Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/693 E. 2026/908 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/693
- Karar No
- 2026/908
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2024/693 KARAR NO: 2026/908 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 21/03/2024 NUMARASI: 2023/576 E. - 2024/254 K. DAVANIN KONUSU: Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/05/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili Şirket ("Franchise Veren") ile davalı ("Franchise Alan") arasında ilk olarak 09.09.2016 tarihinde Franchise Sözleşmesi Akdedildiğini, daha sonra taraflar arasında 08.10.2018 tarihinde tekrar Franchise Sözleşmesi akdedildiğini ve İlk Franchise Sözleşmesi yürürlükten kaldırıldığını, taraflar arasında yürürlükte olan tek franchise sözleşmesi İkinci Franchise Sözleşmesi olduğunu, franchise alana da franchise verenin gayrı maddi unsurlarını kullanarak, onun pazarlama ilkeleri ve talimatları doğrultusunda ve yine onun hak karşılığında belli bir ücret ödemeyi üstlendiği, sürekli borç ilişkisi doğuran, kanunda düzenlenmemiş ve tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olarak tanımlanabildiğini, müvekkili şirketin Franchise Sözleşmesinin yürürlüğü sürecinde her türlü yükümlülüğünü usulüne uygun şekilde ifa ettiğini, davalının yükümlülüklerini ihlal ettiğini ve sözleşmenin haklı neden olmadan feshettiğini, davalı tarafından müvekkili şirketine ihtarname çekildiği, ihtarnameye cevap verildiğini, davalının ihtarname ile haklı olarak sözleşmeyi feshettiğini beyan ettiğini, bu nedenlerden dolayı; 1.000.000,00- TL tutarında cezai şartın mevduata uygulanan en yüksek faizi ile ödenmesine, Müvekkili Şirketin müspet zararının tazmini için şimdilik 1000 TL tutarında tazminatın mevduata uygulanan en yüksek faizi ile ödenmesine, 2.614-TL tutarındaki cari alacağın mevduata uygulanan en yüksek faizi ile ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davacı arasında yapılmış olan Franchise sözleşmesi uyarınca müvekkili Kadıköy ilçesinde bayilik aldığını, bayilik bedellerini ödediğini ve çalışmaya başladığını, müvekkili bayisi ile şimdiye kadar hiçbir sorun çıkarmadan çalıştığını ve franchise markasıyla iş yaparak hem markayı daha iyi tanıttığını ve hem de kendisine ve franchise veren şirkete kazanç sağladığını, geçen sürelerde Franchise Veren,diğer bayilerinde olduğu gibi sözleşme şartlarına uymadığını ve her geçen gün hem müvekkili bayisine ve hem de diğer tüm bayilere karşı kötü hizmet verdiğini ve özellikle pandemi ve kriz dönemlerinde bayilerin yanında olmadığını, davalı bayi tarafından alınması zorunlu tutulan sarf malzemeleri oldukça pahalı olduğunu masraf kaleminde ciddi yer tuttuğunu, tedarikçi markalardan yüksek merkez primi alınması nedeniyle davacı şirket çok kar ederken bayi karı çok düşük kaldığını, davalı müvekkili bayinin asıl işi ve kurulma sebebi olan dönerin fiyatı piyasaya göre daha ucuz olması gerekirken piyasadan %15 daha pahalı olduğunu, müvekkilinin umudunu bağladığı ve varını yokunu vererek aldığı bayilik, döner içerisinde kıkırdak, kemik vs. yabancı cisimler çıkması nedeniyle markanın ürün kalitesinin bozulması ve satışların düşmesiyle sürekli zarar ettiğini, müvekkili bayi tarafından anlaşma yapılan online satış firmalarıyla bayi sorunları