Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1467 E. 2026/3383 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1467
Karar No
2026/3383
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2019/41 E., 2024/51 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalılar ... vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, ... vekilinin temyiz dilekçesi süresinde olmadığından reddine, ... vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Mersin ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, 1 46... parsel 810.368,21 m² yüzölçümüyle tespit edilmiştir. 3402 sayılı Kanun uyarınca yapılan tesis kadastro çalışmaları 1994 yılında kesinleşmiştir. Yörede 3402 sayılı Kanun çalışmalarına esas olmak üzere 6831 sayılı Orman Kanunu'na göre orman kadastrosu ve 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B madde uygulaması vardır. 2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; 1 46... parselin yüzölçümünün 838.661,59 m² iken, 810.368,21 m² olarak askı ilanına çıkarıldığını belirterek, parselin yüzölçümünün 838.661,59 m² olarak düzeltilmesini ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir. 3. Asli müdahil Orman İdaresi vekili 11.01.2021 tarihli müdahale dilekçesinde; 1 46... parsel sayılı taşınmazdaki yüzölçümü azalmasının 1 46... , 15, 46, 48, 53 parsel sayılı taşınmazlardan kaynaklandığını, taşınmazlarda orman sayılan yerden alınarak meydana gelen artışlara ilişkin tespitlerin iptali ile 1 46... parsel sayılı taşınmaz alanına dahil edilmesini talep etmiştir. 4. Davacı Hazine vekili aşamalardaki dilekçelerinde; 1 46... , 15, 46, 48, 53 parsel sayılı taşınmaz malikleri ile ... Belediyesi Başkanlığı ve ... Belediye Başkanlığının davaya dahil edilmesini; Orman İdaresi vekili de, 1 46... parsel sayılı taşınmaz maliki ile ... Belediyesi Başkanlığı ve ... Belediye Başkanlığının davaya dahil edilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi'nin 18.11.2015 tarihli ve 2014/75 Esas, 2015/484 Karar sayılı kararı ile davanın reddine ve dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi'nin 17.12.2018 tarihli ve 2018/5601 Esas, 2018/7783 Karar sayılı ilamıyla; "...kadastro teknisyeni bilirkişinin uyuşmazlığı çözmekten uzak ve hüküm kurmaya elverişli bulunmayan raporuna dayanılarak karar verildiği, hal böyle olunca; öncelikle, yukarıda belirtilen belge, harita ve fotoğraflardan eksik olanlar ile dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgeye ilişkin kesinleşmiş orman kadastrosu bulunması halinde tahdit harita ve mazbatalarının dosya arasına getirilmesinin sağlanması, daha sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile harita mühendisi sıfatına sahip üç kişilik bilirkişi kurulunun katılımıyla keşif yapılması gerektiği, yapılacak keşifte, yerel bilirkişi ve tanıklardan orman vasfındaki dava konusu taşınmazın doğal ya da yapay sınırlarının bulunup bulunmadığı, taşınmazın tesis kadastrosundaki sınırlarının neresi olduğu, bu sınırlarda zaman içerisinde herhangi bir değişiklik olup olmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınması, göstermeleri halinde söz konusu sınırlar teknik bilirkişilere harita üzerinde işaretlettirilmesi, harita mühendisi bilirkişi kuruluna yukarıda belirtilen şekilde ve varsa orman tahdit haritası da uygulanmak suretiyle inceleme ve araştırma yaptırılarak denetime ve hüküm kurmaya elverişli rapor düzenlettirilmesi, yapılacak inceleme sonucunda dava konusu taşınmazın yüzölçümündeki eksilmenin komşu parsellerden kaynaklandığının belirlenmesi halinde ilgili parsel malikleri yöntemine uygun şekilde davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlanması, tarafların iddia ve savunmalarına ilişkin varsa bildirecekleri tüm delilleri toplanmalı, bundan sonra da toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi..." gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...dava konusu 1 46... parsel sayılı taşınmazın ilk tesis kadastrosu esnasında alan hesaplamasının hatalı yapıldığının tespit edildiği, şöyle ki takeometrik ölçü değerlerine göre yapılan hesaplamada 1 48... parselin ilk tesis kadastrosunda alanının 812.802,50 m² olması gerekirken, hesap hatası yapılarak 818.890,22 m² olarak hesap edildiği ve yine komşu 1 46... ve 64 parsel sayılı taşınmazlarda 3402 