İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/797 E. 2026/795 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/797
Karar No
2026/795
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/797 Esas KARAR NO : 2026/795

DAVA : Tespit DAVA TARİHİ : 20/08/2026 KARAR TARİHİ : 20/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında ... tarihinde “... Sözleşmesi-... Sözleşmesi” akdedildiğini, sözleşmede davacı ... A.Ş. “Yönetici Şirket”, davalı ... A.Ş. ise “Kiracı Şirket” olarak tanımlandığını, sözleşmenin konusu ... ili ... ilçesi ... Mahallesi ... Sokak ... Blok No: ... adresindeki otel ile bünyesindeki işyeri, dükkân, hamam, sauna ve sair tesislerin işletme ve yönetimi olduğunu, sözleşmenin 3. maddesinde süre ... tarihinde başlayıp ... tarihinde sona erecek şekilde açıkça kararlaştırıldığını, davalı, ... tarihli ihtarnamesiyle bizzat 7 günlük kesin süre vermiş; ancak bu süre dolmadan fesih bildiriminde bulunduğunu, davacı, ... tarihli cevabı ve karşı ihtarıyla iddiaların tamamını somut belgelerle reddettiğini, ... Euro talebi davalının da imzasını taşıyan hesaplaşma belgesiyle açıkça çeliştiğini, %30 kâr payı mali yıl sonu hesaplaşmasına bağlı olduğunu; henüz muaccel olmayan bir kalem temerrüt ve fesih sebebi yapılamayacağını, davacının, 2027 yılı kirası için dahi ... tarihinde ... TL nakit ödeme yaptığını, davacı tarafından yapılan ödemeler ve hesap çalışmaları, davalının “ödeme yapılmadı” iddiasını çürüttüğünü, davacı adına hareket eden ... ... tarafından ... ..., ... ... ve ... ... Şirketi lehine yapılan ödemeler de taraflar arasındaki fiilî ve mali ilişkiyi doğruladığını, davalıya aktarılan kira karşılıklarının taşınmaz maliklerine ödenmemesi, ... aleyhine icra takibi ve tahliye davasına dönüştüğünü, davacının, tahliyeyi önlemek için davalının kira borcunu ikinci kez karşılamak zorunda kaldığını, davacı, davalının eski borçları ve icra dosyaları nedeniyle başkaca ödemeler de yaptığını; davacının, işletmenin personel ve işletme giderlerini de fiilen karşıladığını, ruhsat ve idari işlemler davalının sözleşmesel yükümlülüğünde olmasına rağmen, işletmenin kapatılmasını davacı önlediğini, ... tarihli belediye tutanağı, yürütmenin durdurulması kararının fiilen işletmenin kapatılmasını engellediğini gösterdiğini, idari denetim ve ihbar süreçlerinin zamanlaması ile ... ..., ... ..., ... ... ve bağlantılı şirketler arasındaki ilişkinin yargılama sırasında aydınlatılması gerektiğini, davacı şirket tarafından ... ...’e ... TL tutarında avans ödemesi yapıldığını, davacı tarafından davalı ... lehine düzenlenen senetler de taraflar arasındaki yoğun ödeme ve ifa ilişkisini gösterdiğini, işbu davanın dava şartı arabuluculuğa tabi olmadığını, sözleşmenin 6.3. maddesindeki özel sona erme şartları somut olayda gerçekleşmediğini, ... tarihli fesih bildirimiyle davacının işletme hakkına yönelik fiilî müdahale tehlikesi somut ve yakın hâle geldiğini, belirterek davalının ... tarih ve ... yevmiye numaralı fesih bildiriminin haklı sebebe dayanmadığının, davalının kendi verdiği ifa süresi dolmadan fesih yoluna başvurduğunun ve sözleşmesel fesih şartlarının oluşmadığının tespitine, ... tarihli fesih bildiriminin ... tarihli ... Sözleşmesi’ni sona erdirici hukuki sonuç doğurmadığının ve sözleşmenin taraflar arasında yürürlükte bulunduğunun tespitine, taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklanan işletme ve yönetim hakkına ilişkin muarazanın giderilmesine ve davalının davacı şirketin sözleşmesel işletme ve yönetim hakkına yönelik müdahalesinin önlenmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı cevap vermemiştir. DAVA : Dava, murazaanın giderilmesi istemli davadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ : Dava, ... tarihinde Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılmıştır. Dava