Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4377 E. 2026/3387 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4377
- Karar No
- 2026/3387
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2013/46 E., 2023/24 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı Hazine vekili, davalılar ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili ve ... ve arkadaşı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, Konya ili ... ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 1 07... , ... ... köyü çalışma alanında bulunan 1 26... , 1 84... , 1 88... , 2 06... parsel sayılı, sırasıyla 89.668,15 m², 375.340,47 m², 56.139,67 m², 124.755,22 m² ve 140.300,92 m² yüzölçümündeki taşınmazlar Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından bahisle malik haneleri açık bırakılarak tespit edilmişlerdir. Davacı Hazine vekili tarafından davalı ... aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tapu iptali ve elatmanın önlenmesi davası davaya konu olan parseller hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. İlk Derece Mahkemesince verilen önceki tarihli hüküm, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 03.12.1975 tarihli ve 1976/1977 Esas, 1976/2843 sayılı ilamıyla usule ilişkin nedenlerle bozulmuş; İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, "davalıların dayanak tapu kayıtlarının hasımsız tescil ilamı ile oluşması sebebiyle Hazineyi bağlamayacağı, davalılar, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 14. maddesi kapsamında yalnızca vergi kayıtlarına da dayandığı, yapılan uygulamada 1947 tarih ve 23 tahrir numaralı vergi kaydının 1 07... ve 1 84... parsel sayılı taşınmazları kapsadığı, vergi kayıtlarının tek başına mülkiyet kazandıran belgeler olmayıp, zilyetlikle desteklenmeleri gerektiği, yapılan inceleme sonucunda dava tarihi itibarıyla gerekli 20 yıllık zilyetlik süresinin tamamlandığı, vergi kaydı miktarının taşınmazların yüzölçümünü karşıladığı ve taşınmazların tamamının kayıt kapsamında kaldığı, ayrıca mahalli bilirkişi beyanları ve hava fotoğrafları birlikte değerlendirilerek davalılar lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluştuğu, davalıların dayandığı tapuların hasımsız tescil ilamına dayanması nedeniyle, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesindeki edinme sınırları gözetilerek taraflara tercih hakkı tanındığı, tercih hakkının kullanılmaması sebebiyle de kanundaki miktar sınırlamaları uygulanarak tescile karar verildiği, davalı ... (Hacı) Kurtoğlu ve mirasçıları yönünden 1 07... , 1 84... ve 1 26... parseller bakımından 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesindeki koşulların gerçekleştiği" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 1 88... ve 2 06... parsel sayılı taşınmazların tarla vasfı ile Hazine adına, 1 84... parsel ve ... köyünde bulunan 1 07... parsel sayılı taşınmazların tarla vasfı ile toplamda 4 pay kabul edilerek 2 payın ..., 1 payın ..., 1 payın ... adlarına, ... köyünde bulunan 1 26... parsel sayılı taşınmazdan 20.10.2023 havale tarihli fen bilirkişi raporuna ekli 8 numaralı krokide (A) harfli 40.000 metrekarelik alanın ifraz edilerek aynı ada son parsel numarası verilmek suretiyle tarla vasfı ile toplamda 4 pay kabul edilerek 2 payın ..., 1 payın ..., 1 payın ... adına, 1 26... parsel sayılı taşınmazın 335.340,47 metrekare yüzölçümüyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili, davalılar ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili ve ... ve arkadaşı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1. Davacı Hazine vekilinin dava konusu 1 84... , 1 07... parsel sayılı taşınmazlar ile 1 26... parsel sayılı taşınmazın (A) bölümüne ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde; dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgeler, keşif yerinde yapılan uygulama ile mahallinde dinlenen bilirkişi beyanları ile İlk Derece Mahkemesinin de kabulünde olduğu üzere, dava konusu 1 84... ve 1 07... parsel sayılı taşınmazların dayanak vergi kayıt kapsamında kaldığı ve 1 26... (A) bölümü ile birlikte davalılar lehine zilyetlikle edinim koşullarının davalılar lehine oluştuğu anlaşılmakla davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir. 2. Davalılar ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili ve ... ve arkadaşı vekilinin temyiz itirazlarının incelemesine gelince; İlk Derece Mahkemesince dava konusu 1 88... , 2 06... ve 1 26... parsel sayılı taşınmazın hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölüm dışında kalan 335.340,47 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz bölümünün davalıların dayanak tapu kayıtlarının hasımsız tescil ilamı ile oluştuğu kabul edilerek Hazine adına; 1 07... , 1 84... ve 1 26... (A) harfi ile gösterilen bölüm yönünden ise; mirasçılar arasında düzenlenen hisse devir senetleri esas alınarak bir kısım davalılar adına tesciline karar verilmiş ise de, varılan sonuç yasal düzenlemeler ile dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Davalıların dava konusu 1 88... , 2 06... ve 1 26... parsel sayılı taşınmazlar yönünden dayandıkları tapu kayıtlarının hasımsız tescil ilamı sonucu oluştuğu sabittir. Her ne kadar hasımsız tescil ilamlarının taraf olmayan Hazine yönünden kesin hüküm teşkil etmeyeceği kabul edilmekte ise de, dayanak ilamın hasımsız olması tek başına bu ilam uyarınca oluşturulan tapu kayıtlarının hukuki değerinin tamamen yitirmesini ve taşınmazın mülkiyetinin aidiyeti noktasında delil olarak değerlendirilmemesini gerektirmemektedir. Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince yapılan keşif, bilirkişi incelemesi, yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile dosya kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davalıların dayanak tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazlara tüm sınırları itibarıyla uyduğu, ayrıca dosya kapsamından, davalılar ve miras bırakanlarının dava konusu taşınmazlar üzerinde zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının da oluştuğu anlaşıldığına göre, bu taşınmazlar yönünden dayanak tapu kayıtlarına değer verilmemesi doğru olmamıştır. Açıklanan sebeplerle; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazların dayanak tapu kayıtlarının kapsamında kaldığının kabulü zorunlu olup, davalılar ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili ve ... ve arkadaşı vekilinin temyiz itirazları yerinde bulunmuştur. Öte yandan; İlk Derece Mahkemesince dosya içerisinde bulunan miras payının devri sözleşmelerine üstünlük tanınarak ... oğlu ... ve ... oğlu ... çocukları ... ve ... adına tescil kararı verilmiştir. Mirasçılık sıfatı, mirasbırakanın ölümü ile kazanılır. Bir kimsenin henüz mirasçı sıfatını kazanmadan belirli bir miras payını üçüncü kişiye veya başka bir mirasçıya devretmesi mümkün değildir. Çünkü hiç kimse sahip olmadığı bir hakkı devredemez. Miras açılmadan önce muhtemel mirasçının tereke üzerinde ayni veya şahsi bir hakkı bulunmadığından, miras payının devrine yönelik tasarrufları hukuki sonuç doğurmaz. İlk Derece Mahkemesinin hükmüne esas aldığı Akşehir Noterliği tarafından düzenlenen mirasçılık payının devrine ilişkin sözleşme tarihlerinin 07.07.19 72... .10.1971 olduğu anlaşılmaktadır. Kök muris ...'nun dosya içerisinde ve UYAP sistemi üzerinden edinilen nüfus kayıt bilgilerine göre ölüm tarihinin 01.01.1973 olduğu anlaşılmaktadır. Miras payının devri tarihinde, miras payını devreden mirasçıların mirasçılık sıfatı bulunmadığından, devre konu edilebilecek mevcut bir miras payı da mevcut değildir. Hiç kimsenin sahip olmadığı veya henüz kazanmadığı bir hakkı başkasına devretmesi mümkün olmadığından, bu işlem devralanlar lehine mülkiyet veya miras payı kazandırmayacaktır. Somut uyuşmazlıkta, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 676. maddesi uyarınca da muris muvazaası olmadığı anlaşıldığına göre, dava konusu tüm taşınmazların, davalıların kök murisi ...'nun mirasçıları adlarına, miras payları oranında tesciline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması da isabetsiz olup, davalı ... oğlu ... vekilinin temyiz itirazları yerinde olup hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 12.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.