Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/1520 E. 2026/3336 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1520
- Karar No
- 2026/3336
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/808 E., 2026/33 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Sakarya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/418 E., 2025/39 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davanın davacısı Orman İdaresi vekili ve birleşen davanın davacısı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sonucunda, Sakarya ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 395 parsel sayılı 2.900,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, tarla vasfıyla ... adına tespit ve tescil edildikten sonra, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/2-a maddesi uyarınca yapılan yenileme çalışmalarında yeni 24 36... parsel numarasıyla 2.912,42 m² yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir. 2. Asıl davada davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde özetle; Sakarya ili ... ilçesi ... Mahallesi mülki sınırları içerisinde kalan 24 36... parsel sayılı taşınmazın orman kadastrosu ile kesinleşen orman tahdit sınırları içerisinde kalan koordinatlarla sınırlı bölümünün tapu kaydının iptali ile tüm takyidatlardan ari olarak orman vasfıyla Hazine adına tescilini talep etmiştir. 3. Birleşen davada davacısı ... vekili dava dilekçesinde özetle; Sakarya ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan 24 36... (eski 395) parselin kesinleşen orman sınırında kalması nedeniyle tapu kaydının iptali ile tüm takyidatlardan ari olarak orman vasfı ile Hazine adına tescilinin talep edildiğini belirterek, işbu davanın kabulü ile davanın Sakarya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/418 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, 24 36... (eski 395) parselde kayıtlı taşınmazın değerinin bilirkişilerce hesaplanmasının ardından ıslah hakkı saklı kalmak kaydıyla 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesi uyarınca şimdilik 10.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekilinin cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz 1991 yılında orman olarak sınırlandırıldığını, 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, bu nedenle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "orman kadastro çalışmaları sonucunda çekişmeli taşınmazın tapu kaydına orman şerhi konulduğu sabit olup, bu şerh uyarınca Anayasada öngörülen hükümler gereğince Orman İdaresinin açmış olduğu tapu iptal ve tescil talebinin de kabulü gerekmekle birlikte bu durumda tapu sahibinin mülkiyet hakkının tamamından yoksun bırakıldığı anlaşıldığına göre ıslah yoluyla artırılan tutar olan 733.347,36 TL tazminatın taşınmazın adına tescili sağlanan davalı Hazineden alınarak davacıya verilmesine ve bu nedenle gerek ana davada gerekse birleşen davada taşınmazın davacı/karşı davalı adına olan tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar vermek gerekmiş, ana davada tapu iptal ve tescil kararı verildiğinden birleşen davada ayrıca tescil hükmü verilmesi gerekli bulunmadığı, ana davada talebi doğrultusunda tapu iptal ve tescil kararı verilen Orman İdaresi lehine, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Tebligat Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik yapılmasına Dair Kanun'un (6099 sayılı Kanun'un) 16. maddesi ile 3402 sayılı Kanuna eklenen 36/A maddesi dikkate alınarak vekalet ücreti dahil yargılama giderleri takdir edilmediği," gerekçesiyle, asıl dava bakımından; dava konusu 24 36... parsel (eski 395 parsel) sayılı taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile taşınmazın tapu kaydında yer alan tüm ayni hak ve şerhlerin terkin edilmesi suretiyle Hazine adına orman vasfıyla tapuda tesciline; birleşen dava bakımından; dava konusu 24 36... parsel (eski 395 parsel) sayılı taşınmazın tapu kaydının hatalı tutulmasından dolayı davacının uğramış olduğu zarar bedeli olarak hesaplanan, dava ve ıslah dilekçesi ile talep edilen 733.347,36 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 13.02.