Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/1594 E. 2026/3967 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1594
- Karar No
- 2026/3967
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2731 E., 2025/3086 K. DAVA TARİHİ : 23.03.2021 İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 69. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/516 E., 2025/292 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 16.10.2000-05.02.2021 tarihleri arasında yönetmen-operasyon asistanı olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesinin 13.06.2024 tarihli kaldırma kararından sonra yapılan yargılama neticesinde, davacının davalı işyerinde 16.10.2000 tarihinde çalışmaya başladığı, davacının hizmet cetveline göre aralıksız 4/c sigortalısı olduğunun anlaşıldığı, 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'ndan (5510 sayılı Kanun) önce 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu (5434 sayılı Kanun) kapsamında çalışması bulunan davacının, bu çalışmalarından kaynaklanan alacaklarına dair davadaki taleplerinin 01.10.2008 tarihinden önce çalışmaya başlayanlara uygulanan 5434 sayılı Kanun kapsamında bulunduğunun tespiti ile bu kapsamdaki davaya konu taleplerine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun'un uygulama yeri bulunmadığı, buna göre 5510 sayılı Kanun'un hükümlerine göre sınırlı yetki ile donatılmış iş mahkemelerinin görevli olmadığı, davanın çözüm yerinin idari yargı olduğu gerekçesiyle yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ... Bankasının 2 33... sayılı Kanun Hükmünde Kararname (399 sayılı Kanun) kapsamında bir kamu iktisadi teşebbüsü (KİT) iken, 4603 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti ... Bankası, Türkiye ... Bankası Anonim Şirketi ve Türkiye ... Bankası Anonim Şirketi Hakkındaki Kanun (4603 sayılı Kanun) ile KİT statüsünden çıkartılarak Anonim Şirket olarak yeniden örgütlendiği, tamamen özel hukuk hükümlerine tâbi kılındığı, gerek personel istihdamı gerekse diğer işlemlerinde kârlılık ve verimlilik ilkeleri doğrultusunda hareket eden sektördeki diğer özel bankalardan farkı olmayan, Bankalar Kanunu ve Türk ... Kanunu hükümlerine göre işletilen Anonim Şirket niteliğini taşıdığı, Anayasa Mahkemesinin 4603 sayılı Kanun'un iptali istemiyle açılan davada verdiği 25.06.2002 tarih ve 2002/31 Esas, 2002/58 Karar sayılı kararının gerekçesinde, statüsü değiştirilen bankalar tarafından yürütülen hizmetin 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 128. maddesinde belirtilen genel idare esaslarına göre yapılan asli ve sürekli bir kamu hizmeti olmadığı ve burada çalışan personelin de memur yada diğer kamu görevlisi olarak nitelendirilemeyeceğinin belirtildiği, davacının imzası bulunan 26.10.2001 tarihli dilekçede, 399 sayılı KHK hükümlerine göre kadrolu sözleşmeli statüde çalışmakta iken 25.11.2000 tarihli ve 24241 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4603 sayılı Kanun'un 2/3 hükmü uyarınca özel hukuk hükümlerine, 1475 sayılı İş Kanunu ve buna ilişkin mevzuata göre çalıştırılmak ve Emekli Sandığı ile bağlantısı devam etmek üzere sözleşmeli statüye geçmek istediğinin belirtildiği, emsal mahiyetteki Uyuşmazlık Mahkemesinin 2022/566 Esas ve 2023/699 Karar ile 2024/506 Esas ve 2025/107 Karar sayılı ilâmlarının Dairece resen gözetildiği, davacının ... Kurumu hizmet cetveline göre aralıksız şekilde 5434 sayılı Kanun'a tâbi 4/c sigortalısı olduğu ve bu sigortanın 2019/4 döneminden sonra devam etmediği, davacının 5434 sayılı Kanun hükümlerine tâbi olduğu ve Emekli Sandığı iştirakçisi olarak işbu dava konusu taleplerini