Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/6143 E. 2026/2803 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6143
Karar No
2026/2803
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/99 Esas, 2025/974 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 1. Asliye ... Mahkemesi SAYISI : 2018/713 E., 2021/781 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin iş ekipmanlarının kullanımında Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliğine göre Türkiye genelinde periyodik muayene yapan TS EN ISO/IEC 17020 akreditasyonuna sahip A tipi bağımsız muayene kuruluşu niteliği taşıdığını, .. merkezli müvekkilinin, Türkiye genelinde konusunda uzman makine mühendisleri ve elektrik mühendisleriyle periyodik kontroller konusunda hızlı ve kaliteli hizmetler veren tanınmış ve saygın bir şirket olduğunu, davalı ... ..'ın 01.04.2017 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi ile müvekkiline muayene hizmeti vermek üzere müvekkili nezdinde çalışmaya başladığını, ancak bu süreçte kötüniyetli olarak müvekkilinin ticari sırlarını, bilgi ve belgelerini koplayarak işten ayrıldığını ve diğer davalıyı kurduğunu, diğer davalının 25.05.2018 tarihli ... Sicili Gazetesine göre 14.05.2018 tarihinde tescil edildiğini, müvekkili şirketin iş yaptığı diğer şirket yetkililerinden ve çevreden, davalının müvekkiline ait teklif ve bilgileri kullanarak müvekkilinin müşterilerine teklifler verdiğini, hatta müvekkilinin teklif ettiği fiyatların daha altında fiyatlarla bu işlemleri gerçekleştirmeyi taahhüt ederek müvekkilini kötülediğini öğrendiklerini, müvekkilinin davalının kötülemeleri neticesinde adeta pahalı iş yapan, kazıklayan olarak itham edildiğini, ticari bilgilerinin gasp edildiğini, ticari hayatının sekteye uğradığını, kazancından ve kârından yoksun kalarak maddi zarar gördüğünü, tüm bunların ayrıca müvekkiline manevi zarar verdiğini, davalı yanın fiillerinin haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek davalıların haksız rekabetinin tespitini, men'ini, 1.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi zararın tazminini, haksız rekabet fiilleri çerçevesinde müvekkilinin müşterilerine yapılan teklif ve işlerin öncelikle tedbiren durdurulması ve nihai olarak iptalini, davalının elinde bulunan müvekkiline ait ticari sır, bilgi ve belgelerin imhasını talep etmiştir.

II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ..'ın çevresinde saygınlığıyla tanınan, sakin bir hayat yaşayan, başarılı bir iş kadını ve saygın bir elektrik-elektronik mühendisi olduğunu, Nisan 2017 ila Nisan 2018 tarihleri arasında davacı şirket bünyesinde çalıştıktan sonra ayrıldığını, kendisine ait diğer davalıyı kurduğunu, müvekkili ...'ın, davacı şirketten ayrılırken kesinlikle davacı şirketin ticari sırlarını, bilgi ve belgelerini kopyalamadığını, davacı şirketin hisselerinin sahibi ..'un kardeşi ve aynı zamanda davacı şirket çalışanı ... ..'nun, müvekkilinin piyasada kendilerine rakip olacağını düşündüklerini ve çeşitli yollarla müvekkilini yıldırmaya çalıştıklarını, müvekkilinin piyasada iş yaparken başka firmalardan düşük teklifler vererek kendi iş alanını genişletmeye çalışmasının, daha önce çalışıp ayrıldığı şirketi kötülemek olarak değerlendirilmesinin ... hayatın gerekleri ile asla bağdaşmadığını, haksız rekabetin doğmasına neden olan fiil ile oluşacak zarar veya zarar tehlikesi arasında nedensellik bağı olması gerektiğini, davacının hangi zararı gördüğünü ve müvekkilinin hangi fiili ile o somut zararın ortaya çıktığını kanıtlama yükümünün bulunduğunu, bir kişinin bir firmadan ayrılıp başka bir iş yeri açtı diye otomatik olarak haksız rekabet fiilini işlemiş sayılamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında rekabet yasağı sözleşmesi bulunması dolayısıyla haksız rekabete ilişkin düzenlemelerin yer aldığı 6102 sayılı Türk ... Kanunu'nun 54 ve devamı maddelerinin somut olay bakımından uygulama alanı bulamayacağı, taraflar arasında 01.04.2017 tarihinde akdedilen belirsiz süreli iş sözleşmesinin 1.12 hükmü dolayısıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 444 ve devamı maddeleri uyarınca rekabet yasağı sözleşmesinin gündeme geleceği, TBK'nın 444. maddesinde yer alan koşulların sağlandığı, bu kapsamda geçerli bir iş sözleşmesinin var olduğu, sözleşmenin 1.12 hükmü uyarınca rekabet yasağı sözleşmesinin yazılı olarak yapıldığı, işverenin korunmaya değer haklı menfaatinin bulunduğu, TBK'nın 445. maddesinde yer alan sınırlamaların yer aldığı, bu kapsamda sözleşmede yer alan "2 yıl süre ile aynı işi aynı sektörde yapamaz." ifadesi ile davalının, davacı ile aynı konuda faaliyet gösteren başka şirketlerde sözleşme konusuyla aynı içerikte faaliyet gösteremeyeceğinin kararlaştırıldığı, rekabet yasağının sektörel olduğunun ve yasağın 2 yıl süre ile getirildiğinin kararlaştırıldığı, sözleşmede işin yapıldığı mahale ilişkin bir sınırlama getirilmemiş ise de .. ... Sicil Müdürlüğünün dosyaya sunduğu belgeler incelendiğinde, davacı ile davalının aynı il sınırları içerisinde, aynı sektörde faaliyet gösterdiği, böylelikle şeklen davalının TBK'nın 444 ve devamı maddelerinde öngörülen ve sözleşmeye bağlanan rekabet yasağını ihlal ettiği; davacının iddiaları rekabet ihlali açısından değerlendirildiğinde biçimsel olarak davalının rekabet yasağını ihlal ettiğinin kabul edilebileceği, zira davalının, iş akdinin bitimi sonrasında yasak süre içinde davacının çalıştığı iş alanında ve coğrafi bölgede kendi adına ticari işletme açtığı, davalının çalıştığı işin davacının yaptığı iş türünde olduğu, bu nedenle rekabet yasağına aykırılığın koşullarının şeklen oluştuğu, ihlal karşısında davacının zarar talep edebilmesi için zararının oluşması ve bu zararını ispat etmesi gerektiği, davacının sunmuş olduğu belgeler ile zararını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bilirkişi kurulu raporu dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere uygun olarak gerekçeli ve denetime elverişli düzenlendiğinden İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, .. ... Sicil Müdürlüğünden getirtilen kayıtlara göre davalılardan ... Mühendislik Elektrik Makina Teknik Kontrol Danışmanlık Hizmetlerinin şahıs firması olarak sicilde kaydedildiği, bu firmanın sahibi olan diğer davalı gerçek kişiden ayrı bir tüzel kişiliği bulunmadığından bu firma yönünden ayrıca vekâlet ücretine hükmedilmemesinde usul ve yasaya aykırılık görülmediği gerekçesiyle davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, haksız rekabetin tespit ve men'i ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 11.05.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/6143, K. 2026/2803, T. 11.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2025-6143-e-2026-2803-k-8a8b168fb4f8