devam ettiğini ve bu sorunların hiçbiri çözülmediğini, bu nedenlerden dolayı; müvekkiline karşı açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "....davacı tarafça davalı aleyhine taraflar arasındaki franchise sözleşmesinden kaynaklı davalı tarafın sözleşmeyi haksız feshi nedeniyle sözleşmede belirlenen cezai şart ile kar kaybı ve cari hesap alacağı talebinde bulunulmuş olup, davalı tarafça taraflar arasındaki sözleşmenin davacı şirketin haksız uygulamalarında dolayı haklı nedenle feshettikleri gerekçesiyle davanın reddi talep edilmiştir. Taraflar arasındaki franchise sözleşmesi gereği taraflara karşılıklı edim ve yükümlülükler yüklendiği, sözleşmenin haksız ihlalinde ödenmesi gereken cezai şart bedellerinin belirlendiği açık olup, davalı tarafından davacı şirketin haksız uygulamaları nedeniyle sözleşmenin haksız feshedildiği savunmasında bulunulmuş ve davalı tarafça davacıya hitaben gönderilen fesih ihtarnamesinde de aynı gerekçelere dayanılmış ise de davalı tarafça yargılama sırasında davacının haksız uygulamalarına dair gerekçe gösterdiği hususlara ilişkin ispata elverişli deliller ortaya konulmadığı, davalı tarafın feshin haklı nedenle yapıldığı hususunu ispatla yükümlü olmasına rağmen bu yönde bir delil ortaya koyamadığı anlaşıldığındın taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafça haksız feshedildiği açık olup, davacı tarafın sözleşme gereği belirlenen cezai şart ve sözleşmenin haksız feshi nedeniyle kar kaybı alacağını talep etmekte haklı olduğu, düzenlenen dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bulunan bilirkişi heyet raporunda da tespit edildiği üzere sözleşmenin haklı sebebe dayanmaksızın feshedildiği kanaatinde olunması durumunda davacının kar mahrumiyeti ve cezai şart talebinde bulunabilmesinin mümkün olacağının belirtildiği, bu haliyle taraflar arasındaki 08.10.2018 tarihli sözleşme ve bu sözleşmeyi tadil eden 20.01.2023 tarihli “... Talimatı ve Franchise Sözleşmesine İlişkin Tadil Sözleşmesi”ne göre davacının davalıdan 2.500.000,00-TL tutarınca cezai şart talebinde bulunmasının mümkün olduğu ancak eldeki davada 1.000.000,00-TL cezai şart alacağı talebinde bulunulduğu, davacı tarafça 1.000.000,00-TL cezai şart talep edilebilecekse de bilirkişi raporunda davalı tarafa yönelik yapılan mali incelemeler sonucunda davalının öz sermayesini kaybetmiş olması nedeniyle belirlenen 1.000.000,00-TL cezai şartın davalının ekonomik mahvına sebep olacak nitelikte olması göz önüne alınarak TBK 182. maddesi son cümle gereğince %70 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak davacının talep edebileceği cezai şart miktarı 300.000,00-TL olarak belirlenmiş, davacının kar kaybı alacağı yönünden bilirkişi raporunda belirlenen 3 aylık süre üzerinden yapılan kar kaybı hesabının dosya kapsamına uygun ve yerinde olması nedeniyle davacının talep edebileceği kar kaybı alacağının 74.126,49-TL olduğu, davacının taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinden kaynaklı alacağının davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarına göre bakiye cari hesap alacağının 26.465,66 TL olduğu ancak taleple bağlılık ilkesi gereği 2.614,00-TL olabileceği anlaşıldığından, Davacı tarafın taraflar arasındaki franchise sözleşmesinin davalı tarafça haksız feshinden kaynaklı 