Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/45 E. 2026/1314 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/45
- Karar No
- 2026/1314
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/45 Esas
KARAR NO : 2026/1314 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2020/349 Esas - 2023/555 Karar
TARİH: 22/06/2023
DAVA: Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
KARAR TARİHİ: 25/06/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket ile davalı arasında 14.01.2020 imza tarihli “Karayolu Taşımacılık Hizmetleri Temin Sözleşmesi” imzalandığını; bu sözleşme uyarınca davacı şirketin davalıya ait ürünleri davalının bildirdiği noktalardan alarak yine davalı tarafından bildirilen noktalara taşıyacağını; davalı şirketin dondurma ve benzeri ürünlerin imalat, satış ve pazarlamasını yaptığını; sözleşmenin "Araç Tüpleri ve Özellikleri" başlıklı 13. Maddesinde davalının talep ettiği taşıma işinde kullanılacak araçların sayı ve özelliklerinin kararlaştırıldığını, davacı tarafından bu araçların tedarik edileceğinin belirtildiğini; taşıma işinde kullanılacak araçların spesifik özellikleri olan ve genellikle başka bir taşıma işinde kullanılması mümkün olmayan araçlar olduğunu; davacı şirketin, davalıyla akdedilen sözleşmeye güvenerek sözleşmenin yürütülmesi için; çekici, dondurma taşıma işinde kullanılabilecek nitelikte dorse ve bu işe uygun klima alımı yaptığını; davalı ile yapılan sözleşmede belirtilen nitelikteki araçları hazırladığını; davacı şirketin sözleşmenin başlangıcında yirmi aracı davalıya tahsis ettiğini, davacı şirketin tahsis edilen araç sayısını arttırmak için çalışma yaptığı sırada fesih olgusunun gerçekleştiğini; sözleşmenin yürürlüğe girdiği 14.01.2020 tarihinden itibaren taşınan ürünün doğası gereği az sayıda taşıma olduğunu; Mart ve Nisan aylarında ülkemizde ve tüm dünyada yaşanan Covid 19 pandemi salgını nedeni ile tüm sektörlerde olduğu gibi çeşitli aksamalar, şehirler arası seyahat kısıtlamaları nedeni ile gecikmeler oldu ise de mücbir sebeplerin el verdiği ölçüde taşıma hizmeti verilmeye devam edildiğini, davacı şirketin taşıma performansını sürekli arttırarak Mayıs ayında ... seviyesine çıkardığını; davalı şirketin, davacı şirkete 11.05.2020 tarihinde tebliğ edilen Üsküdar 17. Noterliğinin 06.05.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmeyi feshrttiğini bildirdiğini; sözleşmenin süresinin 1 yıl olarak belirlendiğini, sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle sözleşme gereği yapıla yatırımın davacı şirketin elinde atıl bir yatırım olarak kaldığını ileri sürerek; davacı şirketin sözleşmenin yerine getirilmesi amacı ile yapmış olduğu yatırım nedeni ile uğradığı zararın 10.000,00 TL belirsiz alacağın, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle davacı şirketin uğradığı zararın 10.000,00 TL belirsiz alacağın, davacı şirketin prestij kaybına yol açılması nedeni ile uğranılan manevi zararın tazmini için 10.000,00 TL belirsiz alacağın, sonradan arttırılmak üzere sözleşmenin fesih tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsiline; sözleşme kurulurken davalıya verilen ve davalı şirket yedinde karşılıksız kalan 23.01.2020 tarihli teminat mektubunun iadesine; yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın huzurdaki davayı belirsiz alacak davası olarak açmasının mümkün olmadığını, davacı tarafın, tamamen sözleşmenin ifası için araç satın aldığını ve bu araçları başka işlerde kullanamadığını ve araçların atıl kaldığını belirttiğini; davacı tarafın, bu araçlara ilişkin olarak yaptığı toplam yatırımın 18.000.000,00 TL olduğunu davalı şirkete gönderdiği 14.05.2020 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamede belirttiğini; HMK 107. maddesi gereğince bir davanın belirsiz alacak davası olarak açılması için dava konusunun davacı tarafından belirlenemiyor olması olmazsa olmaz ön şart niteliğinde olduğunu; oysa davacı tarafça davalı şirkete gönderilen ihtarnamede bu bedel açıkça belirtildiği gibi talebin niteliği gereği de davacı tarafça rahatlıkla belirlenebilir durumda olduğunu; bu nedenle de bu talebin belirsiz