Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/166 E. 2026/1030 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/166
- Karar No
- 2026/1030
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/166
KARAR NO : 2026/1030
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi (kapatılan)
TARİHİ: 03/06/2021
NUMARASI : 2020/157 Esas, 2021/460 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ : 23/09/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
I. DAVA
Davacı vekili; taraflar arasında çeşitli taşeronluk sözleşmeleri imzalandığını, davacı şirketin bu sözleşmeler kapsamında davalının taşeronu olarak işler yaptığını, yapılan işlerden kaynaklanan alacak konusunda uyuşmazlık çıkması ve başlatılan icra takibine davalının itiraz etmesi üzerine taraflar arasında 20.06.2019 tarihli “Borç, Tasfiye ve İbra Protokolü” imzalandığını, protokol ile davacının alacağının 254.000,00 TL + KDV olarak belirlendiğini, bunun 200.000,00 TL’sinin ödendiğini, bakiye 54.000,00 TL + KDV’nin ise asıl işveren idare tarafından davalıya ödeme yapılmasını takip eden bir iş günü içerisinde ödenmesinin kararlaştırıldığını, ayrıca protokolün 8. maddesinde protokole aykırı davranılması hâlinde 50.000,00 USD cezai şart ödeneceğinin düzenlendiğini, asıl işveren idare tarafından davalıya 15.08.2019 tarihinde ödeme yapılmasına rağmen, bakiye alacağa ilişkin düzenlenen 63.723,89 TL tutarındaki faturanın davalı tarafından 23.08.2019 tarihinde ve eksik ödendiğini, 4.333,40 TL bakiye alacağın ödenmediğini, bu suretle protokol hükümlerinin ihlal edildiğini ileri sürerek 50.000,00 USD cezai şart ile 4.333,40 TL bakiye alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe davalının yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2017 yılında başladığını, 16.10.2017 tarihli yüklenici-alt yüklenici sözleşmesi kapsamında davacıya yapılacak ödemelerin, asıl işveren T.C.D.D. tarafından davalı şirkete hakediş ödemelerinin yapılması şartına ve vadesine bağlandığını, ticari ilişki süresince davacıya yaklaşık 11.196.445,00 TL ödeme yapıldığını ve cari hesap kayıtlarına göre tarafların birbirlerinden herhangi bir alacak veya borçlarının bulunmadığını, taraflar arasında çıkan uyuşmazlığın 20.06.2019 tarihli “Borç, Tasfiye, Sulh ve İbra Protokolü” ile sulhen çözümlendiğini ve protokol kapsamında kararlaştırılan bedelin davacıya ödendiğini, ödenmediği ileri sürülen 4.333,40 TL’nin ise taraflar arasındaki 16.10.2017 tarihli sözleşmenin “Sigorta İşlemleri” başlıklı 13. maddesi uyarınca davacıdan kesilmesi gereken “... Bedeli”nin bakiyesi olduğunu, dava dışı asıl işveren tarafından 15.08.2019 tarihinde ödeme yapıldığını, 11-14 Ağustos tarihlerinin Kurban Bayramı olması ve çalışanların yıllık izinleri nedeniyle ödemenin fark edilmesinde gecikme yaşandığını, davacıya ödemenin 23.08.2019 tarihinde gerçekleştirildiğini, 16.10.2017 tarihli ana sözleşmede davacıya ödeme yapılması için yedi iş günlük süre öngörüldüğünü, 20.06.2019 tarihli protokolde belirlenen vadenin kesin vade niteliğinde olmadığını, bu nedenle 50.000,00 USD cezai şartın talep koşullarının oluşmadığını, ayrıca talep edilen cezai şartın fahiş olduğunu ve gerektiğinde tenkis edilmesi gerektiğini, davacı tarafından talep edilen alacağın likit olmadığını ve icra inkâr tazminatının koşullarının da oluşmadığını ileri sürerek davanın usul ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece iddia,savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılan incelemede davacının davalıdan 4.333,40 TL alacaklı olduğu, ayrıca taraflar arasında düzenlenen 20.06.2019 tarihli protokolde edimlerin yerine getirilmemesi hâlinde 50.000 USD cezai şart ödenmesinin kararlaştırıldığı, davalının protokol kapsamındaki edimini yerine getirmemesi nedeniyle cezai şart koşullarının oluştuğu, davalının takip öncesinde temerrüde düşürüldüğüne ilişkin delil bulunmadığından işlemiş faiz talebinin reddine; İstanbul Anadolu 9. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın 4.333,40 TL alacak ile 50.000 USD cezai şart yönünden iptaline ve takibin bu alacaklara takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle devamına, alacağın ticari defterlerle belirlenebilir ve likit nitelikte olduğu kabul edilerek İİK’nın 67/2. maddesi uyarınca kabul edilen alacağın %20’si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline dair davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinafında; taraflar arasındaki cari hesap ekstresine göre tarafların birbirlerinden herhangi bir alacak veya borcunun bulunmadığını, takibe “fatura bakiyesi alacak” açıklamasıyla konu edilen 4.333,40 TL’nin eksik ödeme olmayıp taraflar arasındaki 16.10.2017 tarihli ... Tesislerinin Yenilenmesi İşine ilişkin sözleşmenin 13. maddesi uyarınca davacıya ait ... Bedeli kesintisinden kaynaklandığını, davacının bu tür kesintilerden ticari ilişkinin başından beri haberdar olduğunu ve bunlara itiraz etmediğini, sigorta poliçesi ve ilgili belgeler sunulmasına rağmen bu savunmanın bilirkişi ve mahkemece değerlendirilmediğini, davacının 20.06.2019 tarihli Borç Tasfiye, Sulh ve İbra Protokolüne dayanarak 50.000 USD cezai şart talep ettiğini, ancak TCDD tarafından 15.08.2019 tarihinde yapılan ödemenin Kurban Bayramı ve devamındaki yıllık izinler nedeniyle geç fark edilmesi üzerine davacıya 23.08.2019 tarihinde ödeme yapıldığını, ana sözleşmede hakedişlerin alt yükleniciye ödenmesi için yedi iş günlük süre öngörüldüğünü, protokoldeki bir iş günlük ödeme süresinin kesin vade niteliğinde olmadığını, davalının ayrıca temerrüde düşürülmediğini ve davacının ödemeyi ihtirazı kayıtsız kabul ettiğini, bu nedenle cezai şart koşullarının oluşmadığını; protokolün 8. maddesindeki cezai şartın edimin hiç ifa edilmemesi hâline ilişkin olduğunu, oysa davalının icra takibinden önce edimini yerine getirdiğini ve zararı bulunmayan davacının sonradan cezai şart istemesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, cezai şartın talep edilebileceğinin kabulü hâlinde dahi 50.000 USD tutarın fahiş olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin süresi, davacıya proje kapsamında yaklaşık 11.196.445 TL ödeme yapılmış olması, kusurun ağırlığı, tarafların ekonomik durumları, ekonomik koşullar, pandemi ve döviz kurundaki değişimler dikkate alınarak TBK’nın 182. maddesi uyarınca hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, bu yöndeki itirazlarının mahkemece karşılanmadığını, ayrıca alacağın varlığı ve miktarı yargılama ve bilirkişi incelemesini gerektirdiğinden likit olmadığını ve icra inkâr tazminatı koşullarının da oluşmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici (taşeron), davalı ise iş sahibidir.
Davacı vekili, taraflar arasındaki taşeronluk sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın tasfiyesi amacıyla düzenlenen 20.06.2019 tarihli protokole rağmen bakiye alacağın eksik ödendiğini ileri sürerek 4.333,40 TL alacak ile 50.000 USD cezai şartın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptalini talep etmiş; davalı ise bakiye tutarın sözleşme gereği sigorta kesintisinden kaynaklandığını, ödeme gecikmesinin haklı nedenlere dayandığını ve cezai şart koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, ticari defter kayıtlarına göre davacının 4.333,40 TL alacaklı olduğu ve davalının protokoldeki yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle cezai şart koşullarının oluştuğu gerekçesiyle bu alacaklar yönünden itirazın iptaline, takibin takip tarihinden itibaren yasal faizle devamına ve kabul edilen alacağın %20'si oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, takip öncesi işlemiş faiz talebinin ise reddine karar verilmiştir.
Tarafların, aralarındaki taşeronluk sözleşmelerinden kaynaklanan hukuki ilişkiyi, takip ve dava dayanağı 20.06.2019 tarihli adi yazılı "Borç, Tasfiye ve İbra Protokolü" ile tasfiye ederek yeniden düzenledikleri ve bu protokol kapsamında karşılıklı hak ve yükümlülükler üstlendikleri anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda ise protokol uyarınca talep edilen bakiye alacak ile cezai şartın birlikte tahsiline karar verilmiştir.