konusu olayla ilgili hukuk kurulları şunlardır; 2004 sayılı İcra İflas Kanunun 72. maddesi; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 4., 115/1. ve 138. maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5. maddesi. Tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda öncelikle; kira sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda görevli mahkemenin yüksek mahkeme kararları ile doktrin doğrultusunda kısaca açıklanmakta fayda bulunmaktadır. Asliye Ticaret Mahkemesi; dava konusunun değerine veya miktarına bakılmaksızın ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli özel bir mahkemedir. Asliye Ticaret Mahkemesinin görevine giren işlerin genel çerçevesi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5. maddesinde düzenlenmiştir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda yeterli görülmüştür (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16/04/2019 tarih 2017/17-1097E. 2019/458K. sayılı kararı). 6100 sayılı HMK 4/I-a. düzenlenmesine göre, sulh hukuk mahkemeleri, dava konusu değer ve tutarına bakılmaksızın, kiralanan taşınmazların, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ve bu davalara karşı açılan davalara bakmakla görevlendirilmiştir. 6102 sayılı TTK 5/I'e göre "aksine hüküm bulunmadıkça", dava olunan şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalarla ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Kira sözleşmesinin tarafları tacir ve sözleşme her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olsa bile, yine de bu sözleşmeden kaynaklanan davaların asliye ticaret mahkemesinde değil, sulh hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği söylenebilir (Şener, Oruç Hami; Ticari Uyuşmazlıklarda Ticaret Mahkemelerinin Görev Alanı ve Yetki Sözleşmesi, Ankara 2021, s. 240 vd.). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 4. maddesi şöyledir; "1) Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın; a) Kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları, b) Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davaları, c) Taşınır ve taşınmaz mallarda, sadece zilyetliğin korunmasına yönelik olan davaları, ç) Bu Kanun ile diğer kanunların, sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hâkimini görevlendirdiği davaları, görürler." Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 08/04/2014 tarih 2013/13565E. 2014/4533K. sayılı kararında; "...6102 sayılı TTK’nun 5/1. maddesi hükmüne göre; aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli kılınmıştır. Söz konusu hüküm ile ticari davalar bakımından görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu benimsenmiştir. Ne var ki bu hükmün uygulanabilmesi kanunda “aksine bir hüküm bulunmaması” koşuluna bağlı tutulmuştur. Kira sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklar TTK’nun 5/1. maddesine istisna teşkil etmekte olup 6100 sayılı HMK’nun 4/1-a maddesi uyarınca sulh hukuk mahkemeleri görevli mahkeme olarak belirlenmiştir. Bu nedenle kira sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda TTK.'nun 5/1. maddesinin uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Bu durumda davaya bakma görevi sulh hukuk mahkemesine ait olacağından..." denilmiştir. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nin 21/01/2022 tarih 2022/97E. 2022/53K. sayılı kararında; "....Davacı vekili, davacı davaya konu senetlerin kira ilişkisi sebebi ile 2 yıllık kira bedeli karşılığında teminat olarak verildiğini, müvekkilinin kira sözleşmesi ile davalıya ait işyerini kiraladığını, kiralananı kullandığı 6 ay boyunca kira bedellerini eksiksiz ödediğini, davalının haksız bir şekilde bu senetleri icra takibine koyduğunu belirterek bu senetler nedeniyle borçlu olmadığının tespitini istemiş, davalı ise senedin verilen borç nedeni ile tanzim edildiğini savunmuştur... Dava konusu senet kambiyo senedi niteliğinde olup, bono, belli bir borç ikrarını içermesi gerektiğinden bononun belli bir sebeple düzenlendiğini ve düzenlenme sebebinin gerçekleşmediğini veya bonoda yazılı borcun ödendiğini yasal delillerle ispat etme külfeti keşideci olan davacı taraftadır. Davacı bu bonoyu davalıya kira sözleşmesi gereğince verdiklerini ileri sürmekte, davalı ise aksini savunmaktadır. Bu iddia ve savunmalar kapsamında değerlendirme yapıldığında; Davacı taraf davasını kira ilişkisinin varlığı savına dayandırdığına ve davalı tarafça bu iddia kabul edilmediğine göre HMK'nun ispata ilişkin kuralları çerçevesinde davacı davasına dayanak yaptığı kira sözleşmesi ile ilgili hususları ispat külfeti altındadır... Öncelikle, bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun sulh hukuk mahkemelerinin görevini düzenleyen 4. maddesinin 1/a bendi gereğince kiralanan taşınmazların İcra ve İflas Kanunu'na göre ilamsız icra yolu ile tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalar sulh hukuk mahkemesinin görevine girmektedir. Buna göre eldeki davada davacının savını, yani taraflar arasında kira ilişkisi bulunduğu yönündeki iddiasını sulh hukuk mahkemesinde ispatlaması gerektiği açıktır... Kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlık hakkında ilk derece mahkemesince dava dilekçesinin görev yönünden reddi ve görevsizlik kararı ile dosyanın görevli sulh hukuk mahkemesine göndermesi gerekirken..." denilmiştir (aynı mahiyette Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nin 15/10/2021 tarih 2021/2115E. 2021/1403K. sayılı kararı; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nin 18/03/2021 tarih 2020/708E. 2021/408K. sayılı kararı; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nin 22/11/2019 tarih 2019/1171E. 2019/1322K. sayılı kararı). Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 16/04/2018 tarih 2018/2083E. 2018/1568K. sayılı kararında; "... Yap-işlet-devret niteliğindeki sözleşmelerle ilgili özel bir görev kuralı bulunmadığından, uyuşmazlığın, sözleşmedeki eser bölümü yönünden çıkmış olması halinde genel mahkeme, kira bölümü bölümü yönünden çıkmış olması halinde ise sulh hukuk mahkemesi davaya bakmaya görevli olacaktır. HMK 33. maddeye göre hakim Türk hukukunu resen uygular. Bu nedenle mahkemece; tarafların gösterdiği hukuki sebep ile bağlı olmaksızın somut uyuşmazlığa uygun olan hukuki müessese ve ilgili kanun hükümleri belirlenerek uyuşmazlığın doğru hükümlere göre çözümlenmesi gerekir. Bu açık düzenleme karşısında tarafların, iddia ve savunmalarının dayanağı olarak farklı bir yasa kuralına dayanmış olmaları, sözleşmenin hukuki niteliğini farklı değerlendirmiş olmaları tarafların lehine veya aleyhine sonuç doğurmaz ve bu konuda usuli kazanılmış hak doğduğundan da söz edilemez..." denilmiştir. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi'nin 16/02/2022 tarih 2022/180E. 2022/290K. sayılı kararında; "... Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2018/2083 Esas, 1568 Karar sayılı ... tarihli ilamında da ifade edildiği üzere; yap-işlet-devret sözleşmeleri, kira ve eser sözleşmesinin unsurlarını içeren karma sözleşmelerden olup, bir taraf kendisine ait olmayan taşınmaz üzerinde eser sözleşmesi hükümlerine göre bina, tesis veya başkaca bir eser meydana getirmekte, diğer taraf da taşınmazına yapılan bu eserin ayrıca bedelini ödemediği için diğer tarafın belli süreyle kullanmasına müsade etmektedir. Bu durumda eserin meydana getirilmesi ve bundan doğan talep hakları eser sözleşmesi hükümlerine tabidir. Oluşturulan eserin ve bulunduğu taşınmazın kullanılması aşaması ve bundan doğan talep hakları kira sözleşmesi hükümlerine tabidir. Eser sözleşmesinden doğan davalar için, tarafların sıfatından veya