilekçesindeki ifadeleri değerlendirildiğinde; söz konusu talebin, İcra ve İflâs Kanunu'nun ihtiyati haczi düzenleyen İİK’nın 257’nci maddesine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Bu hükümde ihtiyati haciz talebine ilişkin iki hukukî sebep yer almaktadır. Birincisi, vadesi gelmiş (muaccel) bir para borcunun ödenmemesi hâlinde uygulanması gereken İİK’nın 257/I hükmüdür. İkincisi ise vadesi gelmemiş (müeccel) bir alacak için öngörülen İİK’nın 257/II’deki kuraldır. Bu iki kuralın yanı sıra ispat yüküne ilişkin İİK’nın 258’inci maddesi de somut olay açısından önemlidir. İcra ve İflâs Kanunu'nun 257’nci maddesinin 1’nci fıkrası uyarınca “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.” Bu hükme göre, bir para alacağının vadesinin gelmesi hâlinde alacaklı ihtiyati haciz talebinde bulunabilecektir. İcra ve İflâs Kanunu'nun 257’nci maddesinin 2’nci fıkrası uyarınca “Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1 - Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2 - Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa”. Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder. İcra ve İflâs Kanunu'nun 258’inci maddenin 1’nci fıkrası uyarınca, “…Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur….” Bu hükme göre, alacaklı alacağının varlığı ile birlikte alacağın vadesinin geldiği veya alacağının vadesi gelmemişse, İİK’nın 257/II hükmündeki sebeplerin varlığı hakkında mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermek zorundadır. Daha açık bir anlatımla sadece alacağın varlığı, ihtiyati haciz kararı verilmesi için yeterli veya tek şart değildir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için kesin bir ispat aranmamakta ise de özellikle hukukî bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının ve muaccel olduğunun yazılı bir belgeye veya belgeler zincirine dayanması tercih edilmesi gereken bir seçenektir. İhtiyati haciz talep eden vekilinin talep dilekçesi ve ekinde sunduğu deliller incelendiğinde, müvekkili şirketin, dava dışı ... Şti firmasından İzmir Aliağa ... Mevkii ... ada ... parsel ... bağımsız bölüm nolu taşınmazı satın aldığı, ayrıca taraflar arasında 07.08.2024-06.01.2025 tarihli "Sözleşme" başlıklı sözleşmenin akdedildiği, taraflar arasındaki sözleşmeler kapsamında talebe konu taşınmazın 31.12.2024 tarihine kadar boşaltılmasına, aksi halde müvekkiline işgaliye bedeli ödeneceğinin imza altına alındığı, asıl borçlu şirketin mutabık kalınan aylık 700.000,00 TL bedelli işgaliye tutarını yalnızca 2 aylık kısmını ödediği, ancak taşınmazı da tahliye etmediği, borcun borçlu tarafından ikrar edildiği ve 16.800.000,00 TL tutarındaki alacağın varlığının yaklaşık ispat derecesinin çok ötesinde delillerle ispatlandığı, asıl borçlu şirketin halihazırda borca batık durumda olduğu, borçlu aleyhine çok sayıda icra takipleri başlatıldığı ve haciz işlemlerinin tatbik edildiği, yine borçlunun şirket bölünmesi kılıfı altında mal kaçırma kastında bulunduğu, borçlu şirketin bölünme yoluna gittiği ve malvarlığındaki yegane değerli aktif olan istem konusu taşınmazı yeni kurulan ....A.Ş'ye bıraktığı, bu kapsamda borçlunun mal kaçırma hazırlığı içinde olması ve alacağının tehlikede bulunması hususları ile sunulan kesin delillerle yaklaşık ispat şartının sağlanmış olduğu gözetilerek ihtiyati haciz talebinde bulunmuş ise de, talep konusu alacağın varlığı ve miktarının belirlenmesinin yargılamayı gerektirdiği, bu kapsamda muaccel bir alacağının bulunup bulunmadığı yapılacak yargılama neticesinde belirlenebileceği, ihtiyat haciz sebepleri hakkında İİK'nın 258.maddesi uyarınca mahkememizde ispat ölçüsünde olumlu kanaat oluşmadığı gibi aleyhine ihtiyati haciz talep edilenin malvarlığını kaçırdığına dair mahkememizde kanaat uyandıracak derecede yeterli delil sunulmadığından ihtiyati haciz talebinin yerinde görülmediğinden reddine karar vermeği doğmuştur.' gerekçesi ile; İhtiyati haciz isteminin yerinde görülmediğinden REDDİNE ," şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: İhtiyati haciz talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket, dava dışı ...