İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/132 E. 2026/826 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/132
Karar No
2026/826
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2026/132 KARAR NO : 2026/826 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/02/2026 KARAR TARİHİ : 27/10/2026

Mahkememizde görülmekte bulunan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ... ticaret ünvanlı ve sahibi davalı olan işyeri ile çeşitli ticari ilişkiler içerisinde olup bu bağlamda aralarınla düzenli olarak mal alım-satım gerçekleştiğini, davacı alacaklı şirketin belirli dönemlerde davalı borçlu şirkete mal ve hizmetler sunarak teslimler gerçekleştirdiğini bunun sonucunda davalı borçlunun ücret ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğini bu nedenle davacı alacaklı şirket tarafından Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün ... /... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını ancak davalı borçlu şirketin bu takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz etmesi nedeniyle takibin durduğunu ve yapılan arabuluculuk görüşmesinde de anlaşmanın sağlanamadığını belirterek itirazın iptali ile takibin devamını, haksız ve kötü niyetli itiraz ile takibin durmasına neden olan davalı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazimatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, İİK'nun 67. Maddesi gereği itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosyamızda tarafların tacir olup olmadığının araştırılması için Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığına, Antalya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanlığına, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığına, Bursa Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanlığına ve Bursa Uludağ Vergi Dairesine müzekkere yazılmış, davacı ... ... 'nun dava tarihi (...) itibariye tacir olup olmadığı araştırması yapılmıştır. Bir davanın ticari dava olup olmadığı TTK'nın 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre belirlenmektedir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar TTK'nın 4/1-a bendi uyarınca; tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın TTK'da düzenlenen hususlardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. maddesi uyarınca nisbi ticari dava olması için, her iki tarafın tacir olması ve davanın ticari işletmelerinden doğması gerekir. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Ticari işletme, TTK'nın 11/1.maddesindeki tanıma göre; esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Esnaf işletmesi ile ticari işletme arasındaki sınırın ise Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak kararname ile belirleneceği hükme bağlanmıştır.Kanunda ticari işletme için herhangi bir miktarda gelir değil, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşar düzeyde gelir sağlama amacı aranmıştır. Türk Ticaret Kanunu'nun 3.maddesinde; "ticari iş" kavramı açıklanmış ve "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." denilmiştir. Ticaret hayatının temel öznesi olan "tacir" de yine işletme kavramı bağlamında tanımlanmış ve "bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten kişi"ye tacir deneceği TTK'nın 12/1.maddesinde belirtilmiştir. Türk Ticaret Kanunu tacir kavramını gerçek kişiler ve tüzel kişilerde ayrı ayrı ele almış, gerçek kişilerde tacir sıfatının kazanılması bir ticari işletmenin mevcut olması, bir ticari işletmenin işletilmesi ve ticari işletmenin kısmen de olsa o kişi adına işletilmesi unsurlarına bağlanmıştır. Tüzel kişi tacir kavramının kapsamı ise TTK'nın 16/1. maddesinde düzenlenmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. HD DOSYA NO: 2022/2780 KARAR NO: 2023/1088 sayılı ilamında "....yapılan araştırmaya göre davacının dava tarihinde tacir olmadığı, bu nedenle davanın nispi ticari dava niteliğinde bulunmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın mutlak ticari dava niteliğinde de bulunmadığı anlaşılmakla, uyuşmazlığın, Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir." şeklinde karar verildiği görülmüştür. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 15.04.2025 tarih 2024/1682 Esas 2025/1010 Karar sayılı ilamında; "...507 sayılı Kanun, 21/06/2005 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanununun 76'ncı maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve maddenin ikinci cümlesi ile diğer yasaların 507 sayılı Yasaya yaptıkları atıfların 5362 sayılı Yasaya yapılmış sayılacağı açıklanmıştır. Bu durumda 4857 sayılı Yasanın 4 üncü maddesinde 507 sayılı Yasaya yapılan atıf, 5362 sayılı Yasaya yapılmış sayılmalıdır. Bahsi geçen yeni yasal düzenlemede esnaf ve sanatkâr tanımı değiştirilmiştir. Yeni yasanın 3 üncü maddesine göre esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dâhil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak belirtilmiştir. Somut olayda ,davacı bir limited şirket olduğundan yasa gereği tacir ise de ,davalı gerçek kişinin dosyaya celp edilen belgelere göre tacir olmayıp,esnaf olduğu anlaşılmıştır. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre; bir davanın ticari dava sayılması için, uyuşmazlık konusu işin, taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da taraf- ların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. ..davalının tacir ve tüketici olmadığı, uyuşmazlığın genel mahkemeler olan Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gereklidir. Görev hususu dava şartı olup, kamu düzenine ilişkin olduğundan, yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerekli olup, görev yönünden usuli kazanılmış hak da söz konusu olmayacaktır..." şeklinde karar verilmiştir. Görev, 6100 Sayılı HMK’nın 1. maddesi hükmü gereği kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece yargılamanın her safhasında kendiliğinden gözetilmelidir. Bu durumda, davanın Asliye Hukuk Mahkemesinin görevine girdiği gözetilerek karşı görevsizlik kararı verilmesi gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Her ne kadar dava Mahkememizde açılmış ise de; davalının tacir olup olmadığına dair araştırma yapılmış, gelen bilgi ve belgelerden ticari işletme kaydı bulunmadığı ancak Bursa ili Uludağ ilçesi Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne yazılan yazı cevabı uyarınca davalı ... ... 'nun "çay, kahve kakao ve baharat perakende ticareti (bitki çayları dahil) faaliyetinden dolayı kaydının bulunduğu, işletme hesabına göre defter tuttuğu, mal alış satış toplamının vergi usul kanununun ve ilgili bakanlar kurulu kararında belirtilen miktarın altında kaldığı anlaşılmıştır. Söz konusu uyuşmazlık TTK 4. maddesinde sayılan sözleşmeler arasında düzenlenmemesine göre mutlak ticari dava niteliği bulunmamaktadır. Uyuşmazlığın mutlak ticari davalar arasında sayılmadığı, her ne kadar davacı ... Şirketi tacir niteliğini haiz olsa da davalı ... ... ' nun "tacir" niteliği bulunmadığından mahkememizin görevsizliğine görevli mahkemenin Antalya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğuna dair aşağıda şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın 6100 sayılı Kanunun 114/1-c maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nun 115/2. Maddesi gereğince USULDEN REDDİ ile, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, karar kesinleştikten sonra talep halinde dosyanın görevli Antalya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 2-Taraflardan birinin, H.M.K.'nun 20. Maddesi gereğince görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep edebileceği, aksi takdirde mahkememizce davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına, 3-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece dikkate alınmasına, Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.27/10/2026

Katip ... e-imza

Hakim ... e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/132, K. 2026/826, T. 27.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-132-e-2026-826-k-d7d7bac90165