İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/190 E. 2026/485 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/190
- Karar No
- 2026/485
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/190 Esas KARAR NO : 2026/485
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 14/03/2025 KARAR TARİHİ : 07/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... A.Ş. yetkililerince 06.12.2017 tarihinde davalı ...'ın kullanımında bulunan ... abone numaralı tüketim noktasında yapılan kontrolde, sayacısız (direkt bağlı) elektrik enerjisi kullanıldığının tespit edildiğini ve Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 26/1-a maddesi uyarınca H/... seri nolu kaçak elektrik kullanım tespit tutanağı düzenlendiğini, tutanağa istinaden 23.860,70 TL kaçak elektrik bedeli ile 133,62 TL gecikmiş gün faizi ve 24,05 TL faiz KDV'si ilave edilerek toplam 24.018,37 TL tahakkuk ettirildiğini, alacağın tahsili için .... İcra Müdürlüğü 2018/... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının borca itirazı üzerine takibin durduğunu, kaçak tespit tutanaklarının aksi ispatlanana kadar geçerli resmi belgelerden olduğunu (Yargıtay HGK 2014/894 E. 2016/323 K., Yargıtay 3. HD 2021/434 E. 2021/1298 K.), hesaplamalarda herhangi bir hata bulunmadığını, kaçak tespiti için tespit anında mahalde fiili kullanıcının varlığının yeterli olduğunu, zamanında ödenmeyen borçlara 6183 sayılı Kanun'da belirlenen gecikme zammı uygulanacağını, 3065 sayılı KDV Kanunu m.24/c uyarınca faiz, prim gibi gelirlerin matraha dahil olduğunu, uyuşmazlığın haksız fiil niteliğinde olup Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli bulunduğunu ve zarar görenin yerleşim yeri itibarıyla İstanbul icra daireleri ve mahkemelerinin yetkili olduğunu, alacağın likit olduğunu, dava şartı arabuluculuk görüşmelerinden anlaşma sağlanamadığını belirterek, davalının .... İcra Müdürlüğü 2018/... E. sayılı dosyasına yaptığı haksız ve yersiz itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine hükmolunacak meblağın %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalıya usulüne uygun dava dilekçesi ve tensip tutanağının tebliğ edildiği ancak herhangi bir cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır. GEREKÇE: Dava; Davalı hakkında davacı kurum çalışanlarınca H/... seri nolu kaçak elektrik tespit tutanağı tanzim edildiği, kaçak elektrik bedeline, gecikmiş gün faizi ve faizin KDV'si ilave edilerek alacağın tahsili amacıyla .... İcra Müdürlüğü 2018/... Esas sayılı takip dosyası ile başlatılan takibe davalı tarafça itiraz edilmesi üzerine, İİK. 67. maddesine dayalı itirazın iptali davasıdır. Bilirkişi tarafından hazırlanan 18.11.2025 tarihli raporda; Davacı tarafından yapılan kaçak elektrik tüketim tespitinin doğru olduğu, anılan adreste kaçak elektrik tüketimi somut olduğu, Davacı kaçak tüketim tahakkukunun dosyadaki kayıtları ile doğrulanması mümkün olmadığı, bu kapsamda tespit kayıtları ile mevzuat uyarınca toplam 5.687,41 TL alacak belirlendiği, Davacının takip tarihi 16.01.2018 itibariyle 5.687,41 TL asıl alacak, 31,85 TL işlemiş faiz ve 5,73 TL KDV olmak üzere toplam 5.724,99 TL alacağı bulunduğu, Müzekkere kayıtları ile adresin davalıya ait olduğu ortaya konamadığı ancak tespit esnasında davalı kimlik numarası ve telefon numarası dahil kayda geçirildiği, dolayısıyla davacıda kaydı bulunduğu, takdir elbet Sayın Mahkemede olduğu, Davacının .... İcra Müdürlüğü 2018/... E. dosyasına yapılan itirazın iptali yönündeki talebinin alacağı nispetinde uygun olduğu, İİK 67. Madde kapsamında inkar tazminatı talebiyle ilgili husus hukuki nitelikte olduğundan bilirkişi tarafından herhangi bir değerlendirmede bulunmaktan kaçınıldığı değerlendirmeler mevcut kayıtlar ile yapıldığı, ancak davacı şirket nezdinde ilave kayıtların iletilmesi halinde tespitlerde farklılıklar olabileceği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Bilirkişi tarafından hazırlanan 31.05.2026 tarihli ek raporda; Kök raporda olduğu gibi, ek rapor aşamasında da; davacı