Şti. firmasından İzmir Aliağa .... Mevkii ... Ada ... parsel ... bağımsız bölüm numaralı taşınmazı satın aldığını, taşınmazın mülkiyetinin müvekkile geçmesine rağmen, asıl borçlu .... A.Ş. firması, fabrika binası içindeki demirbaş ve malzemelerini almayarak taşınmazı 24 ay boyunca haksız olarak işgal ettiğini, taraflar arasında 07.08.2024-06.01.2025 tarihli bir sözleşmeler akdedildiğni, bu sözleşmeler uyarınca taşınmazın 31.12.2024 tarihine kadar boşaltılması, aksi halde müvekkile işgaliye bedeli ödeneceği imza altına alındığını, asıl borçlu şirket, mutabık kalınan aylık 700.000,00 TL bedelli işgaliye tutarını yalnızca iki aylık kısmını ödemiş, ancak taşınmazı tahliye etmediğini, dilekçe ekinde sunulan 07.08.2024 tarihli sözleşme ve aylık 700.000,00 TL'lik ödeme dekontları, borcun borçlu tarafından ikrar edildiğini ve 16.800.000,00 TL tutarındaki (Diğer zararlarla birlikte çok daha fazladır.) alacağımızın varlığını 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ispat kuralları ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 258. maddesinde aranan "yaklaşık ispat" derecesinin çok ötesinde, delillerle ispatladığını, bu ödemelerin ... A.Ş. Tarafından yapılmış olup, dekontlarda 03.03.2025 tarihli 2.ek söküm sözleşmesi uyr.işgaliye bedeli yazdığını, açıklanan nedenlerle ihtiyati haciz isteminde bulunulmuş ise de yerel mahkeme tarafından yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığından bahisle istemimiz reddedildiğini, asıl borçlu şirket halihazırda tamamen borca batık durumda olduğunu, borçlu aleyhine Aliağa İcra Müdürlüğünün 2025/4675 Esas ve 2023/4807 Esas sayılı dosyaları başta olmak üzere çok sayıda icra takibi başlatılmış ve haciz işlemleri tatbik edildiğini, birinci derecede sorumlu olan asıl borçlu şirket aleyhine yapılan takiplerde kesin aciz vesikası alınmasının şartları hukuken ve fiilen doğduğunu, asıl borçlu şirket, aleyhindeki icra takiplerini bertaraf etmek ve müvekkili alacağına kavuşmasını engellemek amacıyla dürüstlük kuralına (4721 sayılı TMK m. 2) aykırı hileli bir strateji kurguladığını, bu kapsamda, alacağın doğumundan ve sözleşmenin yapılmasından sonra asıl borçlu şirket "bölünme" yoluna gitmiş ve malvarlığındaki yegane değerli aktif olan istem konusu İzmir ili, Aliağa ilçesi,.... Mevkii ... ada ... parseldeki taşınmazı, yeni kurulan davalı ... A.Ş.'ye bıraktığını, davalı üçüncü kişi, kurguladıkları bu mal kaçırma organizasyonunu tamamlamak adına, adına kayıtlı yegane taşınmaz olan dava konusu ... ada ... parseli elden çıkarmak ve iyiniyetli olabilecek dördüncü kişilere devretmek hazırlığında olduğunu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 257. maddesi kapsamında borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye veya kaçırmaya hazırlanması ihtiyati haciz sebebi olduğunu, uyuşmazlık salt bir mülkiyet ihtilafı olmayıp, doğrudan doğruya bir para alacağının güvence altına alınmasına ilişkin olduğunu, dosyada mübrez ödeme dekontları, taraflar arasındaki sözleşmeler göz önüne alındığında yaklaşık ispat şartının da sağlandığını, mahkeme kararına itiraz etme zarureti doğduğunu istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Talep: İlk Derece Mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen kararın kaldırılarak, talep gibi ihtiyati haciz kararı verilmesi istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır. Mahkemece yapılan değerlendirme neticesinde ihtiyati