Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1209 E. 2026/1471 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1209
Karar No
2026/1471
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1209 - 2026/1471 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/1209 KARAR NO : 2026/1471 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 29/02/2024 NUMARASI : 2022/317 E. - 2024/84 K.

DAVANIN KONUSU : Maddi Tazminat

Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29/02/2024 tarih ve 2022/317 Esas - 2024/84 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili şirketin eser niteliğindeki ... isimli bilgisayar yazılımının eser ve lisans hakkı sahibi olduğunu, davalının izinsiz ve lisanssız olarak müvekkilinin söz konusu bilgisayar yazılımını kullandığını, mahkeme eliyle yapılan delil tespiti dosyasında, davalı şirketin iş yerinde bulunan bilgisayarlarda müvekkilinin FSEK anlamında mali hak sahibi olduğu yazılımın ve ek modüllerinin kurulu, çalışır vaziyette, lisanssız olarak çoğaltıldığının ve kullanıldığının tespit edildiğini, müvekkilinin hak sahibi olduğu dava konusu yazılımların davalı tarafça haksız, usulsüz ve izinsiz bir şekilde kullanılarak birçok üç boyutlu çizimler yapıldığını, bütün bu haksız fiiller neticesinde müvekkilinin hem FSEK m.22 ve m.68 kapsamında eser sahipliğinden kaynaklanan maddi ve manevi haklarına ağır bir tecavüz gerçekleştiğini, davalı şirket yetkilileri hakkında FSEK m.71 uyarınca suç duyurusunda bulunduklarını, yapılan yargılama sonucunda davalı şirket yetkililerinin cezalandırıldığını ve kararın kesinleştiğini, davalının ... yazılımının sadece birkaç özelliğine sahip modülünü değil, yazılımların en üst sürümünü ve birçok ek ürünlerini bilgisayarına lisanssız olarak yükleyerek kullandığını ileri sürerek, FSEK m.68 uyarınca üç kat olmak üzere 359.900,00 TL'nin delil tespit tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Şirket vekili, müvekkili şirkete ait olduğu iddia edilen bilgisayarda ... isimli yazılımın değil, müvekkili şirket tarafından lisanslı olarak kullanılan ... isimli yazılıma ait uzantıların yer aldığını, tespit bilirkişi raporunun 4, 5, 6 ve 7. sayfalarında yer alan görsellerdeki ürün kod uzantıları ile dava konusu yazılıma ait ürün kod uzantılarının aynı sisteme ait olmadığını, kod uzantısının dava konusu ... yazılımı ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını, uzantı adının dahi aynı olmadığını, müvekkilinin ... isimli yazılımı hiçbir şekilde kullanmamakla birlikte müşterileri tarafından ... isimli yazılım kullanılarak kendisine gönderilen ürünleri bilgisayarına zorunlu olarak indirdiğini, müvekkilinin kendisine bu şekilde gönderilen ürünlerin uzantıları ve kodları üzerinde hiçbir şekilde oynama ve/veya düzeltme yapamadığını ve sadece alınmış şeklinde belirtmek suretiyle bilgisayarına indirdiğini, ayrıca bilirkişi raporunun çelişkili olduğunu, müvekkilinin davacıya ait olan ... yazılımı ve ek modüllerini ücretini ödemek suretiyle lisanslı olarak kullandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu "..." ismi ile üretilip pazarlanan bilgisayar yazılımının, FSEK anlamında ilim ve edebiyat eseri vasfında olduğu, davacı şirketin davaya konu bilgisayar yazılımı üzerindeki mali haklarının “...” başlıklı İngilizce ve Tescil Belgesi başlıklı Türkçe tercümesine dayandığı, bu nedenle de davaya konu yazılım üzerinde, davacı şirketin mali hakları kullanma yetkisine sahip olduğu, davalı bilgisayarında tespit edilen yazılımın internet ortamından indirilmiş ... yazılımının crackli ve sahte lisanslı yazılımlardan olduğunun değerlendirildiği, dava konusu yazılımın hangi tarihte bilgisayara kurulmuş olduğuna dair tespit dosyasında bir bulgu olmadığı, bu doğrultuda somut uyuşmazlıkta, davacının 5846 sayılı Kanun’nda belirtilen mali haklarından 22. maddede tanımlanan çoğaltma hakkının ihlal edildiği, her ne kadar davalı taraf, kullandığı yazılımların ücreti karşılığında satın alındığına dair muhtelif faturalar sunmuşsa da söz konusu faturaların dava konusu yazılıma ait olmadığı, bu yöndeki savunmanın ispatlanmadığı, dava dilekçesinde dava tarihindeki döviz kuru üzerinden tazminat talep edildiği, davalı bilgisayarında tespit edilen ... 