işlemin mahiyetinden doğan bir nedenle tüketici mahkemesi veye ticaret mahkemesinde görülmesini gerektirir bir neden yok ise, özel bir görev kuralı bulunmadığından genel mahkeme olarak Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir. Kira sözleşmeleri yönünden ise görevli mahkeme kanunda özel olarak düzenlenmiştir...taşınmazları kiraya veremeyecek olmasından kaynaklı kira kaybı tazminatı istediği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın restorasyon işinin eksik ya da ayıplı yapılıp yapılmadığına ilişkin olmadığı, bu nedenle bir bütün olarak değerlendirme yapıldığında uyuşmazlığın kira sözleşmesinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'unun (HMK) 1. maddesine göre, "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." 114/c maddesine göre, mahkemenin görevli olması dava şartıdır. 115. maddesine göre, "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." Dolayısıyla görev konusunun, mahkemelerce her aşamada resen gözetilmesi gerekir..." denilmiştir. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin 06.04.2021 tarih 2020/1260E. 2021/681K. sayılı kararında; "...Karma sözleşmelerde görevli mahkeme, sözleşmenin baskın unsurunun ne olduğu ve aynı zamanda uyuşmazlığın sözleşmenin hangi niteliğine yönelik olarak ortaya çıktığına göre belirlenir. Somut olayda sözleşmenin baskın unsurunun restorant olarak işletilen iş yerinin aylık belirlenmiş bir kira bedeli karşılığında davacıya kiraya verilmesi olduğu anlaşılmaktadır. Aynı zamanda davacı dava dilekçesi ile iş yerinden haksız yere tahliye edildiğini öne sürmektedir. Öte yandan taraflar sözleşmeye kar ortaklığı sözleşmesi adını vermiş olsalar dahi sözleşmenin içeriği itibariyle vasıflandırma görevi hakime aittir. Buna göre sözleşmenin adi ortaklık sözleşmesi olmadığı gibi TBK'nun 357 vd.maddelerinde düzenlenen ürün kirası niteliğinde de bulunmadığı anlaşılmaktadır..." denilmiştir. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin 30/01/2019 tarih 2019/20E. 2019/240K. sayılı kararında; "... Karma sözleşmelerde görevli mahkeme, sözleşmenin baskın unsurunun ne olduğu ve aynı zamanda uyuşmazlığın sözleşmenin hangi niteliğine yönelik olarak ortaya çıktığına göre belirlenir. Somut olayda sözleşmenin baskın unsurunun restorant olarak işletilen iş yerinin aylık belirlenmiş bir kira bedeli karşılığında davacıya kiraya verilmesi olduğu anlaşılmaktadır. Aynı zamanda davacı dava dilekçesi ile iş yerinden haksız yere tahliye edildiğini öne sürmektedir. Bu durumda davanın Çan Sulh Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği anlaşılmakla..." denilmiştir. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 02/07/2019 tarih 2019/565E. 2019/4744K. sayılı kararında; "...vekalet ücreti, görevli mahkemece yapılan yargılama sonunda oluşacak sonuca göre hükmedilecek vekalet ücretidir. Görevsizlik kararı için ayrı, yapılan yargılama sonucu ayrı vekalet ücreti verilmesi kanuna aykırıdır. Birleştirilen davanın görevsiz mahkemede açılması üzerine verilen görevsizlik kararı yönünden mahkemece ayrıca vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğinin düşünülmemesi..." denilmiştir. Davamıza gelince; davacı davalının kiracı olduğu taşınmaz için düzenlenen ... tarihli sözleşmeye yönelik murazaanın giderilmesi istemi ile dava açmıştır. Davalı davaya konu taşımazda ... tarihli kira sözleşmesine istinaden kiracı sıfatı ile bulunmaktadır. Davacı ile davalı arasında ... tarihli alt kira sözleşmesi bulunduğu gibi ... tarihli management sözleşmesi de bulunmaktadır. ... tarihli sözleşme karma nitelikte bir sözleşmedir. Karma sözleşmelerde görevli mahkeme, sözleşmenin baskın unsurunun ne olduğu ve aynı zamanda uyuşmazlığın sözleşmenin hangi niteliğine yönelik olarak ortaya çıktığına göre belirlenir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5/1. maddesi hükmüne göre; aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli kılınmıştır. Söz konusu hüküm ile ticari davalar bakımından görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu benimsenmiştir. Ne var ki bu hükmün uygulanabilmesi kanunda “aksine bir hüküm bulunmaması” koşuluna bağlı tutulmuştur. 