1.000.000,00-TL cezai şart alacağından hakkaniyet indirimi sonrası 300.000,00-TL'sinin dava tarihi olan 27/09/2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 74.126,49-TL kar kaybı alacağından taleple bağlı kalınarak 1.000,00-TL'sinin dava tarihi olan 27/09/2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, davacının kar kaybına yönelik fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına, Davacı tarafın cari hesap alacağı olan 2.614,00-TL'nin dava tarihi olan 27/09/2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine" karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Müvekkili Ömer Dikdoğmuş ile Dönersan Döner Gıda Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi arasında yapılmış olan Franchise sözleşmesi uyarınca müvekkilinin Kadıköy ilçesinde bayilik aldığını, bayilik bedellerini ödediğini ve çalışmaya başladığını, Müvekkilinin bayisi ile şimdiye kadar hiçbir sorun çıkarmadan çalıştığını ve franchise markasıyla iş yaparak hem markayı daha iyi tanıttığını ve hem de kendisine ve franchise veren şirkete kazanç sağladığını, geçen sürelerde franchise veren davacının, diğer bayilerinde olduğu gibi sözleşme şartlarına uymadığını ve her geçen gün hem müvekkili bayisine ve hem de diğer tüm bayilere karşı kötü hizmet verdiğini ve özellikle pandemi ve kriz dönemlerinde bayilerin yanında olmadığını ve müvekkili tarafından gönderilen tüm ihtarlara rağmen düzelme göstermediğini, piyasada her gün artan fiyatlara rağmen satılan ürünlere müvekkili bayinin zam yapma isteğinin sürekli ertelendiğini ve böylelikle zararına içecek ve ürün satılması istendiğini, davalı bayi tarafından alınması zorunlu tutulan sarf malzemeleri oldukça pahalı olup masraf kaleminde ciddi yer tuttuğunu, tedarikçi markalardan yüksek merkez primi alınması nedeniyle davacı şirket çok kar ederken bayinin karı çok düşük kaldığını, Davalı müvekkili bayinin asıl işi ve kurulma sebebi olan dönerin fiyatı piyasaya göre daha ucuz olması gerekirken piyasadan %15 daha pahalı olduğunu, Müvekkilinin umudunu bağladığı ve varını yokunu vererek aldığı bayilik, döner içerisinde kıkırdak, kemik vs. yabancı cisimler çıkması nedeniyle markanın ürün kalitesinin bozulması ve satışların düşmesiyle sürekli zarar ettiğini, davalı müvekkili bayi tarafından anlaşma yapılan online satış firmalarıyla bayi sorunları devam ettiğini ve bu sorunların hiçbirinin çözülmediğini ayrıca bu platformlardaki komisyon oranları çok yüksek olduğundan müvekkilinin tüm kazancının bu komisyona gittiğini, davalı müvekkiline ait denetmenlerin keyfi uygulamaları nedeniyle, müvekkili bayi sürekli taciz ve mobing uygulamalarına maruz kaldığını ve denetmenlerin şube personeline ezici üslup ve tavırla davranarak motivasyonlarını bozduğunu, bu yüzden iş yeri çalışanları tedirgin olduğunu ve bu durum da iş ve verim kaybına yol açtığını, -İçecek grubunda davalı müvekkili bayi tedarik sıkıntısı nedeniyle müşteri memnuniyeti için muadil içecek markaları bulundurulduğunu ama davacının bu durum karşısında da bayiyi cezalandırdığını ve cezai amaçla tutanak altına aldığını, Davacı şirket tarafından yapılan kampanyalara katılım mecburi tutulmuş ama bunun karşılığında verilmesi gereken bedava ürünler bayilere dağıtılmadığını ayrıca personel eğitimi ya da işyerindeki aksaklıklar için destek