İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/279 E. 2026/455 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/279
Karar No
2026/455
Karar Tarihi

T.C. .......... 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/279 Esas - 2026/455 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. .......... 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/279 Esas KARAR NO : 2026/455

............................ ................................... .................................. ..................................... ..................................... .......................................

DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/04/2025 KARAR TARİHİ : 04/06/2026 KARAR Y. TARİHİ : 22/06/2026

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının eyleminin sonucu müvekkil şirketin tüm mallarına haciz konulduğunu, 60'tan fazla müşterisine haciz ihbarnamesi tebliğ edildiğini ve alacakların da böylelikle haczedildiğini ve davalının var ise bir alacağının da böylelikle teminat altına alınmış olması karşısında .......... 5. Genel İcra Müdürlüğünün 2025/19103 E. Sayılı Dosyası ile başlatılan icra takibinin teminatsız olarak durdurulmasını, İİK'nın 72. maddesine göre teminatsız olarak, icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmemesi konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalının .......... 5. Genel İcra Müdürlüğünün 2025/19103 E. Sayılı dosyası ile; 15.10.2023 tanzim 01.04.2024 vade tarihli 1.100.000,00 TL bedelli, 15.10.2023 tanzim 15.04.2024 vade tarihli 675.000,00 TL bedelli, 15.10.2023 tanzim 01.05.2024 vade tarihli 675.000,00 TL bedelli, 15.10.2023 tanzim 15.05.2024 vade tarihli 675.000,00 TL bedelli, 15.10.2023 tanzim 01.06.2024 vade tarihli 600.000,00 TL bedelli, 15.10.2023 tanzim 15.06.2024 vade tarihli 600.000,00 TL bedelli, 15.12.2023 tanzim 15.07.2024 vade tarihli 1.500.000,00 TL bedelli, 15.12.2023 tanzim 01.08.2024 vade tarihli 600.000,00 TL bedelli, 15.01.2024 tanzim 15.08.2024 vade tarihli 1.100.000,00 TL bedelli, 15.01.2024 tanzim 01.09.2024 vade tarihli 675.000,00 TL bedelli, 15.01.2024 tanzim 15.09.2024 vade tarihli 675.000,00 TL bedelli, 15.01.2024 tanzim 01.10.2024 vade tarihli 1.100.000,00 TL bedelli toplam 9.975.000,00 TL tutarındaki nakden kaydı içeren 12 adet bonoyu dayanak göstererek, kambiyo senetlerine mahsus takip yolu ile ilamsız icra takibi başlattığını, bonoların davacı şirketin eski yetkilisi .............. tarafından hem şahsen (kefil-avalist) hem de davacı şirketi temsilen imzalandığının görüldüğünü, davacı şirketin bu bonolara ilişkin olarak ne bilgisi olduğunu, ne de bu bonolara dayalı olarak bir borç aldığını ya da ticari işlem yaptığını, davacı şirketin, .............. ve ...........' in % 50 ortak olarak 17.09.2013 tarihinde kurdukları gıda toptancılığı alanında faaliyet gösteren bir firma olduğunu, davaya konu bonolarda şahsen ve şirketi temsilen imzası bulunan ..............'un, davacı şirketin eski ve şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili ortaklarından olduğunu, alacaklı görünen davalının ise, ..............'un şirket ortağı ve müdürü olduğu dönemde, şirkete ait araçların sigorta işlerini yapan ve ............ Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti unvanlı sigorta acentesinde SGK' li olarak maaşlı bir çalışan olduğunu, Şirket faaliyetlerine devam ederken şüpheli ..............'un mali kayıtları ile ilgili usulsüz işlemler yaptığının şirket çalışanlarınca fark edilmesi ve durumun ...........' e bildirilmesi üzerine, anılanlar arasında uyuşmazlık çıktığını ve şüpheli ..............'un, şirketteki hisselerini, 04.09.2024 tarihinde ...........'e devrettiğini, bu devrin 09.09.2024 tarihli Ticaret Gazetesinde de ilan edildiğini, (Ek-4 09.09.2024 Tarihli Ticaret Sicil Gazetesi) adi yazılı hisse devir sözleşmesinin 1,2, 3 4 ve 12. maddelerine göre, şüpheli ..............'un şirket devrini yaparken, kendisi tarafından imzalanmış hiç bir kambiyo evrakının bulunmadığını, aksi halde tüm ödemelerden kendisinin sorumlu olacağını beyan, kabul ve taahhüt ettiğini, devir sözleşmesinde sadece çekten söz edildiği, taraflar arasındaki devir işlemlerinin tamamlandığını, şüpheli .............. şirketteki hisselerini devrettiğini, bunun karşılığında ........... tarafından anılan sözleşmelerdeki tüm edimlerin noksansız olarak yerine getirildiğini ancak, bir müddet sonra dava dışı ....................'un, haksız kazanç elde etme peşine düştüğünü, bu yolda şirketten para talep ettiğini, elinde evraklar olduğu v.b hukuka aykırı tehditlerde bulunduğunu, hatta, ...........'in kardeşi .........l'i arayan şüpheli ..............'un, kardeşine de bu yolda tehditkar bir tavır gösterdiğini, ..............'un, bu hukuka aykırı girişimleri sonuç vermeyince, bu defa şirket ile ilişiğinin kesildiği ve şirketi temsil yetkisinin kalmadığı 04.09.2024 tarihinden önceki döneme ait olacak şekilde, (yani geriye dönük olarak ve aslında 04.09.2024 tarihinden sonraki bir tarihte) lehdarı davalı olan, icra takibine konu edilen ve yukarıda dökümü yapılan nakden kaydı içeren 12 adet bonoyu düzenlediğini, hatta inandırıcılığı artırmak için kendisini de borçlu (avalist) göstermek sureti ile, diğer şüpheli ...........'e verdiğini, bu durumun davacı şirket aleyhine icra takibi başlatılması ile öğrenildiğini, ..............'un anılan bonoları geçmiş tarihli olarak düzenlemesinin akabinde, diğer şüpheli ........... vekili vasıtası ile .......... 5. Genel İcra Müdürlüğü'nün 2025/19103 E. Sayılı dosyası üzerinden kambiyo senetlerine özgü takip yolu ile icra takibi başlattığını, anılan dosyadan ödeme emrinin davacı şirkete 24.03.2025 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine durum öğrenilince, haksız ve suç teşkil eden eylemler için eldeki davanın açılması zorunlu hale geldiğini, İcra Takibine Konu Edilen Bonoların Sahte ve Bedelsiz olduğunu, davacı şirketin 17.09.2013 tarihinde ........... ve .............. tarafından birlikte kurulmuş ve her iki ortağın da şirketi temsil ve ilzama münferiden imza ile yetkili kılındığını, tarafların şirket ortaklıkları devam ederken, dava dışı ..............'un şirketin mali hesaplarında usulsüz işlemler yaptığı (ki bu konuda ilgilisine dava açmak ve suç duyurusunda bulunmak haklarımız saklı olduğunu) şirket çalışanlarınca tespit edildiğini ve durumun ...........'e bildirildiğini, olayın ortaya çıkmasının ve ..............'un suç işlediğinin anlaşılmasının akabinde, aleyhine suç duyurusunda bulunulacağından ve ceza alacağından korkan ..............'un, ........... ile anlaşma sağladığını ve şirketteki hisselerini, ...........'e devrettiğini, yaptıkları adi yazılı sözleşme uyarınca şirkete ait ............plaka sayılı aracı da devrettiğini, “Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesi" nde, .............., şirketi temsile yetkili olduğu döneme ait tüm belgeleri iptal etmeyi yükümlendiğini, yine akit ile ...........'e teslim ettiği kambiyo vasfındaki evraklar dışında kendisince imzalanmış olan kambiyo senetlerini (çek, bono v.s kıymetli evraklar) kendisinin ödeyeceğini kabul, taahhüt ve beyan ettiğini, ........... ve .............. sözü edilen sözleşmeyi imzaladıklarını ve bununla birlikte şirketteki ortaklıklarını sona erdirdiğini, ...........'in şirketin tek yetkilisi haline geldiğini, Bir müddet sonra, ..............'un, davacı şirket yetkilisi ...........'i tehdit etmeye başladığını, açıktan kendisine para ödenmesini istediğini hatta, bu hususta ...........'in ağabeyi .......... ile de görüşme sağladığını, davacı şirket Yetkilisi ...........'in, Ramazan Bayramı öncesinde kendisine .......... 5. Genel İcra Müdürlüğünün 2025/19103 E. Sayılı dosyasından tebliğ edilen ödeme emri ile şoka uğradığını, belgeyi incelediğinde, alacaklısının, ..............'un arkadaşı olan, şirketin sadece sigorta işlerini yapan ve ............ Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti' nde maaşlı olarak çalışan ........... olduğunu, farklı vade tarihli 12 adet senedin icra takibine konu edildiğini, bu bonoların da .............. tarafından, hisse devri tarihinden öncesine ait olmak üzere tanzim edildiğini gördüğünü, davacı şirket ile davalı arasında dava konusu bonoların tanzim edilmesini gerektiren hiç bir temel ilişki mevcut olmadığından, bonoların bedelsiz olduğunu, bu konuda davacı şirket tarafından .......... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2025/80309 Sor. Sayılı dosyası ile hem davalı hem de .............. aleyhine suç duyurusunda bulunulduğunu, icra takibine konu edilen bonolar müvekkil şirketin kayıtlarında yer almadığını, davaya konu bonoların tanzim tarihlerini içeren muavin defter kayıtları (321.01 Verilen Borç Senetleri) incelendiğinde (ki bu borç senetlerinin tamamı müvekkil şirketin müşterilerinden aldığı ve cirolamak sureti ile alacaklılarına verdiği borç senetleri olup, müvekkil şirketin hiç bir zaman kendisinin keşide ettiği bir bono ile borçlanmadığını, bu bonoların davalı ve dava dışı şirketin eski ortağı ve 04.09.2024 tarihinden öncesinde şirketi temsile yetkili .............. tarafından muvazaalı olarak ve haksız kazanç eldeetmek amacı ile geçmişe dönük şekilde tanzim edildiğini, Bonoların hiç birisinin bankaya dahi verilmediğini, davalının müvekkil şirkete bankadan bonolara dair hiçbir zaman para göndermediğini, bonoların hiçbirisinin ..............'un şirketten ayrılmadan önce icraya konu edilmediğini, bonoda şirketin kaşesinin bulunmadığını, müvekkil şirketin hiç bir zaman bono kullanarak borçlanmadığını, davalının dava konusu miktarları verecek ekonomik durumu olmadığı gibi bonoların tanzim tarihleri itibariyle müvekkilinin davalıdan borç para almaya da ihtiyacı olmadığını, davalının iyiniyetli 3. Kişi olmadığını, senetin lehtarı olduğunu, temel borç ilişkisi olmadığına dair defilerin davalıya karşı ileri sürülebileceğini, yapılacak yargılama neticesinde müvekkil şirketin .......... 5. Genel İcra Müdürlüğünün 2025/19103 E. sayılı dosyasına borçlu olmadığını, müvekkil açısından anılan dosyada yer alan bonoların sahte düzenlenmiş olmasından dolayı müvekkil yönünden bedelsiz olduğunun tespitini, takibin iptaline ve davacının takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın asılsız ve mesnetsiz olduğunu, takibe konu bonoların ticari bir işten değil davacı şirketin mali zorlukları nedeniyle müvekkili tarafından verilen borç paradan kaynaklandığını, müvekkilinin tacir sıfatının bulunmadığını, dava konusu bonoların tarafların ticari işletmeleriyle ilgili olmadığını, Davacı tarafın dava dilekçesinde, davalının tacir olmadığını "bir takım şirketlerde maaşlı çalışan bir kişi" açıklamasıyla açıkça belirttiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde delil olarak kendi ticari defterlerine delil olarak dayandığını, bu durumun usul ve yasaya da aykırılık teşkil ettiğini, şöyle ki;HMK m.222 de aranan şartların tamamının bir arada bulunması gerektiğini, bu nedenle davacının ticari defterlerinin delil olarak kullanılamayacağını, davacı tarafın ticari defter kayıtlarını kabul etmediklerini, müvekkilinin tacir olmadığı gibi davaya konu bonoların hiçbir şekilde tarafların ticari işletmeleri ile ilgili olmadığını, davacının bedelsizlik iddiasını HMK m. 201 uyarınca yazılı delille ispat etmesi gerektiğini, .......... Cumhuriyet Başsavcılığı 2025/80309 Hazırlık numaralı soruşturma dosyasındaki tanık beyanları ve ifadelerin borcun varlığını ve davacının kötüniyetini kanıtladığını, davacı şirket yetkililerinin borcu ödememek için kötüniyetli hareket ettiğini, .......... 5. Genel İcra Müdürlüğü 2025/19103 E. sayılı dosyasındaki ödeme emrinin tebliğinden sonra davacının mal kaçırmak amacıyla .................................plakalı araçlarını, İzmir Seferihisar'daki zeytinliğini, .......... Keçiören'deki ofisini ve Antalya Serik'teki arsasını üçüncü kişilere devrettiğini, .......... Yenimahalle'deki dükkanına ise ipotek tesis ettiğini, bu işlemler nedeniyle .......... 3. İcra Ceza Mahkemesi 2025/101 Esas sayılı dosyasında İİK m. 331 uyarınca şikayette bulunulduğunu, davacının sunduğu Yargıtay kararlarının somut olayla ilgisinin bulunmadığını, senede karşı senetle ispat kuralı gereği tanık dinletilmesine muvafakatlerinin olmadığını belirterek davanın reddini, davacının İİK m. 72/4 uyarınca %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLER: .......... 5. Genel İcra Müdürlüğü'nün 2025/19103 Esas Sayılı dosyasının incelenmesinde; davalı şirket vekilince 20/03/2025 tarihinde 9.975.000,00.-TL asıl alacak ve 3.572.871,56.-TL işlemiş faiz olmak üzere 13.547.871,56.-TL alacak üzerinden takip yapıldığı, takibin 600.000,00 TL Miktarlı 15/01/2024 tanzim tarihli,01/08/2024 vade tarihli senet, 675.000,00 TL miktarlı 15/10/2023 tanzim tarihli,15/05/2024 vade tarihli senet, 600.000,00 TL miktarlı 15/10/2023 tanzim tarihli,01/06/2024 vade tarihli senet, 1.100.000,00 TL miktarlı 15/01/2024 tanzim tarihli,15/08/2024 vade tarihli senet, 675.000,00 TL miktarlı 15/10/2023 tanzim tarihli,15/04/2024 vade tarihli senet, 675.000,00 TL miktarlı 15/01/2024 tanzim tarihli,15/09/2024 vade tarihli senet, 1.100.000,00 TL miktarlı 15/10/2023 tanzim tarihli,01/04/2024 vade tarihli senet, 675.000,00 TL miktarlı 15/01/2024 tanzim tarihli,01/09/2024 vade tarihli senet, 675.000,00 TL miktarlı 15/10/2023 tanzim tarihli,01/05/2024 vade tarihli senet, 600.000,00 TL miktarlı 15/10/2023 tanzim tarihli,15/06/2024 vade tarihli senet, 1.500.000,00 TL miktarlı 15/12/2023 tanzim tarihli,15/07/2024 vade tarihli senet, 1.100.000,00 tL miktarlı 15/01/2024 tanzim tarihli,01/10/2024 vade tarihli senede ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce davacı yana ait defter ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, alınan bilirkişi raporunda; davacı şirketin 2023-2024 yılına ait ticari defterlerinin E- Defter olduğu ve yasal süresi içerisinde beratlarının alındığı davacı Ticari Defter Kayıtları Üzerinden Taraflar Arasında Ticari ilişkiye yönelik yapılan inceleme ve tespitlerde davacı şirketin 2023-2024 yılı ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde dava ve takip konusu yapılan 12 adet senet alacağına/borcuna yönelik her hangi bir mali veri/ kayda rastlanmadığı, ancak, davacı şirket ticari defterlerinde davalı ...........'e ait İade-Borç / Alınan-Borç açıklamaları ile işlemlerin yapıldığı, davalının tacir sıfatına haiz olmadığı bu hususun davalının da ikrarında olduğu anlaşılmıştır. .......... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2025/80309 soruşturma sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı şirket tarafından davalı ile dava dışı .............. aleyhine dava konusu 12 adet bononun taraflarınca düzenlendiğini iddia ederek bonolara el konulması ve .......... 5. Genel İcra Müdürlüğü'nün 2025/19103 Esas Sayılı dosyasındaki icra işlemlerinin tedbiren durdurulmasının talep edildiği tespit edilmiştir. .......... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2025/80309 soruşturma sayılı dosyasındaki ihbar olunan .............. (28/05/2024 tarihli ifadesi) ve diğer tespit edilen ifade tutanakları. .......... 3. İcra Ceza Mahkemesi'nin 2025/101 sayılı dosyasının incelenmesinde; davalının müşteki, ........... ve ...'un sanık, davacı şirketin borçlu konumunda olduğu, suçun konusunun alacaklıyı zarara uğratmak için mevcudu eksiltmek olduğu, mahkemece bekletici mesele yapılan mahkememiz dosyası ile .......... CBS 2025/80309 sayılı dosyaları kesinleştikten sonra taraflardan herhangi birinin talebi üzerine dosyanın yeni esasa kaydedilmek suretiyle yargılamaya devam edilmesine karar verildiği görüldü. Yenimahalle Tapu Müdürlüğü'nün 14/04/2026 tarihli cevabi yazısının incelenmesinde; .......... ili, Yenimahalle ilçesi, ......................i 13536 ada 1 parselde kayıtlı taşınmazda davacı adına kayıtlı bulunan C tipi 40 nolu bağımsız bölüm üzerinde .......... 5. Genel İcra Dairesi'nin 2025/19103 sayılı dosyasından ........... lehine haciz işlendiği, ayrıca .............. .............. Bankası'nın 11/10/2024 tesis tarihli ipoteğinin bulunduğu görülmüştür. Mahkememizin 09/04/2026 tarihli celsesinde, davanın niteliği ve davalının tanık dinlenmesine muvafakatı olmadığından davacı tarafın tanık dinletme talebinin reddine karar verilmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Davadaki uyuşmazlık; taraflar arasında dava konusu senetler nedeni ile davalının davacıdan alacaklı olup olmadığı varsa alacağın miktarı, faizin başlangıcı miktarı, niteliği, konularında toplanmaktadır. Kıymetli evrak nitelikli borç senedi mahiyetindedir (TTK m. 646). Borç senedi ise borç ikrarını içerir. Kıymetli evrakta -senette- hile veya ağır kusuru bulunmadıkça, borçlu vade geldiğinde senedin niteliğine göre alacaklı olan kimseye ödemede bulunmakla borcundan kurtulur (TTK m. 646/2). Davacı , kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespitini istediğine göre, konunun hem kambiyo hem de ispat hukuku açısından ele alınıp, değerlendirilmesi gerekir. İlkesel olarak kambiyo senetlerinin illetten mücerret olması ve bononun içerdiği hakkın senetten ayrı olarak ileri sürülememesi ve başkalarına da devredilememesi, vasıflı ve soyut bir borç ikrarı olması ilkeleri karşısında; eski borç ''asıl borç ilişkisi olarak'' varlığını korumaktadır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir ‘gayeye’ ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye, bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan bu ilişki "kambiyo ilişkisi" olarak anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu "kambiyo taahhüdü"nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl/temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 23.11.2022 tarih, 2021/4112 Esas, 2022/8251 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere borçlu, kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı, genel olarak, ya kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunabilir. Borçlunun kambiyo senedi borcundan dolayı sorumlu olmaması, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan doğan nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, temel borç ilişkisine yönelik nedenlere de dayanabilir. Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, .........., 1969, s.16). Yargıtay HGK'nun 13.06.2018 tarih, 2017/19-1627 2018/1187 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere ''Kıymetli evrak ve bu bağlamda bir kambiyo senedi olarak bono, içerdiği hakkın senetten ayrı olarak ileri sürülemediği ve başkalarına da devredilemediği vasıflı ve soyut bir borç ikrarıdır (Öztan, F.: Kıymetli Evrak Hukuku, 2.b., .......... 1997, s.975; Kınacıoğlu, N.: Kıymetli Evrak Hukuku, 5.b., .......... 1999, s.247). Bononun keşidecisi bonoda gösterdiği belirli bir bedeli kayıtsız ve şartsız olarak bizzat ödemek konusunda soyut bir taahhütte bulunmaktadır. Soyutluk (mücerretlik) ise senedin içerdiği hakkın doğumuna sebep olan temel hukuki ilişkinin senet metninden anlaşılamaması anlamına gelir. Soyutluğun senede yüklediği ilk özellik, hamilin artık senette gösterilen alacağın alacaklısı olduğu konusunda, senetten başka bir delil sunmasına gerek bulunmaması; alacağını sadece bu senetle ispatlayabilmesidir (Öztan, s.173; Poroy, R./Tekinalp, Ü.: Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 15.b., İstanbul 2001, s.25). Türk hukuk öğretisinde kambiyo senetlerinin içerdiği hakkın doğumu konusundaki baskın görüş sözleşme teorisi ile açıklanmakta bu da güven ilkesi ile desteklenmektedir. Bu teoriye göre kambiyo senedinin düzenlenmesi ile içerdiği hak derhal vücut bulmaz, borcun doğumu için ayrıca senedin borç altına girmek kastıyla lehdara da verilmesi yani teslime ilişkin bir de ayni sözleşmenin mevcudiyeti gerekir (Bozer, A./Göle, C.: Kıymetli Evrak Hukuku, 7.b., .......... 2017, s.21; Yılmaz, A.L.: Kambiyo Senetlerinde Def’iler, İstanbul 2007, s.51; Öztan, s.106; Kınacıoğlu, s.30 vd.). Bu sözleşmenin kurulması Türk Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri gereği karşılıklı ve aynı yöndeki iradelerin açıklanması ile mümkündür. İradelerin açıklanması ve sakatlanması konusunda da aynı Kanunun hükümleri dikkate alınır.'' TTK’nın 778/1-a maddesi atfıyla uygulanacak olan aynı Kanun’un 687. maddesi gereğince; senedin teminat senedi olduğuna dayalı bedelsizlik şeklinde ortaya çıkan kişisel def’înin senet hamiline karşı ileri sürülebilmesi için öncelikle, senedin bedelsizliğine dair def’în yazılı delille ispatlanması zorunludur. İspat yükü bakımından ise; Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2021/(19)11-659 Esas, 2022/82 Karar sayılı kararı) Davaya konu alacak bakımından ispat yükü davacı tarafta olmakla birlikte ticari davalarda, ya da iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatlanmalıdır. Ticari defterler kesin delillerdendir. Bu genel açıklamadan sonra, hemen belirtmelidir ki, bu aşamada, menfi tespit konulu eldeki davada, ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır. Bu genel açıklamadan sonra, hemen belirtmelidir ki, bu aşamada, menfi tespit konulu eldeki davada, ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 72.maddesi gereğince, borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında, borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m.6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf, o vakıayı ispat etmelidir.

Davacı defterlerinde senedin ticari defter kayıt ve belgelerinde kayıtlarında yer almadığı ancak davacı şirket defterlerinde davalı ...........'e ait İade-Borç/Alınan-Borç açıklamaları ile işlemlerin yapıldığı anlaşılmıştır. Davalı taraf kendisine yapılan ihtara rağmen ticari defter ve belge ibraz etmemiş ve tacir olmadığını beyan etmiştir. Menfi tespit davasında ispat yükü kural olarak davalıya (alacaklıya) düşmekle birlikte alacak kambiyo senedine dayanıyorsa kambiyo senetleri sebepten mücerret olduğundan ispat yükü davacı borçludadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28/03/2018 tarihli ve 2017/12-1140 E., 2018/563 K. sayılı ile 11/02/2020 tarihli ve 2017/12-743 E., 2020/129 K. kararlarında da benimsendiği üzere bononun teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için, neyin teminatı olarak verildiğinin ya bononun önündeki veya arkasındaki yazılar veya ayrı bir belge (İİK’nın 169/a maddesinde öngörülen) ile teminat senedi olduğunun kanıtlanması gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15/09/2020 tarih ve 2017/12-269 Esas,2020/591 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, bononun teminat senedi olduğunun senet metninden anlaşılamadığı hâllerde borçlu bu iddiasını İİK’nın 168/5 ve 169/a maddeleri kapsamında borca itiraz olarak ileri sürebilir bu bağlamda İİK’nın 169/a maddesi kapsamında bononun sözleşme ile bağlantısı kanıtlanmalıdır. Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak, uygun bir asıl borç ilişkisine dayanır. Borçlu, kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı, genel olarak, ya kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek menfî tespit talebinde bulunabilir. Başka bir deyişle borçlunun kambiyo senedi borcundan dolayı sorumlu olmaması, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan doğan nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, temel borç ilişkisine yönelik nedenlere de dayanabilir. Bununla birlikte borçlunun takas defîni kullanması hâlinde ise, ne temel borç ilişkisine, ne de kambiyo senedi borcuna dayanılmakta, borçlu kambiyo senedinden doğan borcu ile hamildeki alacağını takas etmektedir. Borçlunun, kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ileri sürerek açtığı menfî tespit davası esasında maddi hukuk anlamında bir itiraz sebebine dayanılarak açılmaktadır. Bu kapsamda hükümsüzlük nedenine dayalı menfî tespit davalarında, uyuşmazlık temel ilişkiden değil, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan kaynaklanmaktadır. Bu davalarda kural olarak davacının iddiası çoğu kez tüm senet ilgililerine karşı öne sürülebilen mutlak defîlere dayanmaktadır. Örneğin kambiyo senedinin zorunlu şekil şartlarını içermemesi, kambiyo alacağının zamanaşımına uğraması, vadeyi beklemeden istemde bulunulması, ciro zincirindeki kopukluk, başvuru hakkının yitirilmiş olması, senette yazılı kısmî ödeme açıklaması, sorumsuzluk kayıtları ya da bir kambiyo taahhüdünün senet yapma iradesindeki bozukluk nedeniyle sahibini bağlamayacağı yönündeki iddialar hükümsüzlük nedenine dayalı menfî tespit talebine konu oluşturur. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 08/04/2026 tarih, 2025/11-195 Esas, 2026/230 Karar)

Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfî tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfî tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (Nurkut İnan, Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, .......... 1969, s.16). Başka bir anlatımla bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfî tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 08/04/2026 tarih, 2025/11-195 Esas, 2026/230 Karar)

Bedelsizlik iddiası, TTK'nın 687. maddesi anlamında bir kişisel defîdir. Bedelsizlik bir kişisel defî olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik defîni ileri sürebilir. Bedelsizliğe dayalı menfî tespit davasının yasal dayanağı TBK’nın 77 vd. maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta; buna karşılık temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def'îni dermeyan etme hakkını vermektedir. Kambiyo senedinin düzenlenmesinde en önemli unsur temel alacağın varlığıdır. Ancak temel alacağın senedin tanzimi anında mutlak surette varlığı gerekli değildir. Başka bir ifadeyle kambiyo senedinin metninde muayyen bir meblağın yazılması gerekli ise de bu husus temel alacağın da muayyen olmasını gerektirmez; temel alacak doğduğu anda, senette yazılı olan miktardan az ise, senet kısmî bedelsizliğe uğrar (İnan, s. 45). Bu itibarla taraflar arasında temel ilişkinin varlığına rağmen, temel alacağı doğmamış ancak doğması mümkün ya da şarta bağlanmış bir alacak için veyahut da cezai şarta ilişkin olarak kambiyo senedi düzenlenebilir. Bu şekildeki bir alacağa bağlı olarak düzenlenen senet, vadesi gelmesine rağmen alacak doğmamışsa, o an için bedelsizdir. Fakat bu bedelsizlik geçici bir süre için olup, alacak doğunca senedin bedelsizliği alacak miktarı kadar ortadan kalkacaktır (Erol Ertekin, İzzet Karataş, Uygulamada Ticari Senetler, .......... 1998, s. 693). Bu kapsamda kambiyo senedinin teminat amacıyla verildiği iddiası da temelinde bedelsizliğe dayalı bir iddiadır. Ancak kural olarak kambiyo senedinin teminat olarak verilmesi senedin doğrudan bedelsizliğine yol açmaz; teminat altına alınan borcun yerine getirilmesi ve teminat ihtiyacının ortadan kalkması ile senet bedelsiz hâle gelir. Temel borç ilişkisindeki bir edimin teminatı olarak düzenlenen kambiyo senetlerinde, teminat ettikleri husus gerçekleşinceye kadar geçici bedelsizlik, gerçekleşince kesin bedelsizlik söz konusudur. Eğer teminat ettikleri husus gerçekleşmez ise senette bedelsizlik ortadan kalkacaktır. Bu itibarla kambiyo senedinin teminat amacıyla düzenlenmesi hâlinde borçlu, senet lehtarın elindeyse (ciro görmemişse), teminatı talep etme şartlarının oluşmadığını (riskin gerçekleşmediğini) ya da alacaklının senedin teminatını oluşturduğu borç miktarını aşan bir talepte bulunduğunu kişisel defî olarak öne sürebilir. Senet ciro edilmişse hamil senedin teminat senedi olduğunu biliyor ve borçlunun zararına hareket ediyorsa, anılan defînin hamile karşı da öne sürülmesi mümkündür. Kambiyo senedinin üzerinde teminat kaydı var ise ancak neyin teminatı olduğu belirtilmemiş ise bu kayıt kambiyo senedinin mücerrettik vasfını ortadan kaldırmaz. Buna karşılık senet üzerinde asıl borç ilişkisine atıf yapan veya ödemeyi şarta bağlayan kayıtlar olması durumunda senedin mücerretlik vasfı ortadan kalkacağından böyle bir senede dayanılarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapılamaz. Başka bir deyişle kambiyo senedinin teminat senedi olduğunun senet metninden anlaşılması durumunda senedin mücerretlik vasfı ortadan kalkacağı için senet hükümsüzdür ve bu hükümsüzlük; borçlu tarafından, lehtara veya ciranta konumunda olan hamile karşı da ileri sürülebilir. Dolayısıyla senet metninden anlaşılan bu defî mutlak defî niteliğinde olup, üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 08/04/2026 tarih, 2025/11-195 Esas, 2026/230 Karar) Somut olayda; davacının iddiasının dava konusu bonoların davalı ve dava dışı şirketin eski ortağı ve 04.09.2024 tarihinden öncesinde şirketi temsile yetkili .............. tarafından muvazaalı olarak ve haksız kazanç eldeetmek amacı ile geçmişe dönük şekilde tanzim edildiği bu bağlamda senetlerin sahte ve bedelsiz olduğu yönünde olup, senet metnine göre ispat külfetinin davacıdadır. Yukarıda belirtilen içtihatlar ışığında gerek ceza soruşturması sonucuna ve gerek soruşturmada belirlenen ifadelere, bilirkişi raporuna ve gerekse dosyada toplanan tüm delillere göre dava konusu senetlerin taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı olarak verilmediği, alacak borç ilişkisinden kaynaklandığı, mahkememizce yapılan bilirkişi incelemesinde dava konusu 12 adet senet alacağına veya borcuna yönelik doğrudan davacı şirket ticari defter ve kayıtlarında bir kayıt bulunmamakla birlikte davacı şirket ticari defterlerinde davalı ...........'e ait iade-borç/alınan-borç kaydının bulunduğu Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 17 Eylül 2013 tarih ve 8406 sayılı nüshasında belirtilen esas sözleşmeye istinaden davacı ........... Gıda Turizm Otomotiv İnşaat Temizlik İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin kurulduğu, esas sözleşmenin 8. maddesinde şirket yönetiminde davacı şirket temsilcisi ........... ile ihbar olunan ..............'un şirket müdürleri oldukları ve münferiden temsil ve ilzama yetkili oldukları, ...........'in müdürler kurulu başkanı olduğu, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin 09.09.2024 tarih ve 1160 sayılı nüshasında; davacı ........... Gıda Turizm Otomotiv İnşaat Temizlik İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin tek ortaklı bilgisi olarak ........... gösterildiği, şirket ortaklarından ..............'un 2.000 adet payını hukuki ve mali yükümlülükleri ile davacı ...........'e devrettiği, ..............'un müdür olarak temsil yetkisinin sona erdiği, ...........'in tek ortaklı olarak ve münferiden temsil ve ilzama yetkili olmak üzere müdür tayin edildiği, keşidecisi davacı şirket, kefil .............. ve lehtarının ........... olduğu sabit olan dava konusu bonoların 15.10.2023, 15.12.2023 ve 15.01.2024 tarihlerinde düzenlendikleri ve TTK'nun 36/1. maddesi gereğince, ticaret sicil kayıtlarının üçüncü kişiler hakkında tescilin, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği tarihten itibaren hüküm ifade ettiği; dava konusu senetlerin düzenlendikleri 15.10.2023, 15.12.2023 ve 15.01.2024 tarihleri itibari ile ........... ile ..............'un şirketi temsile ve ilzama yetkili oldukları, lehtar ........... adına davacı şirket tarafından temsile ve ilzama yetkili şirket müdürü olarak kabul edilen ihbar olunan .............. ve davacı şirket tarafından düzenlendiği sabit olan dava konusu senetler karşısında keşideci şirketin ve kefilin borçlu oldukları, keza şirketçe TBK m. 547 gereğince ........... ve ..............'a kambiyo senedi düzenlenmesi hususunda yetki verildiği anlaşılmakla davacının sübut bulmayan davasının reddine karar vermek gerekmiş; mahkememizin 18.04.2025 tarihli ara kararı ile teminat gösterme koşulu ile icra veznesine yatırılacak paranın alacaklıya ödenmesinin tedbiren durdurulmasına dair karar verildiği anlaşılmakla İİK'nun 72/4. maddesi gereğince asıl alacağın %20 oranına karşılık gelen 1.995.000,00-TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya ödenmesine yönelik aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Ayrıntılı gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-İİK 72/4 maddesi gereğince asıl alacağın %20 oranına karşılık gelen 1.995.000,00-TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL harçtan, peşin yatırılan 231.363,78-TL harcın mahsubu ile bakiye 230.631,78-TL harcın talep halinde karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 4-Davalı duruşmada kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 1.132.436,15-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 6-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 7-Zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde .......... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.04/06/2026

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/279, K. 2026/455, T. 04.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-279-e-2026-455-k-9669bd02eb04