İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/973 E. 2026/791 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/973
Karar No
2026/791
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/973 Esas KARAR NO : 2026/791

DAVA : Alacak (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/11/2025 KARAR TARİHİ : 20/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan ödünç sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ..., ...'in oğlu olduğunu, ... davalının % 10 oranında pay sahibi olduğunu; davacının ... iş bu dava konusu ... Euro tutarındaki ödüncü babası ...'ten devir ve temlik aldığını, davalı ... A.Ş. lehine, ... ili ... ilçesi ... Mahallesi, ... mevkiindeki ..., ..., ..., ... ve ... parsel numaralı, mülkiyeti ...’ye ait ve ... alanı kapsamında kalan taşınmazlar üzerinde, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından ... tarihinde irtifak hakkı tesis edildiğini, ... davalı ... A.Ş.’de pay sahibi olduktan sonra, otelin yapılması ve atıl olan şirket arazisinin daha etkin kullanımını teminen, davalı şirkete, otel için finansal kaynak sağlamak üzere ... bankaları ile görüştüğünü, bu bankalardan krediler sağladığını, yine ödünç sözleşmesi neticesinde kredi verdiğini, ... şirkete maddi kaynak sağlayarak ve ... bankalarından kredi temin ederek bahse konu taşınmaz üzerinde 5 yıldızlı ... ... otelinin inşa edilmesini sağladığını, bu kapsamda şahsi kefalet ve teminat da verdiğini, Nitekim, şirkete ait arazi üzerindeki otel inşaatı ...'in çabası sonucunda bitirilebildiğini, ne var ki; ..., otelin yapımı için girdiği birçok şahsi borç ilişkisi nedeniyle de mağdur edildiğini, otel yapımı ...'in aldığı borçlar, ayarladığı krediler sayesinde bittiğini ve 5 yıldızlı olarak “... ...” adı ile şirket tarafından idare edilmeye başlandığını, sonrasında, şirketin pay sahiplerinden ... ..., ... ve diğer ... ortak ... ...'in şirketten olan alacaklarını sonuçsuz bırakmak adına, şirketin sahibi bulunduğu tahsis hakkı ve üzerindeki oteli üçüncü bir şirkete genel kurul kararı neticesinde devrettiğini, iş bu genel kurul kararına karşı yokluk/butlan ve iptal gerekçeleri ile Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nde .../... E. dava açıldığını, ... tarihli genel kurul kararının yoklukla malul olduğu tespit edildiğini, İşte ... ile davalı şirket arasında gelişen süreç içerisinde, ... ve davalı ... A.Ş. arasında Kredi/Ödünç Sözleşmesi imzalandığını ve bu kapsamda ... A.Ş.'ye toplamda ... Euro ödünç para verdiğini, iş bu meblağ, taraflar arasındaki Kredi/Ödünç Sözleşmesi gereği davalının hesaplarına ... tarihinde ... Euro ve ... tarihinde ... Euro olmak üzere banka havaleleri şeklinde yapıldığını, akabinde, ... ... A.Ş.'den her ne kadar iş bu meblağı, Kredi / Ödünç Sözleşmesindeki vadede talep etmişse de, ... A.Ş.'nin bahsi geçen miktarı ödememesi üzerine, ... tarafından ödünç ilişkisine dayanan iş bu meblağa dair Kemer İcra Dairesi'nde .../... E. sayılı dosya ile icra takibine girişildiğini, bahsi geçen icra takibine davalı şirket tarafından haksız ve kötü niyetli biçimde itiraz edildiğini, bu suretle borcun varlığı inkâr edildiğini, ancak banka hesap hareketleri ve taraflar arasında imzalanan Kredi/Ödünç sözleşmesi dikkate alındığında, söz konusu borcun mevcudiyeti tereddüde yer bırakmayacak biçimde orta olduğunu, söz konusu süreç devamında davalı ... A.Ş. ile ... arasında birçok dava açıldığını, iş bu davalardan bir kısmı sonuçlandığını, bir kısmı ise hala devam ettiğini, ancak mezkur icra dosyası takip edilmediğinden dolayı kapatıldığını, davalı tarafından ... tarihinde ... Euro bedel ödenmiş ancak geri kalan bakiye miktarın ödenmediğini, ... sağlık durumu ve diğer şahsi nedenlerden ötürü mezkur meblağı davacıya devir ve temlik ettiğini belirterek davalı şirket ile ... arasında akdedilen Kredi/Ödünç Sözleşmesi gereği davalıya verilen ve davacı tarafından temlik alınan toplamda ... EURO tutarındaki ödünç niteliğindeki alacağın TBK md. 99/3 gereği aynen ve işleyecek olan faizi ile birlikte, temlik alan davacıya ödenmesi ve istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taleplerin zamanaşımına uğradığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini, usulüne uygun yapılan bir arabuluculuğun bulunmadığını, davacıya para ödemesi yapılmadığını, temlik eden hakkında ceza dosyalarında verilmiş mahkumiyet hükmü bulunduğunu, şirket paraların usulsüz bir şekilde yurt dışına temlik eden tarafından aktarıldığını, şirketin zarara uğratıldığını, temlik edenin alacaklı değil borçlu olduğunu, ödünç sözleşmesini kabul etmediklerini, varsa böyle bir sözleşmenin geçersiz olduğunu, temlik sözleşmesini kabul etmediklerini, belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DAVA : Dava, ödünç sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemli davadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ : Dava, ... tarihinde Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılmıştır. Dava konusu olayla ilgili hukuk kurulları şunlardır; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 4., 115/1. ve 138. maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 379 vd. maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5. maddesi. Asliye Ticaret Mahkemesi; dava konusunun değerine veya miktarına bakılmaksızın ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli özel bir mahkemedir. Asliye Ticaret Mahkemesinin görevine giren işlerin genel çerçevesi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5. maddesinde düzenlenmiştir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda yeterli görülmüştür (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16/04/2019 tarih 2017/17-1097E. 2019/458K. sayılı kararı). Tacir, bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kişidir (TTK m. 12/1). Tacirin tanımında merkez kavram ticari işletmedir. Bu sebeple teşebbüs kavramının unsurları ticari işletmenin unsurları ile karşılaştırılacaktır. Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmelerdir (TTK m. 11/1). Unsurları; devamlılık, iktisadi faaliyet (gelir sağlamayı hedef tutma), bağımsızlık, esnaf faaliyeti sınırlarını aşmadır. (Karaman Coşgun, Özlem; 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda Teşebbüs Kavramı ve Tacir Sayılmasının Sonuçları , MÜHF - HAD, C.21, S.1, s.115 vd.). 