İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/959 E. 2026/996 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/959
- Karar No
- 2026/996
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2026/959 Esas KARAR NO :2026/996
DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ:20/05/2025 KARAR TARİHİ:13/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu dava dilekçesini özetle; Müvekkil şirkete ... no.lu Site/Apartman Yönetimi Ortak Alan Paket Sigorta Poliçesi ile sigortalı bulunan ... Yöneticiliği yönetiminde bulunan ve davalı şirketin güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğu ".... 2302. Sok. No:2/1A ... - İstanbul" adresinde bulunan ana binanın çatı terasında bulunan asansör kulesi içinde yer alan 3 asansör kumanda ana panolarının bulunduğu yerlerde içindeki invektör ve beyin elektronik ekipmanı kablolarının sökülerek ve kesilerek çalınması sonucu hasar ve zarar meydana gelmiş olduğu, dosyaya sunulan Şikâyetçi İfade Tutanağı, Ekspertiz Raporu, Savcılık Dosyası Fotoğraflar ve diğer belgeler ile müvekkil şirkete sigortalı residencede hırsızlık olayı nedeniyle hasar ve zarar meydana geldiğinin sabit olduğunu, söz konusu hadise sebebiyle müvekkili şirket tarafından sigortalı residence'de yaptırılan ekspertiz sonucu 26.146,00.-TL hasar tespit edilmiş ve bu hasar miktarı 23.12.2022 tarihinde sigortalısına 26.146,00.-TL olarak ödenmiş olduğunu, Davalı şirket müvekkil şirkete sigortalısı residence'nin güvenliğini sağlamakla yükümlü ve görevli olduğundan meydana gelen hırsızlık olayından ve sigortalının zararından hukuken sorumlu bulunduğunu talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu cevap dilekçesini özetle; "Davacı taraf dilekçelerinde davacı şirkete sigortalı ... Residence isimli sitede bulunan asansör kulesinden 3 asansöre ait kabloların çalındığını beyanla; sigortalısına ödediği bedeli rücuna tahsili için yaptığı takibe vaki itirazımızın iptalini talep ve dava etmiştir. Ve bunu yaparken olayın müvekkil şirket tarafından sağlanan güvenlik hizmet sahası içinde olduğunu iddia etmiştir. Bu noktada önemle belirtelim ki; davacı müvekkil ile dava dışı Site Yönetimi ile güvenlik sözleşmesi düzenlenmiş ve gündüz tek noktada bir personel ve gece de 2 personel olmak üzere (gece gündüz değişim ve izin durumları dikkate alınarak) toplam 5 personel ile gündüz nokta nöbeti, gece ise yine nokta nöbeti esasları dâhilinde hizmet alımı konusunda anlaşma sağlanmıştır. Yapılacak keşifte de görüleceği üzere burası etrafı çevrili, bir tarafında ticari alanların olduğu, kat maliklerinin kullandığı otoparkın sitenin altında bulunduğu ve sadece anahtar veya plaka tanıma ile girilebildiği kapalı devre işleyen bir sitedir. Yukarıda da belirtildiği üzere müvekkil şirketin yegâne sorumluluğu gündüz tek bir personel ile site girişini; gece ise iki personel ile site içini kontrol etmektir. Bunun dışında sitenin asansör boşluğu gibi âtıl alanlara bir güvenlik hizmeti sağlama taahhüdü söz konusu değildir. Tüm bu hususlar dikkate alındığında; mezkûr zarardan müvekkili sorumlu tutmak hukuken mümkün değildir diye düşünmekteyiz. Zira müvekkili şirkete atfı kabil bir kusur mevcut değildir…” demişlerdir. Dava, site yönetimi ortak alan paket sigorta poliçesi kapsamında dava dışı sigortalıya ödenen tazminatın, davalının kusuru nedeniyle davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir. Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK'nun 114.maddesinde dava şartlarına yer verilmiş, 1.fıkrasının (c) bendinde mahkemenin görevli olması dava şartı olarak belirlenmiş, 115. maddesinde de dava şartlarının eksikliği halinde davanın usulden reddine karar verileceği hükmüne yer verilmiştir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip, karara bağlamalıdır. Somut olayda davacı sigorta şirketi, eldeki davayı sigortalısının halefi olarak açmış olmasına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.03.1944 tarihli 37 Esas ve 9 Karar sayılı ilamında bu husus "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak, sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" şeklinde vurgulanmaktadır. Öte yandan, TTK'nın "Halefiyet" başlığı altındaki 1472. (eski TTK 1301.) maddesinde; "sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder" hükmüne yer verilmiştir. TTK'nın 1472.maddesinde düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nisbetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için sigortalı hangi mahkemede dava açabilecek ise sigortacının da aynı mahkemede dava açması gerekir. Somut olayda, davacı sigorta şirketi tarafından ikame edilen davada sigortalısının davalıya karşı açtığı davada dava dışı sigortalı hangi mahkemede dava açabilecek ise sigortacının da aynı mahkemede dava açması gerektiği, sigorta ettiren ... Residence yönetiminin tacir olarak kabul edilemeyeceği, iş bu davanın 6102 sayılı TTK'nun 4 ve 5. maddelerinde tarif edilen ticari davalardan sayılmadığı dolayısıyla davanın mutlak ticari davalardan olmadığı anlaşıldığından eldeki davaya bakma görevi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesine aittir. Bu nedenlerle davanın görev şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın 6100 sayılı Yasanın 114/1-c maddesi ve 115/2.maddesi gereğince görev dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE, 2-6100 sayılı Yasanın 20/1 maddesi delaletiyle kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize başvurularak dosyanın görevli Bakırköy Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesinin talep edilmesi gerektiği, aksi durumda davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin kararın tebliği ile birlikte ihtarına, 3-6100 sayılı Yasanın 331/2.maddesi gereğince davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, davaya devam olunmaması halinde Mahkememizce dosya üzerinden durumun tespiti ile davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmesine, Dair, parasal miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip ... Hakim ... e-imzalıdır e-imzalıdır