İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/412 E. 2026/550 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/412
- Karar No
- 2026/550
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/412 Esas - 2026/550 TÜRK MİLLETİ Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA GEREKÇELİ KARAR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/412 KARAR NO : 2026/550
.... DAVA : Kayyımlık / Ticari Şirkete Kayyım Atanması DAVA TARİHİ : 14/05/2026 KARAR TARİHİ : 02/07/2026 KARAR Y.TARİHİ : 02/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan "Ticari Şirkete Kayyım Atanması" davasının yapılan açık yargılaması sonucunda, aşağıdaki karar tesis edilmiştir. I-İDDİALAR 1. Davacılar vekili 14/05/2026 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili ....'nun eşi, müvekkilleri ..... ile ....'nun babası olan muris .... 29/04/2026 tarihinde vefat ettiğini, müteveffanın, kayyım tayini istenilen .... tek ortağı, tek yetkilisi ve tek müdürü olduğunu, murisin ölümü ile şirketin imza yetkilisinin kalmadığını, şirket yönetiminin felç olduğunu; şirketin faaliyetlerinin sürdürülmesinin, borçlarının ödenmesinin, vergi ve .... işlemlerinin yürütülmesinin, personel maaşlarının ödenmesinin ve ticari itibarının korunmasının imkânsız hâle geldiğini, mirasçılar arasında henüz miras paylaşımının yapılmadığını, mirasçılardan ikisinin reşit olmadığını, ergin olan....nun da tek başına şirket işlemlerini yapabilmesinin mümkün olmadığını; şirketin banka hesaplarının kullanılamaması nedeniyle ödemelerin biriktiğini, vergi cezası ve faiz tahakkuku riskinin doğduğunu, şirketin mevcudiyetinin korunması ve işlevini yitirmemesi için şirketi idare ve temsil etmek üzere müstakil ve tarafsız bir kayyım atanmasının zorunluluk hâline geldiğini ileri sürerek; (a) Öncelikle, şirketin ticari faaliyetlerinin durması sonucu doğacak zararların önlenmesi için ihtiyati tedbir yoluyla şirkete acilen geçici bir kayyım atanmasına, (b) Yargılama neticesinde, muris ....'nun vefatı ile sahipsiz kalan davalı şirkete, şirketin yönetim ve temsili için yetkili bir kayyım atanmasına, (c) Kayyım ücretinin şirket kaynaklarından karşılanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II-SAVUNMALAR 2. Davalı şirket, davaya cevap dilekçesi sunmamış, duruşmalara da katılmamıştır. Bu itibarla HMK m. 128 hükmü uyarınca davalı, davacıların ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmıştır. III-TARAFLARIN ANLAŞTIKLARI ve ANLAŞAMADIKLARI HUSUSLAR A. Taraflar Arasında Uyuşmazlık Bulunmayan Hususlar 3. Tarafların sunduğu dilekçeler, ekleri ve Mahkememizce resen celp edilen belgeler kapsamında aşağıdaki vakıalar çekişmeli olmaktan çıkmıştır: i. Kayyım tayini istenilen ....tek ortaklı limited şirket olarak tescil edildiği, ii. Tek ortağı ve şirketin tek müdürü olan ....29/04/2026 tarihinde vefat ettiği, iii. Murisin geriye mirasçısı olarak davacılar eşi ....'nun (d. 26/02/2015) kaldığı iv. Mirasçılar arasında miras paylaşımının (taksimin) yapılmadığı, terekeye TMK m. 640/3 uyarınca herhangi bir temsilci atanmadığı, B. Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Konuları 4. Ön inceleme tutanağı ile tespit edildiği üzere ve dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki uyuşmazlık aşağıdaki noktalarda toplanmaktadır: i. Davalı şirkete TMK m. 427/4 hükmü uyarınca (kıyasen) yönetim kayyımı atanması koşullarının bulunup bulunmadığı; ii. Şirketin "gerekli organlardan yoksun kalmış" sayılıp sayılamayacağı, iii Şirketin "yönetiminin başka yoldan sağlanmasının" (TTK m. 596, 599, 617 ve m. 617/3 yollamasıyla TTK m. 410-412 hükümleri çerçevesinde genel kurulun toplanarak müdür seçmesinin) somut olayda mümkün olup olmadığı, iv. Kayyımlığın kapsamı, kayyımın yetkilerinin sınırı ve görev süresi, IV-ÇEKİŞMELİ VAKILAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER 5. Ankara Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün sicil dosyası sureti ....., ilk tescil tarihinin 17/01/2024, sermayesinin 1.000.000,00.-TL, tek temsilcisinin ".... – Müdür – Münferiden Temsile Yetkilidir – Başlangıç 17.01.2024 – Bitiş: Aksi karar alınıncaya kadar" olduğunu göstermektedir. 6. Dosyada mevcut Nüfus Kayıt Örneği'nin incelenmesinde; ....'nun 29/04/2026 tarihinde vefat ettiği görülmüştür. 7. Mirasçılık Belgesi ..... 29/04/2026 tarihinde vefat ettiğini; geriye mirasçı olarak eşi .... kaldığını; terekenin 8 pay kabul edilerek 3 payının Mithathan'a, 3 payının .... ait olduğunu (TMK m. 495, 499, 598/1) göstermektedir. V- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE 8. Dava, davalı şirkete TMK m. 427 hükmü uyarınca yönetim kayyımı atanması istemine ilişkindir. 9. Öncelikle yukarıda çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller bölümünde de yer verildiği üzere yönetim kayyımı atanması talep edilen ...., sermayesinin heberi 1.000,00.-TL değerinde 1.000 paya ayrılmış toplam 1.000.000,00.-TL değerinde, tek pay sahibinin ve tek temsilcisinin ...." olduğu Mahkememizce celp edilen ticaret sicil kayıtlarından anlaşılmaktadır. 10. Dava, TTK m. 4/1-a ve m. 5/1 hükümleri uyarınca mutlak ticari dava niteliğinde olup, davalı şirketin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi sıfatıyla Mahkememiz görevli ve yetkilidir. Dava şartlarının tamamının (HMK m. 114) mevcut olduğu, taraf teşkilinin sağlandığı, davacıların dava açmakta hukuki yararının bulunduğu tespit edilmiştir. Bu anlamda davanın genel ve özel dava şartları bulunduğu değerlendirilerek esası yönünden inceleme yapılması gerekmiştir. 11. Davacılardan .... tarafından temsil edilmektedirler. Küçükler ile velileri arasında bu davada menfaat çatışması bulunmadığından TMK m. 426/2 uyarınca ayrıca temsil kayyımı atanmasına gerek görülmemiştir. 12. TTK’de kayyıma ilişkin hükümler sınırlı sayıda yer almıştır. Bununla birlikte, TTK’nin 1. maddesi “Türk Ticaret Kanunu, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun ayrılmaz bir parçasıdır.” şeklindedir. Görüldüğü gibi, Kanun Koyucu, TTK’da kayyım atanmasına dair ayrı hükümlere yer vermeyi gerek görmemiş, mükerrerlik ile karmaşa oluşturmamak için, genel bir yollama ile Türk Medeni Kanunu’nun ilgili hükümleri ticaret şirketlerine uygulanmasına imkan tanımıştır. Nitekim, pratikte de, şirketlere kayyım atanması ağırlıklı olarak Türk Medeni Kanunu hükümleri çerçevesinde talep edilmekte ve karara bağlanmaktadır. 13. Kayyımlık müessesesi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun İkinci Kitabının Üçüncü Kısmında düzenlenmiştir. TMK m. 403 hükmü uyarınca, kayyımın, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanacağı açıkça belirtilmiştir. Kayyımlık, TMK’da; temsil kayyımlığı, yönetim kayyımlığı ve iradi (isteğe bağı) kayyımlık olmak üzere üç başlık altında toplanmıştır. Yine TMK m. 426 hükmünde temsil kayyımlığını TMK m. 427 hükmünde ise yönetim kayyımlığını gerektiren haller olmak üzere kayyımlığı gerektiren haller düzenlendiği görülmektedir. 