Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/408 E. 2026/2621 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/408
- Karar No
- 2026/2621
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/604 E., 2023/356 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Sapanca 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2014/256 E., 2020/330 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ... ve arkadaşları vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede 1965 yılında orman kadastro çalışması, 1975 yılında yapılan 766 sayılı Tapulama Kanunu kapsamında yapılan tapulama çalışması, 15.12.1989 tarihinde ilan edilen 2/B çalışması ve 2022 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu bulunmakta olup tapulama çalışmasında dava konusu Sakarya ili ..... ilçesi ..... köyü 478 parsel sayılı taşınmaz tarla vasfıyla ve 10.680,00 m² yüzölçümü ile... ve ... adına ½ oranında tespit ve tescil edilmiş, ...nın kimlik bilgisi tapuda ...olarak, ...’nın kimlik bilgisi tapuda ... olarak, düzeltilmiştir. 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosunda ise 478 parsel sayılı 10.680,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 9 24... parsel numarasıyla ve 10.678,45 m² yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir. 2. Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilin murisinin .... ilçesi ...köyü .... mevkinde bulunan 178 parsel sayılı ve 10.680 m²lik taşınmazına orman şerhi koyulduğunu, müvekkillerinden birinin tapuya gitmesiyle satış için bu durumun öğrenildiğini, taşınmazın orman özelliği taşımadığından orman şerhinin kaldırılmasına, olmadığı takdirde tapulu taşınmazın orman olarak sınırlandırılması nedeniyle açılan taşınmazın rayiç bedelinin tespit edilerek belirsiz alacak olarak hüküm altına alınmasına, taşınmazın üzerinde bulunan ağaç vs. tespiti ve müvekkillerinin kar ve zaman kaybı nedeniyle uğradığı zararların (kar mahrumiyeti nedeniyle), ayrıca daha önce açtığı davalar nedeniyle uğradığı zararların tespiti ve hüküm altına alınmasına, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla tespiti ve şimdilik 10.000,00 TL'nin faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir. 3. Birleşen 2014/504 Esas sayılı davada davacılar vekili dava dilekçesinde; ...... ili ......ilçesi ..... Mahallesi mülki sınırları içerisinde kalan 478 parselin üzerine orman şerhi konulduğunu müvekkilinin güven duyduğu tapu kaydının kesinleşmiş orman tahdidi sınırları içerisinde kalması nedeniyle maddi olarak ciddi bir zarara uğradığını belirterek, taşınmaz üzerinde yer alan orman şerhinin kaldırılmasını bunun mümkün olmaması halinde şimdilik 10.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini ve dava dosyasının Sapanca Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/256 Esas sayılı dosya ile birleştirilmesini talep etmiştir. 4. Birleşen 2015/214 Esas sayılı davada davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde; ... köyü mülki sınırları içerisinde kalan 478 parselin orman yapıldığını, parselin bir kısmı Devlet ormanı içinde kaldığını, bir kısmının da 2B alanı içerisinde kaldığını, bu kısmın da eylemli ormana dönüştüğünü, ...köyü 478 numaralı parselin tapu kaydının iptalini, müdahalenin önlenmesini ve taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tescilini istemiştir. II. CEVAP Asıl davada davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; bu tür davalarda adli yargının değil idari yargının görevli olduğunu, davacının davasının orman vasfında olan taşınmaz için tazminat talebine ilişkin olduğunu, bu tip davaların Orman İdaresine yöneltilemeyeceğini, hak düşürücü süre itirazlarının saklı olduğunu, Devlet ormanlarının özel mülkiyete konu olması ve tapuya bağlaması Anayasanın 169. hükmü gereğince mümkün olmadığını, orman dışına çıkarılmayan bir yer için gerçek kişinin 2/B maddesinin tespiti için dava açmasında bu yerin Hazine adına orman dışına çıkarılması gerekeceğinden hukuki menfaati bulunmadığını, nitelik kaybı nedeniyle orman dışına çıkarılmamış ise çıkarılmasının istenemeyeceği gibi gerçek kişilerin çıkarılması için dava açmakta hukuki yararları ve aktif dava ehliyetlerinin olmadığını, tüm bu sebeplerle yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Asıl davada davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; tapu kaydında şerh bulunmadığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesi gereğince davanın süresinde açılmadığını ve davanın süresi içerisinde açılmadığından reddinin gerekmekte olduğunu ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. Birleşen 2014/504 Esas sayılı davada davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; Davanın hak düşürücü ve zamanaşımı süresi içeresinde açılmadığını, husumet itirazlarının bulunduğunu ve dava konusu taşınmazın orman olduğunu ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. Birleşen 2014/504 Esas sayılı davada davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; Davanın hak düşürücü ve zamanaşımı süresi içeresinde açılmadığını ve husumet itirazlarının bulunduğunu ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. Birleşen 2015/214 Esas sayılı davada davalılar vekili cevap dilekçesinde; Dava konusu taşınmazın orman olmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın orman olarak sınırlandırıldığı, mülkiyet ve tasarruf imkanının ortadan kaldırıldığı, orman bilirkişisinin sunduğu raporda taşınmazın tamamının orman niteliğinde bulunduğunun belirtildiği, taşınmaz orman vasfında olduğundan özel mülkiyete konu olamayacağı ve Hazine adına tescilinin gerektiği, tapu siciline güven ilkesi gereği Devletin kusursuz sorumluluğu gözetilerek tapu maliklerine uğradıkları zararın ödenmesi gerektiği, dava konusu 478 parsel sayılı taşınmazın tazminat hesabına esas değerinin belirlenmesi teknik bilgiyi gerektirdiğinden mahallinde keşif yapılarak uzman ziraat mühendisi bilirkişisinden rapor istendiği, ziraat mühendisi bilirkişinin 24.03.2015 tarihli raporunun hükme esas almaya elverişli görüldüğü, taşınmazın değerlendirme tarihi itibarıyla vasfının karışık meyve bahçesi olarak ve buna bağlı olarak net gelir metoduna göre değerinin belirlenmesinin isabetli görüldüğü gerekçesiyle, asıl ve birleşen 2014/504 Esas sayılı davanın davalı Hazine yönünden kabulüne, 478 parsel numaralı taşınmazın tamamı için 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesi gereğince 393.558,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Hazineden alınarak davacılara tapudaki hisseleri ve veraset ilamındaki payları oranında verilmesine, tapudaki takyidatların davacılara ödenecek bedele yansıtılmasına, asıl ve birleşen 2014/504 Esas sayılı davanın davalı ... İdaresi yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, birleşen 2015/214 Esas sayılı davanın kabulüne, 478 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar ... ve arkadaşları vekili ile davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; tespit edilen bedelin çok düşük ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dava tarihindeki piyasa koşulları ile tespit edilen bedelin arasında çok büyük fark olduğunu ve dava konusu yerin orman olmadığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; belirsiz alacak davası şeklinde açılan davanın dinlenilmemesi gerektiğini, bu nedenle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, orman şerhi konulması hususunda Hazineye herhangi bir mesuliyet yüklenemeyeceğini, davanın müvekkili İdare açısından husumet yönünden reddinin gerektiğini, hükmedilen tazminat bedelinin fahiş olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesinde belirtilen on yıllık süre içinde dava açılmadığını ve davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kesinleşmiş orman tahdidi içinde bulunup bulunmadığı ve 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesi gereğince hükmedilen tazminat bedelinin yerinde olup olmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar ... ve arkadaşları vekili ile davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 552,10 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.