5.2 sürümünün dava tarihi olan 05.08.2022 tarihindeki KDV dahil satış fiyatının 21.926,52 USD olarak belirlendiği, dava tarihindeki kur üzerinde hesaplama yapıldığında dava konusu yazılımın değerinin 393.278,44 TL olabileceği, bu tutarın 3 katının ise 1.179.835,34 TL olarak hesaplandığı, taleple bağlı kalınarak dava tarihindeki kur üzerinden yapılan hesaplama esas alınarak davanın 359.900,00 TL üzerinden kabulüne karar verildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 359.900,00 TL'nin 29/05/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, hükme esas alınan bilirkişi raporunda dosyaya sunulan deliller ve evrakın göz ardı edildiğini, hiçbir zahmete katlanılmayarak değişik iş dosyası kapsamında alınan raporun dayanak alınmasının hukuka aykırı bulunduğunu, müvekkiline ait bilgisayarda çalışır vaziyette olan programın, ... uzantılı ... programı değil, işbu programların da çalışmasına imkân veren ve müvekkili tarafından lisanslı kullanım hakkına sahip olunan ... uzantılı ... programı olduğunu, çizimler ve modellemelerin de bu programla oluşturulduğunu, bilirkişilerin tamamen şahsi kanaatleri doğrultusunda rapor tanzim ettiklerini, bunun yanı sıra HMK’nın 279/4. maddesine aykırı biçimde hukuki değerlendirmede bulunduklarını, 2018 yılında tespit yapılan uyuşmazlık ile ilgili olarak yerel mahkeme tarafından tazminat hesabına 2017 yılındaki programın ücretinin dahil edilmesinin hukuka ve mantığa tamamen aykırı olduğunu, somut uyuşmazlıkta haksız fiil şartları, zarar, kusur, hukuka aykırı fiil, illiyet bağı gibi unsurların bulunmadığını, varsayımsal sözleşme bedeli belirlenirken hakkaniyet indirimi çerçevesinde değerlendirme yapılmasının doğru olacağını, bahsi geçen yazılımı kullanmayan, haksız kazanç elde etmeyen, hiçbir çizim ve benzeri eylem gerçekleştirmeyen, davacıya ait farklı lisanslı programları kullanması nedeniyle iyi niyetli olan müvekkilinin kusurlu olmadığını, tecavüz iddialarının da işbu hususlar gözetilerek değerlendirilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunda, dava konusu ... isimli yazılımın çalışıp çalışmadığına ilişkin değerlendirme olmamasına rağmen tecavüz oluştuğu görüşüne ulaşılmasının yerinde bulunmadığını, müvekkili bilgisayarında ... isimli yazılımın değil, müvekkili tarafından lisanslı olarak kullanılan ve bilirkişiler tarafından da ikrar edilen ... isimli yazılıma ait uzantıların yer aldığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE :1-Dava, eser sahipliğinden kaynaklanan telif tazminatı istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu yazılımın ilim ve edebiyat eseri niteliği taşıdığının ve davacının da bu eserin mali haklarına sahip olduğunun dosya kapsamı ile sübut bulduğu, davacının mali haklarına sahip olduğu ilim ve edebiyat eseri niteliğindeki ... 