tarafından 06.12.2017 tarihinde mahalde yapılan tespitin kaçak elektrik tüketimi yönünden teknik olarak somut ve sabit olduğu kanaati korunduğu, Davacı vekilinin HMK m.279/4'e dayanan itirazı yönünden; kök raporda yapılan değerlendirmenin EPTHY hükümlerinin somut olaya teknik yönden uygulanması niteliğinde olduğu, hukuki nitelendirme niteliği taşımadığı ve nihai hukuki takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu, Davacı vekilinin 125 günlük süre talebi yönünden, dosya kapsamında ve ek olarak sunulan belgelerle 03.08.2017 başlangıç tarihini destekleyen "doğru bulgu ve belge" bulunmadığı; EPTHY m.29/1-a (yeni m.45/1-a) uyarınca 90 günlük yasal sürenin uygulanması gerektiği yönündeki kök rapor kanaati değişmediği, Davacı vekilinin 248,7 kWh/gün ortalama üzerinden EPTHY m.28/1-b (ihtilafsız dönem) hesabı talebi yönünden, sunulan iki tutanağın bizatihi EPTHY m.26/1-a kapsamında kaçak/sözleşmesiz kullanım niteliği taşıması sebebiyle "ihtilafsız aynı dönem" şartını karşılamadığı; bu nedenle kök raporda olduğu gibi EPTHY m.28/2-b (sahada tespit edilen güç değeri) üzerinden 90 gün × 103,10 kWh/gün = 9.279 kWh tüketim hesabının korunması gerektiği değerlendirildiği, Davacı vekilinin mükerrerlik itirazı yönünden, sunulan 05.08.2016 ve 06.09.2016 tarihli tutanakların davalı kimlik bilgileri ve sayaç seri numarası (31194792) yönünden eşleşme göstermesi sebebiyle teknik mükerrerlik karinesi oluşturduğu; asıl alacak 7.520,08 TL, takip tarihi itibarıyla işlemiş faiz 42,11 TL ve faiz KDV'si 7,58 TL olmak üzere toplam takip tutarı 7.569,77 TL olarak belirlendiği, Davacının itirazın iptali talebinin takip tarihi itibariyle 7.569,77 TL alacak üzerinden uygun olduğu, 19.01.2026 tarihli beyan dilekçesi ekinde sunulan EPDK görüş yazısı ve İstanbul BAM 3. HD kararının, uyuşmazlığın özü ile doğrudan uygulanabilirliği bulunmamakta; mevcut süre tespitini ve kök rapor kanaatini değiştirir nitelikte bulunmadığı, İİK m.67/2 kapsamındaki icra inkâr tazminatı talebinin hukuki niteliği gözetilerek, bu hususta bilirkişi tarafından herhangi bir değerlendirme yapılmaktan kaçınıldığı görüş ve kanaatine varılmıştır. Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, icra takip dosyası, aldırılan bilirkişi kök ve ek raporu ve tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmeler sonucunda; uyuşmazlığın kaçak tahakkukuna dayalı icra edilen alacakla ilgili itirazın iptali davası olduğu, alacak tahakkukunun 06.12.2017 tarihli kaçak elektrik tüketim tutanağı üzerinden 03.08.2017 - 06.12.2017 arasını ihtiva eden kaçak elektrik tüketimi ile ilişkili olup, davacının geriye dönük 125 gün işlem tesis ettiği, 31.087 kWh kaçak tahakkuku olmak üzere 23.860,70 fatura düzenlendiği, bu bedel üzerinden takibe girişildiği, aldırılan bilirkişi raporunda, davalının mahalde herhangi bir aboneliği bulunmuyor iken tesisata müdahale ederek, sayacı devreden çıkardığı ve direkt bağlı tüketim gerçekleştirildiği, dosyaya eklenen fotoğraflarda kablo uçlarının direk bağlı olduğu sayaçtan geçmediği davacı tarafından yapılan kaçak elektrik tüketim tespitinin doğru olduğu, anılan adreste kaçak elektrik tüketimi somut olduğu tespit edildiği , davacı, Kaçak Tahakkuk Hesap Bülteni'nde süreyi 03.08.2017 tarihine kadar geri götürerek 125 gün olarak uyguladığı, davacının 90 günlük yasal karineyi aşarak 125 günlük bir hesaplama yapabilmesi için, ispat yükü prensibi gereği, 03.08.2017 tarihinde kaçak kullanımın başladığını veya o tarihte mahalde yapılan bir işlem (mühürleme, sayaç sökme, önceki tespit vb.) olduğunu kanıtlayan bir "doğru bulgu ve belgeyi" dosyaya sunması zorunlu olduğu, 03.08.2017 tarihine veya 125 günlük sürenin başlangıcına dayanak teşkil edecek herhangi bir ek tutanak, mühürleme zaptı, fotoğraf veya rapor bulunmadığı bu nedenle davacının 23.680,70 TL'lik alacak talebinin dayandığı hesaplamanın (125 gün ve 248,7 kWh/gün) Mülga EPTHY mevzuatına aykırı olduğu ve ispat yükümlülüğünün karşılanamadığı, davalının açık kimlik adres ve telefon bilgisinin