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun sulh hukuk mahkemelerinin görevini düzenleyen 4. maddesinin 1/a bendi gereğince kiralanan taşınmazların İcra ve İflas Kanunu'na göre ilamsız icra yolu ile tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalar sulh hukuk mahkemesinin görevine girmektedir. Kira sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklar 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5/1. maddesine istisna teşkil etmekte olup 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 4/1-a maddesi uyarınca sulh hukuk mahkemeleri görevli mahkeme olarak belirlenmiştir. Bu nedenle kira sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5/1. maddesinin uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Karma sözleşmelerde görevli mahkeme, sözleşmenin baskın unsurunun ne olduğu ve aynı zamanda uyuşmazlığın sözleşmenin hangi niteliğine yönelik olarak ortaya çıktığına göre belirleneceği; davacı dava dilekçesinde "kira bedelini" ödediğini belirttiği gibi, sözleşmedeki baskın unsurun kira ilişkisi olduğu; kira ilişkisinden kaynaklı uyuşmazlıkta davaya bakma görevi sulh hukuk mahkemesine olduğundan dava dilekçesinin görev yönünden reddine mahkememizin görevsizliğine kararı verilmesi gerekmiştir. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderine o mahkemece bakılacağından, bu konuda karar vermek görevli mahkemeye bırakılmıştır. Görevsizlik, yetkisizlik ve gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise; talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderini ödemeye mahkum edileceğinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. Davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114/1-c ve 115. maddeleri gereğince usulden REDDİNE, 2. Davacı ve/veya davalıdan herhangi birinin talebi halinde dava dosyasının görevli Antalya Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık hak düşürücü süre içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli Antalya Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğine, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, 4. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 331/2 maddesi gereğince; görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceğine; şayet görevsizlik kararından sonra davaya başka bir mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine mahkememizin dosya üzerinden bu durumu tespiti ile davacıyı yargılama giderlerini (yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücreti) ödemeye mahkum edeceğine, 5. Davacı ve davalı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve istek halinde görevli mahkemede tevzi edilecek dosyaya aktarılmasına, dava dosyasının görevli mahkemeye süresi içinde gönderilmesinin talep edilmemesi halinde, bakiye gider avansının istek halinde yatıran davacıya ve davalıya iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK.nun 20/1. maddesi delaletiyle, 114/1-c. maddesi yollamasıyla 6100 sayılı HMK.nun 115/1-2. maddesi gereğince, 6100 sayılı HMK.'nun 341/1-a., 342. ve 345. maddeleri gereğince Mahkememiz gerekçeli kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 HAFTALIK SÜRE İÇERİSİNDE Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİNE İSTİNAF KANUN YOLU açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 20/10/2026

Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/797, K. 2026/795, T. 20.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-797-e-2026-795-k-72d1cd2fb274