Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/2049 E. 2026/3331 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2049
- Karar No
- 2026/3331
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2026/29 E., 2026/113 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2019/75 E., 2021/67 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında yapılan kullanım kadastrosu sırasında, 2 70... parsel sayılı 706,78 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine "6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, taşınmazın 2000 yılından beri 1/2'şer payla müştereken ... ve ...'nın kullanımında olduğu" şerhi yazılarak, tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; taşınmazın tamamının kendi fiili kullanımında olduğunu ileri sürerek, kadastro tutanağının iptalini ve taşınmazın tamamının kendi kullanımında olduğuna dair şerh verilmesini talep etmiştir. 3. Birleşen dosyada davacı ... vekili dava dilekçesinde; taşınmazın tamamının müvekkilinin fiili kullanımında olduğunu ileri sürerek, kadastro tutanağının iptalini ve taşınmazın tamamının müvekkilinin kullanımında olduğuna dair şerh verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın zilyetlik yoluyla iktisabının mümkün olmadığını, kullanım kadastrosunun usul ve kanuna uygun olarak yapıldığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Mahallinde yapılan keşifte, mahalli bilirkişiler ve davacı ... tanıkları, dava konusu taşınmazın ...'un zilyetliğinde olduğunu, üzerindeki zeytin ağaçlarını diktiğini ve suladığını, taşınmazın etrafını çitle çevirdiğini, o tarihten beri davacını zilyetliğinde olduğunu ifade etmiş, davalı birleşen dosya davacısı ... tanıkları ise dava konusu taşınmazı 1994 yılında ...'den satın aldığını, 2000'li yıllarda zeytin ağacı diktiğini ifade etmiştir. Kullanım kadastrosunun amacı, Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılan taşınmazların tespit tarihindeki kullanıcı ve muhdesatlarının aidiyetinin belirtilmesi olup, tespit tarihinde devam eden fiili kullanımın varlığı gereklidir. Davalı birleşen dosya davacısı ..., dava konusu taşınmazın yanında bulunan 2 70... parselin tapu maliki olduğu iddiası ile dava konusu taşınmazın da zilyedi olduğunu iddia etmiş ise de, tespit tarihinde taşınmazın kullanıcısı olduğu iddiasını ispata yeter delil bulunmamaktadır. Tanık anlatımları da 15-20 sene öncesi gözlemlere dayalı olup, tespit tarihi ve öncesinde davalı-birleşen dosya davacısı ...'nın ne suretle taşınmazı kullandığına ilişkin aydınlatıcı beyanları bulunmamaktadır. Davacı tanıkları ve mahalli bilirkişi beyanlarından, davacı ...'un birkaç sene önce taşınmazın etrafını çitle çevirerek zeytin ağaçları diktiği, zilyetliğinin tespit tarihinde de devam ettiğinin anlaşıldığı, davalı-birleşen dosya davacısının ise taşınmazdaki zilyetliğinin ispatlanamadığı" gerekçesiyle davacı ...'un davasının kabulüne, 2 70... parselin kullanım kadastro tespitinin iptaline, taşınmazın beyanlar hanesindeki "bu parsel, 2000 yılından beri 1/2 şer hisselerle müştereken ... oğlu ... ve ... oğlu ...'nın kullanımındadır", ibaresinin iptaline, yerine "bu parsel 2014 yılından beri, ... oğlu ...'un kullanımındadır" şerhi verilerek tutanaktaki diğer hususlar aynen bırakılmak suretiyle tarla vasfıyla Hazine adına tapu tesciline, birleşen dosya davacısı ...'nın davasının reddine karar verilmiş ve kararı davalı birleşen dosya davacı ... vekili ve davalı ... vekilinin istinaf ve temyiz istemleri reddedilerek 02.04.2024 tarihinde kesinleşmiştir. IV. TAVZİH TALEBİ VE SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Davacı ... vekili tavzih talepli dilekçesinde; müvekkili tarafından açılan davanın kabulüne karar verildiğini, dava konusu taşınmazın müvekkili tarafından dava tarihinden 10 yıl öncesinden itibaren zilyet olarak kullanıldığını, müvekkilin talebinin 2009 tarihinden bu yana taşınmazın kullanımında olduğuna yönelik olduğunu ancak tapu kütüğüne 2014 yılından bu yana zilyet olduğu şeklinde şerh düşüldüğünü, müvekkilinin 2014 yılından bu yana zilyet olduğuna dair herhangi bir talebinin ve beyanının olmadığını, taşınmazın tapu kütüğüne 2014 yılından beri kullanımda şeklinde şerh düşülmesi sebebiyle 6292 sayılı Kanun 6. madde 1. fıkrasında yer alan 2/B alanlarının kanunun yürürlüğe girdiği tarih olan 31.12.2011 tarihi öncesi zilyetlik şartı uygun olmaması gerekçesiyle taşınmazı satın alma konusunda hak sahibi olunmadığı gerekçesiyle