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 12. maddesinde; "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur." hükmü ile anılan kanunun 11. maddesinde "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.” Yine 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 15. maddesinde de; "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemesi bulunmaktadır. Bir kimsenin vergi mükellefi olması, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun yönünden de tacir kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18/06/2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21/07/2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiştir. 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekecektir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 16/10/2017 tarih 2017/3898E. 2017/5384K. sayılı kararı). 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanun'un 3/a maddesine göre; "Esnaf ve sanatkâr: İster gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler"dir. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 17/05/2019 tarih 2019/83E. 2019/864K. sayılı kararında; "...Mahkemece ilgili vergi dairesi müdürlüğünden, davacının dava tarihi gözetilerek 2016 ve 2017 yılına ait vergi beyannamelerinin getirtilip incelenmesi ve yukarıda belirtilen yasa hükümlerine göre değerlendirme yapılarak oluşacak sonuca göre davacının tacir sayılıp sayılmayacağının tespiti ile..." denilmiştir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin 29/04/2019 tarih 2018/620E. 2019/765K. sayılı kararında; "...bir başka ifadeyle "ödünç sözleşmesi"nden kaynaklandığı taraflar arasındaki ilişkinin 6098 sayılı Borçlar Kanunu kapsamında kaldığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi'dir..." denilmiştir (aynı mahiyette Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 19/02/2015 tarih 2014/17110E. 2015/2257K. sayılı kararı; Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 08/10/2019 tarih 2019/2352E. 2019/1755K. sayılı kararı). Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 02/07/2019 tarih 2019/565E. 2019/4744K. sayılı kararında; "...vekalet ücreti, görevli mahkemece yapılan yargılama sonunda oluşacak sonuca göre hükmedilecek vekalet ücretidir. Görevsizlik kararı için ayrı, yapılan yargılama sonucu ayrı vekalet ücreti verilmesi kanuna aykırıdır. Birleştirilen davanın görevsiz mahkemede açılması üzerine verilen görevsizlik kararı yönünden mahkemece ayrıca vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğinin düşünülmemesi..." denilmiştir. Davamıza gelince; davacı ödünç sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemi ile dava açmıştır. Asliye Ticaret Mahkemesi; dava konusunun değerine veya miktarına bakılmaksızın ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli özel bir mahkemedir. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Davalı tüzel kişi tacirdir. Ticaret odasına ve vergi dairesine kayıtlı olmadığı bildirilen davacı ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 12. ve 15. maddeleri ile 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları hakkında Kanunun 3/a. maddesi ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu 177. maddeleri uyarınca tacir değildir. Davacı şirket ortağı olmadığı gibi, davacının talebi şirket ortaklığından kaynaklanmamaktadır. Davacı ödünç sözleşmesine göre talepte bulunmaktadır. Ödünç sözleşmesinden kaynaklanan taraflar arasındaki ilişkinin 6098 sayılı Borçlar Kanunu kapsamında kalmaktadır. Davanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda yer alan mutlak ve nispi ticari davalardan ayrıca özel kanunlarda düzenlenen ticari davalardan olmaması karşısında mahkememizin görevsiz olduğu sonucuna varılmıştır. Davanın mahiyeti gereğince görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderine o mahkemece bakılacağından, bu konuda karar vermek görevli mahkemeye bırakılmıştır. Görevsizlik, yetkisizlik ve gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise; talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderini ödemeye mahkum edileceğinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. Davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114/1-c ve 115. maddeleri gereğince usulden REDDİNE, 2. Davacı ve/veya davalıdan herhangi birinin talebi halinde dava dosyasının görevli Antalya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık hak düşürücü süre içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli Antalya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğine, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, 4. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 331/2 maddesi gereğince; görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceğine; şayet görevsizlik kararından sonra davaya başka bir mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine mahkememizin dosya üzerinden bu durumu tespiti ile davacıyı yargılama giderlerini (yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücreti) ödemeye mahkum edeceğine, 5. Davacı ve davalı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve istek halinde görevli mahkemede tevzi edilecek dosyaya aktarılmasına, dava dosyasının görevli mahkemeye süresi içinde gönderilmesinin talep edilmemesi halinde, bakiye gider avansının istek halinde yatıran davacıya ve davalıya iadesine, Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı vekilinin yokluğunda, 6100 sayılı HMK.nun 20/1. maddesi delaletiyle, 114/1-c. maddesi yollamasıyla 6100 sayılı HMK.nun 115/1-2. maddesi gereğince, 6100 sayılı HMK.'nun 341/1-a., 342. ve 345. maddeleri gereğince Mahkememiz gerekçeli kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 HAFTALIK SÜRE İÇERİSİNDE Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİNE İSTİNAF KANUN YOLU açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 20/10/2026

Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/973, K. 2026/791, T. 20.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-973-e-2026-791-k-837b92866e97