Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1665 E. 2026/3333 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1665
- Karar No
- 2026/3333
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1128 E., 2025/58 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Muğla Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/153 E., 2023/36 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesinde ilk tesis tapulama çalışmaları, 1955 yılında 5602 sayılı Tapulama Kanunu hükümlerine göre yapıldığı ve dava konusu taşınmazların bulunduğu yer 1/2000 ölçekli kadastro paftasında “Devlet Çam Ormanı” belirtmesinin bulunduğu alanda kalmakta olduğu, bu tahdidin kesinleşmediği ve tapulama dışı alan olarak bırakıldığı görülmüştür. Daha sonra 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi kapsamında yapılan kadastro çalışmaları esnasında 2 06... parselin 50,14 m², 2 06... parselin 909,95 m² ve 2 06... parselin de 3.043,76 m² yüzölçümleri ve tarla vasıflarıyla Hazine adına komisyon kararına yapılan itiraz sonucu 10.06.2021 tarihinde tespit edildiği ve tutanağın edinme sütununda ... oğlu ... kullanımında olduğunu belirtildiği, davaya konu ... Mahallesinde ilk orman tespit ve tahdit çalışmalarının 1967 yılında 6831 sayılı Orman Kanunu'na göre yapılan seri bazlı orman tahdit çalışmasında dava konusu taşınmazların orman sayılmayan sarı renkli ziraat alanında kaldığı ve bu tahditin 26.07.1969 tarihinde ilan edilerek kesinleştiği anlaşılmıştır. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesinde 2020 yılında yapılan 3402 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, taşınmazın Hazine adına tespit edildiğini, oysa ki taşınmazda imar ihya çalışmalarının tamamlanarak zilyetlik koşullarının gerçekleştiğini, orman vasfının bulunmadığını belirterek, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin iptalini ve adına tescili ile taşınmazların müvekkil zilyetliğinden bulunması nedeniyle, taşınmazların kullanıcı hanesine müvekkilinin adının kaydedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; ... ilçesi ... Mahallesi 2 06... , 3 ve 4 parsellerde uygulanan 3402 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesi uygulaması sonrası kadastro tespitinin iptali ve davacı adına tescilini mümkün olmadığı takdirde kullanıcı olarak kaydedilmesi talepli davasını ikame ettiğini belirterek, davanın müvekkil açısından usul ve esastan reddini savunmuştur. 2. Davalı Hazine vekilinin cevap dilekçesinde; taşınmazlar niteliği itibarıyla zilyetlikle edinmeye elverişli yerlerden de olmadığını, zilyetliği destekleyen vergi kaydı vs. de bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. 3. Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde; taşınmazları malik sıfatıyla zilyetliğinde bulundurmayan davacının tescil talebinin haksız olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Davaya konu taşınmazların 1955 yılındaki tapulama çalışmalarında ... Devlet Çam Ormanı vasfıyla tescil harici bırakılması, en eski tarihli hava fotoğraflarında taşınmazların içerisinde çalı ve bitki formlarının bulunması nedeniyle, mahalli ve tutanak bilirkişilerinin, dava konusu 2 06... ve 3 parsellerin uzun yıllardır boş olduğu, kimsenin kullanımında olmadığı, öncesinde okaliptüs ağaçlarının bulunduğuna dair teknik bilirkişi raporunu doğrular nitelikteki beyanları, taşınmazların 2009 yılı hava fotoğrafında ve 2013 yılı uydu görüntüsünde dahi orman parseli ile benzer görünümde olmaları, taşınmazların imar planına alınma tarihleri 2017 yılı olması ve kanunda aranan 20 yıllık sürenin dolmaması birlikte değerlendirildiğinde 2 06... parsel ve 3 parsel sayılı taşınmazlara yönelik davasının reddine, komisyon kararı gibi tapuya kayıt ve tesciline; diğer taşınmaz olan 2 06... parsel yönünden ise tutanak bilirkişi ..., ... ve davacı tanığı ...'