14. Türk Medeni Kanunu'nun 403/2. maddesinde kayyımın, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanacağı, 426. maddesinde vesayet makamının, aşağıda yazılı olan veya kanunda gösterilen diğer hallerde ilgilisinin isteği üzerine veya re'sen temsil kayyımı atayacağı, kayyım atamasının yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel olmayacağı, 427. maddesinde ise bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa kayyım atanacağına ilişkin düzenlemeler yer almaktadır. 15. TMK’nin 426. maddesi; "Vesayet makamı, aşağıda yazılı olan veya kanunda gösterilen diğer hallerde ilgilisinin isteği üzerine veya re’sen temsil kayyımı atar: 1) Ergin bir kişi, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri bir sebeple ivedi bir işini kendisi görebilecek veya bir temsilci atayabilecek durumda değilse, 2) Bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışıyorsa, 3) Yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel varsa." hükmünü içermektedir. Madde düzenlemesinin gerçek kişiler esas alınarak sevk edilmiş olduğu anlaşılmakla birlikte "3." bendindeki üçüncü hal olarak belirtilen yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel bulunmasının şirketlere de uygun düştüğünü kabul edilmektedir. Nitekim, uygulama ve öğretide de düzenlemenin tüzel kişiler yönünden de temsil kayyımı atanmasında uygulanması mümkün görülmektedir. 16. TMK’nin yönetim kayımlığını düzenleyen 427. Maddesi ise, "Vesayet makamı, yönetimi kimseye ait olmayan mallar için gereken önlemleri alır ve özellikle aşağıdaki hallerde bir yönetim kayyımı atar: 1. Bir kimse uzun süreden beri bulunamaz ve oturduğu yer de bilinemezse, 2. Vesayet altına alınması için yeterli bir sebep bulunmamakla beraber, bir kişi malvarlığını kendi başına yönetmek veya bunun için temsilci atamak gücünden yoksunsa, 3. Bir terekede mirasçılık hakları henüz belli değilse veya ceninin menfaatleri gerekli kılarsa, 4. Bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa, 5. Bir hayır işi veya genel yarar amacı güden başka bir iş için halktan toplanan para ve sair yardımı yönetme veya harcama yolu sağlanamamışsa," düzenlemesini içermektedir. 17. TMK m. 427 hükmü, vesayet makamının hangi hâllerde malvarlığının yönetimi için kayyım atayacağını saymakta olup, maddenin dördüncü bendinde bir tüzel kişinin gerekli organlarından yoksun kalması ve yönetiminin başka yoldan sağlanamaması durumunda yönetim kayyımı atanacağı düzenlenmiştir. 18. Şirketlerde asıl olan, ortakları tarafından alınan kararlar ile belirlenen yöneticiler tarafından yönetilmesi olup verilecek tedbirlerin şirketin hayatını devam ettirebilmesinde sakınca doğuracak mahiyette olmaması gerekir (.... 19. Anılan hükmün uygulanabilmesi için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi gerektiği anlaşılmaktadır; (i) tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kalmış olması ve (ii) yönetimin başka yoldan sağlanamaması. İkinci koşul, yönetim kayyımlığının ikincil/tali niteliğini ifade etmektedir. Bu bakımdan şirketler hukuku sistematiği içinde organ boşluğunun giderilmesinin mümkün olduğu hallerde kayyım atanması yoluna gidilemeyecektir. 20. Doktrinde, TMK m. 427/4 anlamında "organsızlık"tan söz edilebilmesi için organın hukuken veya fiilen mevcut olmaması ve bu boşluğun tüzel kişiye ilişkin özel mevzuat çerçevesinde giderilememesi gerektiği kabul edilmektedir. Yönetim kayyımlığı, tüzel kişinin iradesinin yerine geçen istisnai bir müessese olduğundan, dar yorumlanması ve ancak son çare (ultima ratio) olarak başvurulması gerektiği vurgulanmaktadır. 