5.2 bilgisayar yazılımının, davalının iş yerindeki bir adet bilgisayarda yüklü ve çalışır vaziyette olduğunun tespit edildiği, davalının bu yazılımı FSEK'e uygun biçimde davacının izni ile kullandığını ispat edemediği, davalı tarafça her ne kadar söz konusu yazılımın davalı bilgisayarında olmadığı, lisanslı olarak ... adlı yazılımın kullanıldığı savunulmuş ise de davalı bilgisayarında catpart uzantılı dosyaların tespit edildiği, ... uzantılı çizimleri ... programı ile açmanın ... programının ana modülünü kullanmak anlamına geldiği, davalı bilgisayarındaki söz konusu yazılımın sahte lisanslı olduğu, buna göre davalının anılan savunmalarının yerinde olmadığı ve davacının FSEK'in 22. maddesinde düzenlenen çoğaltma hakkının ihlal edildiği anlaşılmakla, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-İlk derece mahkemesince, dava dilekçesinde dava tarihindeki döviz kuru üzerinden tazminat talep edildiği, davalı bilgisayarında tespit edilen ... 5.2 sürümünün dava tarihi olan 05.08.2022 tarihindeki KDV dahil satış fiyatının 21.926,52 USD olarak belirlendiği, dava tarihindeki kur üzerinde hesaplama yapıldığında dava konusu yazılımın değerinin 393.278,44 TL olabileceği, bu tutarın 3 katının ise 1.179.835,34 TL olarak hesaplandığı kabul edilmiş, taleple bağlı kalınarak 359.900,00 TL hüküm altına alınmıştır. FSEK'in 68. maddesinde "Eseri, icrayı, fonogramı veya yapımları hak sahiplerinden bu Kanuna uygun yazılı izni almadan, işleyen, çoğaltan, çoğaltılmış nüshaları yayan, temsil eden veya hertürlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletenlerden, izni alınmamış hak sahipleri sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını isteyebilir." hükmüne yer verilmiştir. Anılan hüküm kapsamında, sözleşme yapılmış olması halinde istenebilecek bedelin veya rayiç bedelin, eser sahibinin bilimsel/sanatsal yeteneği, üretim kapasitesi, eserin beğeni ölçüsü, sayfa sayısı, estetik görünümü, nitelik ve niceliği, ihlal edilen mali hakkın türü, coğrafi kapsamı, ihlal süresi, ihlalin yapıldığı vasıta gibi kriterler dikkate alınarak eser sahibinin tecavüzde bulunanla sözleşme yapması halinde isteyebileceği bedele göre belirlenmesi gerekmektedir. Öte yandan bu bedel belirlenirken, varsa ihlal konusu mali hakkın devrine ilişkin önceki sözleşmelerden yararlanılması da mümkündür. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/1209 Esas, 2021/1252 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere FSEK'in m.68 uyarınca açılmış olan tazminat istemlerine ilişkin davada, davalının eylemi esas itibariyle haksız eylem olup, davacının uğramış olduğu maddi zararın belirlenmesinde hukuka aykırı fiilin işlendiği anın esas alınması gerekmektedir. Gerçekten de FSEK'in 68. maddesine dayalı tazminat davalarında, taraflar arasında varsayımsal bir sözleşme ilişkisinin kurulduğu kabul edildiğinden, eser sahibinin uğradığı zararın da sözleşmenin kurulduğu kabul edilen tarih esas alınarak belirlenmelidir. Öte yandan, Türk Borçlar Kanunu'nun ödeme başlıklı 99. maddesinde, konusu para olan borcun Ülke parasıyla ödeneceği, Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borcun, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebileceği, Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklının, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebileceği düzenlenmiştir. Somut olayda ilk derece mahkemesince, davalı bilgisayarında tespit edilen ... 5.2 yazılımının sözleşme yapılması halinde istenebilecek bedeli belirlenirken, söz konusu yazılımın davalı bilgisayarında tespit edildiği tarih olan 29.05.2018 tarihinden sonraki tarihli 2020 ve 2021 tarihli faturalar da dikkate alınmıştır. Oysa yukarıda açıklandığı üzere davacının uğradığı zararın, hukuka aykırı fiilin işlendiği zamana göre belirlenmesi gerekmektedir. Bu durumda, ilk derece mahkemesinin belirtilen değerlendirmesi yerinde görülmemiştir. Dava konusu yazılımın davalı bilgisayarına ne zaman yüklendiği dosya kapsamı ile belirlenemediğinden tespit tarihi olan 