ileri sürdüğü göz önüne alınarak davacı tarafından açılan davanın çözümünün idari yargıda görüleceğine dair kabulün isabetli bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Müvekkilinin özel hukuk hükümlerine tâbi olarak iş sözleşmesi ile çalıştığını, 2. Davaya konu kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin memuriyet dönemine ilişkin değil, memuriyet dönemi ile birleşen belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışılan döneme ait iş sözleşmesinin feshinden kaynaklandığını, 3. Müvekkilinin iş sözleşmesinin davalı tarafından haksız bir şekilde feshedildiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, somut uyuşmazlıkta görevli yargı yerinin adli yargı mı yoksa idari yargı mı olduğuna ilişkindir. Somut uyuşmazlıkta davacı iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı talebinde bulunmuştur. Mahkemece, uyuşmazlığın çözüm yerinin idari yargı olduğu gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-(b) ve 115. maddeleri uyarınca davanın, yargı yolunun caiz olmaması sebebiyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. 4603 sayılı Kanun'un 2/4 hükmü, "Bankaların bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte mevcut personeli hakkında aylık, özlük ve emeklilikleri yönünden tabi oldukları mevzuatın uygulanmasına devam olunur. Bunlardan uygun görülenler istekleri hâlinde, emeklilik statüleri devam etmek üzere özel hukuk hükümlerine göre çalıştırılabilir. 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ile ilgileri devam eden personelin özel hukuk hükümlerine göre çalışacakları süreler kazanılmış hak aylıklarında değerlendirilir ve emeklilik işlemlerinde söz konusu Kanunun ek 48 inci maddesinin (b) fıkrası ile ek 68 inci maddesi hükümleri uygulanır. Bu kadro ve pozisyonlar emeklilik, istifa, ölüm ve sair nedenlerle boşaldıkları takdirde hiçbir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş sayılır. (Değişik beşinci cümle: 18/4/2007-5626/1 md.) Özel hukuk hükümlerine göre çalıştırılacak personelin sayısı, unvanı, ücret ve sair mali hakları bankaların genel kurullarınca tespit olunur. (Değişik altıncı cümle: 18/4/2007-5626/1 md.) Genel kurullar, bu yetkilerini yönetim kurullarına devredebilir. (Ek yedinci cümle: 18/4/2007-5626/1 md.) Personel istihdamına ilişkin diğer hususlarda yönetim kurulları yetkilidir." şeklindedir. Davacının 26.10.2001 tarihli dilekçesi ile "399 sayılı Kanun Hükmünde kararname hükümlerine göre kadrolu/sözleşmeli statüde çalışmakta iken, 25.11.2000 tarih ve 24241 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 4603 sayılı "Türkiye Cumhuriyeti ... Bankası. Türkiye ... Bankası Anonim Şirketi ve Türkiye ... Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanun'un 2. maddesinin 3 fıkrası uyarınca, özel hukuk hükümlerine-1475 sayılı İş Kanunu ve buna ilişkin mevzuata göre çalıştırılmak ve T.C. Emekli Sandığı ile bağlantım devam etmek üzere sözleşmeli statüye geçmek istiyorum. Gereğini arz ederim" şeklinde beyanda bulunduğu ve taraflar arasında 01.12.2001 tarihli belirsiz süreli hizmet sözleşmesinin imzalandığı anlaşılmaktadır. Bu kapsamda davacının özel hukuk hükümlerine tâbi iş sözleşmesi ile çalışmasını sürdürdüğü anlaşılmakta olup ... Kurumu ile ilişkisinin 5510 sayılı Kanun'un (bu Kanun'dan önce 5434 sayılı Kanun'un) 4/c hükmü kapsamında olması tek başına taraflar arasında iş sözleşmesi olmadığı anlamına gelmez. Mahkemece söz konusu talepler bakımından iş mahkemesinin görevli olduğu kabul edilerek işin esasına girilmesi gerekirken davanın usulden reddedilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.