Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1098 E. 2026/1383 K. – Tazminat (Haksız

Konu: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1098
Karar No
2026/1383
Karar Tarihi
Konu
Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/1098

KARAR NO: 2026/1383

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 17/02/2026

NUMARASI: 2022/232 Esas - 2026/118 Karar

DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/07/2026

Taraflar arasındaki Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ... 27.01.2015-12.07.2021 tarihleri arsında davacı firma bünyesinde “satış Temsilcisi” olarak istihdam edildiğini ve sonrası davalı tarafın 12.07.2021 tarihinde evlilik sebebi ile sözleşmesinin fesih edildiğini, davacı ve davalı tarafında 26.01.2015 tarihinde “gizlilik rekabet yasağı” sözleşmesi imzalandığını ve sözleşme gereği şirket sır saklama gerektiği ve 2 yıl süre ile rekabet edecek bir iş yapamayacağı ve rakip bir müessede çalışmayacağı belirtildiği ancak davalının bu sözleşmeye uymadığı bu sebeple davacı firmayı 25.000 USD cezai şart ödemesi gerektiği, davalı tarafın evlilik sebebiyle çalışmayacağını bildirerek fesih edildiğini ancak aynı sektörde olan... şirketinde şatış menajeri olarak çalıştığını, davalının sözleşme şartlarına uymadığını ve davacı tarafı zarara uğrattığını, tüm bu nedenlerle, 25.000-USD cezai şart alacağının, fiili ödeme tarihindeki efektif satış kuru üzerinden olmak kaydıyla şimdilik 50.000,00-TL'sinin davalıdan tahsiline, masraf ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacı vekilinin açmış olduğu dava ile müvekkilinin sözleşmede öngörülen rekabet yasağı maddesine aykırı davrandığını ve bu nedenle de 25.000-USD cezai şart alacağının fiili ödeme tarihindeki efektif satış kuru üzerinden olmak üzere şimdilik 50.000-TL'sinn müvekkilinden tahsilini beyan ve talep ettiğini, davacı tarafça bir takım eksik ve hatalı bilgiler ile mahkememiz yanıltılmaya çalışıldığını, müvekkilinin yeni başladığı firma ile davacıların yaptıkları işin farklı mahiyette olduğunu, SGK kayıtlarından da anlaşılacağı üzere müvekkilinin o dönem iş yerinden haklı bir sebep olmaksızın çıkartıldığını, bu durumda gizlilik ve rekabet yasağının zaten yasa gereği kendiliğinden son bulacağını, davacının davasında haksız olduğunu, davanın yasal şartlarının bulunmadığını, bu nedenle davacı tarafından gerçeği yansıtmayan beyanlara itibar edilmemesinin gerektiğini, bu nedenlerle, huzurda davada görevli olmamamız nedeniyle davanın usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte olacaksa da yasal şartları bulunmayan davacının haksız ve kötü niyetli davasının esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Davalı ...'ın çalıştığı tespit edilen davacı tarafların ve dava dışı ... firmasının benzer sektörde faaliyet gösterdiği ve benzer işleri yapığı, davalının, müşteri verisini sistematik biçimde dışarı taşıdığına, bu veriyi bizzat kullandığına veya kullanılmasına somut biçimde aracılık ettiğine dair doğrudan delil ve tanık beyanının bulunmadığı, dolayısıyla davalı tarafın müşteri çevresine ve iş sırlarına nüfuz etmeye elverişli bir konumda olduğunun somut bir şekilde ortaya konulamadığı, davacı tarafından her ne kadar davalının işten ayrıldıktan sonra benzer alanda faaliyette bulunan dava dışı ... Şirketi'nde çalışmaya başladığı, işçinin çalıştığı işlerin ve pozisyonların ise benzer olduğu iddia edilmişse de, davalının 6098 sayılı TBK'nın 444. maddesinde düzenlenen ve işverene zarar verebilecek herhangi bir eyleminin bulunmadığı, davacının ürünleri, müşteri çevresi, ürün tedarikçilerine ilişkin bilgilerin kullanıldığının somut olarak kanıtlanmadığı dolayısı ile davalının haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin ispatlanamadığı, Rekabet yasağı sözleşmesinde yer alan sınırlamalar değerlendirildiğinde,rekabet yasağı sözleşmesinde iki yıllık sınır öngörülmesi nedeniyle süre bakımından hukuka aykırı bir düzenleme olmadığı, yer bakımından Kanun'da öngörülen sınırlara uygun olmayan bir sınırlama olduğu, konu bakımından ise oldukça geniş bir şekilde düzenlendiği ve bu yönüyle geçersiz olduğu kanaatine ulaşılmış olup, gerek sözleşmenin yer ve konu bakımından geçersizliği, gerek davacı tarafından davalının haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin ispatlanamadığı gözetilerek sübut bulmayan davanın reddine ..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada, yargılama sırasında iki ayrı heyetten birbirinden tamamen farklı 2 ayrı bilirkişi raporu alınmış olup raporlar arasındaki çelişkiler giderilmeden hüküm kurulduğunu, mahkeme gerekçesinin aksine, alacaklı hiçbir zarara uğramamış olsa bile cezai şart alacağının ifasının kanun gereğinin zorunlu olduğunu, mahkeme gerekçesinin aksine davalı görev pozisyon gereği müşteri çevresine ve işyeri sırlarına vakıf olup sözleşme yapmakta işverenin korunmaya değer hukuki menfaati bulunduğunu, gizlilik ve rekabet yasağı sözleşmesinin konu ve yer bakımından hukuka uygun olduğunu, tüm bu sebeplerle, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden ve Mahkeme'nin, davalının davacıya önemli bir zarar verme tehlikesinin bulunduğunun kanıtlanmadığı gerekçesinin dava konusu cezai şart alacağı yönünden uygulanabilmesinin mümkün olmaması sebebiyle hukuki dayanaktan yoksun kararın kaldırılması gerektiğini, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/02/2026 tarih, 2022/232E. ve 2026/118 K. sayılı dosyasında verilen kararın istinaf incelemesi neticesi kaldırılarak cezai şart alacağı taleplerinin tamamının kabulüne karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE:Dava; Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 444 vd. maddelerinde düzenlenen ve iş sözleşmesi ile kararlaştırılan işçinin rekabet etme yasağını ihlal etmesi nedeniyle rekabet yasağı kaydına bağlanan cezai şartın tahsili davasıdır. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Davalı, davacı ... .... Şti'nde 27.01.2015 tarihinde işe başlamış olup, davacı ... .... Şti. ile davalı arasında imzalanan 26.01.2015 tarihli İş sözleşmesinde satış temsilcisi olarak yer almıştır.

