İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/901 E. 2026/794 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/901
- Karar No
- 2026/794
- Karar Tarihi
T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/901 Esas - 2026/794 T.C. KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : KARAR NO : 2026/794
HAKİM : KATİP :
DAVACILAR : 1-
2- 3-
VEKİLLERİ : Av.
Av. DAVALILAR : 1-
2- VEKİLİ : Av. DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/10/2025 KARAR TARİHİ : 16/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 16/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilin 2024 yılında kurdukları adi ortaklık kapsamında kendi ürettikleri seramik katkılı araç yüzey koruyucu krem cilayı Trendyol üzerinden satışa sunduğunu, ürünlerin tüketiciler tarafından beğenildiğini ve yüksek puan aldığını belirtmektedir. Resmi satış sitesi, satış başlangıç tarihi ve olumlu müşteri geri bildirimlerini sunduğunu ifade etmektedir. Marka hukukuna ilişkin ilkelere ve Yargıtay kararına dayanarak, “Hellfire” markası üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, tescilden önce de marka hakkının doğduğunu ileri sürmektedir. Müvekkilin “HELLFIRE” markasıyla e-ticaret faaliyetini sürdürdüğünü ve 05/07/2025 tarihinde 2025/085433 başvuru numarasıyla marka tescil başvurusu yaptığını belirtmektedir. Başvurunun henüz tescil aşamasında olmasına rağmen, TTK m. 55 kapsamında haksız rekabet hükümleriyle korunduğunu savunmaktadır. Davalının müvekkile ait ürünün düşük maliyetli kopyasını ürettiğini, aynı ambalaj ve isimle satış yaptığını, bu suretle iltibasa yol açtığını ve müvekkilin itibarından haksız şekilde yararlandığını iddia etmektedir. Bu durumun haksız rekabet oluşturduğunu ve maddi-manevi tazminat gerektirdiğini belirtmektedir. Yargıtay kararlarının da benzer durumlarda iltibas yaratan ambalaj kullanımını haksız rekabet saydığını ifade etmektedir. Müvekkilin, davalının düşük fiyatlı ve kalitesiz ürün satışı nedeniyle satışlarının düştüğünü fark ettiğini, tüketicilerin düşük fiyat nedeniyle davalının ürününü satın aldığını, bunun sonucunda yorumların olumsuz etkilendiğini ve satış kaybı yaşandığını belirtmektedir. Aradaki farkı kapatabilmek için ürünü maliyetinin altında satmak zorunda kaldığını ve zarar ettiğini ifade etmektedir. Tüketicilerin taklit ürünü orijinal sanarak satın aldığını, kalitesiz içerik nedeniyle markanın itibarının zedelendiğini ileri sürmektedir. TTK m. 54 ve 55 hükümleri ile Yargıtay içtihatlarına dayanarak, basiretli tacir yükümlülüğüne aykırı davranıldığını ve davalının kusurlu olduğunu savunmaktadır. Bu nedenle maddi ve manevi tazminat taleplerinin kabulü gerektiğini belirtmektedir. Davalının ürünlerin birebir taklidini (ambalaj, logo ve isim aynı olacak şekilde) Trendyol’da satışa sunduğunu tespit ettiğini, tüketicilerin ürünü karıştırarak satın aldığını ve olumsuz yorumlar nedeniyle marka itibarının zarar gördüğünü ifade etmektedir. Davalının bu şekilde müvekkilin güvenilirliğinden ve kalite algısından haksız şekilde yararlanmayı amaçladığını ileri sürmektedir. Taklit ürünlerin belirli adres ve vergi numarasına sahip firma tarafından satıldığını, ayrıca farklı adresler ve satıcı isimleri üzerinden de satış yapıldığını tespit ettiğini belirtmektedir. Davalıların Trendyol üzerinde farklı satıcı isimleriyle taklit ürün sattığını ifade etmektedir. Davalının eylemlerinin TTK m. 62 kapsamında suç oluşturduğunu, bu nedenle suç duyurusunda bulunduklarını ve Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde soruşturma sürecinin devam ettiğini belirtmektedir. Davalının eylemlerinin TTK m. 54 ve 55 kapsamında haksız rekabet oluşturduğunu ve kötü niyetli olduğunu savunmaktadır. Bahse konu nedenlerle davalının eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitini, haksız rekabetin durdurulmasını, sahte “HELLFIRE” ürünlere el konulmasını, sosyal