Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/4658 E. 2026/2614 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4658
- Karar No
- 2026/2614
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/107 E., 2025/1472 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Seferihisar 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/439 E., 2023/630 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalıların murisi ...’ın müvekkillerinin murisi ...’e 02.02.2016 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile 651 parsel numaralı taşınmazı tüm takyidat ve sınırlamalarından arındırılmış olarak 175.000 TL bedelle satmayı vadettiğini ve bedelin ödendiğini, ancak tapu kaydında ipotek bulunması nedeniyle tapuda devir sağlanamadığını ileri sürerek, taşınmazın rayiç bedeli ile sözleşmede belirlenen cezai şartın davalılardan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; satış bedelinin tamamının ödenmediğini, satış vaadi sözleşmesi yapılırken ipoteğin mevcut olduğunu alacaklının bildiğini, müvekkillerinin sözleşmeden dönmediğini, satış ve tescilden kaçınmadığını, davacı tarafın sözleşmeyi tek taraflı feshettiğini, bu nedenle sadece ödediği miktarı geri isteyebileceğini belirterek davanın reddini savunmuş, davacı tarafın haklı görülecek olması halinde ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 182/3. maddesi gereği indirime tâbi tutulmasına, elde edilen veya edilebilecek semerelerinin, davacının edimini ifa etmemesinden doğan zararların ve tapu alım satım harçlarının mahsubuna karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazı tapu kaydının beyanlar hanesinde ... Bankası lehine 30.05.2011 tarih ve 3043 yevmiye numarası ile tesis edilen 1.000.000,00 TL ipotek bulunduğu, ipoteğin paraya çevrilmesi için takibe geçildiği hususunda 06.07.2015 tarihli şerh bulunduğu, davalıların murisi ...'ın müracaatı üzerine kredi borcunun 04.05.2015 tarihinde yapılandırıldığı, banka tarafından gönderilen yazı ile vadeden önce takip hesaplarının kapatıldığının bildirildiği, vaat borçlusunun sözleşmeyi ihlal ettiği veya ifanın olanaksız hâle geldiğinden bahsedilmesinin mümkün olmadığı, temerrüt olgusu ve ifa imkansızlığı gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sözleşme geçerli olduğundan davacıların tapu iptali ve tescil talebinden vazgeçerek dava konusu taşınmazın dava tarihi itibarıyla rayiç değerini talep edebileceği gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına, davacıların sözleşmenin feshi ve cezai şart talebinin reddine, davacıların dava konusu taşınmazın rayiç değerinin tahsiline ilişkin talebinin kabulü ile 250.000,00 TL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; öncelikle davanın sözleşmenin feshine ilişkin olmadığını, davacının böyle bir talebi olmadığını, Bölge Adliye Mahkemesinin buna ilişkin ret kararı vermesinin hatalı olduğunu, ayrıca müvekkillerinin sözleşmenin feshi ile fesih tarihi itibarıyla bedelin iadesi gerektiğini cevap dilekçesi ile bildirdiğini, bilirkişi raporunda taşınmazın rayiç değerinin yüksek hesaplandığını, sözleşme feshedildiğinden rayiç değerin ödenmesine değil ödenen bedelin iadesine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin feshi ile taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davalı tarafın sözleşmenin feshi hâlinde davacının yalnızca ödediği bedelin iadesini isteyebileceği hususundaki temyiz itirazına gelince, tarafların murisleri arasında akdedilen 02.02.2016 tarihli satış vaadi sözleşmesinde tescil isteme yetkisi ipoteğin kaldırılması koşulu ile kararlaştırılmıştır. Davacı taraf, taşınmaz üzerindeki ipoteğin sözleşmenin 11. maddesinde belirlendiği şekilde ödenerek kaldırılmasını beklemeden dava açmakla sözleşmenin feshi yönündeki iradesini ortaya koymuştur. Davalı taraf ise cevabında davacı tarafın sözleşmeden dönmekle yalnızca verdiğini geri alabileceğini savunmuştur. Bu hâlde, tarafların iradesinin sözleşmenin feshi noktasında birleştiği anlaşıldığına göre, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davacı tarafın ancak verdiğini (koşulları gerçekleşmiş ise denkleştirici adalet ilkesi gereği güncellenmek suretiyle) geri isteyebileceği gözetilmeksizin taşınmazın rayiç değerinin ödenmesine ilişkin hüküm kurulmuş olması yerinde olmayıp bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,11.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
Satış vaadi sözleşmesi, iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olup; davacı sözleşme imzalandığında üzerindeki yükleri görmüş ve kabul ederek imzalamıştır. Davalılar, akdin ifasına uygun ödemeleri yapmış ve nitekim yargılama sırasında da tamamlamıştır. Davacı, hem sözleşmenin feshini hem de rayiç bedel isteyerek çelişkili talepte bulunmuş ise de, davalı rayiç bedel istemekle sözleşmeye tutunmuştur. Ortada geçerli bir sözleşme vardır. İfa zamanı yargılama sırasında muaccel olmuştur. Davacının rayiç bedelinin verilmesi sonuç itibarıyla doğrudur. Hükmün onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.