21. TTK’nin 623. maddesi limited şirketin yönetiminin ve temsilinin şirket sözleşmesi ile düzenlemesini şart koşmuştur. Bu itibarla, şirket sözleşmesinde yapılacak düzenleme ile şirketin yönetimi ve temsili, müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortağa ya da tüm ortaklara veyahut ortak olmayan üçüncü kişilere verilebilecektir. TTK, ayrıca, en azından bir ortağın, şirketi yönetim hakkının ve temsil yetkisinin bulunmasını zorunlu kılmıştır. TTK’nin 616. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile de “müdürlerin atanmaları ve göreden alınmaları” genel kurulun devredilemez yetkileri arasına dahil edilmiştir. TTK, müdürlerin birden fazla olmaları durumunda ise onların bir kurul olduğu belirterek anonim şirketteki yönetim kuruluna özgü bir işleyiş kuralını hükme bağlamıştır. Buna göre, şirketin birden fazla müdürü bulunduğu takdirde, bunlardan biri, şirketin ortağı olup olmadığına bakılmaksızın, genel kurul tarafından “müdürler kurulu başkanı” olarak atanır (TTK, m.624/f.1). 22. Bu açıdan bakıldığında, TMK’nin m.427/4’de belirtilen “gerekli organlardan yoksun kalma” hali, limited şirketin zorunlu organlarından yoksun kalmasını vurgular. Bu hale örnek olarak, genel kurulun uzun zamandan beri toplantıya çağrılamaması, genel kurulun müdürleri seçememesi, müdürler kurulunun toplanması için gerekli yeter sayıların sağlanamaması gösterilebilir. 23. TTK m. 616/1-b uyarınca müdürlerin atanması ve görevden alınması genel kurulun devredilemez yetkileri arasındadır. TTK m. 617/1 uyarınca genel kurul, müdürler tarafından toplantıya çağrılır. TTK m. 617/3 yollamasıyla anonim şirketlere ilişkin TTK m. 410-412 hükümleri limited şirketlerde de kıyasen uygulanır; bu çerçevede TTK m. 410/2, yönetim organının devamlı olarak toplanamaması, toplantı nisabının oluşmasına imkân bulunmaması veya mevcut olmaması durumlarında, mahkemenin izniyle tek bir pay sahibinin genel kurulu toplantıya çağırabilmesine imkân tanır. 24. Toplanan delillerin bütünü değerlendirildiğinde; davalı şirketin 17/01/2024 tarihinde tek ortaklı limited şirket olarak kurulduğu, 1.000.000,00.-TL sermayenin tamamına karşılık gelen 1.000 adet esas sermaye payının tümünün muris ...'ya ait olduğu, şirket sözleşmesinin 7. maddesi uyarınca anılan kişinin aynı zamanda "aksi karar alınıncaya kadar" görev yapmak üzere seçilmiş münferiden temsile yetkili tek müdür olduğu sabittir. 25. .... sayılı yazısı ile, şirketin sicil dosyasında kuruluş tescili dışında hiçbir işlem bulunmadığı, olağan veya olağanüstü genel kurul toplantısına ilişkin hiçbir bilgi ve belgeye rastlanmadığı, ortak ve temsile yetkili kişinin yalnızca ... olduğu resmen tespit edilmiştir. Buna göre şirkette murisin ölümünden önce de sonra da başkaca bir müdür, ticari vekil, iç yönerge ile yetkilendirilmiş temsilci veya imza yetkilisi bulunmamaktadır. 26. Murisin 29/04/2026 tarihinde vefatı ile birlikte, kişiye sıkı sıkıya bağlı olan müdürlük sıfatı sona ermiş ve mirasçılara intikal etmemiştir. Bu itibarla davalı şirket, 29/04/2026 tarihinden itibaren yönetim ve temsil organından tamamen ve mutlak olarak yoksun kalmıştır. Şirketi temsil ve ilzam edebilecek, adına imza atabilecek, bankacılık işlemlerini yürütebilecek, vergi ve sosyal güvenlik yükümlülüklerini yerine getirebilecek hiçbir gerçek kişi bulunmamaktadır. Nitekim davalı şirketin usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap dahi verememiş olması, bu mutlak organsızlığın somut ve doğrudan bir göstergesidir. 