Aynı tarihte taraflar arasında imzalanan Gizlilik ve Rekabet Yasağı Sözleşmesi'nin 5.2. Maddesinde "Çalışan, işbu Sözleşme'nin devamı sırasında ve işbu Sözleşme'nin herhangi bir sebeple sona ermesi durumunda, sona erme tarihinden itibaren 2 yıl süreyle, ... ve/veya ... sürekli müşterileri ile kendisi ya da her türlü akrabalık ilişkisi içinde olduğu ve fakat bununla sınırlı olmaksızın birlikte ikamet ettiği, menfaat birlikteliği içinde olduğu her türlü yazılı ve sözlü delille kanıtlanabilen bilcümle gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulan ve aynı ya da benzer konularda iştigal eden başka bir işyerinde hangi unvan ve görevle olursa olsun iş ilişkisi kurmamayı, bunlara ortak olmamayı ve ... ve/veya ... ile rekabet etmemeyi kabul ve taahhüt eder.

Borçlar Kanunu'nun 444 ve devamı maddeleri uyarınca Sözleşme'nin sona erme tarihinden itibaren yürürlüğe girecek olan rekabet yasağı, ... ve/veya ... doğrudan ya da dolaylı faaliyet alanlarına giren konular bakımından ve yine ... ve/veya ...''ın ticari faaliyetlerini sürdürdüğü başta İstanbul, Ankara, İzmir olmak üzere nüfusu 1 Milyonun üzerindeki şehirleri kapsar. Borçlar Kanunu'nun 396. maddesine göre, ... ve/veya ... müşterilerini tanımak veya işlerinin esrarına nüfuz etmek hususlarında, Çalışan, hizmet akdinin hitamından sonra 2 yıl süre ile kendi namına ... ve/veya ... ile rekabet edecek bir iş yapmayacak, rakip bir müessesede çalışmayacak ve böyle bir müessesede ortak veya sair sıfatla alakadar olamayacaktır." ; sözleşmenin 5.3. Maddesinde ;"Çalışan yukarıda sözü geçen Rekabet Yasağı ve Gizlilik kurallarına uymaması halinde ... ve/veya ... maddi/manevi bir zarara uğrayıp uğramadığından bağımsız olarak ve mevcut zarara ek olarak 25.000 USD tutarındaki cezai şartı ... ve/veya ... ilk talebinde derhal ödemeyi peşinen kabul ve taahhüt eder." hükümleri düzenlenmiştir.

Dosyaya sunulu SGK kayıtlarına göre davalı, davacılardan ... .... Şti.'de 27.01.2015 tarihinde, ... .... Şti.'de 01.09.2019 tarihinde “büro işçisi” olarak işe başlamış; evlilik sebebiyle çalışmayacağı bildirimi üzerine 12.07.2021 tarihinde istifa etmiş, dava dışı ... ... Limited Şirketi'nde 01.09.2021 tarihinden itibaren pazarlama sorumlusu olarak çalışmaya başlamıştır.

Ticaret sicil kayıtlarına göre davacı şirketler ile dava dışı şirketin gösteri, kongre, konferans, ticari fuar, vb. Etkinliklerin organizasyonu alanında faaliyet gösterdiği, benzer alanda çalıştıkları anlaşılmaktadır.

