Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/966 E. 2026/9867 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/966
Karar No
2026/9867
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1386 Esas, 2025/1569 Karar KARAR : Esastan ret/Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar

Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini davasında yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili, ..., ... köyü 848 (ifrazen 1054) parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitini ve yol olarak tapudan terkinini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... Kapalı Ceza Evinde olması nedeniyle daha önce yapılan görüşmelere katılamadığını, dava konusu taşınmaz için davacı yanca belirlenen bedelin kabulünün mümkün olmadığını, dava konusu taşınmazın şehir merkezine çok yakın bir konumda olduğu ve çok değerli olduğunu ileri sürerek davanın reddini ve kabulü halinde ise dava konusu taşınmazın değerinin tespit edilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalıya ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile yol olarak terkinine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişilerce 2018 yılı ... İl Tarım ve Orman Müdürlüğü verileri kullanıldığının belirtildiğini; ancak net gelir hesaplanmasında Yargıtay içtihatlarına göre ortalama verim alınması gerekirken, ortalamanın çok üstünde kullanıldığını ve böylece fazla bedel belirlenmesine neden olduğunu, kapitalizasyon faiz oranının belirlenmesi gerektiğini, objektif değer artışı uygulanmasının doğru olmadığını, %220 objektif değer artışı yapılmasının da hatalı olduğunu, kuruma iade edilecek bedel hesap edilirken dosyanın ikinci kez karara çıktığı 2018/1005 Esas, 2020/576 Karar sayılı kararında kamulaştırma bedelinin 746.250,09 TL olarak belirlendiğinin göz önüne alınmadığını, bu bedelin tayin edildiği kararda 297.121,30 TL' nin hüküm kesinleşinceye kadar vadeli hesapta bekletilmesi kararı mevcut olup bekletilen bu miktarın da kuruma iadesinin gerektiğini, vekili ile kendisini temsil ettirmesine karşı kurum lehine vekâlet ücreti verilmemesinin de hukuka aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuştur.

2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmazın değer hesaplamasında İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün verileri ile hesaplama yapmak adalet ve hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurduğunu, dosyada her ne kadar kuru tarla olarak geçse de taşınmazın ... Barajı'na yakın, sulu tarım yapılabilmesi için de uygun konumda olduğunu, davanın her aşamasında bilirkişi heyetine ayrıca fiili olarak emlak işi ile uğraşan emlakçı bilirkişilerin de dahil edilmesi talep edilmesine rağmen bu taleplerinin de kabul edilmediğini, bu nedenle taşınmazın gerçek değerinin hesaplanmadığını, kararda ilgili kamulaştırma bedeline uygulanacak yasal faizden bahsedildiğini, yasal faizin müvekkilinin dava sürecinde uğradığı zararı karşılamaktan çok uzak olduğunu, taraflarına nispi vekâlet ücreti takdir edilmesi gerektiğini ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu taşınmazın kuru arazi kabulü ile bu nitelğine uygun olarak buğday, tütün, kavun münavebesinin alınarak bilirkişi kurulunca bu verilere göre ve kuru tarım arazisi niteliğindeki taşınmaza net gelirine göre değer biçilmesinin ve bilirkişi kurul raporunda belirtilen taşınmaz özellikleri dikkate alınarak objektif değer artışı uygulanmasının yerinde olduğu, tespit edilen kamulaştırma bedelinin dosya kapsamına uygun bulunduğu, davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinde bir isabetsizlik görülmediği; ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 304 üncü maddesinde; hükmün tashihi kurumunu tanımlanmış olup, buna göre tashihle sadece yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hataların düzeltilebileceği, tavzih kurumunu düzenleyen aynı Kanun'un 305 inci maddesinde ise "hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa ....hükmün açıklanmasının veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesinin" istenebileceği belirtildikten sonra, aynı maddenin 2. fıkrasında "Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez." hükmünün düzenlendiği, İlk Derece Mahkemesince tavzih kararı ile hükmün değiştirildiği anlaşılmakla usul ve kanuna uygun olmayan tavzih kararı kaldırılarak Dairelerince yeniden hüküm kurulmasına karar verildiği ve davacı idare tarafından fazla depo edilen bedelin davacı idareye iadesi hususunda karar verilmesi gerektiğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki hususları tekrar ederek kararı temyiz etmiştir.

2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki hususları tekrar ederek ve kamulaştırma bedeline uygulanan yasal faizin enflasyon karşısında yetersiz kaldığını ileri sürerek kararı temyiz etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir esas alınarak değer biçilmesi yerindedir.

3.Dava konusu taşınmazın hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda belirtilen özelliklerine ve dosya kapsamına göre uygulanan kapitalizasyon faiz oranı ve objektif değer artış oranı uygun görülmüştür.

4. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ... numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ve Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı, 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan kararı da göz önüne alınarak, davanın niteliği gereği davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinde hukuka aykırı bir yön görülmemiştir.

5. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılama hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre; davacı idare vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

6. Kamulaştırma bedeline, Anayasa’nın 46/son maddesi gereğince dava tarihinden karar tarihine kadar kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirir.

Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı idare vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçeli kararının hüküm fıkrasının (3) numaralı bendinde geçen "4 ay sonraki tarih olan 2/04/2019 tarihinden, ilk karar tarihi olan 01/12/2022 tarihine kadar yasal faiz işletilmesine," cümlesinin çıkarılması, yerine " ilk karar tarihi olan 01.12.2022 tarihine kadar Anayasa’nın 46/son maddesi gereğince kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz işletilmesine” cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davalıdan peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2026/966, K. 2026/9867, T. 21.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2026-966-e-2026-9867-k-badba958a66c