6098 sayılı TBK'nın 179/1. maddesinde, "Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir." hükmüne yer verilmiştir.
Anılan düzenlemede öngörülen seçimlik cezai şart, borçlunun sözleşmeden doğan borcunu hiç veya gereği gibi ifa etmemesi halinde alacaklıya, aynen ifa ile cezai şart arasında seçim yapma hakkı tanımaktadır. Bu durumda, sözleşmede aksi açıkça kararlaştırılmadıkça alacaklı, borcun aynen ifasını veya kararlaştırılan cezai şartın ödenmesini talep edebilecek olup her iki istemi birlikte ileri süremeyecektir. Başka bir anlatımla, seçimlik cezai şart borçluya cezayı ödeyerek asıl borçtan kurtulma yetkisi vermemekte, hangi edimin talep edileceğini belirleme hakkını alacaklıya tanımaktadır.
Somut olayda, taraflar arasındaki 20.06.2019 tarihli protokolün 8. maddesinde düzenlenen cezai şartın, niteliği itibarıyla TBK'nın 179/1. maddesi kapsamında seçimlik cezai şart olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle, protokolde asıl edimin ifası ile cezai şartın birlikte talep edilebileceği açıkça kararlaştırılmadıkça davacı alacaklının hem bakiye alacağın tahsilini hem de cezai şartın ödenmesini birlikte istemesi mümkün değildir.
Dosya kapsamından, davacının protokol uyarınca ödenmesi gereken bakiye iş bedelinin bir kısmını ihtirazı kayıt ileri sürmeksizin kabul ettiği, ayrıca ödenmeyen bakiye 4.333,40 TL'nin tahsilini talep ettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının seçimlik hakkını asıl borcun ifası yönünde kullandığının kabulü gerekir. Dolayısıyla davacının aynı sözleşmeye aykırılık nedeniyle ayrıca seçimlik cezai şart talebinde bulunması mümkün olmadığından, 50.000 USD cezai şart isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece cezai şartın hukuki niteliği ve seçimlik hakkın kullanılması değerlendirilmeden bu talebin kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Öte yandan, 4.333,40 TL bakiye alacağa ilişkin istinaf itirazlarının incelenmesinde; taraflar arasındaki 20.06.2019 tarihli protokolde sigorta kesintisine ilişkin ayrıca bir düzenleme bulunmadığı, uyuşmazlık konusu tutarın bakiye iş bedelinden kaynaklandığı ve davacının bu miktarda alacaklı olduğunun ticari defter kayıtları ve dosya kapsamındaki delillerle sabit olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle mahkemece bakiye 4.333,40 TL alacak yönünden verilen karar ile uyuşan taraf defterlerindeki alacağın likit olduğu da gözetilerek icra inkar tazminatına hükmedilmesi de dosya kapsamına uygun ve isabetli bulunmuştur.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak davanın kısmen kabulüne dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A)1- Davacı davalı vekilinin istinaf talebinin KABULÜNE,
2-(kapatılan) İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/06/2021 tarih ve 2020/157 Esas, 2021/460 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3- Davanın KISMEN KABULÜ ile,
-Davalının İstanbul Anadolu 9. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin 4.333,40 TL asıl alacak, işleyecek faiz yönünden asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek yasal faiz üzerinden DEVAMINA,
-Cezai şart ve işlemiş faize yönelik talebinin REDDİNE,
2-İtiraz haksız ve alacak likit bulunduğundan takdiren kabul edilen alacağın %20 oranında hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
B) İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN
1-Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 3.544,70 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.812,70 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacı tarafa İADESİNE,
2-Davacı tarafından yatırılan peşin harçtan mahsup edilen 732,00 TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3-Davacı tarafından yapılan tebligat, posta gideri ve bilirkişi ücreti toplamı 834,40 TL'nin davanın kabul/red oranına göre takdiren 12,32 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye miktarın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davalı tarafından yapılan herhangi bir masraf bulunmadığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 4.333,40 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 46.223,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
7-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE,
C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN
1-Davalı tarafından yatırılan 4.992,32 TL istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine İADESİNE,
2-Davalı tarafından yapılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 156,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 318,60 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı tarafa VERİLMESİNE,
3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 23/09/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.