tutanağa geçirildiği tutanağın aksini gösterir davalının mahalli kullanmadığına dair bir delil dosyaya sunmadığı bu hususta davalı savunmalarına itibar edilmediği, 03.08.2017 başlangıç tarihini destekleyen "doğru bulgu ve belge" bulunmadığı; bu nedenle hesaplamada EPTHY m.29/1-a (yeni m45/1-a) uyarınca 90 günlük yasal sürenin uygulanması gerektiği, sunulan 05.08.2016 ve 06.09.2016 tarihli tutanakların davalı kimlik bilgileri ve sayaç seri numarası (31194792) yönünden eşleşme göstermesi sebebiyle teknik mükerrerlik karinesi oluşturduğu; bu haliyle asıl alacak 7.520,08 TL, takip tarihi itibarıyla işlemiş faiz 42,11 TL ve faiz KDV'si 7,58 TL olmak üzere toplam takip tutarı 7.569,77 TL olarak belirlendiği dosya kapsamına uygun hükme dayanak bilirkişi ek raporuyla tespit edilmiş olmakla, davanın kısmen kabulüne; .... İcra Dairesinin 2018/... esas sayılı takip dosyasında davalının itirazının 7.520,08-TL asıl alacak, 42,11-TL işlemiş faiz ve 7,58- KDV olmak üzere toplam 7.569,77-TL üzerinden kısmen iptaline, takibin bu haliyle talep gibi devamına, fazlaya dair talebin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurma yoluna gidilmiştir. İcra inkar tazminatı yönünden; İİK 67/2 maddesinde " Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." denilmektedir. Borçlunun icra inkar tazminatı ile mahkumiyeti açısından itirazın kötü niyetli olması şartı aranmayıp geçerli bir takibin ve itirazın bulunması, takip konusu alacağın belirlenebilir (likid) alacak olması ve davalının itirazında haksız olması gerekmektedir. "Likid alacak" kavramına gelince; eğer borçlu, ödeme emri ile kendisinden istenilen alacak bakımından borçlu olduğunu bilmekte veya bilmek durumunda ise ve buna rağmen itiraz ederse, itirazında haksızdır. O halde, borçlunun haksız olup olmadığının saptanabilmesi için, “alacağın bilinmekte veya bilinmek durumunda olması”nın ne anlama geldiği önem arz etmektedir.Somut olayda , davacının yargılama gerektiren alacağı likid alacak niteliği arz etmediğinden icra inkar tazminatı şartları oluşmadığından talebin reddine karar verilerek aşağıdaki karar verilmiştir. HÜKÜM: Davanın Kısmen Kabulüne; 1-).... İcra Dairesinin 2018/... esas sayılı takip dosyasında davalının itirazının 7.520,08-TL asıl alacak , 42,11-TL işlemiş faiz ve 7,58- KDV olmak üzere toplam 7.569,77-TL üzerinden kısmen iptaline, takibin bu haliyle talep gibi devamına, Fazlaya dair talebin reddine, 2-)İcra inkar tazminatı isteminin reddine, 3-)Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 732,00 TL harçtan, 615,40 TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 116,60 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-)Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL başvuru harcı, 615,40 TL peşin harç, 87,50 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 1.318,30 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-)6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin, kabul / talep oranına göre hesaplanan 3.150,24 TL'sinin davacıdan, 1.449,76 TL'sinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 6-)Davacının karşıladığı bilirkişi ücreti ile davetiye ve müzekkere masrafı olmak üzere toplam 11.435,00 TL yargılama giderinin, kabul / talep oranına göre hesaplanan 3.603,92 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geri kalan 7.831,08 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 7-)Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 7.569,77 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-)Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 16.448,60 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-)Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine, Dair davacı vekilinin ve davalı asilin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda; gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 6100 sayılı HMK nın 341/2 maddesi gereği karar tarihi dikkate alınarak miktar yönünden kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/07/2026
Katip (E-imzalı)
Hakim (E-imzalı)