verilmediğini, birim fiyatlarda adaletsiz davranıldığını ve merkeze yakın olan bayilere farklı fiyat uygulamaları yapıldığını, Müvekkili bayinin cari hesap kontrolü ve mutakabat kalmak amaçlı cari hesap dökümü istenmesine rağmen davacı şirketin bunu yollamadığını, yerel mahkemenin eksik inceleme ile müvekkilinin mağduriyetini göz önünde bulundurmadığını, -müvekkilinin bayiliği devam ederken Franchise verenin ekiplerince tabelaları söküldüğünü ve müvekkilinin zor durumda bırakıldığını, müvekkili bayinin, imzaladığı franchise sözleşmesi uyarınca çok zarar ettiğini ve altından kalkılamaz şartlarından dolayı iş yapamaz hale geldiğini, iş yerini kapatmak zorunda kaldığını, davacı şirketin, sıkıntıda olan bayilerini zarar etme ya da iş yerini kaybetme riskine rağmen yüklü tazminatlarla korkutarak sindirdiğini ve bu bayileri sorunsuz bayiler olarak değerlendirdiğini ancak bu duruma karşı uyarı yapan ve iş yerinin batmasını önlemek için hakkını, hukuk yoluyla arayan bayileri de '' franchiseye karşı ayaklandıran bayiler''olarak değerlendirdiğini, -davacı şirketin vaatlerle imzalattığı son derece ağır, hep tek tarafa borç yükleyen haksız ve hukuksuz bir sözleşme ile bayilerden para kazanmaya çalıştığını ancak buna itiraz eden ya da uyaran bayilerin sözleşmelerini de hemen feshettim diyerek zaten batan iş yerlerinden bu defa da tazminat alma umuduyla davalar açtığını, bu durum ülkenin özellikle küçük esnafın içinde bulunduğu sıkıntılı ve zor şartlar düşünüldüğünde davacı şirketin ne kadar insafsız davrandığını ispat ettiğini, hükmedilen karardaki miktara itiraz ettiklerini, müvekkilinin zaten iflas ettiğini ve iş yerini kapattığını, bir de hükmedilen tazminat ile iyice batağa gireceğini, tazminatın kaldırılması veya tazminat miktarının makul seviyelerde bir rakam ile hüküm kurulması gerektiğini, -yerel mahkemenin, davacı tarafın cezai şart alacağından hakkaniyet indirimi nedeniyle reddedilen tutarı yönünden de davalı vekili olarak tarafları lehine vekalet ücreti tayinine yer olmadığına kararınında yeniden incelenmesini talep ettiklerini, her ne kadar hakkaniyet indirimi nedeniyle bir kısım tutar üzerinden dava reddedilirse reddedilsin o reddedilen tutar üzerinden tarafları lehine vekalet ücretine tayin edilmesi gerektiğinden kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davalı Franchise Alanın, Franchise Sözleşmesinden kaynaklanan asli yükümlülüklerini sürekli olarak ihlal ettiğini ve Franchise Sözleşmesini haklı bir neden olmaksızın feshettiğini, tarafların fesihten önce karşılıklı ihtar çektiklerini, ispat külfeti haklı nedenle sözleşmeyi fesheden tarafa ait olduğunu, davalının ispata yarar delil sunmadığını, davalının Müvekkili Şirketin diğer bayilerine de zarar verdiğini iddia ettiğini, Davalının sadece kendisi ile ilgili konularda iddia, savunma ve talepte bulunabileceğini, Davalı, Paşa Döner Franchise zincirinde sorun çıkartan şubeler hep aynı şubeler olduğunu, bu şubelerin kalmış döner sattığını, farklı ürün kullandığını, mesai saatlerini ihlal ettiğini, temizlik ve hijyen kurallarını hiçe saydığını, gramaj kurallarını ihlal edip tüketiciye satması gerekenden az et ürünü sattığını, denetim ekiplerine sözlü ve fiziki saldırıda bulunduğunu, franchise ilişkisinin doğası gereği uygun olmayan taleplerde bulunduğunu ve bir çok kez Franchise Sözleşmesi hükümlerini ihlal ettiğini, sözlü ve yazılı tüm uyarılara hatta cezai şart uygulamalarına rağmen bu şubelerin ihlallerine devam ettiğini, Müvekkili Şirket’in yasal haklarını kullanmasının suiniyet olarak gösterilemeyeceğini, Davalının dava dosyasına sözde “kötü ifaya” ilişkin herhangi bir delil de sunmadığını, Davalı tarafından pandemi döneminde Müvekkili Şirkete gönderilen herhangi bir ihtarname veya yazılı talep mevcut olmadığını, pandemi döneminde, paket servis ve online satış kanalları üzerinden satışlar devam edildiğini ve hatta bazı şubelerin satış rakamları dahi arttığını, Müvekkili Şirket ile Davalı Franchise Alan arasında pandemi başlamadan 3 (üç) yıl önce Franchise Sözleşmesi akdedildiğini, haklı nedenle fesih için feshin haklı neden ortaya çıktıktan sonra makul süre içinde yapılması gerektiğini, pandemi bittikten 3 (üç) yıl sonra hem de kesintisiz ticari ilişkiye devam ederken pandemi iddiasında bulunulmasının Borçlar Hukuku açısından haklı neden kurallarına uymadığını, Davalı tarafından keşide edilen ihtarnamelere ve Müvekkil Şirketi tarafından karşılık olarak keşide edilen cevabi ihtarnamelere Dava Dilekçesinde yer verildiğini, Davalı tarafından Müvekkili Şirkete zam talebi yapılmadığını, satış fiyatlarına zam uygulanması talep edildiği Fesih İhtarnamesinde fesih nedenleri arasında yer almadığını, Franchise Sözleşmesinin Ürünlerin Satış Fiyatlarının, İndirim ve Kampanyaların Belirlenmesi başlıklı 7 nci maddesi uyarınca, ürünlerin satış fiyatını tek taraflı olarak belirleme ve değiştirme hakkı Franchise Veren Müvekkili Şirket’e ait olduğunu, Müvekkili Şirket’in belirlediği satış rakamının azami satış rakamı olduğunu, 22.11.2021 ila Haziran 2023 arasında Müvekkili Şirket tarafından şubelerin tüketiciye satış rakamlarına 11 (on bir) kez zam yapıldığını, Müvekkili Şirketin franchise şubelerinin satışından kar payı almadığını, kaliteden taviz vermeden en uygun fiyat teklifini veren tedarikçilerle çalıştığını, sarf malzemeleri iddia edildiği gibi pahalı olmadığını, Sarf malzemelerinin satış fiyatı, Müvekkili Şirketin kâr marjı, Davalının hangi üründen ne kadar aldığı ve hangi tarihlerde aldığı Dava Dilekçesinin 7 Numaralı Ekinde yer aldığını, Davalı, tavuk dönerden kemik çıktığını, kıkırdak çıktığını ve hatta yabancı madde çıktığını iddia ettiğini, Paşa Döner markası altında üretilen Tavuk Döner’in içinden kemik çıkması teknik olarak mümkün olmadığını, Davalı dava dosyasına online satış kanallarıyla sorun yaşandığını ve Müvekkil Şirketin bu sorunlara müdahale etmediğini ispat eden bir delil sunmadığını, Müvekkili Şirket ürünlerin satış fiyatlarını (i) salon fiyatları, (ii) paket servis fiyatları ve (iii) online satış fiyatları olmak üzere 3 (üç) farklı şekilde belirlemektedir. Salonda (şubede) uygulanan ürün satış fiyatları ile paket servis satış fiyatları ve online satış fiyatları arasında fark bulunduğunu, Müvekkil Şirket, paket servis maliyetlerini ve online satış kanallarının uyguladığı komisyon oranlarını dikkate alarak salon (şube) satış fiyatlarının üzerine fark koyarak paket servis fiyatlarını ve online satış fiyatlarını belirlediğini, Davalı dava dosyasına online satış kanallarındaki komisyon oranı nedeniyle zarar ettiğini ispat eden herhangi bir delil sunmadığını, Denetim