satın alma başvurusunun reddedildiğini ileri sürerek, tavzih talebinin kabulü ile taşınmazın zilyetlik yılının 2009 yılı olarak düzeltilmesini talep etmiştir. Davalılar tavzih talebine karşı cevap dilekçesi vermemişlerdir. İlk Derece Mahkemesinin 03.11.2025 tarihli ek kararı ile "Dosyanın incelenmesinden davacı ...'un beyanlar hanesinde verilen 2014 yılına dair şerhin 2009 yılı olarak değiştirilmesini talep ettiği, ancak bu talebin tavzih ya da tashih kapsamında değerlendirilemeyeceği, 2014 yılına dair verilen şerhin mahkememiz kararının ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesi ile de uyumlu olduğu, 2014 yılının yazımında herhangi bir yanlışlık bulunmadığı, 2014 yılı yerine 2009 yılının yazılması şeklindeki tavzih/tashih talebin kabulünün hükmün değiştirilmesi sonucunu doğuracağı, yukarıda belirtilen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) ilgili hükümleri ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararına uygun olarak, temyiz incelemesi sonucu kesinleşen ilamda 2014 yılının 2009 olarak düzeltilmesi halinde hüküm fıkrasının değiştirilmesine sebebiyet verileceği" gerekçesiyle davacı vekilinin tavzih/tashih talebinin reddine karar verilmiştir. V. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "somut olayda; yerel mahkemece yapılan inceleme neticesinde, mahalli bilirkişi beyanları, tanık anlatımları ve özellikle taşınmaz üzerindeki ağaç yaşları ile davacı hakkında "orman alanını işgal ve faydalanma" suçundan yürütülen ceza yargılamasındaki suç tarihinin (2013-2014) tespiti ile davacının zilyetliğinin 2014 yılında başladığına dair vicdani kanaat oluştuğu ve hükmün bu maddi vakıaya dayandırıldığı anlaşılmaktadır. Davacı vekilinin talebi, hükümdeki bir kapalılığın giderilmesi mahiyetinde olmayıp, mahkemenin sübuta ilişkin takdirinin ve ulaşılan maddi vakıanın (tarihin) değiştirilmesi niteliğindedir. Kesinleşmiş bir ilamda yer alan ve mahkemenin delil değerlendirmesi sonucunda ulaştığı "zilyetlik başlangıç tarihi" gibi esasa etkili bir hususun, tavzih veya tashih yoluyla değiştirilmesi usul hukukunun temel ilkelerine ve kararların istikrarı prensibine aykırıdır. Maddi hata (tashih) kapsamında değerlendirilebilecek bir yazı veya hesap hatası da bulunmadığı, mahkemenin bilinçli bir hukuki tavırla 2014 tarihini hükümde belirttiği, belirtilen nedenlerle; yerel mahkemenin, kesinleşen hükmün tavzih yoluyla değiştirilemeyeceğine ve zilyetlik başlangıcına ilişkin tespitin dosya kapsamıyla uyumlu olduğuna gerekçesi yerinde olduğu" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesinin hüküm fıkrasında parselin 2014 yılından beri ...’un kullanımında olduğuna dair şerh verildiğini ancak dosya kapsamı, tanık anlatımları, bilirkişi raporları ve dava dilekçesi birlikte değerlendirildiğinde müvekkilinin 2009 yılından itibaren zilyet olduğunu, müvekkilinin talebinin 6100 sayılı Kanun kapsamında tavzih olarak değerlendirildiğini ancak müvekkili tarafından ileri sürülen hususun, hükmün kapsamının genişletilmesi ve hükmün esasının değiştirilmesi olmadığını, yalnızca hüküm fıkrasında maddi vakıanın hatalı yazımının düzeltilmesine yönelik olduğunu, 6100 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca hükümdeki yazı ve hesap hataları ile benzeri açık maddi hataların İlk Derece Mahkemesince her zaman düzeltilebileceğini, uyuşmazlığında delil değerlendirmesinin yeniden yapılması değil, dosya kapsamıyla çelişen tarih yazımının düzeltilmesi olduğunu, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçe kısmında tanık beyanlarının, ağaç yaşlarının, fiili kullanım süresini 2009 yılından itibaren süregelen zilyetliği işaret etmektedir şeklinde olduğunu ancak hüküm fıkrasında 2014 yılı yazıldığını, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre hüküm fıkrası ile gerekçe arasında çelişki bulunmasının bozma nedeni olduğunu, bu çelişkinin tavzih değil, tashih kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, Milli Emlak Müdürlüğünün, kullanım başlangıcının 2011 sonrası olduğu gerekçesiyle satış talebini reddettiğini, yanlış tarih yazımı nedeniyle müvekkilinin mülkiyet edinme hakkının doğrudan etkilendiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hükmün tavzih edilmesine ilişkin koşulların bulunup bulunmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 732,00 TL davacı tarafından yatırılan peşin harcın onama harcına mahsubuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.