İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/669 E. 2026/603 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/669
- Karar No
- 2026/603
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/669 Esas KARAR NO : 2026/603
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 19/09/2025 KARAR TARİHİ : 01/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle; davalı, davacı bünyesinde 01.04.2018 – 30.12.2022 tarihleri arasında Müşteri İlişkileri Yöneticisi/Müdürü olarak çalışmış, 30.12.2022 tarihinde işten ayrıldığını, taraflar, davalı işe girerken 01.04.2018 tarihli “Rekabet Yasağı ve Ticari Sır Saklama Taahhüdü” imzaladığını, taahhütte; ticari sırların süresiz saklanacağı, iş akdinin bitiminden itibaren 2 yıl süreyle rakiplerle çalışma/iş birliği yapılmayacağı, şirket çalışanlarının istihdama yönlendirilmemesi, ihlalde son brüt ücretin 24 katı tutarında cezai şart ödeneceği düzenlendiğini, davalı pozisyonu gereği, müşteri ilişkileri, ticari sırlar ve şirkete ait diğer tüm verilere ulaşabilecek durumda olup, davacı şirketin müşterilerini, iş sırlarını, rakip firma olan ... ... A.Ş.’ne (önceki unvanlar: ... A.Ş./... ...) şirketin teknik, ticari gizli sır niteliğindeki bilgilerini aktarmış ve davacı şirketi zarara uğrattığını, davalının rekabet yasağı taahhüdünü ihlal ettiğinin tespitiyle, sözleşmesel cezai şart alacağımızın TBK m.182/3 uyarınca hakkaniyet indirimi gözetilerek kısmi dava kapsamında 876.321,84 TL'nin tarafımızca uygulanan hakkaniyet indirimi uyarınca şimdilik 400.000,00-TL olarak dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı olduğunun kabulünü, yargılama giderleri ve AAÜT uyarınca vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Vekilinin Mahkememize Sunmuş Olduğu Cevap Dilekçesinde Özetle; davacının kendisi tarafından cezai şartın fahiş olduğu kabul edilmiş olup kendisi tarafından TBK 182/3 maddesi uyarınca hakkaniyet indirimi gözetilerek ve harç yükünü önlemek amacıyla kısmi dava açıldığını, davacının, davalı ile arasında imzaladığı rekabet yasağı ve ticari sır saklama taahhüdü sözleşmesine istinaden hak iddiası, yasalara ve anayasaya aykırılık teşkil ettiğini, davacı müşteri ilişkileri yöneticisi olup, şirketin teknik, gizli ve ticari sır niteliğinde nitelikli bilgilerinin sahibi olmadığını, bu nedenle 2 yıllık sektör yasağı orantısız olduğunu, ayrıca davacı, her ne kadar davalının davacı şirkete ait teknik, ticari gizli sır bilgilerini aktardığını ve şirketi zarara uğrattığını iddia etmiş ise de herhangi bir ticari sırrı kullandığına, paylaştığına veya şirketi zarara uğrattığına dair hiçbir delil sunmadığını, bu yöndeki iddialar soyut nitelikte olup, ispatlanmadıkça sonuç doğurmayacağını, işbu davanın öncelikle görevsizlik nedeniyle reddini, davanın zamanaşımına uğraması nedeniyle reddini, hukuka aykırı ve hukuki dayanaktan yoksun olan davanın reddini, yargılama giderleri ile ücreti vekâletin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Bilirkişi heyetinin 27/04/2026 tarihli raporunda özetle; Somut olayda davalı tarafın, davacı şirkette Müşteri İlişkileri Yöneticisi olarak çalıştığı, davalının müşteri bilgilerine ulaşma imkanının bulunduğu durumda kendisiyle rekabet yasağı sözleşmesi yapılabileceği ve rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olacağı, sözleşmesinin geçerli olduğu sonucuna varılacak olup bu halde rekabet yasağı sözleşmesinin sınırlarının değerlendirilmesi gerektiği, Somut olayda rekabet yasağının süre olarak 2 yıl, yer bakımından davacının faaliyet gösterdiği iller ile sınırlandırıldığı, konu bakımından ise davacının iştigal alanının belirlendiği, bu belirlemelerin coğrafi sınır dışında kanunda öngörülen sınırlamalar içinde kaldığı, coğrafi sınırlamada ise Sayın Mahkemece TBK m. 445/2 uyarınca sözleşmeye müdahale edilerek yer bakımından bir sınırlama getirilmesi gerekeceği, bu halde Sayın Mahkemenizce İstanbul ilinin belirlenebileceği, Somut olayda rekabet yasağına aykırı bir eylemin mevcut olup olmadığının değerlendirilmesinde; davalının davacı şirketten ayrıldıktan sonra benzer iş kolunda faaliyet gösterdiği anlaşılan şirkette çalışmaya başladığı, Sayın Mahkemece huzurdaki rekabet yasağı sözleşmesinde yer bakımından sınırlamanın İstanbul ili olarak belirlenmesi durumunda eylemin rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık teşkil edeceği, SGK kayıtlarından Davalı ...’