Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/817 E. 2026/1355 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/817
Karar No
2026/1355
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/817

KARAR NO: 2026/1355

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 20/12/2022

NUMARASI: 2021/680 Esas - 2022/956 Karar

DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/06/2026

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı ve icra takip borçlusu dava dışı ...' ya ait ürünlerin (...) Türkiye'den ... taşınması için anlaşıldığını, bu anlaşma gereğince davacının davalı ve ...'nun ... ... Limanı üzerinden aynı konteyner da ... taşıyacağını, davacı yanın bu taşıma anlaşması doğrultusunda tüm anlaşmalarını yaptığını, Türkiye içinde malları yükleyecek nakliye firması ile de anlaşma yaparak, davalı ve dava dışı borçlu ...'nun ballarının ... ulaşmasının sağlandığını, davalının takip borçlusu dava dışı ...'nun ürünlerinin taşınacağı konteynerlerinde kira bedelini ödediğini, davacının bu taşımacılık için her ne kadar her iki borçlu ile anlaşma yapıp, iki borçlunun mallarını birlikte taşımış olsa da istem üzerine faturaların hepsini ... adına düzenlendiğini, yapılan tüm ödemelerin davalı ... tarafından yapıldığını, bu hususun mail yazışmaları ile de sabit olduğunu, fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını, davalı yanın haksız ve kötü niyetli itirazı ile takibin durdurulduğunu, davalarının kabulüne, borçlunun itirazının iptaline, takibi devamına, davalının alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.

CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının dava dışı takip borçlusu ...'nun mallarının taşınmasına yönelik hiçbir emir ve talimatının bulunmadığını, davalı şirket yetkilisi ... ...'nun yıllar önce Almanya da iş adamları toplantısında ... ile tanışarak samimi olduğunu, ...'nun davalı şirket yetkilisine “maddi durumunun iyi olmadığını, son parti balının yurt dışına çıkartmakta sorun yaşadığını desteğe ihtiyacı olduğunu, gümrükte bir yada birkaç konteyner balının kaldığını," söylemesi üzerine, davalı şirket yetkilisinin ise “ödeme zamanı geldiğinde şirketteki arkadaşların kedisine bilgi vermesi halinde ödeme yaptıracağını” beyan ettiğini, davacının dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu, 17.06.2020 tarihli ... tarafından ... ve ...'e gönderilen mail de “haber geldi yok çıkaramıyorum geri geliyor konteynerlar” ifadesinde bahsedilen ...'nun geri gelen ... olduğunu, ...'nun davalı yetkilisi ... ...'na bildirildiğine göre Mayıs ayında yurt dışına gönderilen balların bir nedenden gümrükte kabul görmediğini ve Türkiye'ye iade edildiğini, (demuraj ödemesi istenilmesinin de bunun kanıtı olduğunu) bu balların uygun bir şekilde yeniden gönderilmesi için davalı şirket yetkilisi ... ... kendi gümrükçülerinden ...'ya ait balların gümrük işlemlerinde yardım istediğini, ...'nun ballarının navlun ve demuraj depozitosunun varış noktası bilinmeden ödenmesi talimatı verildiğini, dosyaya sunulu mail yazışmalarında da taşıma konusu malların davalı yana ait olduğuna ilişkin hiçbir yazışma sunulamadığı gibi, dosyaya davacı yanın davasını ispata yarayan başkaca hiçbir delil sunulmadığını, davanın reddine, davacının alacağın % 20'si oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmişlerdir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Davacı yanın ticari defterlerinde davalı yana ait hiçbir kaydın mevcut olmadığı, davacı yan tarafından davalı yana cari hesap açılmadığı gibi, davalının yaptığı sabit olan, dosyaya dekontları sunulan ödemelerinde, davalı ya da dava dışı takip borçlusu ... adına kaydedilmediği, Davacı yan tarafından dava dışı takip borçlusu ...'ya 2 adet 29.064,00 USD (karşılığı 223.436,58 TL) tutarında fatura düzenlendiği, dava dışı ... tarafından davacı yana ödeme yapılmadığı, bilirkişi tarafından incelenen davacı yanın ticari defterlerinde; davacı yanın dava dışı takip borçlusu ...'dan takip tarihi olan 17.02.2021 tarihi itibariyle 4,00 USD (karşılığı 223.436,58 TL) alacaklı olduğu davacı ile davalı arasında ticari ilişkinin mevcut olmadığı, nazara alınarak davacının davasının reddine, ..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı söz konusu işe ilişkin yükümlenmiş olduğu tüm işleri yaparken davalı tarafın yetkilisi konumunda bulunan ...'dan şirket resmi maili üzerinden talimatlar aldığını ve bu talimatlar doğrultusunda işlemlerine devam ettiğini, gümrükle ilgili işlerde de dosyada açıkça davalı taraf ile vekalet ilişkisi olduğu anlaşılan Gümrük Müşavirliği Firması olan ... .... Şti. ile yapılan mail yazışmalarıyla bu işlemler yapıldığını, mahkemece ne davalı şirketin yetkilisi konumunda bulunan ...'ın şirketin resmi mail hesabından göndermiş olduğu mailler ne de ... .... Şti. tarafından atılan maillerin göz önünde bulundurulmadığını, davacı ile davalı ve diğer borçlu ...'nun mallarının ... taşınması konusunda anlaşıldığını, bu anlaşma sonrası davalının yetkili ... şirketin resmi mail hesabından mailler göndererek davacıya işle ilgili talimatlar verdiğini ve davalının resmi banka hesabından işle ilgili davacıya para transferi yaptığını, söz konusu banka dekontları da dosyada mevcut olmasına ve tüm itirazlarına rağmen mahkemece eksik ve hatalı inceleme sonucu oluşturulan bilirkişi raporuna itibar edildiğini, bilirkişilerce davacıyla hem ticari ilişki bulunulmadığı iddia edilirken hem de davalı yanın ticari defterleri incelendiğinde ticari ilişkinin mevcut olduğunun ikrar edilmesine rağmen kanaat kısmında taraflar arasında bir ticari ilişki bulunmadığına ilişkin bir rapor hazırlanmasının büyük çelişki oluşturduğunu, dosyada mevcut olduğu üzere illiyet bağı kurulabilecek 2 adet mail değil daha fazla mail mevcut olduğunu ve bilirkişilerce eksik inceleme yapıldığını, söz konusu taşımacılık işiyle ilgili tüm emir ve talimat ile işin işleyişiyle ilgili bilgileri davalı ... ... A.Ş. yetkilisi ...'ın davalı şirketin resmi maili üzerinden yaptığını, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE : Dava, taşıma sözleşmesine dayalı faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali, davasıdır. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, taraflar arasında takip konusu faturalara konu ticari ilişki bulunup bulunmadığı, davalının takip konusu faturalardan sorumlu olup olmadığı noktasındadır.

Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu ve dava dışı ... hakkında, İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, " 04.12.2020 tarihli 22.324,00 USD tutarlı fatura, 26.01.2021 tarihli 6.740,00 USD tutarlı fatura" sebebine dayalı olarak toplam 29.849,02 USD alacağın tahsili istemiyle 17.02.2021 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, davalının itirazı üzerine davalı yönünden takip durmuştur.

Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. İlk derece mahkemesince tarafların ticari defterleri ve dosyaya sunulan taşıma evrakları incelenerek düzenlenen bilirkişi raporunda, davacının ticari defter ve kayıtlarına göre, davacı ile davalı arasında ticari ilişkinin bulunmadığı, davalı tarafından davacıya yapılan 12.08.2020 tarihli 1.000,00 Euro ve 6.700,00 Euro tutarlı ödemelerin davalı yada dava dışı takip borçlusu ... adına ödeme olarak kaydedilmediği, ödemelerin davacı tarafın kendisinin bankaya yatırdığı nakit para şeklinde kaydedildiği, davalının ticari defter ve kayıtlarına göre, davacıya 2 adet toplam 7.700 Euro ödeme yaptığı, taraflar arasında başkaca ticari ilişki bulunmadığı, takip konusu 2 adet faturanın dava dışı borçlu ... adına düzenlendiği, taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığı, davacı tarafından davalıya verilen teklif yada davacının hizmet alan olduğuna ilişkin dosyada somut ispata yeterli belge bulunmadığından, davacı tarafından dava dışı ...'ya düzenlenen fatura bedellerinden davalının sorumlu olduğu iddiasının ispata muhtaç olduğu tespit edilmiştir.Bilirkişi raporu denetime elverişli olup Mahkemece hükme esas alınmasında herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.

Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir.

Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.

Diğer tarafın 2. fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir.

Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 195/1. Maddesine göre, borçlu ile iç üstlenme sözleşmesi yapan kişi, borcu bizzat ifa ederek veya alacaklının rızasıyla borcu üstlenerek, borçluyu borcundan kurtarma yükümlülüğü altına girmiş olur. TBK'nın 196/1. Maddesine göre de, borçlunun yerine yenisinin geçmesi ve borcundan kurtarılması, borcu üstlenen ile alacaklı arasında yapılacak sözleşmeyle olur. Buna göre borcun üstlenilmesinde asıl borçlunun borçtan kurtarılması esastır. Yani bu halde borçlu değişir. Ancak eldeki davada ise, 26/07/2013 tarihli belge ile borçlunun değişmesi söz konusu değildir. Bahsi geçen belge teminat niteliğindedir.

TBK'nın 201. maddesinde, borca katılma, mevcut bir borca borçlunun yanında yer almak üzere, katılan ile alacaklı arasında yapılan ve katılanın, borçlu ile birlikte borçtan sorumlu olması sonucunu doğuran bir sözleşme olarak tanımlanmış ve borca katılan ile borçlunun, alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olacakları düzenlenmiştir.

Borca katılma sözleşmesinin geçerliliği kanununda herhangi bir şekil şartına bağlanmamıştır. Ancak TBK'nın 603. maddesindeki, kefaletin şekline, kefil olma ehliyetine ve eşin rızasına ilişkin hükümler, gerçek kişilerce, kişisel güvence verilmesine ilişkin olarak başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere de uygulanır, şeklindeki düzenlemesi kapsamında şahsi bir teminat niteliğinde olan borca katılma halinde de kefalet sözleşmesi hakkında öngörülen şekil kurallarının aranması gerekir. TBK'nın 583. Maddesinde, Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şart olduğu düzenlenmiştir.

Somut olayda, davacı tarafından alacağın dayanağına ilişkin dava dışı diğer borçlu ...'ya düzenlenen faturalar sunulmuş ise de, davalının davacıya taşıma yaptırdığı ve takip konusu faturalara konu alacaktan davalının sorumlu olduğuna, davalının...'nun borcuna katıldığına veya üstlendiğine ilişkin dosyada kanaat getirici bir belge mevcut değildir. Davalının dava dışı ... adına salt ödeme yapması, ...'nun borcunu üstlendiği, borcuna katıldığı anlamına gelmeyeceğinin kabulü gerekir. Davacının ticari defterlerinde kayıtlı olan faturadan davalının sorumlu olduğu ispatlanması gerekli olup, fatura düzenlenmesi ve dayanağı kanıtlanamayan bu faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olması tek başına davacının iddialarını ispata elverişli değildir.

Her ne kadar davacı mail yazışmalarını da sunmuşsa da, söz konusu yazışmalardan 10.08.2020 tarihli ... tarafından davalı şirketin sorumlusu ...'a atılan mailde, ''1.000,00 Euro demuraj depozitosu ödeme yapmanız gerekmektedir'' yazdığı, 11.08.2020 tarihli ... tarafından ...'a gönderilen mailde,'' dün ... Beyle yapılan görüşmede ödeme yapılacağı belirtildi ordino teslimi için sizden navlun ve demuraj depozitosu ödemesi yapılmasını bekliyoruz'' yazdığı görülerek, söz konusu maillerden davacının mallarının taşındığı, taşımayı davalının yaptırdığı, dava dışı ...'nun mallarının taşınması nedeniyle düzenlenen faturalardan davalının sorumlu olduğunun ispatına elverişli değildir.

Kaldı ki davacının kendi defterlerinde davalı adına herhangi bir kayıt bulunmadığı gibi, dava dışı borçlu ... adına düzenlenen takip konusu 2 adet toplam 29.064,00 USD tutarlı faturalar nedeniyle ...'dan alacaklı olduğunun kayıtlı olması karşısında, davacının kendi defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olmasına göre Mahkemece ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 3.629,90 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile kalan 2.897,90 TL istinaf karar harcının talep halinde karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,

3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4- Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.24/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/817, K. 2026/1355, T. 24.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-817-e-2026-1355-k-a10b2fd50fe0