İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1950 E. 2026/1103 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1950
- Karar No
- 2026/1103
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/1950 Esas KARAR NO : 2026/1103
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 18/08/2026 KARAR TARİHİ : 02/11/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu dava dilekçesini özetle; "Müvekkil Şirket... A.Ş. (Bundan böyle kısaca "..." olarak anılacaktır.), elektrik dağıtım lisansı kapsamında faaliyette bulunmakta olup, sorumluluk alanı genelinde ana hedefi olan sürdürülebilir ve kaliteli enerji sağlamak adına tüketicilere kaliteli ve kesintisiz enerji sağlamaya ilişkin faaliyetleri tabi olduğu mevzuat hükümleri doğrultusunda yürütmektedir. Özetle, dava dışı ... ... Perakende Satış A.Ş., elektrik perakende satış hizmeti sunmakla, Müvekkil Şirket ... ise kendi coğrafi bölgesinde elektrik şebekesinin kurulması ve işletilmesi ve bu minvalde elektrik dağıtım hizmeti sağlamakla yükümlüdür. Davalı, ... numaralı tesisatına kayden elektrik enerjisi kullanmakta olup, Müvekkil Şirket kayıtlarında yapılan inceleme neticesinde, Müvekkil şirket yetkililerince 22.04.2026 yapılan kontrollerde borçlunun "Müvekkil Şirketin Bilgisi Dışında Dağıtım Sistemine Doğrudan Bağlantı Yaparak (THY 42-1-a Bendi Kapsamı) Şebekeden Kaçak Hat Çekmek Suretiyle Mevzuata Aykırı Bir Şekilde Elektrik Enerjisi Kullandığı" tespit edilerek davalı aleyhine sırasıyla ... seri numaralı kaçak elektrik tespit tutanağı düzenlenmiştir. İşbu 265.212,20 TL tutarındaki kaçak tahakkuk bedelinin tahsili maksadıyla Müvekkil Şirket, davalı aleyhine işbu huzurdaki davanın konusu .... İcra Dairesi'nin 2026/... E sayılı dosyasına kayden ilamsız icra takibi başlatmıştır. Ne var ki davalı, işbu icra takibine yönelik borca itiraz etmiştir. İşbu haksız ve kötü niyetli itirazın bertaraf edilmesi maksadıyla huzurdaki itirazın iptali davası ikame edilmiştir. Davalı/borçlu bu güne kadar davaya konu borcunu ödemediği gibi hakkında başlatılan icra takibine itiraz etmiştir. İşbu davayı açmadan evvel yapılan tüm sulh görüşmeleri olumsuz sonuçlanmış; ticari davalarda zorunlu arabuluculuk kurumuna başvurulmuş ve söz konusu başvuru görüşme sonunda anlaşamama ile sonuçlanmıştır. Davalı/borçlu bu güne kadar davaya konu borcunu ödemediği gibi hakkında başlatılan icra takibine itiraz etmiştir. Davalı, kaçak elektrik enerjisi kullanmış ve düzenlenen faturayı süresinde ifa etmemiştir. Alacak likit ve belirlenebilir olması sebebiyle davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmelidir." şeklinde beyanlarda bulunarak arz ve izah edilen tüm bu nedenlerle; Huzurdaki davamızın kabul edilerek davalı tarafça .... İcra Dairesi'nin 2026/... E sayılı dosyasına yapılan haksız ve kötüniyetli itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devamına, takibe itirazın haksız ve kötüniyetli olması sebebiyle İİK 67/2. maddesi uyarınca hükmolunan bedelin %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama gideri ve ücret-i vekâletin davalı yana tahmiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu cevap dilekçesini özetle; Görevsizlik itirazının olduğunu, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, Davacı tarafın 22/04/2026 tarihli kontrole istinaden ... numaralı tesisat üzerinden kaçak elektrik kullanıldığı iddiasıyla kaçak tespit tutanağı düzenlendiğini beyan ettiğini, müvekkili yönetim, bina ortak alanlarının yönetimi sırasında enerji mevzuatına riayet ettiğini, düzenlendiği iddia edilen kaçak tespit tutanağının müvekkili yönetim yetkililerinin huzurunda, bilgi sahibi kılınması suretiyle usulüne uygun düzenlendiğini, gıyapta veya tek taraflı yapılan tespitlerin müvekkili açısından bağlayıcılığının olmadığını, Davacı kurumun soyut iddiaları ile fahiş tutarda hesaplanan tahakkuk bedeline dayanılarak icra takibi başlatılmasının hukuka aykırı olduğunu, Tesisatta meydana geldiği iddia olunan teknik aksaklıkların müvekkil yönetimin bilgisi ve kusuru dışında gerçekleştiğini, açıklanan tüm bu nedenlerle; Uyuşmazlığın çözümünde mahkemenizin görevsizliğine, dosyanın görevli ve yetkili asliye hukuk mahkemesine gönderilmesine, hukuki mesnetten yoksun ve haksız açılan davanın reddine, Koşulları oluşmayan davacının kötü niyetli icra inkâr tazminatı talebinin reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, kaçak elektrik kullanımından kaynaklanan alacak için başlatılan takipte itirazın iptali taleplerine yönelikti istemine ilişkindir. 6100 sayılı Yasanın 114/1-c maddesi gereğince mahkemenin görevli olması dava şartlarından olup 115. madde gereğince de Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre; her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları, bu kanundu düzenlenen ve diğer yasalarda düzenlenmekle birlikte ticari dava olduğu belirtilen davaların ticari dava olduğu belirtilmiş, aynı yasanın 5. Maddesinde ise ticari davalar ve çekişmesiz yargı işlerinin görüleceği mahkemeler olarak, aksine bir hüküm bulunmadıkça dava olan şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olarak ifade edilmiştir. Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 6335 sayılı Yasa ile değişik 4.maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise; tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler. Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların, Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği kuşkusuzdur. Öte yandan 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/l maddesinde tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem, olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 73. maddesinde ise bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağı öngörülmüştür. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Mahkeme duruşma yapmadan, yani taraflara tebligat yapıp onları dinlemeden dosya üzerinden de görevsizlik kararı verebilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip, karara bağlamalıdır. Somut olayda dava konusu yere ait davalı site yönetiminin abonelik sözleşmesinin mevcut olduğu anlaşıldığından, davalı site yönetiminin 6502 sayılı Yasa kapsamındaki tüketici tanımına uyduğu ve tüketici olduğu açıktır. Bu nedenle aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir (Bakınız aynı yönde: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/2143 Esas, 2024/2168 Karar sayılı ilamı). HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın 6100 sayılı Yasanın 114/1-c maddesi ve 115/2.maddesi gereğince görev dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE, 2-6100 sayılı Yasanın 20/1 maddesi delaletiyle kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize başvurularak dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Tüketici Mahkemesine gönderilmesinin talep edilmesi gerektiği, aksi durumda davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin kararın tebliği ile birlikte ihtarına, 3-6100 sayılı Yasanın 331/2.maddesi gereğince davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, davaya devam olunmaması halinde Mahkememizce dosya üzerinden durumun tespiti ile davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır