Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/79 E. 2026/1422 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/79
Karar No
2026/1422
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/79 Esas

KARAR NO : 2026/1422 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI : 2022/275 Esas - 2023/167 Karar

TARİHİ: 14/02/2023

DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 09/07/2026

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil davacı şirketçe, Çanakkale'de devam eden inşaat projesinde kullanılmak üzere; İstanbul Başakşehir'den, Çanakkale Gelibolu'ya iletilmesi için sipariş edilen makine parça¬ları emtiasının, 26.05.2021 tarihinde davalı firmaya kargoya verilmiş olup ilgili parçalar için müvekkil şirkete ... kargo takip numarası verildiğini, Kargo konusu makine parçalarının, davalı kargo şirketi tarafından taşıma sürecinde kaybe-dildiğini, kayıp bilgisinin müvekkil şirkete verilmesi üzerine yapılan detaylı inceleme so-nucunda kargonun önce kaybolduğu, sonra da bu kayıp sebebiyle olağan süresinden oldukça geç bir zamanda alıcı şantiyeye teslim edildiği tespit edildiğini, Kargonun süresinde proje sahasına ulaşamaması üzerine yaptığımız başvurular sonucu, paketin hasarlandığını, içindeki makine parçalarının iki adedinin kaybolduğunu, bilahare kalan parçaların 03.06.2021 tarihinde "eksik" teslim edildiğinin anlaşıldığını, 28.05.2021 tarihinden itibaren beklenen sürede üretimin durması, müvekkil ... A.Ş. nezdinde parçaların yeniden temini için alım yapılması, iş gücü kaybı, şantiye işletim maliyetleri ve keza asıl işverene karşı sözleşmesel yükümlülükler kapsamında maddi zararlar doğduğundan; sahadaki iş kaybı nedeniyle 18.000 TL. fatura bedeli 2.700 TL olan kaybolduğu bilinen ikinci set ve fatura bedeli 1.200 Euro olan birinci set olmak üzere kargonun kaybı ve gecikmesi sebebiyle doğan zararların tazmini için belirtilen tutarlara ilişkin olarak İstanbul 9.İcıa Müdürlüğü Dairesinde ... E. Sayılı dosyası ile 16.08.2021 tarihinde davalı kargo şirketi aleyhine icra takibi ikame edildiğini, ödeme emrinin 25.08.2021 tarihinde borçluya tebliğ edildiğini, borçlunun 26.08.2021 tarihinde borca itiraz ettiğini ve takibin durduğunu İleri sürerek borçlunun itirazın iptaline, takibin devamına, borçlu aleyhine İcra İllas Kanunu hü-kümleri yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hııkmedilmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin borçlu üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin kendisinden beklenen tüm dikkat ve özeni yerine getirdiğini, mezkur taşımada müvekkil şirkete izafe edilebilecek hiçbir kusur bulunmadığını, zira taşımaya konu kargo eksiksiz ve sağlam olarak alıcısına teslim edilmekle müvekkile düşen edim yükümlülüğünün ifa ile sona erdiğini, kargonun alıcısına teslim edildiğini, Olayda tam tazminata hükmedilmcsini gerektiren koşullar bulunmadığını, taşıyıcının sorumluluğunun TTK hükümleri uyarınca sınırlandırılmış olduğunu, davacı yanın dokuz iş günü boyunca faaliyetlerinin durmasında müvekkil şirketin sorumluluğu bulunmadığını, Uyuşmazlık konusu teknik ve uzmanlık gerektiren hususlar içerdiğini ve bu sebeple kara taşıma hukuku konusunda uzman bilirkişice incelenmesi ve değerlendirilmesi gerektiğini İleri sürerek davanın reddine, yargılama masraflarının ve vekâlet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:

İlk Derece Mahkemesi 14/02/2023 tarih ve 2022/275 Esas - 2023/167 Karar sayılı kararında;

".......Somut olayda davalı tarafından hem geç teslim hem de kısmi ziyan durumunun gerçekleşmesinden kaynaklı olarak yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı davacının davalının sorumlu olduğu doğrudan zarar kapsamında isteyebileceği miktarlar olarak kadri marufuna göre belirlenen iş bu bedelleri talep edebileceği kanaati ile davanın kısmen kabulüne ve alacağın miktarının belirlenmesinin yargılama gerektirerek yapılan incelemelere hesaplandığı anlaşılmakla icra inkar tazminat talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile,

''1-Davanın KISMEN KABULÜ ile İstanbul 9. İcra dairesi ... esas sayılı takibe yönelik itirazın kısmen iptali ile takibin 2.839,47-TL asıl alacak, 53,42 TL. işlemiş faizi ve 1.200 euro alacak, 2,02 euro işlemiş faizi üzerinden devamına, asıl alacağa TL. cinsinden olan için takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, yabancı para cinsinden olan için 3095 sayılı yasanın 4a maddesi uyarınca USD cinsi mevduata uygulanan en yüksek mevduat faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine,

2-Alacak yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminat talebinin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yargı makamlarınca verilen kararların gerekçesinin açık ve muğlaklığa mahal vermeyecek bir biçimde belirtilmesi gerektiğini, ancak yerel mahkeme tarafından gerekçenin açıkça belirtilmediğini, gerekçe olarak sorumluluk sınırlarını aşan menfaatlerini tazmin edebilmesi için emtianın taşımaya verilmesi esnasında özel menfaat beyanında bulunulmamış olmasının gösterildiğini, ancak özel menfaat beyanında bulunulmasına yönelik kanuni yükümlülüğün dayanağı hakkında açıklama yapılmadığını,

Dosyada alınan bilirkişi raporuna istinaden hüküm tesis edilebilmesinin mümkün olmadığını, bilirkişi tarafından yapılan değerlendirmelerin HMK'nın 279. maddesinde düzenlenen bilirkişinin hukuki değerlendirme yapma yasağı kapsamına girdiğini, bilirkişinin, kargonun geç ve eksik teslimi sebebiyle 9 gün boyunca duran şantiyede meydana gelen müspet zararın tespit edilerek bu zararın talep edilip edilemeyeceğine dair değerlendirmeyi mahkemeye bırakması gerektiğini, ancak hakim gibi değerlendirme yapılarak gecikmeden doğan zarara kanaat getirildiğini ve hesaplama yapılmaya gerek dahi duyulmadığını, oysaki seçenekli bir hesaplama yapılarak takdirin mahkemeye bırakılmasının da mümkün olduğunu, bildirim yükümlülüğünün hangi Yargıtay kararına dayandığının belirtilmediğini, böyle keyfi bir bilirkişilik uygulamasının kabul görebilmesinin mümkün olmadığını,

Sorumluluğun sınırlandırılmasına yönelik hükümlerin tatbik edilebilmesinin mümkün olmadığını, bilirkişinin değerlendirmesine itibar edilerek taşıyıcının kısmi sorumluluğun kabul edildiğini, sorumluluk sınırlarını aşan menfaatlerin talep edilemeyeceği yönünde hüküm tesis edildiğini, ancak somut olayda kaybedilen ve geç teslim edilen parçalar sebebiyle müvekkil şirketin şantiyesinde 9 gün boyunca işin tamamen durduğunu, işin yürümediği bu süre boyunca işverenin zarar gördüğünü ve bu zarlarının karşılığı olarak ise 139 TL tazminata hükmedildiğini, taşıyıcının sorumluluğunun sınırlandırılmasına ilişkin hükümlerin hangi yasal gerekçeye istinaden tatbik edildiğinin de meçhul olduğunu, bilirkişinin özel menfaat beyanında bulunulmasının gerekliliğine dair değerlendirmesinin hatalı olduğunu ve itibar edilemeyeceğini, TTK'nın 886. maddesi uyarınca pervasızca davranışı ile zararın meydana gelmesine sebebiyet veren davalı hakkında sınırlı sorumluluk ve sorumluluktan kurtulma hükümlerinin uygulanamayacağını, müvekkil şirketin doğan tüm müspet zararının tespit edilerek tazminine karar verilmesi gerektiğini,

Hükme esas alınan bilirkişi raporunda subjektif yorumlarla sınırsız sorumluluk hükümlerinin gecikme sorumluluğuna sirayet edemeyeceği yönünde bir değerlendirme yapıldığını, bir an için bilirkişinin değerlendirmesinin doğru olduğu kabul edilse dahi taşıma sözleşmesine konu parçalar için zıya hükümlerinin uygulanması gerektiğini, sistemden yapılan kontroller neticesinde zıya durumunu gören davacı müvekkilin vakit kaybetmeksizin kargoya verilen parçaları tekrardan sipariş etmek zorunda kaldığını, somut olay zıya çerçevesinde değerlendirildiğinde ise müvekkil davacı şirketin uhdesinde doğan tüm zararların davalı kargo şirketince tazmin edilmesi gerektiğini, kaybolmanın davalı taşıyıcı tarafından izah edilemediği hususu da göz önüne alındığında içtihat gereği taşıyıcı firmanın zıya sorumluluğu kapsamında sınırsız sorumlu olduğunun kabulünün gerektiğini, ayrıca zıya sebebiyle üretimin durduğu 9 günlük sürede uğranılan zararın da tazmininin gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

DAVALI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; davacı yanın kargo içeriğini belirtmeksizin taşıtma gerçekleştirdiğini, halbuki söz konusu ürünlerin maddi değerlerinin yüksek olduğunun ifade edildiğini, taşıtılacak eşyanın maddi değerinin yüksek olması durumunda söz konusu kargonun sigortalanmasının gündeme geleceğini, bu durumda ise aynı hacim ve ağırlığa sahip başka bir kargodan daha yüksek tutarların taşıma için ödenmesi gerekeceğini, davacı yanın söz konusu fazla bedelleri ödemekten kaçınmak amacıyla taşıtılacak ürünün maddi değerinin yüksek olduğunu ve içeriğini beyan etmekten kaçındığını, davacının TTK madde 864'te yer alan sorumluluğu göz ardı edilerek davanın kabulü yönünde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu,

Davacı yanın davasını ispat edemediğini, taşımaya konu parçaların hasar ve zayı olma durumunun taşıma esnasında gerçekleşmiş olduğu hususunun kanıtlanmadığını, bu durumda davanın kısmen de olsa kabulünün hukuka aykırılık teşkil ettiğini,

Dosya kapsamında uyuşmazlık konusunun uzman yardımı ile çözümlenmesi amacıyla bilirkişi raporu alınmış ise de taraflarınca sunulan rapora karşı beyan ve itirazları ve ayrıca yeniden bir rapor veya ek rapor alınması talepleri değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.

Dava, kargo taşıması için davalıya teslim edilen emtianın alıcısına geç ve eksik teslim edildiği iddiasıyla uğranılan zararın tazmini istemi ile başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali istemine ilişkindir.

Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Somut olayda davacı taraf, Çanakkale'de devam eden inşaat projesinde kullanılmak üzere; İstanbul Başakşehir'den, Çanakkale Gelibolu'ya iletilmesi için sipariş edilen makine parçalarının 26.05.2021 tarihinde ... kargo takip numarası ile davalı şirkete verildiğini, iki parça olan kargonun sadece bir parça olarak teslim edildiğini, 2.700,00 TL ve 1.200,00 Euro tutarındaki ürünün teslim edilmediğini, ürünlerin kaybolması nedeniyle yeniden sipariş verildiğini, ürünlerin temini sağlanana kadar 9 iş günü üretimin durması nedeniyle gün başına 2.000,00 TL olmak üzere toplam 18.000,00 TL zarara uğradığını belirterek, geç teslim ve kısmi zıyadan kaynaklı zararının tazmini talep etmiştir.

TTK'nın 875. Maddesine göre, taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur. Taşıyıcı aynı zamanda adamlarının görevlerini yerine getirmeleri sırasındaki fiil ve ihmallerinden de kendi fiil ve ihmali gibi sorumludur (TTK m.879). Davalı taşıyıcı, taşımaya konu emtiayı alıcısına teslim edememesine ilişkin hiç bir somut gerekçe ileri sürmemektedir.Alıcısına malı teslim etmeyen taşıyıcının sorumluluğu kural olarak TTK nun 882. maddesi uyarınca sınırlı sorumluluktur. Ancak, TTK'nın 886. maddesi uyarınca zarara, taşıyıcının, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verilmesi halinde taşıyıcı sorumluluktan kurtulma hâllerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz.

Davalı taraf her ne kadar cevap dilekçesinde, davalının üzerine düşen edimi yerine getirdiğini ve kusuru olmadığını beyan etmiş ise de, mahkemece alınan bilirkişi raporundaki tespitlere göre; davalı tarafın kargonun alıcısına zamanında tam ve eksiksiz teslim edildiğini ispat edememiştir. Bu durumda davacının gönderisinin, davalının görevlilerince teslim alındıktan sonra alıcısına tam ve eksiksiz teslim edilmediği anlaşılmaktadır. Somut olayda, kısmi ziyaın taşıma sırasında meydana geldiği açık bulunduğundan davalının Türk Ticaret Kanununun 875. maddesi gereğince somut olayda meydana gelen zarardan sorumludur.

Davalının meydana gelen zarar nedeniyle sorumluluğunun belirlenmesi amacıyla tazminata esas alınacak değer de TTK'nın 880. maddesinde belirlenmiş olup, taşıyıcının sorumluluğu kural olarak, eşyanın tamamı değerini kaybetmişse tamamının, eşyanın bir kısmı değerini kaybetmişse, değerini kaybeden kısmının, net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır (TTK m. 882/2). Ancak, zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcı Kanunda öngörülen sorumluluktan kurtulma hâllerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz (TTK m. 886). Davalı tarafça teslim alındığı sabit bulunan eşyanın teslim edilmemesinin makul kabul edilmesinde olanak bulunmaması, dolayısıyla TTK'nın 886. maddesi gereğince gönderinin alıcısına teslim edilmemesi suretiyle davacının uğradığı zararın davalının pervazsızca davranışından kaynaklanması nedeniyle (Yargıtay 11. HD, E.2015/2815, K.2015/7806, T.05/06/2015; Yargıtay 11. HD, E.2015/10215, K.2015/13042) davalı şirketin TTK'nın 882. maddesindeki sorumluluk sınırlamasından faydalanamayacağı ve davalının davacının gerçek zararı ile sorumlu bulunması gerektiği sonucuna varılmıştır.

Davacı taraf, teslim edilmeyen emtialara ilişkin ticari fatura vs. İbraz etmediğinden malın gerçek değerinin TTK'nın 880/3. maddesine göre belirlenmesi gerekir. TTK. 882/3 maddesine göre de, taşıyıcının, taşıma süresinin aşılmasından doğan sorumluluğu, taşıma ücretinin üç katı ile sınırlıdır.

Mahkemece, mali müşavir, makine mühendisi ve taşıma uzmanından oluşan heyetten tarafların ticari defter ve kayıtları inceletilerek dosya kapsamına göre rapor alınmış ve istinafa konu karar verilmiştir.

Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunda; Kısmi ziya durumundan dolayı emtia bedelinin kadri marufuna göre 2.700 TL ve 1.200 Euro olarak tespit edildiği, buna göre ... şirketinin gecikmeden dolayı davacı şirketin dolaylı zararlarına karşılık olarak TTK m.875/3 ve TTK m.882/3 hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi sonucu toplam (taşıma ücretinin üç katı 46,49x3)= 139,47 TL tazmin etmesi gerektiği , kısmı zıya ve gecikmeden dolayı davalı ... 'nin sorumlu olduğu toplam tazminat miktarının (2.700 + I39.47)=2.839,47 TL. ve 1.200,00 Euro olduğu belirtilmiştir.

HMK'nın 146.maddesine göre hakim delillerden davanın yeterince aydınlandığı kanaatine varırsa tahkikatı bitirebilir. İlk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi heyet raporu denetime elverişli ve dosya kapsamına uygun olup karar vermeye yeterli olduğu, mahkemece gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu da gözetildiğinde, davacı vekili ile davalı vekilinin, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak karar verildiğine yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.

HMK 282 maddesindeki "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir," yasal düzenlemeleri de gözetildiğinde; Davacı vekili ile davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında verilen beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi heyet raporunda bu iddialar ve itirazlar değerlendirilmiş, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu da gözetildiğinde mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davacı vekili ile davalı vekilinin mahkemenin kabulüne yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.

Sonuç olarak, davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacı ve davalının istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,

3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.399,77 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 349,95 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.049,82 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı ve davalı üzerinde bırakılmasına,

6-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,

7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 09/07/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/79, K. 2026/1422, T. 14.02.2023, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-79-e-2026-1422-k-456e70ab5460