Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1929 E. 2026/3388 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1929
- Karar No
- 2026/3388
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2017/2 E., 2023/31 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro çalışması sırasında Tunceli ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 66... parsel sayılı 6.493,01 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... mirasçıları adına tespit edilmiştir. 2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın sınırındaki 1 66... parsele uygulanan tapu kaydının miktar eksikliğinin dava konusu taşınmazda kaldığını ileri sürerek, adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar tarafından cevap dilekçesi sunulmamışdır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 04.11.2014 tarihli ve 2012/28 Esas, 2014/23 Karar sayılı kararıyla davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin 04.11.2014 tarihli kararına karşı davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 03.07.2017 tarihli ve 2017/2477 Esas, 2017/5074. Karar sayılı ilamıyla "dava konusu taşınmazın, tescil ilamıyla oluşan tapu kaydı ile birlikte, Hazine'nin Mart 19 46... sıra numaralı dayanak tapu kaydı kapsamında da kaldığının mahkemece toplanan delillerle sabit olduğu, kural olarak çifte tapu kaydının varlığı halinde doğru temele dayanan eski tapu kaydına değer verilmesinin zorunlu olduğu; ancak, Hazine'nin de taraf olduğu tescil ilamıyla oluşan 3200 metrekare yüzölçümündeki 1956 tarihli tapu kaydının, miktar bakımından Hazine aleyhine kesin hüküm oluşturduğu, hal böyle olunca; anılan kural gereğince, dava konusu taşınmazın tescil ilamıyla oluşan tapu kayıt miktarı kadar yerin davalı üzerinde bırakılıp, kalan miktar yönünden ise Hazine'nin önceki tarihli olan kaydına değer vermek gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsiz olduğuna" değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "dava konusu 1 66... parsele ilişkin her ne kadar Hazine tarafından delil olarak sunulan 19 46... sıra nolu tapu kaydı daha eski tarihli ise de davalılar tarafından dayanak olarak sunulan 1956 tarihli tapu kaydı Hazine'nin de taraf olduğu mahkeme ilamı neticesinde oluştuğundan Hazine yönünden kesin hüküm niteliğinde bağlayıcı olduğu, bu doğrultuda dosya kapsamında fen bilirkişiden ek rapor alınmış ve (B) ile belirtilen 3200 metrekare yüzölçümlü alan bakımından tespit malikleri adına, kalan A=3293,01 metrekare kısım yönünden Hazine adına tesciline karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesinin kısa kararında; dava konusu 1 66... parsel sayılı taşınmaz hakkında 3402 sayılı Kadastro Kanunu uyarınca düzenlenen kadastro tutanağının iptaline, Fen bilirkişisi Önder Melekoğlu tarafından 07.04.2023 tarihli hazırlanan bilirkişi raporu ve krokide B=3.200,00 metrekare yüzölçümündeki kısmın parselden ifrazıyla bu kısmın 166 ada son parsel sayısında tarla vasfıyla ... oğlu ..., ifraz sonrası geri kalan B=3.293,01 metrekare yüzölçümündeki kısmın 1 66... parsel sayısında tarla vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmiş; gerekçeli kararında ise maddi hatanın düzeltilmesi kararıyla "hüküm fıkrasının 3. maddesinin 2. Paragrafında dosya tarafı olmayan bir kimse adına hatalı olarak tapuya tescil hükmü yazılmış ise de yapılan bu hatanın açık maddi hata şeklinde olduğu 3. maddenin 2. Paragrafında tarla vasfı ile den sonra gelen "... oğlu ... (T.C. Kimlik No:383....76)" şeklinde yazılan kısmın, aslında "... mirasçıları adına olacak şekilde ... kızı ... (...), ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... kızı ..., ... kızı ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... kızı ... adına elbirliği ile mülkiyet esasına göre tapuya kayıt ve tesciline," olması gerektiği ayrıca yine hüküm fıkrasının 3. maddesinin 3. paragrafında "B=3.293,01 metrekare" olarak belirtilen kısmın "A=3.293,01 metrekare" olması gerektiği, bu durumun da basit maddi hata niteliğinde olup hükümde atıf yapılan fen bilirkişi raporundan açıkça anlaşıldığından 6100 sayılı Kanunun 304. Maddesine göre maddi hatanın düzeltilmesini davanın taraflarınca istenebileceği gibi Mahkemece hükümdeki yazı ve hesap hatalarının düzeltilebileceğinden henüz tebliğe çıkarılmamış Mahkememiz kararında sözü edilen maddi hatanın düzeltilmesi gerektiği gerekçesiyle Mahkememizin 14.06.2023 tarih ve 2017/2 Esas ve 2023/31 Karar sayılı karanının hüküm fıkrasının 3. maddesinin 2. paragrafında tarla vasfıyladan sonra yer alan sehven "... oğlu ... (T.C. Kimlik No:383....76)" olarak yazılan kısmın "... mirasçıları adına olacak şekilde ... kızı ... (...), ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... kızı ..., ... kızı ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... kızı ... adına elbirliğiyle mülkiyet esasına göre tapuya kayıt ve tesciline olarak düzeltilmesine, Mahkememizin 14.06.2023 tarih ve 2017/2 Esas ve 2023/31 Karar sayılı karanının hüküm fıkrasının 3. maddesinin 3. Paragrafında yer alan "B=3.293,01 metrekare" olarak belirtilen kısmın "A=3.293,01 metrekare" olarak düzeltilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı Hazine temsilcisi temyiz dilekçesinde; usul ve kanuna aykırı İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, askı ilan süresi içerisinde açılan kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 298/2. maddesi uyarınca, Mahkemece tefhim edilen kısa kararıyla gerekçeli kararın birbirine uyumlu olması zorunludur. Bu zorunluluk; açık, adil ve güvenli yargılanma ilkelerinin gereğidir. Somut olayda; İlk Derece Mahkemesinin 14.06.2023 tarihli kısa kararında, dava konusu taşınmazın fen bilirkişi raporunda (B) harfiyle gösterilen 3.200 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz bölümünün dosyada taraf olmayan ... oğlu ... adına tesciline karar verilmiş olup, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında ise, kısa karar tekrar edildikten sonra "Maddi Hatanın Düzeltilmesi Kararı, 6100 sayılı Kanun'un 304. Md uyarınca" başlığı altında bu kez hüküm yerinde ... yazılı kısım yerine davalılar ... ve arkadaşları adlarına tesciline karar verilmek suretiyle kısa kararıyla tashih şerhi arasında çelişki oluşturulmuştur. Kararların farklı ve çelişkili olması Mahkemelere olan ... ilkesini zedeler. Bu durum 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas ve 1992/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da benimsendiği gibi bozma nedenidir. İlk Derece Mahkemesince her ne kadar tashih şerhi işlenmişse de, 6100 sayılı Kanun'un 304. maddesinde düzenlenen tashih uygulaması açık hesap ve maddi hatalar için uygulanması gereken bir yoldur. İlk Derece Mahkemesince tashih şerhiyle tarafların hak ve borçlarında değişiklik yapıldığı ve tashih şerhinin maddi hata kapsamı dışında kalır mahiyette olduğu anlaşıldığından, kısa kararıyla tashih şerhi arasında çelişki oluşturulduğundan kararın sair yönler incelenmeksizin bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 12.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.