29.05.2018 tarihi haksız fiil tarihi olarak esas alınmış olup dosya kapsamında alınan 10.02.2023 tarihli bilirkişi raporunda da bu tarihten önceki faturalar dikkate alınmak suretiyle dava konusu yazılımın, 29.05.2018 tarihindeki KDV dahil satış fiyatının 18.288,82 USD olacağı bildirilmiştir. Dairemizce de yapılan bu hesaplama yerinde görülmüş, taraflar arasında sözleşme yapılması halinde istenebilecek bedel olarak bu miktar esas alınmış, bu miktarın üç katı olan 54.866,46 USD'nin FSEK'in 68. maddesi kapsamında talep edilebileceği kabul edilmiştir. Davalı tarafından izinsiz olarak kurulan bilgisayar yazılımının bedeli USD olarak hesaplanmıştır. Dolayısıyla davacının söz konusu yazılım bedelini aynen istemesi, yani USD üzerinden talep etmesi mümkün olduğu gibi vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini de isteyebilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2012/18019 Esas, 2014/4999 Karar sayılı kararında da "Dava haksız fiilden kaynaklanan döviz alacağından kaynaklandığına göre, davacı taraf döviz alacağını aynen isteyebileceği gibi, dilediği zamanda TL'na çevirmek suretiyle de talepte bulunabilir. Somut olayda, davacı dava tarihindeki kur üzerinden döviz alacağını TL'ye çevirmiş olup, bu tarihteki kur üzerinden davacının talepte bulunma hakkı vardır." denilmek suretiyle bu husus açıklığa kavuşturulmuştur. Somut olayda da davacı taraf, dava tarihindeki kuru tercih ettiğinden belirlenen 54.866,46 USD'nin dava tarihindeki kur üzerinden karşılığı olan (54.866,46* 17,9362) 984.095,80 TL'nin FSEK'in 68. maddesi kapsamında talep edilebileceği tespit edilmiş, taleple bağlı kalınarak 359.900,00 TL hüküm altına alınmıştır. HMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29/02/2024 gün ve 2022/317 Esas - 2024/84 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA, 3-Davanın KABULÜ ile 359.900,00 TL'nin 29/05/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 24.584,77-TL nispi karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 6.146,20-TL harcın mahsubu ile bakiye 18.438,57-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan ve istinaf eden davalı aleyhine hüküm kurulamayacağından ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.985,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 5.500,00-TL bilirkişi ücreti, 238,00-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 50,00-TL tebligat giderinden oluşan toplam 5.788,00-TL yargılama giderine, 80,70-TL başvurma harcı, 6.146,20-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 12.014,90-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A-13 ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi m.7/3 hükmü uyarınca 1.320,00-TL arabulucu ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 8-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin davalı uhdesinde bırakılmasına, 9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), 10-Davalıdan peşin olarak alınan 6.149,60-TL nispi istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine, 11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 12-Dairemiz kararının niteliğine göre İİK'nın 36/5. maddesi uyarınca yasal şartların oluşması nedeniyle ve istinaf kararının neden ve şekline göre, icranın geri bırakılması için davalı ... A.Ş'den alınan, ... A.Ş. ... şubesine ait 02/07/2024 tarihli ... numaralı 1.049.252,40-TL tutarlı teminat mektubunun GERİ VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 10/09/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/09/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1209, K. 2026/1471, T. 10.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1209-e-2026-1471-k-c0f7d0fe4495