sayılı Kanun'un Ek-4 2B çalışması yapılması ile 2010 yılında yapılan değişiklik sonrası yeniden yapılan hesaplamasında ise takeometrik ölçü değerlerine göre alanı 813,702,62 m² olması gerekirken hesap hatası yapılarak 838.661,59 m² olarak hesap edildiği, bununla birlikte dava konusu taşınmazın bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutulduğunda; batı sınırında zeminde mevcut bulunan yolun yapılan keşif ve hava fotoğraflarından anlaşılacağı üzere tesis kadastrosu öncesinden beri aynı sınırlarla zeminde mevcut bulunduğu ve dolayısıyla yol ile sınırının sabit sınır niteliğinde olduğu, uygulama kadastrosunun işbu sabit sınır dikkate alınarak doğru şekilde yapıldığı ve bu sınırda ilk tesis kadastrosunda yapılan ölçü hatalarının düzeldiği, ... ve kuzey sınırında ise ilk tesis kadastrosu paftasındaki derenin yine zeminde mevcut olup, işbu derenin de mahalli bilirkişi beyanları ve hava fotoğrafları birlikte değerlendirildiğinde tesis kadastrosu öncesinden beri zemindeki yerinin değişmediği ve sabit sınır niteliğinde olduğu, ancak dava konusu 1 46... parsel sayılı taşınmaz ile komşu 1 74... parsel sayılı orman parsellerinin sınırında bulunan anılan bu sabit sınır niteliğindeki derenin yerinin hatalı şekilde sınırlandırıldığının anlaşıldığı, derenin sabit sınırları gözetilerek gerçekte olması gereken sınırları esas alındığında; raporda (A) harfi ile gösterilen 48.836,67 m²lik alanın (paftada dere olarak gösterilen ancak fiili zeminde tesis kadastrosu öncesinden beri 1 46... parselin devamı şeklindeki orman alanı) tescil harici dere olarak bırakılan alanın davacı 1 46... parsel sayılı taşınmaza eklenmesi gerektiği kanaatine varıldığı ve bu doğrultuda hüküm kurulduğu, bununla birlikte derenin ve dolayısıyla dava konusu taşınmazın doğru şekilde sınırlandırılabilmesi için bilirkişi raporunda (B) ve (C) harfi ile gösterilen alanların 1 74... parsel sayılı orman parselinden çıkartılarak davacı 1 46... parsele eklenmesi, (F) harfiyle gösterilen alanın davacı 1 68... parselden çıkartılarak ve yine (D) ve (E) harfiyle gösterilen alanların 1 74... parselden çıkartılarak dere olarak kamuya terkin edilmesi, (G) harfi ile gösterilen ve paftada tescil harici dere olarak bırakılan alanın ise 1 74... parsel sayılı orman parseline eklenmesi gerektiği anlaşılmış ise de, davacı Hazine veya asli müdahil Orman İdaresince dava dışı 1 74... parsel sayılı taşınmazın davaya dahil edilmesi yönünde bir taleplerinin bulunmadığı ve yine bu taşınmaz yönünden açılmış bir dava da bulunmadığı, yine tescil harici dere alanın sınırlandırılması yönünden de açılmış bir dava bulunmadığından bu yönden taleple bağlı kalınarak hüküm tesis edilmesi yoluna gidilmediği..." gerekçesiyle davalı ... ve ...'a karşı açılan davanın reddine, bu davalılar dışında kalan davalılara karşı açılan davanın kabulüne, 1 46... , 46, 48, 56, 68 parsel sayılı taşınmazların tespitlerinin iptaline, 22.02.2024 havale tarihli bilirkişi kurulu raporu eki krokide; (T1) harfi ile gösterilen 30,47 m²lik alanın 1 46... parsel alanından çıkarılarak, (T2) harfi ile gösterilen 140,54 m²lik alanın 1 46... parsel alanından çıkarılarak, (T3) harfi ile gösterilen 48,08 m²lik alanın 1 46... parsel alanından çıkarılarak, (T4) harfi ile gösterilen 118,70 m²lik alanın 1 46... parsel alanından çıkarılarak, (A) harfi ile gösterilen 48.836,67 m²lik tescil harici alanın 1 46... parsel sayılı taşınmaz alanına eklenmesine, 1 46... parsel sayılı taşınmazın 5.576,93 m² yüzölçümü, 1 46... parsel sayılı taşınmazın 6.429,89 m² yüzölçümü, 1 46... parsel sayılı taşınmazın 9.874,29 m² yüzölçümü, 1 46... parsel sayılı taşınmazın 5.842,23 m² yüzölçümü, 1 46... parsel sayılı taşınmazın 859.541,67 m² yüzölçümü ve bilirkişi kurulu raporu eki krokideki geometrik şekliyle tapu kütüğüne aktarılmasına, 1 46... ve 53 parsel sayılı taşınmazların uygulama tespitleri gibi tapuya tescillerine, 22.02.2024 havale tarihli bilirkişi kurulu raporunun kararın eki sayılmasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davada pasif husumetleri olmadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 12.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/1467, K. 2026/3383, T. 12.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-1467-e-2026-3383-k-11b50d9d757f