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Hazineden alınarak davacıya verilmesine, taşınmazın tapu kaydındaki takyidatların tazminat bedeline aktarılmasına, asıl davada Sakarya ili ... ilçesi ... Mahallesinde kain 24 36... parsel (eski 395 parsel) sayılı taşınmazın takyidatlardan ari şekilde orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmiş olduğundan tapu iptali ve tescil bakımından yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "asıl davada iptali talep edilen tapunun malikinin asıl davanın davalısı ve birleşen dosya davacısı ... olmadığı anlaşıldığından, mahkemece asıl davanın pasif taraf sıfatı yokluğundan, birleşen davanın ise aktif taraf sıfatı yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken davaların kabulüne karar verilmesi hatalı bulunmuş ise de; bu hatanın giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği" gerekçesiyle birleşen davanın davalısı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun resen dikkate alınan sebeple kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın pasif taraf sıfatı yokluğundan, birleşen davanın ise aktif taraf sıfatı yokluğundan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Asıl davanın davacısı Orman İdaresi vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davanın açıldığı tarihte dava konusu taşınmaz tapuda davalı adına kayıtlı olup, idarenin taşınmazın üçüncü birine ait olduğunu bilmesinin mümkün olmadığını, bu hususun tapuda düzeltim işleminden sonra açığa çıktığını, idareye 6100 sayılı Kanun'un 124. maddesi gereği taraf değiştirme imkanının tanınması gerektiğini, tapu kayıtlarında açık bir hata olmadığını, bunun ancak araştırma sonucu ortaya çıkabilecek bir durum olduğunu, bir diğer husus da davanın açıldığı tarihte tapuda malik görünen davalı, Hazine lehine 4721 sayılı Kanun’un 1007. maddesi uyarınca dava açmış olup bu durum davalının taşınmaza malik olma iradesinde bulunduğunu ortaya koyduğunu, asıl davanın reddine karar verilmesi hatalı olduğu gibi davanın açıldığı tarihte tapuda taşınmaz adına kayıtlı olduğu ve kendisinin malik sıfatıyla hareket ederek tazminat davası açtığı gözönünde bulundurulduğunda davalı lehine vekalet ücretine karar verilmesinin davalının Mahkemece ödüllendirilmesine sebep olduğunu, dava açıldığında davalı davayı kabul etmeyerek taşınmazın kendisine ait olmadığını beyan etmediği gibi üstüne bir de tazminat davası açarak taşınmazı sahiplenme iradesi ortaya koyan davalı lehine vekalet ücretine karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek, hükmün bozulmasını talep etmiştir. 2. Birleşen davanın davacısı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf incelemesi sırasında ... Tapu Müdürlüğünün açıkça mevzuata aykırı şekilde hareket ederek taşınmazın mülkiyetinin başkası adına tescilini sağlayarak 31.05.2016 tarihli 2016/2 sayılı Tapu Sicilinde Düzeltmelere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Genelge ile tapu sicilinde yapılacak düzeltmelerin usul ve esasları düzenlenmiş ve Tapu Müdürlüğü TC kimlik bilgisinde değişiklik yapılarak yalnızca bir düzeltme işlemi tesis edildiğini ileri sürmekte ise de gerçekte hak sahipliğinde değişikliğe gidildiğini ve tapu kaydının üçüncü bir şahıs adına tescil edildiğini, Tapu Müdürlüğü ile yapılan görüşme sırasında taşınmazın bulunduğu yer olan ... Muhtarı ... tarafından tanzim edilen ilmühabere göre söz konusu belgede, mahallede kayıtlı başka bir ... bulunmadığı ve taşınmazın uzun yıllardır 232.........070 TC kimlik numaralı ... tarafından kullanıldığının ileri sürüldüğünü, uyuşmazlığa konu taşınmazın orman sınırları içerisinde kaldığı ve orman niteliği taşıdığını, bu nedenle taşınmazın fiilen kullanılmasının mümkün olmadığını, dolayısıyla 2010 yılında vefat eden ve mirasçılarının hak iddia ettiği ... isimli şahsın bu taşınmazda malik olması ve taşınmazdan fiilen yararlanmış olmasının hukuken ve fiilen mümkün olmadığını, diğer yandan müvekkilinin de ... nüfusuna kayıtlı ... olmasına rağmen başka bir ... bulunmadığı yönündeki beyanın açıkça Tapu Müdürlüğünü yanıltmaya yönelik olduğunu, İstinaf Mahkemesi, yetki sınırını aşarak İlk Derece yargılamasında hiç tartışılmayan ve taraflarca ileri sürülmeyen bir hususu değerlendirme konusu yaparak, İlk Derece yargılamasından sonra meydana gelen hukuki durumu kamu düzenine aykırılık olarak nitelendirmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, hükmün bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Asıl dava kesinleşen tahdide dayalı tapu iptali ve tescil, birleşen dava ise 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesi gereğince tazminat istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, eldeki davada 4721 sayılı Kanun' un 1007 maddesi uyarınca tazminat isteme koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asıl davanın davacısı Orman İdaresi vekili ve birleşen davanın davacısı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. uyarınca ONANMASINA, Peşin alınan 732,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, 7139 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.05.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.