ın 01.04.2018 – 30.12.2022 tarihleri arasında davacı şirkette “Büro Memuru” olarak çalıştığı, ancak taraf beyanları doğrultusunda davalının müşteri temsilcisi yöneticisi olarak çalıştığının anlaşıldığı, değerlendirmenin bu kapsamda yapıldığı, Davalı ile birlikte Dava Dışı ... ... A.Ş.’ne geçmiş olduğu iddia edilen ... ..., ... ve ... isimli kişilerin, 30.09.2023 tarihinde Davacı şirketten ayrılarak ... ... A.Ş.’inde çalışmaya başlamış oldukları, bir süre orada çalıştıktan sonra yine hep birlikte 01.10.2023 tarihinde ... ... A.Ş.’nde çalışmaya başlamış olup, oradan da ayrılmış oldukları, Taraflar arasında 01.04.2018 tarihli “Rekabet Yasağı ve Ticari Sır Saklama Taahhüdü”nün imzalanmış olduğu ve söz konusu taahhütte, ihlal halinde uygulanacak cezai şartın davalının brüt ücretinin 24 katı olarak kararlaştırıldığı, Dosyada mevcut sigortalı işten çıkış bildirgesine göre, davalı ...’ın davacı işyerinden ayrıldığı tarihteki brüt ücretinin 36.513,41 TL olduğu, Bu çerçevede, Sayın Mahkemece rekabet yasağına aykırılığın gerçekleştiği ve cezai şartın uygulanması gerektiği kanaatine varılması halinde; sözleşme hükmü uyarınca hesaplanan cezai şart tutarının: 36.513,40 TL x 24 = 876.321,60 TL olacağı, Sayın Mahkemece, davalının rekabet yasağına aykırı davrandığı sonucuna varılması halinde davalı sözleşmede belirlenen cezai şart bedeliyle sorumlu olacağı ancak Mahkemece cezai şartın aşırı nitelikte olması halinde hakkaniyet ölçüsünce indirilmesinin mümkün olduğu kanaatine varılmıştır. DELİLLER: -Bilirkişi raporu -Tarafların beyan ve dilekçeleri -Tüm dosya kapsamı DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, taraflar arasında imzalanan rekabet yasağı ve ticari sır saklama taahhüdünün ihlal edildiği iddiasına dayalı cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir. Dosya kapsamı, taraf beyanları, tanık anlatımları, SGK kayıtları, taraflar arasında imzalanan 01.04.2018 tarihli Rekabet Yasağı ve Ticari Sır Saklama Taahhüdü, bilirkişi raporu ve tüm deliller birlikte değerlendirilmiştir. Uyuşmazlık; taraflar arasında düzenlenen rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olup olmadığı, davalının sözleşmeye aykırı davranıp davranmadığı ve buna bağlı olarak cezai şart koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır. Dosya kapsamında bulunan 01.04.2018 tarihli Rekabet Yasağı ve Ticari Sır Saklama Taahhüdü incelendiğinde; davalının iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren iki yıl süreyle davacı ile aynı faaliyet alanında rekabet etmeyeceği, davacıya ait ticari sır ve müşteri bilgilerini kullanmayacağı, şirket çalışanlarını rakip firmalara yönlendirmeyeceği, aksi halde son brüt ücretinin 24 katı tutarında cezai şart ödeyeceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce alınan 27.04.2026 tarihli bilirkişi heyeti raporunda; davalının müşteri ilişkileri yöneticisi olarak görev yaptığı, bu görevi gereği müşteri çevresi ve ticari bilgilere ulaşma imkânına sahip bulunduğu, bu nedenle davalı ile rekabet yasağı sözleşmesi yapılmasının TBK hükümleri uyarınca mümkün olduğu, sözleşmede öngörülen iki yıllık süre ve faaliyet konusu yönünden sınırlamanın kanuna uygun olduğu, yer bakımından ise sözleşmenin geniş tutulduğu, TBK’nın 445/2. maddesi uyarınca hâkim tarafından daraltılmasının mümkün bulunduğu, somut olay bakımından İstanbul ili ile sınırlandırılmasının uygun olacağı belirtilmiştir. Raporda ayrıca davalının davacı işyerinden ayrıldıktan sonra aynı faaliyet alanında bulunan rakip şirkette çalışmaya başladığı, bu nedenle Mahkemece coğrafi sınırlamanın İstanbul olarak belirlenmesi halinde rekabet yasağına aykırılığın gerçekleşeceği, sözleşmede öngörülen cezai şart tutarının davalının son brüt ücretinin 24 katı esas alınarak 876.321,60 TL olduğu, ancak TBK’nın 182/3. maddesi uyarınca hâkim tarafından fahiş bulunması halinde hakkaniyet indirimi yapılabileceği görüş ve kanaatine yer verilmiştir. Tanık ... beyanında; davalı ile davacı şirkette birlikte çalıştığını, davalının 2022 yılı Aralık ayında kendi isteğiyle ayrıldığını, daha sonra rakip firmada çalışmaya başladığını, kendisinin ve bazı çalışanların da daha sonra aynı şirkete geçtiğini, ancak işe alım sürecinde davalının herhangi bir yönlendirmesinin bulunmadığını, çalışanların kendi iradeleriyle iş değiştirdiklerini, kendisinin ... ...’teki işe girişinde davalının herhangi bir etkisinin olmadığını beyan etmiştir. Tanık ... ise davacı şirkette insan kaynakları yöneticisi olarak görev yaptığını, davalının müşteri ilişkileri yöneticisi olarak çalıştığını ve görev gereği müşteri bilgilerine erişim yetkisinin bulunduğunu, işten ayrıldıktan kısa süre sonra rakip firmada benzer pozisyonda çalışmaya başladığını, davalıdan sonra bazı çalışanların da aynı firmaya geçtiğini beyan etmiş; ancak çapraz sorgusunda davalının diğer çalışanları yönlendirdiğine veya ticari sırları rakip firmaya aktardığına bizzat tanık olmadığını, bu konudaki değerlendirmesinin sektör tecrübesine dayanan kanaat niteliğinde olduğunu ifade etmiştir. Bu kapsamda tanık anlatımları birlikte değerlendirildiğinde; davalının diğer çalışanları rakip firmaya yönlendirdiği iddiasına konu çalışanlardan biri olan ve tanık olarak dinlenen ... bu durumu reddettiği ancak bu hususun uyuşmazlık konusu olduğu, tanık ...'nün ifadesinde davacıya ait ticari sırları rakip şirkete aktardığı yönündeki beyanlarının varsayıma dayalı olduğu ve hükme esas alınamayacağı, ancak tanık beyanlarında yer alan ve bilirkişi raporu ile birlikte değerlendirildiğinde birbirini destekler nitelikte davalının davacı şirkette müşteri ilişkileri yöneticisi olarak görev yaptığı, müşteri çevresi ve ticari ilişkilere vakıf olduğu, işten ayrıldıktan hemen sonra aynı faaliyet alanında bulunan rakip şirkette benzer pozisyonda çalışmaya başladığı hususlarının sabit olduğu görülmektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 444 ve devamı maddeleri uyarınca rekabet yasağı sözleşmesinin geçerliliği için işçinin müşteri çevresi veya üretim sırları yahut işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânına sahip olması ve bu bilgilerin kullanılmasının işveren bakımından önemli bir zarar doğurma ihtimalinin bulunması gerekir. Somut olayda davalının yürüttüğü görev ve sahip olduğu yetkiler dikkate alındığında bu koşulların gerçekleştiği anlaşılmıştır. Her ne kadar sözleşmede coğrafi sınırlama davacının faaliyet gösterdiği tüm iller olarak belirlenmiş ise de, TBK’nın 445/2. maddesi gereğince hâkimin aşırı kapsamlı rekabet yasağını kapsam ve süre yönünden uygun ölçüye indirme yetkisi bulunmaktadır. Bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davalının fiilen çalıştığı ve rekabet ilişkisinin gerçekleştiği yer dikkate alınarak rekabet yasağının İstanbul ili ile sınırlı olarak değerlendirilmesi hakkaniyete uygun görülmüştür. Bu sınırlama çerçevesinde davalının rakip şirkette çalışmasının rekabet yasağına aykırılık oluşturduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öte yandan sözleşmede kararlaştırılan 876.321,60 TL tutarındaki cezai şartın, davalının ekonomik durumu, ihlalin niteliği, davacının somut zararını ayrıca ispat edememiş olması, cezai şartın zararın karşılanmasını aşacak ölçüde yüksek bulunması ve TBK’nın 182/3. maddesi uyarınca hâkime tanınan indirim yetkisi birlikte değerlendirildiğinde fahiş nitelikte olduğu kanaatine varılmıştır. Nitekim davacı da dava dilekçesinde cezai şartın hakkaniyet indirimi uygulanmasını kabul ederek talebini 400.000,00 TL ile sınırlamıştır. Sonuç olarak, taraflar arasındaki rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olduğu, davalının sözleşmede öngörülen rekabet yasağını ihlal ettiği, ancak sözleşmede düzenlenen cezai şartın TBK’nın 182/3. maddesi gereğince hakkaniyet ölçüsünde indirilmesi gerektiği sonucuna varılmış; davacının talebiyle bağlı kalınarak 400.000,00 TL cezai şart alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere; 1-Davanın KABULÜ ile; 2-Davalının rekabet yasağı taahhüdünü ihlal ettiğinin tespitiyle, sözleşmesel cezai şart alacağının hakkaniyet indirimi gözetilerek 400.000,00-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gereken 27.324,00-TL harcın, peşin alınan 6.831,00-TL harçtan mahsubu ile bakiye 20.493,00-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 615,40-TL başvurma harcının ve 6.831,00-TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere, bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 17.760,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 64.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 7-6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.600,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 01/07/2026
Katip ... Hakim ... e-imzalıdır e-imzalıdır