İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/955 E. 2026/846 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/955
Karar No
2026/846
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/955 Esas KARAR NO : 2026/846

DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/02/2026 KARAR TARİHİ : 28/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin mikronize kalsiyum karbonat ve talk üretimi yapan kurumsal bir şirket olduğunu, Müvekkili şirket, hammadde ihtiyacı kapsamında "..." temininin sağlaması için davalı şirket ile anlaştığını, taraflar arasındaki anlaşmaya istinaden davalı şirkete ilk siparişi 26.03.2024 tarihinde gerçekleştirildiğini, taraflar arasındaki anlaşmaya göre; müvekkili şirket davalıya siparişi vermekte, siparişin verilmesinden sonra anlaştıkları ücret davalı şirkete ödenmekte ve davalı şirket ise yapılan ödemeye istinaden verilen sipariş miktarınca hammaddeyi müvekkili şirkete teslim etmek olduğunu, bu kapsamda, müvekkili şirketin vermiş olduğu ilk siparişine istinaden davalı şirkete sipariş verilmiş ve davalı da anlaşılan ödeme ve sipariş miktarına uygun şekilde ürünleri teslim ettiğini, Müvekkili şirketin ilk siparişinden sonra yeniden oluşan hammadde ihtiyacı kapsamında davalı şirkete ikinci siparişini verdiğini, söz konusu proforma faturadan da anlaşılacağı üzere; müvekkilim 52.000 kg sipariş vermiş ve yapılan anlaşma dahilinde müvekkil şirket 18.152,62 USD ödemeyi yaptığını, davalı, söz konusu ödemeye ilişkin hammaddenin tamamını teslim etmesi gerekirken 20.600 kg olmak üzere 7.168,80 USD bedelli hammadde teslimi yapmış ancak bedeli ödenmesine rağmen geri kalan hammaddenin teslimi ise gerçekleştirilmediğini, bunun üzerine, müvekkili şirket defaatle davalı şirket ile iletişime geçerek kalan malların teslimini istese de davalı şirket teslimde temerrüde düştüğünü, davalı şirketin, ürünleri teslim etmeyeceği anlaşınca ise bedelin iadesi talep edilmişse de müvekkil şirketin bu talebi de karşılanmadığını, davalı şirketin edimlerini yerine getirmemesi üzerine; ... 5. Noterliğinin ...Tarih ve ... Yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilerek davalıya tebliğ edildiğini, davalı şirket tarafından herhangi bir dönüş gerçekleşmemiş olduğundan ...köy Arabuluculuk Bürosu ... başvuru numarası ve ... arabuluculuk numaralı başvurumuz neticesinde arabuluculuk süreci "Anlaşmama" olarak neticelendiğini, netice olarak, davalı şirket bugüne kadar edimlerini yerine getirmemiş, keşide edilen ihtarname ve yapılan arabuluculuk başvurusu neticesinde de; müvekkili şirket alacaklarını tahsil edemediğinden müvekkiline ödenmeyen alacakların tahsili talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı tarafın usulüne uygun tebligatta rağmen dosyamıza herhangi bir cevap dilekçesi sunmadığı anlaşıldı. Mahkememizce Toplanan Deliller: 1-Taraflara ait BA BS formları vergi dairesinden celp edilerek incelenmiştir. 2-Tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için bilirkişi incelemesi yaptırılmış, davacının defter ve kayıtları incelenmiş, davalı ise kesin süre içerisinde tebligata rağmen ticari defter ve kayıtlarını sunmamıştır. Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri: Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile; taraflar arasında talc taşı alım satımına ilişkin ticari ilişki kurulduğunu, davalı satıcıya 52.000 kg sipariş verilerek bedeli ödenmiş ise de davalı tarafından sipariş verilen ham maddenin tamamının gönderilmediğini, kalan sipariş bedeline ilişkin peşin ödenen avans bedelinden kalan miktarın da iade edilmediğini belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için bilirkişi görevlendirilmiş olup, davacının ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun olarak tutulduğu, yasal süresi içerisinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu tespit edilmiştir. Davalı ise kesin süre içerisinde tebligata rağmen ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmamıştır. Davacının ticari defter ve kayıtları incelendiğinde; taraflar arasında 2024 ve 2025 yılı içerisinde ticari ilişkinin bulunduğu, davalı tarafından kesilen faturalara karşılık davacı tarafından avans olarak peşin ödeme yapıldığı, davalı tarafından kesilen fatura miktarları toplamının davacının yaptığı avans ödemesinden düşük olduğu, dava tarihi itibariyle davacının defter ve kayıtlarına göre davacının davalıdan 10.099,90-USD alacaklı olduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır. Davalı tarafından kesilen 2 ayrı faturanın davacının defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafından davacıya kesilen başkaca bir faturanın kaydının bulunmadığı gibi davalı tarafından daha fazla mal satıldığına ve başkaca faturaların da kesildiğine dair bir delilin dosya arasına sunulmadığı anlaşılmaktadır. Tarafların 