alacak davası olarak açılamayacağı ve reddi gerekeceğini; davacı ile davalı şirket arasında Karayolu Taşımacılık Sözleşmesi imzalandığını; davacı tarafın, davalı şirketin bütün sevkiyat taleplerini eksiksiz olarak karşılayacağını taahhüt ve garanti etmesine rağmen sözleşmenin akdinden Sözleşmenin feshedildiği tarihe kadar, talepten itibaren 22 saat içinde taşıma için gerekli araçları temin etme taahhüdüne uymadığı gibi aylık araç talep miktarını temin etmede de ...'in altında kaldığını; davacı tarafın, davalı şirketçe yapılan yazılı ve sözlü tüm uyarılara rağmen ve her seferinde aksaklığı düzelteceğini taahhüt etmesine rağmen bu taahhütlerine uygun davranamadığını, araç temin etme yüzdesinde 60-70 seviyelerini ancak yakalayabildiğini; bu durumun, davalı şirket yönünden sahada satış kayıplarına ve lojistik maliyetlerinin artmasına sebebiyet verdiğini ileri sürerek; davacının tamamen davasının reddine, yargılama masrafları ile avukatlık ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 22/06/2023 2020/349 Esas - 2023/555 Karar sayılı kararında;" Netice olarak dosya kapsamı toplanan deliller, hükme ve denetime elverişli bilirkişi raporları hep birlikte değerlendirildiğinde davalı tarafın 2020 yılının Mart ayından itibaren sevkiyatla ilgili aksaklıkları davacı taşıyıcıya bildirdiği, bu durumun düzeltilmesi gerektiği, aksi halde işin müşterilerinin distribütörlükleri bırakması durumuna kadar gideceğini vurguladığı görülmektedir. Bu bildirimlerin yapıldığı tarih ile sözleşmenin fesih tarihi olan 06.05.2020 tarihine kadar sözleşmenin 8/e maddesindeki 30 günlük sürenin dolduğu, buna rağmen davacı taşıyı tarafından - sözleşmeye aykırılıkların - giderilemediği, dolayısıyla - sözleşmenin haklı ” sebeple - feshedildi söylenebilecektir. Taşıma sektörünün pandemi döneminden en az etkilenen sektörler arasında olduğu, bu sebeple taraflar arasındaki sözleşme yükümlülüklerine herhangi bir etkisi bulunmayan mücbir sebep halinin taraflar açısından bir önemininde olmayacağı, Araç tedarik performans oranları incelendiğinde toplamda taşıyıcının tedarik oranının %60-70'ler seviyesinde kaldığı, davacının sözleşme m.8/e'ye uygun şekilde borca aykırılığı gidermesini davacıdan talep etmesine rağmen taşıyıcının bu durumu düzeltmediği, Davalı gönderenin sözleşmeyi haklı sebeple feshettiği davacının sözleşmenin uygulanmasında gerekli özeni gösterdiğini taşıma işlemi karşılığı alacağı olduğunu iddia etse de bu hususu ispatlayamadığı birlikte değerlendirildiğinde davacının manevi tazminat isteminin yasal koşulları oluşmadığı değerlendirilerek talebinin reddi ile davanın reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir."gerekçesi ile,
'' 1-Davacının maddi ve manevi zarar tazmini istemine ilişkin davasının SÜBUT BULMADIĞINDAN REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi davalının sözleşmeyi, sözleşmenin 8/c maddesi hükmüne göre fesih ettiğini tespit ettiğini; anılan maddenin; "Tarafların sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kısmen ve tamamen yerine getirmede eksikliği, performas göstergesinin yıllık ortalama %97 altında kalması ve taraflar bununla ilgili ihtar yazısının tebliğini müteakip 30 takvim günü sonunda muhatabın meydana gelen aksaklığı düzeltmemiş olması durumunda ihtar eden sözleşmeyi fesih edebilir." düzenlemesini içerdiğini, burada öncelikle ele alınıp değerlendirilmesi gereken konunun; performas göstergesinin %97'nin altında kaldığı hususunun sözleşme şartlarına göre ihtar edilip edilmediği ve 30 günlük sürenin başlayıp başlamadığı konuları olduğunu, ilk derece mahkemesinin, bu ihtarın sözleşmeyi feshe ilişkin bir ihtar olmayıp, borca aykırılığın giderilmesine yönelik bir uyarı mahiyetinde olması nedeniyle herhangi bir sekil şartına bağlı olmadığı yorumunu yaparak, dosya kapsamındaki belgelerden bu ihtarın yapıldığı sonucunu çıkarttığını ve davalının sözleşmeyi feshinin haklı olduğu yönünde kanaat bildirdiğini, ancak sözleşmenin bildirimler başlıklı 20. maddesinde " Bu sözleşme kapsamında gönderilmesi düzenlenmesi gereken tüm bildirimler 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olarak