ın beyanlarında dava konusu 2 06... parsel sayılı taşınmazın uzun yıllar önce imar ve ihya edilmiş vaziyette olduğu, davacının, annesinin ve annesinin babasının malik sıfatıyla, aralıksız ve nizasız bir şekilde zilyet olunduğuna dair beyanları, teknik bilirkişi raporunda taşınmazın orman vasfında olmadığı,1992 yılında imar ve ihyasının tamamlandığı, taşınmazın 1992 yılından günümüze kadar tarımsal faaliyetlerde tarla vasfıyla kullanıldığı yönündeki bilimsel açıklamaları birlikte değerlendirildiğinde 2 06... parsel sayılı taşınmazın imar ve ihyasının 1992 yılında tamamlandığı, davacının 1992 yılından Nazım İmar planına alınma tarihi olan 2017 yılına kadar malik sıfatıyla, aralıksız ve nizasız bir şekilde 20 yıllık zilyetlik süresini doldurduğu, davacının ve miras bırakanlarının daha önce aynı çalışma alanında belgesizden herhangi bir kazanımlarının olmadığının tespit edilmesi nedeniyle, 3402 sayılı Kanun'un 17. ve 14. maddeleri uyarınca davacı lehine şartların oluştuğu anlaşıldığından, davacının 2 06... parsel sayılı taşınmaza yönelik davasının kabulüne ve 2 06... parsel sayılı taşınmazın komisyon kararının iptali ile tarla vasfıyla 3.043,76 m² olarak belgesizden davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, tespit maliki Hazine olduğundan ... Belediye Başkanlığına ve ... Belediye Başkanlığına husumet düşmeyeceği" gerekçesiyle taşınmazların kullanıcı hanesine davacının kaydedilmesi talebinin hukuki yarar yokluğundan usulden reddine, mülkiyete yönelik davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesi 2 06... parsel sayılı taşınmazın 10.06.2021 tarihli komisyon kararının iptali ile tarla vasfıyla 3.043,76 m² olarak 496....... T.C. kimlik numaralı ... adına tapuya tesciline, Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesi 2 06... ve 3 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitinin 10.06.2021 tarihli komisyon kararı gibi tapuya tescillerine, 25.01.2023 havale tarihli bilirkişi raporunun kararın eki sayılmasına, ... ve ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili ve davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''dava konusu kadastro çalışmasının kullanım kadastrosu çalışması olmayıp 3402 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesi uyarınca yapılan tamamlama kadastrosu olması nedeniyle, taşınmazların beyanlar hanesine kullanıcı şerhi verilmesi talebi yönünden, davacının hukuki yararı olmadığından terditli bu talep yönünden davanın hukuki yarar yokluğundan reddine; davalılar ... ve ... Belediye Başkanlığının tespit maliki olmaması nedeniyle bu davalılar yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddi" gerekçesiyle davacı vekili ile davalı Hazine vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişiler tarafından ikame edilen raporun hukuka ve hayatın olağan akışına aykırılık teşkil ettiğini, zira zeminde bir bütün olarak zirai ürün hasadı yapılan, imar ve ihyası bitirilmiş şekilde uzun yıllardır müvekkili tarafından kullanılan her üç taşınmazla ilgili farklı topografik özelliklerin bulunduğu iddiasının kabul edilemeyeceğinin izahtan vareste olduğu ve defaatle belirtildiği üzere her üç taşınmazın sınır komşusu olduğu, zeminde bir bütün olarak uzun yıllardır ekilip dikildiği ve tanık beyanlarından da bu hususun anlaşıldığını, ... ve ... hakkında, "pasif husumet yokluğu" sebebiyle reddine dair İlk Derece Mahkemesinin kararına ilişkin yapmış oldukları istinaf başvurularının Bölge Adliye Mahkemesince reddine karar verilmesinin hukuka ve kanuna aykırılık teşkil ettiğini, İlk Derece Mahkemesi tarafından terditli olarak "taşınmazların kullanıcısının müvekkil olduğu yönünde şerh düşülmesi" taleplerinin reddine karar verilmesinin hukuka ve kanuna aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince söz konusu durum gözardı edildiğini ve bu nedenle istinaf kararın bozulması gerektiğini, ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kadastro tespitine itiraz ve tescil ile zilyetlik sebebiyle davacı adına kullanıcı şerhi istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekili ve davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacı ...'dan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.