İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/1009 E. 2026/710 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/1009
Karar No
2026/710
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/1009 Esas - 2026/710 Karar Türk Ulusu Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

KARAR

ESAS NO : 2025/1009 Esas KARAR NO : 2026/710

DAVA : İTİRAZIN İPTALİ DAVA TARİHİ : 30/12/2025

KARAR TARİHİ : 29/09/2026 YAZIM TARİHİ : 30/09/2026 Mahkememizde açılan İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili ; Taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan alacaklarının tahsili için davalı borçlu hakkında .... Esas sayılı icra takibini başlattıklarını, davalının itirazı üzerine icra takibinin durdurulduğunu belirtip, itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. YANIT : Davalı vekili ; Bahse konu alacağın kaynağının hukuken tartışmalı olup davacı tarafça alacağın varlığının ispatlanamadığını, faturanın tek başına alacağın varlığını kabul için yeterli olmadığını, hiç gerçekleşmemiş mal satışlarının gerçekleşmiş gibi gösterilerek usulsüz ve hukuka aykırı bir biçimde fatura düzenlendiğini, sözde komisyon sözleşmesinin ve kapsamının davacı tarafından kanıtlanması gerektiğini belirterek, davanın reddine ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : -.... E. Sayılı dosyası, -Faturalar (5 adet), -Whatsapp mesajları, -Arabuluculuk anlaşmazlık son Tutanağı, -Kısmi ödemeye ilişkin dekont, -Yemek Dağıtım Sözleşmesi, -Bilirkişi raporu. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Davadaki talep, taraflar arasında yazılı olmayan danışmanlık hizmet sözleşmesi dolayısı ile oluştuğu ileri sürülen ve yine davalı tarafından ödenmediği ileri sürülen davacı alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacının tacir olup olmadığının denetlenmesi için bağlı olduğu .... ve .... kayıtları olup olmadığı konusunda yazılan yazılara cevaplar verilmiştir. .... davalı şirkete ait 2025 yılı MART-NİSAN-MAYIS-HAZİRAN-TEMMUZ aylarına ilişkin mal alım beyannameleri temin edilmiştir. Dava dışı ... Ltd. Şti. nin ortak ve yetkililerini gösterir ticaret sicil kayıtlarının temin edilerek dosya arasına alınmıştır. Bilirkişiler tarafından sunulan ve dosya kapsamına, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine ve yargı kararlarına uygun olup, denetime açık olup, hüküm kurmaya elverişli olduğu kabul edilen kök rapor ve ek rapora göre; davacı ...’in 22.02.2025 tarihinden itibaren gelir vergisi mükellefi olduğu, gerçek usulde vergilendirildiği ve işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu; 2025 yılı geçici vergi beyannamesinde brüt satış tutarının 2.756.516,00 TL, ticari kazancının 1.747.421,20 TL olduğu, bu tutarın 2025 yılı için belirlenen 2.800.000,00 TL yıllık satış haddine yakın bulunduğu şeklinde görüş bildirilmiştir. Bu hali ile davacı gerçek kişinin tacir olmayıp elde ettiği gelir itibarı ile esnaf sayılması gerektiği kabul edilmiştir. Mahkemelerin görevi kamu düzeninden olduğu için her aşamada dikkate alınması gerekir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4.maddesinde nisbi ve mutlak ticari davalar düzenlenmiş olup, tarafların tacir olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nisbi ticari dava olup, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın maddenin ilk fıkrasında a,b,c,d,e ve f bentlerinde sayılan hususlardan doğan hukuk davaları ise mutlak ticari dava niteliğindedir. 6335 sayılı Kanun'un 2.maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5.maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1 inci maddesi gereğince kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemelerce re'sen dikkate alınması gerekir. Davadaki talep Türk Ticaret Yasasında düzenlenen bir konudan kaynaklanmadığı gibi, uyuşmazlık ile ilgili yasal düzenlemede ticaret mahkemelerinin açıkça görevli oldukları belirtilmediği için uyuşmazlığın mutlak ticari dava olmadığı kabul edilmiştir. Uyuşmazlığın nispi ticari dava olabilmesi için, davanın her iki tarafının tacir ve uyuşmazlığın da tarafların ticari işletmeleri ile ilgili olması gerekir. Somut olayda davalı şirket in tacir olduğu anlaşılmakla birlikte, davacı gerçek kişi yönünden yapılan araştırma sonucu davacının elde ettiği gelir itibarı ile tacir sayılma ölçütlerini taşımadığı, adına kayıtlı ticari işletme de bulunmadığı ve esnaf sayılması gerektiği, bu hali ile davanın nispi ticari dava olarak ta kabulünün mümkün olmadığı için ticaret mahkemeleri görevli olmayıp, davalının mesleki faaliyeti bulunması nedeni ile tüketici de sayılamayacağı, uyuşmazlık için genel mahkeme niteliğindeki Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli oldukları kabul edilip, aşağıdaki hüküm oluşturulmuştur. HÜKÜM: Nedenleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-) 6100 Sayılı HMK'nın 114/1-c, 115/2 maddeleri uyarınca mahkememizin görevsizliği nedeniyle DAVANIN USULDEN REDDİNE, Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduklarının KABULÜNE, 2-) Kararın kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye göndermeyi talep etmeleri halinde dosyanın ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-) (a) HMK'nin 331/2. maddesi uyarınca yargılama giderlerinin yetkili ve görevli mahkeme tarafından hüküm altına alınmasına, (b) Süresi içinde başvuru yapılmaması halinde HMK'nin 20/1-son cümlesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine ve yargılama giderlerinin verilecek ek kararda hüküm altına alınmasına, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin YÜZÜNE KARŞI, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK'nin 345/1. maddesi uyarınca 2 (iki) hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.29/09/2026

Katip .... Hakim .... e - imzalıdır e - imzalıdır

Bu gerekçeli karar güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/1009, K. 2026/710, T. 29.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-1009-e-2026-710-k-99b575ee0b15