aksi öngörülmedikçe, yukarıda belirtilen Tarafların adreslerine gönderilecektir" düzenlemesi bulunduğunu, anılan maddenin 3. fıkrasında ise "Diğer tarafı temerrüte düşürmeye yarayan , sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılmak zorundadır." hükmünün bulunduğunu; iş bu maddede taraflar arasında ihtar ve ihbarların nasıl yapılacağının sayılarak tadat edildiğini, sözleşmenin 8/c maddesinde " ihtar yazısının tebliğini müteakip" ifadesinin kullanıldığını, sözleşmenin 20. maddesinde ise " sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar " ifadesinin kullandığını; sözleşmenin bu hükümleri ele alındığında 8/c maddesinde anılan ihtarın sözleşmenin 20. Maddesi hükümlerine göre yapılması gerektiğinin açık olduğunu, mahkemenin genel hükümlere giderek 8/c maddesinde anılan bildirimin borca aykırılığın giderilmesine yönelik bir şekil şartı olduğuna hükmetmesinin dosya muhtevası ile usul ve yasaya aykırı olduğunu,
Tüm bunların yanı sıra sözleşmenin ifası sırasında Corona Virüs Covid 19 pandemisi yaşandığını ve tüm dünyada yaşamın etkilendiğini; bir çok hizmet aksadığı gibi kamu otoritesi tarafından da bir çok kısıtlama uygulandığını; yaşanan bu sürecin tam bir mücbir sebep olduğunu; bilirkişi heyetinin mücbir sebebin varlığını ve değerlendirmesini ilk derece mahkemesine bıraktığını; ilk derece mahkemesinin ise gerekçeli kararında mücbir sebebe hiç değinmediğini, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 06.05.2016 gün ve 2015/1 E- 2016/1 K sayılı kararında mücbir sebebin "Yine bilindiği gibi mücbir sebep sorumlunun faaliyet ve işletmesi dışında meydana gelen, mutlak kaçınılmaz, öngörülemez ve kaçınılamaz olaylardır. Mücbir sebep umulmayan hale göre mutlak bir kaçınılmazlık arz eder. Mücbir sebep işletme dışında gerçekleşir. Oysa, umulmayan hal işletme için bir olay da olabilir. Mücbir sebep illiyet bağını her zaman keser." şeklinde tarif edildiğini; ilk derece mahkemesinin fesih sebebi olarak kabul ettiği aksaklıklar ve performans düşüklüklerinin Covid 19 pandemisinden kaynaklanan sebeplerle meydana geldiğini; ilk derece mahkemesinin pandemi (mücbir sebep) hiç yokmuş gibi inceleme yaparak davayı sonlandırdığını, davalı tarafça bahsedilen aksaklıklarda pandeminin etkisinin hiç araştırılmadığını,
İleri sürerek, arz edilen ve re'sen göz önüne alınacak nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava; taraflar arasındaki 14/01/2020 imza tarihli ve bir yıl süreli Karayolları Taşımacılık Hizmetleri Temin Sözleşmesi'nin süresinden önce haksız feshedilmesi nedeniyle uğranıldığı iddia olunan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Dosya içeriği belgelere göre; mahkemece taraf delilleri eksiksiz toplanmış, dava konusu sözleşme ve ekleri, fesih ihtarı ve cevabi ihtar, taraflar arasındaki e-mail yazışmaları, davalı tarafından davacıya mail yolu ile gönderilen performans tabloları dosya arasına alınmış, tanıklar dinlenilmiş, taraf defter ve kayıtları ile dosya üzerinde bir mali müşavir bir hukukçu bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılarak rapor alınmış, bu heyetin taşıma konusunda uzmanlıklarının bulunmadığını bildirmesi üzerine bir taşıma uzmanı ve bir hukukçu bilirkişiden oluşan ikinci bir heyetten rapor alınmış, akabinde tahkikat bitirilerek yukarıda yazılı gerekçelerle istinafa konu karar verilmiş olup, dava konusu sözleşme ile davacının, davalı talepleri ile sözleşmede yazılı hükümler ve ilgili mevzuat çerçevesinde; davalıya ait ürünlerin davalı tarafından belirlenecek noktalardan ve sözleşmenin 13üncü maddesinde belirlenen özellikleri haiz araçlar ile nakliyesi işini gerçekleştirmeyi taahhüt ettiği, davacının sözleşmenin 3/c bendi ile davalının tüm sevikyat taleplerini eksiksiz karşılamayı ayrıca kabul ettiği, sözleşmenin 24/c bendi uyarınca, sözleşmenin 01/01/2020-31/12/2020 tarihleri arasında 1 yıl süre ile geçerli olmak üzere imzalandığının, sözleşmenin süresinin sonunda başkaca bir ihtar ve ihbara gerek olmaksızın sözlesme kendiliğinden sona ereceğinin düzenlendiği, sözleşmenin 8 maddesi uyarınca; dvaalının taşıma hizmetinin temininde veya sözleşme konusu olan hususlarda ihmalinin