Ekibinin şube personeline kötü davrandığını ve mobbing uygulandığını ispat eden herhangi bir delil sunmadığını, Davalının işlettiği şubede farklı marka içecek tespit edilmemiş ve davalıya farklı marka ürün kullanımı nedeni ile cezai şart tahakkuk ettirilmediğini, Davalı olmayan bir durumu fesih için haklı neden olarak gösterdiğini, düzenlenen tek kampanya Haziran 2022 tarihli olduğunu, bu kampanyaya iştirak şubelerin inisiyatifinde olduğunu, Davalının işlettiği şubenin kampanya hedeflerini tutturamadığı ve bu nedenle bedava ürün kazanamadığına dair SMS Metninin bulunduğunu, Davalı Franchise Alan, Haziran 2021’de yapılan eğitimine iştirak etmediğini, davalının eğitime katılmaması kendi iradesinin bir sonucu olduğunu, şubeler arasında farklı fiyat uygulandığını ispat eden bir delil sunmadığını, Davalının Açık Alan Şube olup, aynı ürünler satıldığını, Açık Alan Şubeler ve Kapalı Alan Şubeler arasındaki farklar bulunduğunu, cezai şart tutarında hakkaniyet indirimi yapıldığını, vekalet ücreti verilmemesinin Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına uygun olduğunu, istinaf isteminin reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, davacı tarafça davalı aleyhine açılan taraflar arasındaki franchise sözleşmesinden kaynaklı cezai şart, kar mahrumiyeti ve cari hesap alacağının tahsili istemine ilişkindir. Bilirkişi Heyeti tarafından hazırlanan 22/02/2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; Davacı şirketin 2016-2017-2018-2019-2020-2021-2022-2023 yılına ait ibraz ettiği ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin zamanında ve usulüne uygun olarak yaptırılmış olduğu, ancak kapanış tasdiklerinin mevcut olmadığı, ticari defterlerin HMK 222 maddesi uyarınca sahibi lehine delil niteliğine haiz olamayacağı hususunda takdirin Mahkemeye ait olduğu, Davalı şirketin 2016-2017-2018-2019-2020-2021-2022-2023 yılına ait ibraz ettiği ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin zamanında ve usulüne uygun olarak yaptırılmış olduğu, defterlerin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, kayıtların düzenli ve yasalara uygun tutulduğu, ticari defterlerin HMK 222 maddesi uyarınca sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, Davacı şirketin sahibi lehine delil niteliğine haiz ticari defterlerine göre Davalıdan 26.465,66 TL tutarından alacak bakiyesinin olduğu; ancak HMK m. 26 uyarınca taleple bağlılık ilkesi gereği bu bedelin 2.614,00-TL olabileceği, Davalının ticari defterlerine göre Davacı şirketten borç/alacak bakiyesinin olmadığı, dosyaya mübrez belgelerden taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından olağanüstü fesih sebebine dayalı olarak sona erdirildiğinin görüldüğü, her ne kadar davalı tarafından sözleşmenin haklı sebebe dayalı olarak feshedildiği ileri sürülse de gerek cevap gerekse de iki cevap dilekçelerinden bu hususları tevsik eden herhangi bir delile rastlanılamadığı, bu yönü ile feshin haklı sebebe dayandığının ispata muhtaç olduğunun düşünüldüğü, hâl böyle olunca; Mahkemece sözleşme ilişkisinin davalı tarafından sürdürülmesinin kendisinden beklenemeyeceği ve dolayısıyla feshin haklı sebebe dayalı olarak gerçekleştirildiği kanaatinde olunması durumunda sözleşmenin feshi haklı sebebe dayanacağından davacının sözleşmenin feshi