Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1799 E. 2026/1680 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1799
Karar No
2026/1680
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/1799 KARAR NO : 2026/1680 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 03/06/2026 NUMARASI : 2025/474 E. - 2026/251 K.

DAVANIN KONUSU : Marka Hükümsüzlüğü

Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 03/06/2026 tarih ve 2025/474 E. - 2026/251 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin yıllardır dağcılarla birlikte yürüyüş planları yaptığını, bu alanda kullandığı "..." ibaresinin, davalı adına 17.12.2024 tarih ve 2024/111084 numarasıyla 35, 39, 41.sınıflarda patent olarak tescil edildiğinin öğrenildiğini, bu sınıfların müvekkilinin faaliyet alanı ve ürünleri ile doğrudan ilgili olduğunu, müvekkilinin kendisine ait olan "..." adını tescil etmek için davalıdan önce 16.05.2023 tarih ve 2023/063924 başvuru numarası ile ve daha sonrasında 31.05.2023 tarih ve 2023/071265 numarası ile ... müracaat ettiğini, ancak her iki başvurunun da 6769 sayılı SMK'nın 5/1-b, c, ğ maddeleri gereğince başvurusunun ret edildiğini, müvekkilinin bu yürüyüş yolu için 2013 yılından beri emek harcadığını, yıllardır o bölgeleri araştırdığını, yılın her mevsiminde keşif yaptığını ve uzun süren emeğin sonucu o bölge yollarının haritasını çıkardığını, müvekkilinin aynı zamanda yazar olduğunu, yazdığı "..." (...) adlı kitabını yayınladığını, müvekkilinin daha önceki bu kullanımının korunmasının gerektiğini ileri sürerek, davalı adına 17.12.2024 tarih ve 2024/111084 tescil numaralı patentin hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin bahse konu davada taraf sıfatının bulunmadığını, dava konusu markanın ...Belediyesi adına tescilli olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, 2024/111084 tescil numaralı belgenin patent değil marka olduğunu, dava dilekçesinde belirtilen 2024/111084 sayılı markanın hükümsüzlüğünün talep ve dava edilmiş ise de dava konusu markanın, davanın açıldığı tarih itibariyle ...Belediye Başkanlığı adına kayıtlı bulunduğu gerekçesiyle pasif husumet eksikliği nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davanın ... sicil kayıtlarına güvenilerek açıldığını, dava konusu 2024/111084 başvuru ve tescil numaralı "..." ibaresine ilişkin olarak ... resmi internet sitesi üzerinden yapılan sorgulamada, hak sahibi olarak açıkça ... ...'ün göründüğünü, dava açılmadan önce alınan ve dosyaya sunulan resmi marka araştırma çıktılarında da hak sahibinin ... olduğunun görüleceğini, müvekkilinin resmi sicil kayıtlarına güvenerek davayı ...'e yöneltmesinin tamamen haklı ve hukuka uygun olduğunu, müvekkilinden sicilde hak sahibi olarak görünen kişi dışında başka bir kişiye husumet yöneltmesinin beklenemeyeceğini, 6100 sayılı HMK'nın 115/2. maddesi uyarınca; dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verilmesinin gerektiğini, somut olayda mahkemenin, eksikliğin giderilebilir nitelikte olduğunu gözetmeden doğrudan davanın reddine karar verdiğini, ayrıca kabul edilebilir yanılgı nedeniyle HMK m.124 uyarınca taraf değişikliğinin de mümkün olduğunu, davacı tarafın tamamen ... resmi kayıtlarına dayanarak dava açtığını, bu nedenle varsayımsal olarak husumetin yanlış kişiye yöneltildiği kabul edilse dahi, bu durumun kabul edilebilir bir yanılgı niteliğinde olduğunu, HMK'nın 124. maddesi gereğince taraf değişikliğinin mümkün olup, mahkemece davacı tarafa bu hususta imkan tanınmadan, doğrudan ret kararı verilmesinin usul ekonomisi ilkesine ve hukuki dinlenilme hakkına aykırı bulunduğunu, davanın esasının incelenmesinin gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak, talepleri doğrultusunda kaldırılmasını istemiştir.

GEREKÇE : Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Her ne kadar Mahkemece, dava dilekçesinde belirtilen 2024/111084 sayılı markanın, davanın açıldığı tarih itibariyle ...Belediye Başkanlığı adına kayıtlı bulunduğu gerekçesiyle pasif husumet eksikliği nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de Dairemizce, HMK'nın 353/1-b.3. maddesi uyarınca yapılan araştırma sonucunda, anılan markanın 29.08.2024 başvuru tarihi itibariyle davalı ... adına kayıtlı iken, 25.11.2025 tarihli noterden düzenlenen marka devir sözleşmesi ile dava dışı ...Belediye Başkanlığına devredildiği, 08.12.2025 tarihinde de işbu devir sözleşmesinin sicile kaydedildiği, dolayısıyla 17.10.2025 dava tarihi itibariyle eldeki davanın doğru hasıma (...'e) karşı açıldığı, ancak dava tarihinden sonra dava konusu olan markanın el değiştirdiği anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 125/1. maddesinde; "Davanın açılmasından sonra, davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse, davacı aşağıdaki yetkilerden birini kullanabilir: a) İsterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder. Bu takdirde dava davacı lehine sonuçlanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur. b) İsterse, davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür." düzenlemesi mevcuttur. Dolayısıyla somut uyuşmazlıkta da mahkemece, HMK'nın yukarıda anılan 125. maddesi uyarınca işlem yapılması ve taraf teşkilinin sağlanması gerekmektedir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 18/12/2017 T., 2016/5733 E. ve 2017/7361 K.). Bu durum karşısında mahkemece anılan husus gözden kaçırılarak yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru olmamış, Dairemizce, davacı vekilinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 03/06/2026 gün ve 2025/474 E. - 2026/251 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA; 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 08/10/2026 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/10/2026

Başkan ...

Üye ...

Üye ...

Katip ...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1799, K. 2026/1680, T. 08.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1799-e-2026-1680-k-25db008fb2f6