27. Bu anlamda TMK m. 427/4 hükmünün birinci koşulu olan "tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kalması" koşulu somut olayda gerçekleşmiştir. İkinci koşul bakımından, organ boşluğunun şirketler hukuku araçlarıyla giderilmesinin somut olayda mümkün olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. 28. Mirasçılar, TTK m. 596/1 uyarınca payların maliki sıfatını kazanmışlardır. Kuramsal olarak TTK m. 617/1 uyarınca genel kurulu çağırma yetkisi müdürlere ait olduğundan ve müdür bulunmadığından, TTK m. 617/3 yollamasıyla TTK m. 410/2 uyarınca mahkemeden izin alınarak genel kurulun toplantıya çağrılması, toplanacak genel kurulda TTK m. 616/1-b uyarınca yeni müdür seçilmesi ve bu kararın TTK m. 598 uyarınca ticaret siciline tescil ettirilmesinin mümkün olduğu söylenebilir. 29. Ancak somut olayda bu yolun işletilmesi fiilen ve hukuken mümkün değildir. Zira Muris ...'nun terekesi, .... sayılı mirasçılık belgesi uyarınca üç mirasçı arasında elbirliği mülkiyetine tabidir (TMK m. 640/1-2, m. 701-703). Henüz miras taksimi yapılmamış, TMK m. 676 anlamında yazılı bir taksim sözleşmesi veya buna eşdeğer bir hâlin varlığı ortaya konulmamıştır. Dolayısıyla mirasçılar, şirkete karşı haklarını ancak TTK m. 599/1 uyarınca ortak bir temsilci aracılığıyla kullanabilirler. Hiçbir mirasçının münferiden çağrı, katılım veya oy kullanma yetkisi bulunmamaktadır. Davacılar vekilinin 21/05/2026 havale tarihli beyan dilekçesi ile açıkça bildirildiği üzere, terekeye TMK m. 640/3 uyarınca herhangi bir temsilci atanmamıştır. Dolayısıyla TTK m. 599/1 anlamında ortak temsilci de hâlihazırda mevcut değildir. 30. Bununla birlikte, organ boşluğunun giderilmesi için işletilmesi gereken sürecin bizzat organsızlık nedeniyle tıkanmış olduğu hâllerde, mirasçıları teorik bir prosedüre yönlendirmenin hakkın özünü zedeleyeceği ve tüzel kişiyi telafisi imkânsız zararlara maruz bırakacağı da gözönünde tutulmalıdır. Kayyımlığın kapsamı, şirketin yeni yönetim organı (müdür) usulüne uygun şekilde seçilip ticaret siciline tescil edilinceye kadar şirketi yönetmek ve temsil etmekle sınırlı tutulmuş; böylece müdahalenin süresi ve konusu bakımından ölçülülük ilkesine uygunluk sağlanmıştır. Kayyımın atanması, mirasçıların genel kurulu toplayarak kendi müdürlerini seçme haklarını ortadan kaldırmamakta; aksine bu süreç tamamlanıncaya kadar şirketin ayakta kalmasını temin etmektedir. Kayyımın görevi, mirasçılarca usulüne uygun olarak seçilecek müdürün ticaret siciline tescili ile kendiliğinden sona erecektir. 31. Kaldı ki Yargıtay'da benzer bir uyuşmazlıkta murisin hem ortak hem organ sıfatını birlikte taşıdığı organsızlık hâlinde uygulanacak hükmün, payların geçişine ilişkin TTK hükümleri değil, doğrudan TMK m. 427 hükmü olduğu yönünde değerlendirme yapmıştır .... Şirketi'nin tek ortağı ve münferiden temsile yetkili tek müdürü olan ...'nun 29/04/2026 tarihinde vefatı ile şirketin yönetim ve temsil organından tamamen yoksun kaldığı, şirketin kuruluşundan bu yana hiç genel kurul yapmadığı ve sicilde kuruluş dışında hiçbir tescil bulunmadığı, murisin terekesinin elbirliği mülkiyetine tabi olduğu, terekeye temsilci atanmadığı ve mirasçılardan ikisinin küçük olduğu, bu nedenle organ boşluğunun TTK'nın öngördüğü prosedürlerle makul bir sürede giderilmesinin fiilen mümkün olmadığı, şirketin faal ve vergi mükellefiyeti devam eden bir ticari işletme olması karşısında organsızlığın sürmesinin telafisi güç ve imkânsız zararlara yol açacağı ve nihayetinde TTK m. 636/2 uyarınca fesih sonucunu doğurabileceği anlaşılmakla, TMK m. 427/4 hükmünün aradığı her iki koşulun da (organlardan yoksunluk ve yönetimin başka yoldan sağlanamaması) somut olayda birlikte gerçekleştiği değerlendirilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. 