medya hesaplarının kapatılmasını, e-ticaret platformlarından satışların kaldırılmasını, ihtiyati tedbir kararı verilmesini, maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini, faiz uygulanmasını ve yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından ileri sürülen iddiaların gerçeği yansıtmadığının, olayların eksik ve tek taraflı şekilde aktarıldığının anlaşıldığı görülmektedir. Müvekkile atfedilen fiillerin somut ve kesin delillerle desteklenmediğinin, iddiaların varsayıma dayalı şekilde ileri sürüldüğünün değerlendirildiğinin anlaşıldığını, taraflar arasındaki uyuşmazlık incelendiğinde, davacının beyanlarının objektif ve inandırıcı delillerle ispatlanamadığının görüldüğünü; olayların gelişim sürecinin davacı tarafından eksik ve kendi lehine olacak biçimde aktarıldığının anlaşıldığı değerlendirildiğini, Müvekkilin üzerine isnat edilen eylemleri gerçekleştirdiğine dair dosya kapsamında yeterli, açık ve kesin nitelikte herhangi bir delil bulunmadığının anlaşıldığını, davacının ileri sürdüğü iddiaların hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, talep edilen hususların kabulünü gerektirecek nitelikte somut vakıalara dayanmadığının anlaşıldığının değerlendirildiğini, iddiaların soyut nitelikte kaldığının ve ispat yükünün yerine getirilmediğinin görüldüğünü, dosya kapsamı, mevcut deliller ve taraf beyanları birlikte değerlendirildiğinde; davacının iddialarını kanıtlayamadığını, müvekkile atfedilen fiillerin gerçekleşmediğini ve davanın kabulünü gerektirir bir hukuki durumun oluşmadığının anlaşıldığını, davanın hukuki ve fiili dayanaklardan yoksun olduğunu, ileri sürülen iddiaların ispatlanamadığını ve müvekkil aleyhine hüküm kurulmasını gerektirecek yeterli delil bulunmadığını, bahse konu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMA VE GEREKÇE Dava, davacılara ait olan Hellfire isimli seramik katkılı cila ürününün davalılar tarafından taklit edilerek satışının yapılıp yapılmadığı, ürünlerin iltibasa neden olup olmadığının, taklit ürün olması durumunda bunun davacının maddi ve manevi zararını neden olup olmadığı, haksız rekabet koşullarının oluşup oluşmadığı, davacının marka kaydı olup olmadığı hususlarına ilişkindir. Türk Patent Ve Marka Kurumuna, Balçova Vergi Dairesine, Mersin Ticaret Sicil Müdürlüğüne, Kayseri Ticaret Sicil Müdürlüğüne, İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğüne, Mersin Vergi Dairesine, Erciyes Vergi Dairesine Mersin Cumhuriyet Başsavcılığına, Trendyol Şirketine, Uray Vergi Dairesine, yazılan müzekkerelere cevap verildiği, ilgili evrakların dosyamız arasına alınmış olduğu görülmüştür. 6102 Sayılı TTK.nun 3.md.göre bu kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Aynı kanunun 4. ve devamı maddelerine göre her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K./1.md.) ve çekişmesiz yargı işleri tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın ticari iş sayılır. Söz konusu kanunun 5.maddesine göre de ''aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın Asliye Ticaret mahkemesi tüm ticari (Değişik ibare: 26/06/2012-6335 S.K./2.md.) davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir'' şeklinde düzenlenmiştir. Aynı maddenin 3. fıkrası da (Değişik fıkra:26/06/2012-6335 S.K./2.md.) Asliye ticaret mahkemesi ile Asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır hükmünü içermektedir. Bir uyuşmazlığın, Ticaret Mahkemelerinde görülebilmesi için mutlak veya nispi ticari dava olması gerekir. Hangi davaların ticari dava olması gerektiği ise TTK. 4, 5/2 ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Bir davanın mutlak ticari dava sayılabilmesi için TTK 4. maddesinde sayılan davalardan olması, nispi ticari dava sayılabilmesi için de davanın her iki tarafının tacir olması ayrıca dava konusu uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekmektedir. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi’nin 2015/14881 E, 2016/1833 K ile yine aynı dairenin 2016/10577 E, 2016/10530 K sayılı kararlarında tescilli markalara ilişkin davaların 556 sayılı KHK 71. madde uyarınca ihtisas mahkemelerinde görülmesinin gerektiği belirtilmiş olup, Türk Patent ve Marka Kurumu’nun yazı cevabında “Hellfire” isimli markanın 2025/085433 sayı ile sicile kayıt edilen marka olduğunun belirtilmesi nedeni ile görev dava şartının yargılamanın her aşamasında dikkate alınacak olmasından kaynaklı dava konusu talepler yönünden mahkememizin görevli olmadığı Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin görevli olduğu değerlendirilmiştir. (Benzer karar Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6 Hukuk Dairesinin 2022/1316 E -1262 K) 6769 Sayılı Kanunun 156. Maddesi; 1) Bu Kanunda öngörülen davalarda görevli mahkeme, fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi ile fikri ve sınai haklar ceza mahkemesidir. Bu mahkemeler, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü alınarak, tek hâkimli ve asliye mahkemesi derecesinde Adalet Bakanlığınca lüzum görülen yerlerde kurulur. Bu mahkemelerin yargı çevresi, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun hükümlerine göre belirlenir. Fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi kurulmamış olan yerlerde bu mahkemenin görev alanına giren dava ve işlere, o yerdeki asliye hukuk mahkemesince; fikri ve sınai haklar ceza mahkemesi kurulmamış olan yerlerde bu mahkemenin görev alanına giren dava ve işlere, o yerdeki asliye ceza mahkemesince bakılır. Hâkimler ve Savcılar Kurulu'nun (HSK) 24.03.2005 tarih ve 188 sayılı kararı ile; Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi kurulmayan yerlerde; Asliye Ticaret Mahkemesi kurulup kurulmadığına bakılmaksızın; bir Asliye Hukuk Mahkemesi olan yerlerde bu mahkemenin, iki Asliye Hukuk Mahkemesi bulunan yerlerde 1 numaralı Asliye Hukuk Mahkemesinin, ikiden fazla Asliye Hukuk Mahkemesi bulunan yerlerde ise 3 numaralı Asliye Hukuk Mahkemesinin hukuk davaları için "görevlendirilmesine" karar verilmiştir. 6335 Sayılı Yasanın 2. maddesi ile 6102 Sayılı TTK'nun 5. maddesinin 3 ve 4 nolu fıkraları değiştirilerek Asliye Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki iş bölümü ilişkisi görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Görev hususu HMK'nun 114/c maddesi uyarına dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır. Mahkememizce açıklanan nedenlerle görevsizlik kararı verilmesi gerekmiş, HMK'nun 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurulması halinde dava dosyasının görevli Kayseri 3. Asliye Hukuk mahkemelerine gönderilmesine hükmedilmiş, HMK'nun 331/2 maddesi uyarınca görevsizlik kararından sonra Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde davaya devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde hükmedileceğinden bu aşamada yargılama harç ve giderlerine hükmedilmemiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-HMK 114/c maddesi uyarınca görev hususu dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, karar kesinleştiğinde 2 haftalık süre içerisinde talep halinde dosyanın HMK 20. maddesi uyarınca görevli Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla bakılmak üzere Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesi için Tevzi Bürosuna tevdiine, 2-Görevsizlik kararından sonra davaya görevli Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce hükmedileceğinden bu konuda HMK 331/2. maddesi uyarınca şu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına, 3-Görevsizlik kararından sonra dosyanın Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmemesi halinde mahkememizce verilecek ek karar ile yargılama harç ve giderleri konusunun karara bağlanmasına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 16/09/2026
Katip ¸E-imzalıdır
Hakim ¸E-imzalıdır