haciz talep eden alacaklı vekilinin ihtiyati haciz talebinin istinaf incelemesine konu karar ile yazılı olduğu şekilde reddine karar verilmiştir. İş bu karar ihtiyati haciz talep eden vekilince istinaf edilmiştir. İcra iflâs hukukundaki ihtiyati haciz müessesi, medenî usul hukukundaki ihtiyati tedbir ve idare hukukundaki yürütmenin durdurulması müesseseleri gibi bir geçici hukuki koruma önlemidir. İhtiyati haciz isteyen vekilinin ileri sürdüğü vakıalar, dilekçesine eklediği deliller ve ihtiyati haciz istemi dilekçesindeki ifadeleri değerlendirildiğinde; söz konusu talebin, İcra ve İflâs Kanunu'nun ihtiyati haczi düzenleyen İİK’nın 257’nci maddesine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Bu hükümde ihtiyati haciz talebine ilişkin iki hukukî sebep yer almaktadır. Birincisi, vadesi gelmiş (muaccel) bir para borcunun ödenmemesi hâlinde uygulanması gereken İİK’nın 257/I hükmüdür. İkincisi ise vadesi gelmemiş (müeccel) bir alacak için öngörülen İİK’nın 257/II’deki kuraldır. Bu iki kuralın yanı sıra ispat yüküne ilişkin İİK’nın 258’inci maddesi de somut olay açısından önemlidir. İcra ve İflâs Kanunu'nun 257’nci maddesinin 1’nci fıkrası uyarınca “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.” Bu hükme göre, bir para alacağının vadesinin gelmesi hâlinde alacaklı ihtiyati haciz talebinde bulunabilecektir. İcra ve İflâs Kanunu'nun 257’nci maddesinin 2’nci fıkrası uyarınca “Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1 - Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2 - Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa”. Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder. İcra ve İflâs Kanunu'nun 258’inci maddenin 1’nci fıkrası uyarınca, “…Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur….” Bu hükme göre, alacaklı alacağının varlığı ile birlikte alacağın vadesinin geldiği veya alacağının vadesi gelmemişse, İİK’nın 257/II hükmündeki sebeplerin varlığı hakkında mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermek zorundadır. Daha açık bir anlatımla sadece alacağın varlığı, ihtiyati haciz kararı verilmesi için yeterli veya tek şart değildir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için kesin bir ispat aranmamakta ise de özellikle hukukî bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının ve muaccel olduğunun yazılı bir belgeye veya belgeler zincirine dayanması tercih edilmesi gereken bir seçenektir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, talep ve istinaf sebeplerine göre ihtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiğinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Ayrıca ihtiyati haciz talebine ilişkin dilekçede karşı taraf olarak.... A.Ş. Gösterilmiş ve dilekçenin sonuç ve istem kısmında da tapuda .... A.Ş. adına kayıtlı olduğu belirtilen taşınmaz üzerine ihtiyati haciz konulması talep edilmiş olmasına rağmen Mahkemece istinaf incelemesine konu karar başlığında asıl borçlu şirket olan ... A.Ş. gösterilmiş olup bu durum mahkemesine verilecek maddi hatanın düzeltilmesine ilişkin bir dilekçe ile her zaman düzeltilebileceğinde bu hususa değinilmekle yetinilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/07/2026 tarih ve 2026/218 D.İş Esas 2026/218 D.İş Karar sayılı dosyasında ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin olarak verilen 22.07.2026 tarihli ARA KARAR usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan ihtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf kanu yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan ihtiyati haciz talep eden tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Kararın taraflara tebliği ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere 15/09/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi
.