Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1219 E. 2026/1476 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1219
- Karar No
- 2026/1476
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1219 - 2026/1476 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/1219 KARAR NO : 2026/1476 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 08/03/2024 NUMARASI : 2023/323 E. - 2024/119 K.
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/03/2024 Tarih ve 2023/323 Esas - 2024/119 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve davalı ... vekilinin istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, "..." markasının müvekkili adına 1997 yılından beri tescilli olduğunu ve 03. sınıf mallarda yoğun bir biçimde kullanıldığını, müvekkilinin bu markaya yaptığı yüksek miktardaki yatırımlar, uzun yıllardır markanın yoğun şekildeki kullanımı, promosyon ve tanıtım faaliyetleri neticesinde "..." markasının, tüketiciler tarafından bilinen ve müvekkili ile özdeşleşmiş, ayırt ediciliği yüksek bir marka haline geldiğini, davalı gerçek kişinin 2022/073712 sayılı "... ..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa taraf markalarının "..." ibaresini esas unsur olarak içerdiğini, dava konusu başvuruda yer verilen "..." ibaresinin yaygın olarak kullanılan bir kişi ismi olduğunu ve işarete markasal hüviyette bir ayırt edicilik katmadığını, dolayısıyla başvuruda öne çıkan unsurun "..." ibaresi olduğunu, buna göre taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakın benzer bulunduğunu, bu benzerlik nedeniyle taraf markalarının aynı firmaya ait seri markalar olduğu izlenimi yarattığını ve davalı markasının, müvekkili markalarını akla getirdiğini, taraf markaları kapsamındaki 03. sınıf malların da birebir aynı olduğunu, dolayısıyla taraf markalarının karıştırılma ihtimalinin kaçınılmaz bulunduğunu, aynı zamanda bu markanın davalı tarafından tercih edilmesinin haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, YİDK’in 2023-M-6434 sayılı kararının kısmen iptaline ve 2022/073712 başvuru sayılı markanın "Beyazlatma ve temizlik amaçlı maddeler: deterjanlar, çamaşır suları, çamaşır yumuşatıcıları, leke çıkarıcılar, bulaşık yıkama maddeleri. Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç)" yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacı markalarının görsel, işitsel, kavramsal açılardan ve bıraktıkları toplu intiba yönünden farklı bulunduğunu, bu nedenlerle taraf markaları arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığını, uyuşmazlık konusu olan "..." ibaresinin ticari ve günlük hayatta yaygın kullanımı olan ve anlamı herkes tarafından bilinen bir ibare olması nedeniyle markasal hüviyette ayırt ediciliğinin düşük olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı, süresi içinde davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu marka kapsamında yer alan ve iş bu davaya konu edilen "Beyazlatma ve temizlik amaçlı maddeler: deterjanlar, çamaşır suları, çamaşır yumuşatıcıları, leke çıkarıcılar, bulaşık yıkama maddeleri. Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç)." malları ile davacıya ait markaların kapsamlarında yer alan malların aynı, aynı tür veya benzer olduğu, davacı markalarının esas unsurunu "..." ibaresinin oluşturduğu, söz konusu ibarenin İngilizce kökenli olup Türkçe "..." anlamına geldiği, sahip olduğu anlam nedeniyle davaya konu malları ve bu malların karakteristik özelliklerinden herhangi birini doğrudan tanımlamadığı, bu nedenle somut ayırt edici niteliği haiz bulunduğu, davaya konu "... ..." markasında yer alan "..." sözcüğünün ülkemizde kadınlar için kullanılan isimlerden biri olduğu, nitekim davalı şahsın isim ve soyisminin "... ..." bulunduğu, dolayısıyla, "... ..." markasında yer alan "..." sözcüğünün doğrudan marka sahibi davalı şahsın ismine atıf yaptığı, buna göre başvuru markasında yer alan "..." sözcüğünün, "..." sözcüğünden ayrı olarak algılanabildiği ve markanın esas unsurunu oluşturduğu, daha önce davacıya ait "..." ibareli markaları gören, işiten, bu markalı emtialardan yararlanan makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu "... ..." markası ile karşılaştığında, davaya konu mallardan faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu marka ile davacıya ait markalar arasında ilişki kuracağı, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökenleri işaret ettiğini algılaması ihtimalinde bu kez marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde kafa karışıklığı yaşayacağı, karşılaştırılan markalar arasında davaya konu mallar bakımından ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile "Beyazlatma ve temizlik amaçlı maddeler: deterjanlar, çamaşır suları, çamaşır yumuşatıcıları, leke çıkarıcılar, bulaşık yıkama maddeleri. Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç)." malları yönünden 2023-M-6434 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu 2022/073712 sayılı markanın "beyazlatma ve temizlik amaçlı maddeler: deterjanlar, çamaşır suları, çamaşır yumuşatıcıları, leke çıkarıcılar, bulaşık yıkama maddeleri. sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç)." malları yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, mahkeme kararının aksine yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda da ifade edildiği üzere Kuruma itiraz aşamasında ileri sürülen davacı markaları ile başvuru konusu marka arasında görsel, işitsel ve kavramsal bakımdan herhangi bir benzerlik/karıştırılma ihtimali bulunmadığını, istinafa konu mahkeme kararında bütüncül değerlendirmenin hatalı yapıldığını, taraf markalarının birbirinin serisi olarak da algılanmayacağı, taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE :1- Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davalı ... ... tarafından sunulan 17.07.2024 tarihli istinafa cevap dilekçesi ile istinaf başvurularının kabulü ve aleyhe olan kısımları yönünden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması talep edilmiş ise de gerekçeli mahkeme kararı, anılan davalıya 31.05.2024 tarihinde tebliğ edilmiştir. Buna göre anılan tarafın istinaf başvurusu, HMK'nun 345. maddesinde düzenlenen yasal iki haftalık süre geçtikten sonra yapılmıştır. Öte yandan aynı Kanun'un 348. maddesinde düzenlenen katılma yoluyla başvuru hakkı ise ancak karşı tarafın istinafı halinde söz konusudur. Somut uyuşmazlıkta davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmamış olup diğer davalı tarafın istinafı da davalı ... ...'na yeni bir başvuru hakkı sağlamamaktadır. Bu durumda davalı ... ...'nun katılma yoluyla başvuru hakkı da bulunmamaktadır. HMK'nın 346/1. maddesi uyarınca bu durumda, ilk derece mahkemesince karar verilebileceği gibi aynı Kanun'un 352. maddesi uyarınca, ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince de karar verilebileceğinden, davalı ... ...'nun istinaf dilekçesinin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Davalı Kurum vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; işlem dosyasının incelenmesinden, davalı ... ...'nun 24.05.2022 tarihinde 2022/073712 sayılı "... ..." ibareli marka başvurusunu yaptığı, davacı Şirket tarafından 2017/114377, 2017/114367, 2004/38213, 97672 ve 2022/007481 sayılı "..." ibareli markalara dayalı olarak bu başvuruya itiraz edildiği, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından itirazın reddine karar verildiği, bu karara yönelik davacı itirazının ise YİDK'nin 06.06.2023 tarih, 2023-M-6434 sayılı kararıyla reddedildiği, ret kararının davacıya 07.06.2023 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. İki aylık hak düşürücü süre içinde açılan işbu davada, ilk derece mahkemesince yukarıda özetlenen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş olup bu karara karşı süresi içinde yalnızca davalı Kurum tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğundan, istinaf incelemesine konu uyuşmazlık, dava konusu başvuru ile davacı markaları arasında dava konusu edilen 3. sınıf mallar yönünden SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığı ve buna bağlı olarak Kurum kararının iptali koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408-409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Öte yandan, markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Zira, ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimali daha düşük olacaktır. Diğer bir deyişle, tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanı daha dar bulunmaktadır. Böyle durumlarda, küçük farklılıklar dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabilecektir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu başvuru "... ..." ibaresinden oluşmaktadır. Başvuruya konu ibare siyah renkli karakteristik el yazısı harfleriyle yazılmış, başvuruda herhangi bir unsur öne çıkarılmamıştır. Davacının itirazına mesnet 2017/114377, 2017/114367, 2004/38213, 97672 ve 2022/007481 sayılı markalar ise "..." ibaresi ile "..." gibi Türkçe’de veya İngilizce’de yerleşik birer anlamı haiz cins isimlerinden meydana gelmektedir. Görüldüğü üzere taraf markalarında "..." ibaresi ortak olup bunun dışında bir benzerlik söz konusu değildir. İngilizce yaygın kullanımı "..." anlamına gelen "..." sözcüğünün, genel olarak ... vb. anlamlarını da karşıladığı, dilimizde yaygın kullanıldığı ve ayırt ediciliğinin zayıf bulunduğu, öte yandan dosyada mevcut bilirkişi raporunda açıklandığı üzere bu ibareye, davacı tarafından kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandırıldığının da söylenemeyeceği kanaatine varılmıştır. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2018/3370 Esas, 2019/4332 Karar sayılı kararında "... ..." ile "... ..." markalarının 35.ve 41. sınıf hizmetlerde, 2023/6320 Esas, 2024/7589 Karar sayılı kararında ise aynı davacının "..." ibareli markaları ile "... ..." markalarının işbu dava konusu da olan 3. sınıf mallarda karıştırılma tehlikesine yol açmayacağı kabul edilmiş, söz konusu kararlarda da "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğu yönünde değerlendirme yapılmıştır. Ayırt ediciliği düşük bu tür zayıf ibarelerin ortaklığı tek başına karıştırılma ihtimaline sebebiyet vermez. Bu hale göre, taraf markalarında zayıf nitelikteki "..." ibaresi ortak olarak yer almakta ise de açıklanan nedenlerle bu ibarenin ortaklığının markalar arasında karıştırılma ihtimaline sebep olmadığı, başvurunun tertip tarzının ve başvurudaki "..." ibaresinin yeterli ayırt ediciliği sağladığı, SMK'nın 6/1. maddesi koşullarının somut olayda oluşmadığı sonucuna ulaşılmış, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü yerinde görülmemiştir. Tarafların marka işaretleri benzer bulunmadığından, Dairemizce emtia benzerliği şartı yönünden değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir. Somut olayda uyuşmazlığın niteliği ve istinaf edenin sıfatı gözetildiğinde, bir başka hususun daha tartışılması gereklidir. Zira davacı tarafından sunulan dava dilekçesinde, gerçekte ayrı davaların konusunu oluşturan iki farklı talep birleştirilmiş ve YİDK kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi birlikte talep edilmiştir. Mahkemece YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü taleplerinin kabulüne karar verildiği halde ilk derece mahkemesi kararı, davalı ... ... tarafından süresi içinde istinaf edilmemiştir. Bu durumda davalı ... istinaf başvurusu ile YİDK kararının iptali davası yönünden oluşacak hukuki sonucun, diğer davalıyı ilgilendiren hükümsüzlük davasına yansıması düşünülemeyeceğinden, kararın davalı gerçek kişi tarafından istinaf edilmemesi nedeniyle ilk derece mahkemesince hükümsüzlük davası yönünden verilen karar aynen muhafaza edilmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca karıştırılma tehlikesi bulunmaması nedeniyle YİDK kararının iptaline yönelik davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde bu yönden de davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... ...'nun istinaf başvuru dilekçesinin HMK'nın 352. maddesi uyarınca süre yönünden REDDİNE, 2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/03/2024 gün ve 2023/323 Esas - 2024/119 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA, 3-YİDK kararının iptali talebi yönünden davanın REDDİNE, 4-Dava konusu 2022/073712 sayılı markanın "Beyazlatma ve temizlik amaçlı maddeler: deterjanlar, çamaşır suları, çamaşır yumuşatıcıları, leke çıkarıcılar, bulaşık yıkama maddeleri. Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç)." emtiaları bakımından HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE, 5-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak yatırılan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15-TL harcın davalı ... ...'dan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerince belirlenen 55.000,00-TL vekalet ücretinin davalı ... ...'dan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerince belirlenen 55.000,00-TL vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalı Kuruma verilmesine, 8-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 5.500,00-TL bilirkişi ücreti, 880,00-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 120,00-TL posta masrafından oluşan toplam 6.500,00-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranı takdiren 1/2 kabul edilerek hesaplanan 3.250,00-TL.'ye 269,85-TL peşin harç, 269,85-TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 3.789,70-TL'nin davalı ... ...'dan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 9-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yatırılan 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 438,00-TL posta masrafından oluşan toplam 1.607,40-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, 10-Davalı ... ... tarafından ilk derece yargılamasında ve istinaf aşamasında herhangi bir gider yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 11-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 12-Davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde anılan davalıya iadesine, 13-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 10/09/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/09/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.