sebebiyle gerek cezai şart gerekse de kar mahrumiyeti talebinde bulunmasının mümkün olmayacağının ifade edilebileceği, buna karşın Mahkemece aksi kanaate olunması; bir başka ifade ile sözleşmenin haklı sebebe dayanmaksızın feshedildiği kanaatinde olunması durumunda davacının kar mahrumiyeti ve cezai şart talebinde bulunabilmesinin mümkün olacağı, Mahkemece sözleşmenin haklı sebebe dayanmaksızın feshedildiği kanaatinde olunması durumunda davacının kar mahrumiyeti ve cezai şart talebinin incelenmesi suretiyle devam edildiğinde 08.10.2018 tarihli sözleşmede fesih yönünden cezai şart kararlaştırılmadığından davacının 08.10.2018 tarihli sözleşme yönünden cezai şart talep edebilmesinin mümkün olmadığı ifade edilebilecekse de 20.01.2023 tarihli “... Talimatı ve Franchise Sözleşmesine İlişkin Tadil Sözleşmesi”ne göre 2.500.000,00-TL tutarınca cezai şart talebinde bulunmasının mümkün olabileceği, ancak HMK m. 26 uyarınca “Taleple Bağlılık” ilkesi gereği bu bedelin 1.000.000,00-TL olabileceği, bu bedelin tahsilinin davalının ekonomik mahvına sebebiyet verip vermeyeceğinin takdirinin Mahkemeye ait olduğu, Mahkemece sözleşmenin haklı sebebe dayanmaksızın feshedildiği ve davacının müspet zarar talebinde bulunabileceği kanaatinde olunması ihtimaline binaen devam edildiğinde evvelce de hesaplandığı üzere Yargıtay'ın yerleşik içtihatları göz önünde bulundurulduğunda Davacı şirketin 3 aylık kar kaybı olarak (24.708,83 TLx3 Ay-) 74.126,49-TL kar kaybı talep edebileceğinin hesaplandığı, ancak HMK m. 26 uyarınca “Taleple Bağlılık” ilkesi gereği bu bedelin 1.000,00-TL olabileceğinin sonuç ve kanaatine varmışlardır. Taraflar arasında ilk olarak 09.09.2016 tarihinde Franchise Sözleşmesi imzalandığı, sonrasında sözleşme revize edilerek 08.10.2018 tarihinde tekrar Franchise Sözleşmesi imzalandığı, Davalı Franchise Alan tarafından, Büyükçekmece 3. Noterliğinden 08.03.2023 tarihli ve 03790 yevmiye numaralı ihtarname keşide edildiği, 08.03.2023 tarihli ve 03790 yevmiye numaralı ihtarname ile, haksız cezai şart uygulandığı, sarf malzemelerinin pahalı olduğu, dönerin fiyatının pahalı olduğu, dönerin içinden kıkırdak, kemik ve farklı yabancı maddeler çıktığı, online satış platformları ile sorun yaşandığını ve online satış platformlarının komisyon oranlarının yüksek olması nedeniyle zarara uğradığı, denetimlerde kötü davranıldığı ve merkeze yakın şubelere denetim yapılmadığı, içecek grubunun tedarik sorunu nedeni ile şubede muadil marka bulundurulduğu ve fakat farklı marka kullanımı nedeni ile cezai şart tahakkuk ettirildiği, zorunlu kampanyalar düzenlendiği ve fakat kampanya kapsamında verilmesi gereken bedelsiz ürünlerin verilmediği, personel eğitimi verilmediği ve şubeye destek olunmadığı, merkeze yakın şubelere farklı fiyat uygulaması yapıldığı merkeze yakın şubelerde farklı ürün kullanımına izin verildiği hususlarının ihtar edildiği, aynı gerekçeler ile davanın açılmış olduğu, davalının zam talebine ilişkin delil bulunmadığı, Franchise Sözleşmesinin Ürünlerin Satış Fiyatlarının, İndirim ve Kampanyaların Belirlenmesi başlıklı 7'nci maddesi uyarınca, ürünlerin satış fiyatını tek taraflı olarak belirleme ve değiştirme hakkının Franchise Veren tarafa ait olduğu, davacının sözleşme hükümleri ile bağlı olduğu, franchise sözleşmesinin 8. Maddesinde, sadece Franchise Veren’in ürettiği/ürettirdiği döner, patates ve onaylı markalı içeceklerin satılabileceği, başka ürün satılamayacağı, malları kendisinin imal etmesi, üçüncü şahıslardan temin etmesi,izin verilenler dışında mal satması veya mağazada farklı ticari faaliyet icrası hâlinde cezai şart ve fesih hakkı düzenlendiği, buna göre davalı tarafça başka ürün satışına izin verilmediği yönündeki feshin haklı fesih olarak ileri sürülemeyeceği, sözleşmenin 16. Maddesinde eğitim verileceğinin düzenlendiği ancak cevap dilekçesinde ekli belgelere göre davalının eğitime katılmadığı, sözleşmenin 17. Maddesine göre davalının denetim yetkisinin bulunduğu, denetimin mobing aracı olarak kullanıldığına yönelik delil sunulmadığı, Davalı Franchise Alan tarafından cevabi ihtarname sunulduğu, feshin haksız olduğuna dair iddialara ilişkin olarak, davalı tarafça sunulu delil bulunmadığı, iddiaların soyut iddia niteliğinde olduğu, alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu, sunulu delillere göre sözleşmenin haklı olarak feshedildiğinin kanıtlanamadığı anlaşılmıştır. Cezai şart, borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi hâlinde doğacak bağımsız bir edim borcudur. Seçimlik ceza koşulunu düzenleyen TBK m.179/I: “Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir.” şeklindedir. Bu durumda alacaklı, ya borcun ya da ceza koşulunun ifasını isteyebilir Sözleşmenin davalı tarafça feshinin yapılamayacağının 29. Maddede düzenlendiği, ancak maddelerinde düzenlenen sözleşmeye aykırılık teşkil eden hallerde cezai şart hükümlerinin bulunduğu, feshin haklı fesih olduğu kanıtlanamadığı sürece, davacı tarafça cezai şartın talep edilebileceği, İlk derece mahkemesinin davalının fesihte haklı olduğun kanıtlayamaması sebebiyle cezai şart talep edebileceği yönündeki kabulü, dosya kapsamına uygun olup, davalının, sözleşmenin haklı feshedildiği ve cezai şart talep edilemeyeceği yönündeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Tacir olan borçlu kural olarak cezai şartın indirilmesini isteyemez ( TTK’nın 22. Maddesi), ancak kararlaştırılan cezai şart, borçlunun ekonomik varlığını ciddi biçimde sarsacak, ticari faaliyetini sürdüremeyecek ölçüde ağır ve fahiş ise, bu durum TBK 27 maddesi uyarınca genel ahlak ve adaba aykırılık teşkil edeceğinden cezai şartın borçlunun ekonomik varlığını ciddi surette sarsacak, iktisaden mahvına sebebiyet verecek ölçüde fahiş olması hâlinde, tacir hakkında dahi TBK m.182/3 uyarınca tenkise gidilebileceği yerleşik içtihatlarla kabul edilmektedir. Mevcut dosyada, TBK 182/3 uyarınca indirim yapıldığı, davalının tacir olmakla birlikte küçük ölçekte bir işletme olması, faaliyet alanı ve sözleşme süresi gözetilerek, %70 oranında indirim yapılması yönündeki değerlendirmesinin dosya kapsamı ve davalının mali durumuna göre hakkaniyete uygun olduğu, cezai şartın indiriminin Mahkemenin takdirinde olması nedeniyle, lehe vekalit ücretine hükmedilemeyeceği bu nedenlerle Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....../03/2024 tarih ve 2023/.... E., 2024/... K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 20.739,87-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 5.184,96-TL harcın mahsubu ile bakiye 15.554,91-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 21/05/2026