33. Öte yandan, şirketin mutlak organsızlık durumu resmî belgelerle tam olarak (yaklaşık ispatın çok ötesinde) ortaya konulmuştur. Şirketin ticari faaliyetlerinin fiilen durmuş olması, banka hesaplarının kullanılamaması, vergi ve .... yükümlülüklerinin yerine getirilememesi karşısında, kararın kesinleşmesinin beklenmesi hâlinde telafisi güç ve imkânsız zararların doğma ihtimali bulunmaktadır. Bu hâl, HMK m. 389 kapsamında gecikmesinde tehlike bulunan hâl olarak nitelendirilmiştir. Bu nedenle, atanan yönetim kayyımının ihtiyati tedbir kapsamında, kararın kesinleşmesi beklenmeksizin derhal göreve başlamasına karar verilmesi gerekmiştir. VI-HÜKÜM 1. Davanın KABULÜNE, 2. .... sicil numarasında kayıtlı Davalı .... TMK m. 427/4 hükmü kıyasen uygulanmak suretiyle; şirketin yeni yönetim kurulu / müdürü usulüne uygun şekilde seçilip ticaret siciline tescil edilinceye kadar şirketi yönetmek ve temsil etmek üzere, Dr. ....YÖNETİM KAYYIMI OLARAK ATANMASINA, 3. Davacıların ihtiyati tedbir taleplerinin KABULÜ İLE; 4. Şirketin mevcut mutlak organsızlık durumu, ticari faaliyetlerin durması sebebiyle telafisi güç ve imkânsız zararların doğma ihtimalinin (HMK m. 389 kapsamında gecikmesinde tehlike bulunan hâl) yüksekliği nazara alınarak; atanan yönetim kayyımının ihtiyati tedbir kapsamında, kararın kesinleşmesi beklenmeksizin derhal göreve başlamasına, HMK m. 392/1 uyarınca ayrıca teminat alınmasına yer olmadığına, 5. Kayyımın emek ve mesaisine karşılık kendisine aylık 50.000,00.-TL ücret TAKDİRİNE, kayyım ücretinin şirket kaynaklarından (şirket malvarlığından) karşılanmasına, (şirket hesaplarının blokajı veya nakit sıkıntısı ihtimaline binaen) ilk 3 aylık yönetim kayyımlığı ücretinin mahkeme veznesine depo edilmesi için davacılar vekiline 1 haftalık kesin süre verilmesine, ücret yatırıldığında kayyımın derhal göreve başlaması için ilgiliye meşruhatlı davetiye çıkarılmasına 6. Kararın ve kayyım atama işleminin tescil ve ilanı amacıyla, gerekçeli kararın bir suretinin Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere ile BİLDİRİLMESİNE, Karar ve İlam Harcı 7. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken ve peşin alınan 732,00.-TL harcın karar harcı sayılmasına, başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Yargılama Giderleri ve Gider Avansı 8. Davacılar tarafından yapılan; 732,00 TL başvurma harcı, 732,00 TL peşin harç, 104,00 TL vekâlet suret harcı ile 42,90.-TL tebligat ve müzekkere giderlerinden oluşan toplam 1.610,90.-TL yargılama giderinin HMK m. 326/1 uyarınca davalıdan alınarak davacılara VERİLMESİNE, 9. Davacılar tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın, karar kesinleştiğinde ve HMK m. 333 uyarınca resen davacılara İADESİNE, Vekâlet Ücreti 10. Davacı vekilince vekalet ücreti talep edilmediğinden vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren .... ...ya da buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile ... yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 02/07/2026
.....
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15 uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur"