Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1134 E. 2026/3380 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1134
- Karar No
- 2026/3380
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2016/49 E., 2025/3 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı ... vekili, davalılar ... vekili, Hazine vekili, Orman İdaresi vekili ve Karayolları Genel Müdürlüğü vekili, asli müdahiller ... vekili, ... vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kocaeli ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, 1703, 17 04... parsel sayılı sırasıyla 13.562,44 m², 15.772,77 m² ve 12.748,36 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. Yörede 1944 yılında 3116 sayılı Orman Kanunu'na göre yapılıp kesinleşen orman tahdidi; daha sonra 1988 yılında 6831 sayılı Orman Kanunu'na (6831 sayılı Kanun) göre yapılıp 04.07.1988 tarihinde ilân edilerek kesinleşen sınırlaması yapılmamış ormanlarda orman kadastrosu ile evvelce sınırlaması yapılmış ormanlarda aplikasyon ve 3302 sayılı Kanun'la değişik 2/B madde uygulaması vardır. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; ... köyünde bulunan mevki ve sınırlarını bildirdiği toplam 93.340 m² yüzölçümündeki taşınmazı 1984 yılında ...'dan satın aldığını ve eklemeli zilyetlikle yirmi yılı aşkın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğinin bulunduğunu ileri sürerek, taşınmazların adına tescilini talep emiştir. 3. Asli müdahiller ... 17 03... ada 1 ve 2 parseller, ... 17 03... parseller, ... 1704 parsel, ... Alüminyum Limited Şirketi 2 36... parsel (imar parseli) yönünden davaya müdahil olmuşlardır. İlk Derece Mahkemesince; 09.04.2000 tarihli krokide (B) harfiyle gösterilen 42.110 m² bölüme ilişkin davanın atiye terk edilmesi nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, (A) harfiyle gösterilen 51.229 m² bölüme ilişkin davanın kabulüne ilişkin verilen 11.06.2002 tarihli kararın Hazine ve Orman İdaresi tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 19.11.2002 tarihli ve 2002/5901 Esas, 2002/8570 Karar sayılı kararı ile “...açık bir muvafakat bulunmadığından esastan bir karar verilmesi gerekirken atiye terk edildiğinden bahisle yazılı şekilde karar verilmesinin kanuna aykırı olduğu, davanın kabulüne ilişkin verilen bölüme ilişkin olarak da, imar ve ihya olgusu kanıtlanmış ise de, taşınmazın niteliğinin belirlenmesi bakımından kuzeyinde yer alan parsellere ait mevcut dayanak belgeleri getirilmediği, Hazinenin mer'a savunmasının incelenmediği, önceki zilyet ... adına 26.07.1972 tarihinden sonra aynı çalışma alanında belgesizden taşınmaz bulunup bulunmadığının araştırılması...” gereğine değinilerek, hüküm bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma kararına uyulduktan sonra, davacı ...'nin 29.05.2002 tarihli dilekçesiyle davacı ... tarafından açılan davanın reddine ve taşınmazın kendi adına tescili istemiyle açtığı dava, eldeki dava ile birleştirilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, teknik bilirkişi tarafından düzenlenen krokide (A) harfiyle gösterilen 51.229,36 m² ve (B) harfiyle gösterilen 27.346,73 m² bölümler hakkındaki davanın kabulüne; (b1), (b2) ve (b3) ile gösterilen 14.763,67 m² bölümün feragat nedeniyle reddine, davacı ...'nin davasının 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 409. maddesi uyarınca işlemden kaldırılmasına ilişkin verilen 11.03.2003 tarihli karar, Hazine tarafından temyiz edilmekle, Dairemizin 24.06.2003 tarihli ve 2003/3090 Esas, 2003/4717 Karar sayılı kararı ile “...bozma kararının gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği, bozmaya uyulmakla Hazine yararına usûli kazanılmış hak doğacağı, kadim ve tahsisli mer'a araştırması yapılması, komşu parsellere uygulanan tapu ve vergi kayıtlarının uygulanması, taşınmazın niteliğinin açık olarak belirlenmesi ve satıcı ... adına 3402 sayılı Kanunun 14. maddesindeki miktar sınırlaması araştırmasının yapılması...” gereğine değinilerek hüküm bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, davacı ... tarafından açılan davaların 1086 sayılı Kanun'un 409. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına, davacı ... tarafından açılan davanın 1086 sayılı Kanun'un 409. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına, davacı ... tarafından açılan davanın kısmen kabulüne ve ekli kadastro teknisyeni Muhammet Gürbüz tarafından düzenlenen 22.05.2007 tarihli ek rapor ve ekli krokisinde mavi ile taralı (1-A)=2.794,39 m², (1-C)=20.129,55 m², (6-A)=113,38 m², (1-E)=3.575,07 m² ve (1-G)=16.026,99 m² ile gösterilen bölümlerin davacı ... adına tesciline, fazlaya ilişkin [aynı krokide (1-D)=266,55 m² ve (1-F)=4.910,98 m² talebin reddine ilişkin verilen 20.07.2007 tarihli ve 2004/91-262 Esas-Karar sayılı hüküm, davacı ... vekili tarafından reddedilen bölümlere, Hazine tarafından ise kabul edilen bölümlere ilişkin temyiz edilmekle, Dairemizin 06.07.2010 tarihli ve 2007/6661 Esas, 2010/3739 Karar sayılı kararı ile “...teknik bilirkişinin krokisinde (1-A, 1-C, 6-A, 1-E ve 1-G) harfleriyle belirlenen taşınmaz bölümleri hakkındaki davanın kabulüne karar verilmiş ise de makiye ayrılan yerlerin imar ve ihya ile zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmadığı, bu nedenle, yerel mahkemece fazlaya ilişkin isteğin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde bulunmadığından reddi ile hükmün redde ilişkin bulunan bölümünün onanmasına, davalı ... vekilinin kabulüne karar verilen taşınmaz bölümlerine yönelik temyiz itirazları ise yerinde bulunduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün kabule ilişkin (1-A, 1-C, 6-A, 1-E ve 1-G) ile ilgili hüküm fıkralarının bozulması...” gereğine değinilerek hüküm bozulmuştur. Davacı ... vekilinin karar düzeltme istemi aynı Dairenin 24.01.2011 tarihli ve 2010/6759 Esas, 2010/300 Karar sayılı kararı ile reddedilmiştir. II. CEVAP Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 29.04.2011 tarihli ve 2011/90 Esas, 2011/372 Karar sayılı kararı ile davacılar ... ve ... tarafından açılan davalar hakkında verilen açılmamış sayılması kararı kesinleştiğinden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, davacı ... tarafından açılan davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar ... ve arkadaşları vekili ve ... mirasçıları ile davalılar Orman İdaresi ve Hazine tarafından temyiz isteminde bulunması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 16.09.2014 tarihli ve 2014/4577 Esas, 2014/7717 Karar sayılı ilamıyla; "...dava konusu taşınmazın makiye tefrik edilen alanda kaldığından 30.04.2010 tarihinde çıkan 2004/1 Esas ve 2010/1 Karar sayılı YİBK uyarınca davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiş ise de, anılan kararda maddi hata yapıldığı, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, davalı taşınmazın bulunduğu yerde çalışma yapan makiye ayırma komisyonu Kanun ve Yönetmeliğe uygun olarak kurulmadığı gibi makiye ayırma işleminin dahi Kanun ve yönetmelikte belirtilen esaslara aykırı olarak yapıldığından hiçbir hukuki sonuç doğurmayacağı, davada taraf olan ... ve ... Köyü Tüzel Kişiliklerinin görülmekte olan davada taraf sıfatı kalmadığı ve katıldıkları ilçe belediyesinin taraf olacağının gözetilmediği, bilirkişiler tarafından her iki köyde yapılan orman kadastro tutanak ve haritaları kenarlaştırılmak suretiyle dava konusu taşınmazın orman kadastrolarına göre konumu, gerçek eğim durumu ve eski tarihli resmî belgelerdeki konumu çevre parsellerle ilgili olarak denetime elverişli olarak belirlenmediği, ... ve ... köylerine ilişkin olarak yapılan tüm orman kadastro harita ve tutanakları ile varsa aplikasyon ve 2. madde ve/veya 2/B harita ve tutanakları getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi, bir ziraat mühendisi, bir jeoloji mühendisi ve bir harita mühendisi veya olmadığı takdirde bir tapu fen elemanından oluşacak bilirkişi kurulu yardımıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, kesinleşmiş orman tahdidi noktalarının gösterilmesi, çekişmeli taşınmazın evveliyatının ve fiili durumunun orman olmadığı saptandığı taktirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılmasının gerektiği, Öncelikle, 1980'li ve 1990’lı yıllardan sonraki aktüel durumunu gösteren memleket haritası ve hava fotoğrafları ile ortafoto haritalarında çekişmeli taşınmazın henüz hiç işlenmemiş durumda ise, henüz zilyetlik olgusunun başlamadığı, dolayısıyla zilyetlikle kazanma süresinin dolmadığı düşünülerek, yapılacak keşifte, tarım uzmanı bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, üzerinde halen kültürel bir faaliyet bulunup bulunmadığı, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınıp davacı yönünden senetsizden edinim sınırları araştırılarak ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması..." gereğine değinilerek, hüküm bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...mevcut deliller ışığında dava konusu taşınmazların zilyetlikle kazanmaya müsait kısımlarının ... tarafında emek ve zahmet ile imar ihya edildiği, daha sonra ... tarafından bu yerlerin ...'a devredildiği, dava konusu taşınmazların uygulama imar planına alındığı tarihe ve tespit tarihine kadar zilyetlikle kazanmayı sağlayan yasal 20 yıllık süre koşulunun eklemeli zilyetliğe dayanan davacı ... yararına oluştuğu..." gerekçesiyle asli müdahil ...'ün davasının reddine, asli müdahil ...'ün davasının reddine, asli müdahil ... Alimünyum Limited Şirketi'nin davasının reddine, asli müdahil ...'in davasının reddine, davacı ...'ün davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 1703, 17 04... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin kadastro tespitlerinin iptaline, 07.02.2022 tarihli orman bilirkişileri raporunda 1703 parselin (C) harfi ile gösterilen 4.234,75 m²lik kısmı ile 1709 parselin (E) harfi ile gösterilen 4.702,29 m²lik kısımlarının çalılık vasfıyla Hazine adına kayıt ve tesciline, 1704 parselin tamamı ile 1703 parselin (D) harfi ile gösterilen 9.327,69 m²lik yüzölçümlü kısmı ile 1709 parselin (F) harfi ile gösterilen 8.046,06 m²lik kısımların tarla vasıfları ile davacı ... adına tapuya tescillerine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazlarla ilgili yapılan imar uygulamasını göre karar verilmediğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazlarda zilyetlikten edinim koşulları oluşmadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 3. Davalı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazların orman olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 4. Asli müdahil ... vekili temyiz dilekçinde; 1703 parsel yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 5. Asli müdahil ... vekili temyiz dilekçesinde; 1704 parsel yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 6. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; redde yönelik İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 7. Asli müdahil ... vekili temyiz dilekçesinde; 17 03... parseller yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 8. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; husumet yönünden ret ve lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların zilyetlikle edinilebilecek yerlerden olup olmadığı, varsa zilyetlik koşullarının taraflar lehine oluşup oluşmadığına ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince her ne kadar bozma ilamına uyularak yazılı şekilde karar verilmiş ise de bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; dava konusu taşınmazlarla ilgili imar uygulaması yapılmasına rağmen imar uygulamasına dair evrak getirtilerek taşınmaz maliklerinin davaya katılımının sağlanmadığı orman bilirkişi raporunda en az 9-10 adet orman sınır noktasının gösterilmediği, imar ihya yönünden de dava tarihinin 2001 yılında olduğu gözetildiğinde 19 71... tarihli hava fotoğrafları yönünden değerlendirme yapıldığı ancak 19 76... tarihli hava fotoğrafı incelemesi yapılmadığı anlaşılmıştır. O halde; İlk Derece Mahkemesince ... ve ... köylerine ilişkin olarak yapılan tüm orman kadastro harita ve tutanakları ile varsa aplikasyon ve 2. madde ve/veya 2/B harita ve tutanakları getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi, bir ziraat mühendisi, bir jeoloji mühendisi ve bir harita mühendisi veya olmadığı takdirde bir tapu fen elemanından oluşacak bilirkişi kurulu yardımıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, ... ve ... köyleri kesinleşmiş tahdit haritalarının kenarlaşması yapılmak suretiyle 05.03.2007 tarihinde yürürlüğe giren Orman Kadastro Teknik İzahnamesi'nin 36. maddesinde yazılı “Orman sınır nokta ve hatlarının arza uygulanmasında; tutanaklardan, orman kadastro haritalarından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon ve röper nokta ve krokilerinden yararlanılır…Sınırlama tutanakları, ölçü değerleri ve orman kadastro haritaları ile zemindeki durum arasında çelişki olduğunda, tutanaktaki kararlar ile orman sınır noktası ve hatlarının yazılı tarifleri esas alınmak suretiyle ölçü, harita ve zemin kontrolü yapılarak gerçek duruma uygun olanı uygulanır.” hükmü ile 20.11.2012 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Orman Kadastrosu ve 2/B Uygulama Yönetmeliğinin “Teknik İşler” başlıklı sekizinci bölümünde yazılı esaslar gözönünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve açıklamalı mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 9-10 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritaları ile maki tefrik haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanarak bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve açıklamalı kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde, yukarıda anılan Yönetmelik ve Teknik İzahnamede yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülmelidir. Yukarıda yapılacak uygulama sonucunda dava konusu taşınmazın kesinleşen orman sınırları dışında kaldığı saptandığında ise, İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazın öncesinin orman niteliğinin ve hukukî durumunun belirlenmesi ve eğiminin doğru olarak hesaplanması için belediyede bulunan halihazır harita ve münhanili haritalar ile varsa topografya haritaları, en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafı ve varsa amenajman planı ile dava tarihinden 15-20 yıl öncesine ait en az iki zamanda birbirini izleyen bindirmeli olarak çekilen çiftli hava fotoğrafları ve bu fotoğrafların yorumlanması ile üretilen memleket haritaları ve standart topografik fotogrametri yöntemi ile düzenlenen kadastro haritaları, 19 76... tarihli yıllara ait hava fotoğrafları, dava konusu yere komşu ve yakın komşu parsellere ait kadastro tespit tutanakları ve varsa dayanakları ilgili yerlerden getirtilmeli, oluşturulan bilirkişi kurulu eliyle yapılan keşifte, memleket haritası, hava fotoğrafı, amenajman planı, münhanili harita ve topografya haritası çekişmeli taşınmaza ve çevresine uygulanarak haritalardaki konumu saptanıp, taşınmazın gerçek eğimi eğim ölçer aletinden de yararlanmak suretiyle duraksamaya yer vermeyecek biçimde hesaplatılmalı, anılan belgeler, dava konusu taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; çekişmeli taşınmaza komşu kadastro parsellerine ait kadastro tespit tutanaklarının dayanakları uygulanmalı, 3116, 47 85... sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 tarihli ve 31/13 E.K.;14.03.1989 tarihli ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 tarihli ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kadastro Kanunu'nda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; dava konusu taşınmazın üzerindeki ağaçların yaşları dağılımları, cinsleri hususunda uzman ziraat bilirkişiden rapor alınmalı, yukarıda değinilen belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, dava konusu taşınmazların konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, hukuken ve bilimsel olarak ve Hukuk Genel Kurulunun 15.11.2000 tarihli ve 2000/20-1663/1694 sayılı kararında açıklandığı gibi eğimi % 12’nin üzerinde olan toprak ve orman muhafaza karakteri taşıyan funda veya makiliklerle ... yerlerin orman niteliğinde ve 6831 sayılı Kanun'un 1/J bendi kapsamı dışında olduğu gözetilmelidir. Yukarıdaki yöntemle yapılan araştırma sonucunda dava konusu taşınmazın evveliyatının ve fiili durumunun orman olmadığı saptandığı taktirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Öncelikle, 19 76... tarihli yıllardan sonraki aktüel durumunu gösteren memleket haritası ve hava fotoğrafları ile ortafoto haritalarında çekişmeli taşınmazın henüz hiç işlenmemiş durumda ise, henüz zilyetlik olgusunun başlamadığı, dolayısıyla zilyetlikle kazanma süresinin dolmadığı düşünülerek, yapılacak keşifte, tarım uzmanı bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, üzerinde halen kültürel bir faaliyet bulunup bulunmadığı, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; hâkim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, yerel bilirkişi ile zilyetlik tanıkları, zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık beyanları resmî belgeler ile denetlenmek suretiyle gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, davacı ... yanında, akdî veya irsî önceki malik sıfatıyla zilyetleri yönünden de tapu ve ilgili kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, sulu ve ... olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, imar uygulamasına dair evrak da getirtilip taşınmaz malikleri de davaya dahil edilip toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, maddi yanılgıya dayalı eksik inceleme ve araştırmayla yazılı biçimde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırı olup hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı ... vekili, davalılar ... vekili, Hazine vekili, Orman İdaresi vekili, Karayolları Genel Müdürlüğü vekili, asli müdahiller ... vekili, ... vekili ve ... vekili tarafından temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 12.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.