olduğunun davalı tarafından tespit edilmesi ve bu tespitin davacıya yazılı olarak bildirilmesinden itibaren onbeş takvim günü sonunda meydana gelen aksaklığın hala düzeltilmemiş olması; tarafların sözleşmede konusu geçen “Gizlilik” prensiplerine riayet etmemesi, tarafların sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kısmen veya tamamen yerine getirmekteki eksikliği, performans göstergesinin yıllık ortalama %97 altında kalması ve tarafların bununla ilgili ihtar yazısının tebliğin müteakip 30 takvim günü sonunda muhatabın meydana gelen aksaklığı düzeltmemiş olması durumunda ihtar eden
tarafından sözleşmenin feshedilebileceğinin düzenlendiği, sözleşmenin 20/a bendinde; sözleşme kapsamında gönderilmesi düzenlenmesi gereken tüm bildirimlerin 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olarak, aksi öngörülmedikçe, tarafların sözleşmedeki adreslerine veya bu maddeye uygun şekilde tebligatta bulunulmak suretiyle belirleyeceği bir başka adrese gönderileceğinin, sözleşmenin 20/c bendinde ise diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarların noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılmak zorunda olduğunun düzenlendiği; davalının 06/05/2020 tarihli noter aracılığı ile keşide ettiği ihtarnamede, taraflar arasındaki sözleşmenin imza edilmesinden bu yana davacının talepten itibaren 22 saat içinde taşıma için gerekli araçları temin etme taahhüdüne uymadığını, aylık araç miktarını temin etmede de %95’in altında kalındığını, davacının yazılı ve sözlü uyarılara tüm uyarılara rağmen ve her seferinde aksaklığı düzelteceğini taahhüt etmesine rağmen bu taahhütlerine uygun davranamadığını, araç temin etme yüzdesinin genellikle %60-70 seviyelerini ancak yakalayabildiğini; bu durumun şirketleri yönünden sahada satış kayıplarına ve lojistik maliyetlerinin artmasına sebep olduğunu, davacının Covid-19 salgını nedeniyle mücbir sebep içinde olduğunu beyan ettiği tarihten bu yana 30 takvim gününden fazla süre geçtiğini, daha fazla zarara uğranmaması için sözleşmeyi feshettiklerini ihtar ettiği anlaşılmıştır. Mahkeme gerekçesinde de belirtildiği üzere taşıma ve lojistik sektörü faaliyetlerinin covid-19 pandemisi nedeniyle alınan tedbirler kapsamında bulunmadığı, bu nedenle davacının sözleşmenin ifasında yaşanan aksaklıklara mücbir sebep niteliğindeki pandeminin neden olduğuna yönelik istinaf sebebinin yerinde olmadığı, dosyaya mübrez mail yazışmaları incelendiğinde, sözleşmenin imzalanmasından itibaren davacının davalının nakliye taleplerini eksiksiz karşılayamadığının ve davalı tarafından bu konuda uyarıldığının, davacının araç temin ve taşıma performans tablolarının davalı tarafından düzenli olarak davacıya iletildiğinin ve taşıma performasının yükseltilmesi gerektiğinin belirtildiğinin, covid-19 döneminde davacı talebi üzerine davalının davacıya geçici süre için yüksek fiyat tarifesi üzerinden ödeme yaptığının, eksikliklerin giderileceğine dair davacı taahhütlerinin yerine getirilmediğinin anlaşıldığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 8/c bendine dayalı olarak sözleşmenin feshedilebilmesi için davacıya 30 günlük süre verilmesini gerektirir ihtarın sözleşmenin 20 maddesindeki tebliğ usulüne göre yapılması gerekmekte ise de; davacı tarafından inkar edilmeyen e-mail yazışmalarında sözleşmeye aykırılığın giderilmesinin birden fazla kez talep edilmiş olması ve davacının taahhütlerine rağmen yeterli sayıda araç temini ile nakliye taleplerinin tamamının zamanında ve eksiksiz karşılanması yükümlülüğünü yerine getirememiş bulunması karşısında, davacının fesih öncesi uyarı ihtarının sözleşmenin 20 maddesindeki usule göre yapılmadığını ileri sürmesinin hakkın kötüye kullanılmasını teşkil edeceği, mahkemenin davalı tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğine yönelik kabulünün dosya kapsamına uygun olduğu, aksi yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesinin davanın reddine yönelik hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 25/06/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.