İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/686 E. 2026/806 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/686
- Karar No
- 2026/806
- Karar Tarihi
T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/686 Esas - 2026/806 T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA
ESAS NO : 2026/686 KARAR NO: 2026/806
HAKİM : KATİP :
DAVACI : VEKİLİ : DAVALI :
DAVA : Alacak (Tellallık Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/08/2026 KARAR TARİHİ : 08/10/2026 K. YAZIM TARİHİ : 20/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Tellallık Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının, taraflar arasında düzenlenen 11/12/2025 tarihli taşınmaz simsarlığı sözleşmesine aykırı biçimde davacı emlak işletmesini devre dışı bırakarak taşınmazı üçüncü kişiye devretmesi nedeniyle, sözleşmede kararlaştırılan cezai şart alacağının, şimdilik 5.000,00 TL’sinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket elemanı Bahadır isimli şahsın internet üzerinden kendisi ile iletişime geçtiğini, telefonda kendisini yönlendirmesiyle konuya vakıf olmadığı taşınmazın satışı için okumadığı bir sözleşmeye imza attırdığını, adı geçen şahıslarla ve şirketle herhangi bir yüzyüze görüşmesi olmadığını, iddiaları kabul etmediğini, sağlık sorunları olduğundan kendisini net ifade edemediğini, telefonla yönlendirme yaparak hazırladıkları sözleşmeyi kendi e-devleti üzerinden iptal ettiğini, kendisini internet üzerinden dolandıran ve tehdit eden davacı şirketten ve kendisini ...... nolu tefondan arayan Bahadır isimli çalışandan davacı olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : Dava, taşınmaz simsarlığından kaynaklı cezai şart istemine ilişkindir. Göreve ilişkin kurallar, dava şartıdır. (HMK m.114/1-c) Mahkeme, dava şartlarının yerinde olup olmadığını yargılamanın her aşamasında gözetir. Bu nedenle somut uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olup olmadığı hususu re’sen değerlendirilmiştir. 30/06/2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6335 sayılı Kanunla, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda değişiklik yapılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5. maddesinde yapılan değişiklikle, Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer mahkemeler arasındaki ilişki görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevi kapsamına giren ticari davaların neler olduğu 6102 sayılı TTK'nun 4. maddesinde belirlenmiştir.Buna göre: a-TTK 4/1 maddesinde altı bent halinde sayılan hususlardan doğan davalar, b-Özel kanun hükümleri gereği ticari sayılan davalar, (Kooperatifler Kanunu madde 99 gibi) c-Her iki tarafında ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan davalar ticari dava sayılır ve Asliye Ticaret Mahkemesinin görev sahasına girer. TTK'nın 4. Maddesi gereğince “her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın ticari dava sayılmış”, 6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesi hükmünde yapılan düzenleme uyarınca kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemesinin tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir. Ticaret mahkemelerinin görev alanı ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleridir. Ticari faaliyetleri ilgilendiren bütün davalar ticari dava değildir, Ticaret Mahkemeleri, Asliye Hukuk Mahkemelerine göre ihtisas mahkemeleri olup, bu nedenle kanun koyucu yapılan düzenleme ile ticari işlerle ilgili bütün davaları değil sadece uzmanlık gerektiren ve kanunda açıkça gösterilen hususlardan kaynaklanan uyuşmazlıklarda Ticaret Mahkemesinin görevli olacağını kabul etmiştir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı HMK'nın 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle mahkemelerce resen gözetilmesi gereken hususlardandır. Somut olayda; taraflar arasında "Taşınmazın Satılması Hakkında Gayrimenkul Danışmanlık ve Yetkilendirme Sözleşmesi" uyarınca taşınmaz malikine satış faaliyetleri için taşınmaz simsarlığı hizmeti vermek amacıyla düzenlenen sözleşmede, davacı 6502 sayılı yasanın 3/i maddesinde tanımlı sağlayacı/hizmet sunan ise de; taşınmazını satarak gelir sağlama amacı güden davacı aynı yasanın 3/k maddesinde tanımlı tüketici vasfında olmadığı, tarafların da tacir olmadığı anlaşıldığından uyuşmazlığın çözümünde genel görevli Asliye Hukuk Mahkemeleri görevli olması gerekmektedir. (Emsal İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46.HD'nin 2026/940 esas, 2026/897 karar sayılı ve 56.HD'nin 2024/245 esas, 2026/1641 karar sayılı ilamları) Tüm bu açıklamalar, kanuni düzenlemeler ve dosyaya kazandırılan bilgi belgeler ışığında; Yukarıda açıklanan gerekçelerle dava mutlak ticari dava niteliğinde de değildir. Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Bu edenle nisbi ya da mutlak ticari dava niteliğinde olmayan eldeki davada 6100 sayılı HMK’nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğu dikkate alınarak, davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan 6100 Sayılı HMK'nun 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine, 2-Karar kesinleştiğinde ve yasal sürede başvurulması halinde dosyanın görevli Ankara Batı Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 3-6100 Sayılı HMK'nun 331/2 madde gereğince süresi içerisinde müracaat yapıldığı takdirde yargılama giderlerine gönderilen mahkemece dikkate alınmasına, 4-Kararın kesinleşmesinden itibaren 6100 Sayılı HMK'nun 20/1-son cümle gereği dosyanın iki haftalık süre içerisinde görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin istenilmemesi halinde DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmesi için dosyanın yeniden ele alınmasına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 08/10/2026
Katip ..... e-imza Hakim .... e-imza