2024 ve 2025 yılı BA BS kayıtları incelendiğinde; davalı tarafından davacıya kesilen 2 faturadan başka vergi dairesine taraflarca bildirilmiş fatura olmadığı anlaşılmakta olup, davalı tarafından davacıya daha fazla mal satıldığı ve fatura kesildiğinin bu suretle de ispatlanamadığı anlaşılmaktadır. Taraflara ait vergi kayıtları incelendiğinde davacının davalıdan alacaklı konuma ulaştığı faturanın davacı ve davalı tarafından BA BS formları ile vergi dairesine bildirildiği anlaşılmıştır. Bilindiği üzere fatura kesilmiş olması tek başına alacağı ispat etmemekte olup, alacaklının faturaya konu satış sözleşmesindeki malı teslim ettiğini de ispat etmesi gerekmektedir. Dosya arasına celp edilen BA BS formlarına göre davalı satıcı tarafından davacı alıcıya 2 ayrı fatura kesildiğinin ispat edildiği, davacı alıcı tarafından ise söz konusu 2 faturayı aşar nitelikte davalıya sipariş verildiği ve avans ödemesi yapıldığı, davalının davacının defterlerinde kayıtlı olan ve BA BS formları ile vergi dairesine bildirilen 2 faturadan daha fazla malı satarak teslim ettiğini ispat edemediği anlaşılmaktadır. Bu bağlamda davaya konu somut olay değerlendirildiğinde; davalı tarafından davacıya kesilen faturaların davalı ve davacı tarafından BA BS formu ile vergi dairesine bildirildiği, faturaların davacı alıcının da defterine işlendiği, buna karşılık davacı alıcı tarafından davalıya yapılan peşin avans ödemesi miktarlarının davalı satıcının kestiği faturalardan daha yüksek olduğu, davalının tahsil ettiği avans bedeli kadar malı satarak davacıya teslim ettiğini ispat yükünün davalı üzerinde olduğu gözetildiğinde davalının daha fazla malı satarak teslim ettiğini ispatlayamadığı, davalı tarafından ticari defter ve kayıtların tebligata rağmen kesin süre içerisinde inceleme gününde hazır edilmediği, 6100 sayılı Kanun'un 220. Maddesinin 3. Fıkrası ve 222. Maddesinin 3. Fıkrası gereğince davacının ticari defter ve kayıtlarının delil olarak kabul edilmesi gerektiği, davalının aksini ispatlayamadığı anlaşılmıştır. Nitekim Yargıtay 15. Hukuk Dairesi... Esas, ... Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "..ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi ise ...Esas ve ... Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Somut olayda, davalı müflis şirket kesin süreye rağmen, 2014 ve 2015 yılı ticari defter ve kayıtlarını sunmamıştır. Yukarıdaki Yargıtay kararında belirtildiği üzere mahkemece, HMK 220/3. madde gereğince, davalının sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunun kabul edebilmesi mümkündür. Bu durumda davacının sunduğu defter ve kayıtlara göre davacının cari hesap alacağı ve karşılıksız çıkan çeklerden dolayı 192.019,70 TL alacağı bulunduğunun kabul edilmesi gerekir." Bu bağlamda tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; dava tarihinde davacının davalıdan 10.099,90-USD alacaklı olduğunu ispatladığı, davalının ise davacıya daha fazla mal satılarak teslim edildiğini ve kalan bedelin iadesinin istenemeyeceğini ispatlayamadığı anlaşılmakla davacının ıslah dilekçesi de gözetilerek 10.99,90-USD'nin tarafların tacir olduğu ve alacağın döviz alacağı olduğu gözetilerek 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesine göre dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafından dava dilekçesinde temerrüt ihtarnamesi tarihinden itibaren faiz talep edilmiş ise de yine davacı tarafından sunulan ıslah dilekçesinde alacağın tamamı için dava tarihinden itibaren faiz talep edildiği anlaşılmakla taleple bağlılık ilkesi gözetilerek ve davalının davadan önce alacağın tamamı yönünden temerrüde düşürüldüğü anlaşılmakla (ıslahla arttırılan kısım da dahil olmak üzere) dava tarihinden itibaren faize karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE, Buna göre: 10.099,90-USD'nin 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesine göre dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 30.058,61 TL harçtan, peşin yatırılan 743,07 TL harcı ve 7.276,00 TL ıslah harcının toplamı olan 8.019,07 TL'den düşümü ile geri kalan 22.039,54 TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan 743,07 TL Peşin harç, 732,00 TL başvurma harcı, 7.276,00 TL ıslah harcı, 8.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 157,90 TL posta gideri olmak üzere toplam 16.908,97 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ye göre 70.405,19 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, 6- 4.600,00 TL Arabulucu ücretinin davalıdan tahsiliyle hazineye irad kaydına, Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/09/2026

Katip ¸e-İmzalıdır.

Hakim ¸e-İmzalıdır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/955, K. 2026/846, T. 28.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-955-e-2026-846-k-4dcb1ff21e6b