TBK'nun 444/1. maddesinde, fiil ehliyetine sahip olan işçinin, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebileceği, aynı maddenin 444/2. maddesinde ise, rekabet yasağı kaydının, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerli olacağı düzenlenmiştir.

Buna göre rekabet yasağı kaydının geçerliliği için zararın gerçekleşmesi şart olmayıp, işçinin edindiği bilgilerin iş verenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olması yeterlidir.

Taraflar arasındaki sözleşmede rekabet etmeme borcu 2 yıl süre ile davacı şirketlerin faaliyet alanı ile sınırlı olarak düzenlenmiş olup, zaman ve işlerin türü yönünden TBK 445/1.maddesi hükmüne uygun kısıtlama getirilmiştir. Ancak sözleşmede rekabet yasağının İstanbul, Ankara, İzmir olmak üzere nüfusu 1 Milyonun üzerindeki şehirleri kapsadığı şeklindeki coğrafi alan düzenlemesinin, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı şekilde tehlikeye düşürecek nitelikte olup olmadığı hususunun incelenmesi gerekir. "Nüfusu 1 Milyonun üzerindeki şehirler" ifadesinden rekabet yasağının, belirli illerle ve belirli bölgelerle sınırlandırılmadığı ve coğrafi sınırlarının aşırı geniş tutulduğu gözetildiğinde aşırı nitelikte olduğunun kabulü gerekir. TBK'nın 445/2. maddesinde yer alan “Hakim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir” şeklindeki düzenlemede, rekabet yasağına ilişkin hüküm karşısında şayet işverenin de bir karşı edim yüklenmiş olması halinde, yasağın aşırı hükümlerinin süre ve coğrafi alan bakımından sınırlanmasında sadece hakime takdir yetkisi verilmiş olup, işveren tarafından karşı edimin yüklenilmemiş olması halinde rekabet yasağı sözleşmesinin salt bu nedenle geçersiz olacağı kabul edilemez. Bu durumda TBK 445/2 uyarınca hakkaniyete uygun bir müdahale yapılmak suretiyle sözleşmenin rekabet yasağına ilişkin bölümünün geçerli hale getirilmesi mümkündür.

Somut olayda, TBK 445/2 gereği sözleşmedeki coğrafi sınırın, davacının faaliyette bulunduğu yer olarak yorumlanması ve sözleşmenin en azından davacı ile aynı yerdeki işyerleri bakımından geçerli olacağı kabul edilmelidir. Bu durumda davalı, İstanbul'da davacılara ait iş yerinde çalışırken, rekabet yasağı sözleşmesini imzaladığına göre rekabet yasağı hükmünün İstanbul ili için geçerli olduğunun kabulü gerekir.

Somut olayda, davalının, davacı nezdinde satış temsilcisi olarak çalışırken istifa etmek suretiyle işten ayrıldıktan sonra dava dışı ... ... Limited Şirketi'nde pazarlama sorumlusu olarak çalışmaya başladığı, davalının istifa sonrası çalışmaya başladığı ... ... Limited Şirketi'nin davacı şirketler ile aynı iş kolunda faaliyet gösterdiği tespit edilmekle beraber dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre davacı tarafından, müşteri çevresine, üretim sırlarına ya da davacı işverenin yaptığı işlere dair davalının bilgi edinme imkanı olduğuna dair somut delil sunulmamış olduğu gibi bu bilgilerin kullanılması halinde davacının önemli bir zararına sebep olunabileceğine dair de bir delil sunulmamıştır. TBK 444/2.maddesi uyarınca, ayrılan işçinin söz konusu gizli bilgileri kullanmış olması ve kullanılan gizli bilgilerin fiilen önceki işverene zarar vermesi ihtimalinin bulunması gerekli olduğu gözetildiğinde davacı tarafça davalının davacı şirketlere ait sır mahiyetindeki bilgileri çalışmaya başladığı şirkete aktardığı yönündeki iddia da ispat edilmemiştir.

HMK 266. maddesinde, bilirkişiye başvurulmasını gerektiren haller başlığı altında, mahkemenin çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği, ancak genel bilgi veya tecrübe ile ya da hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamayacağı ifade edilmiştir.

Somut olayda, iş sözleşmesi sona erdikten sonra işçinin rekabet yasağını ihlal edip etmediği ve ceza-i şart alacağının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konulardandır.HMK'nın 282. maddesinde, hakimin bilirkişinin oy ve görüşünü diğer deliller ile birlikte serbestçe değerlendireceği düzenlenmiş olup, bilirkişi raporunun takdiri delil olduğu gözetildiğinde mahkemece dosya kapsamındaki tüm deliller dikkate alınıp, hüküm kurulmasına göre davacılar vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.

HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;

1-Davacılar vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,

2-Davacılar tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

3-Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

02/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1098, K. 2026/1383, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1098-e-2026-1383-k-8847a1ceafd1