Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/4458 E. 2026/2099 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4458
- Karar No
- 2026/2099
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1702 E., 2025/1454 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Elazığ 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/18 E., 2025/157 K.
Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar davacılar vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın tarafların murisi ...'dan kaldığını, murisin mirasçılarının ..., ..., ..., ... olduğunu, müvekkillerinin ...'ın çocukları olduğunu, ... ve ...'ya miras paylarının verilmiş olması nedeniyle dava konusu Elazığ ili, ... ilçesi, ... Mevkii, 1 62... parsel sayılı taşınmaz hakkında ... ve ... tarafından imzalanan miras taksim sözleşmesinin yapıldığını, dava konusu taşınmazın yılardır müvekkillerinin babasının tasarrufuna bırakıldığını, tüm bu nedenlerden dolayı müvekillerin miras payı gözetilerek taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkilleri adına hisseleri oranında tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davanın yersiz olduğunu, 10 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğunu, hak düşürücü süre içerisinde davanın açılmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar tarafından miras taksim sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil talebinde bulunulduğu, dava konusu taşınmazın ... Tupulama Mahkemesinin 16.10.1985 tarih ve 1985/201 Esas, 1985/307 Karar sayılı ilamı ile davalı adına hükmen tescil edildiği anlaşıldığından davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşınmazın tapu kayıtlarının incelenmesinde, "tahdidi yapılan iş bu gayrimenkulün tapu ve vergi kayıtlarına rastlanmayıp senetsizden İsmail oğlu ...'ın ceddinden intikalen ve taksimen gelmek suretiyle 20 yılı mütecavüz bir zamandan beri nizasız ve fasılasız malik sıfatıyla zilyed ve tasarrufunda olduğu ve bu parselin 20 dönümü bölge dahilinde 50 dönümü geçen belgesiz gayrimenkulun bulunmadığı muhtar ve bilirkişi beyanlarından anlaşılmakla zilyedi adına tespiti yapıldı." şeklindeki tespit ile davalı ... adına tespit yapıldığı, kadastro tespitine itiraz edilmesi üzerine ... Tapulama Mahkemesinin 16.10.1985 tarih ve 1985/201 Esas, 1985/307 Karar sayılı ilamı ile taşınmazın tespit gibi tesciline karar verildiği, bu kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 22.09.1986 tarihli ve 1986/3432 Esas, 1986/8056 Karar sayılı karar ile onanarak kesinleştiği, davaya konu sözleşmenin ise 08.12.1993 tarihinde yapıldığı, taşınmazın, sözleşme tarihinde davalı adına tapuda kayıtlı bulunduğu ve taşınmazın ...'ın terekesine dahil olmadığı, davaya konu taksim sözleşmesinde mirasçılardan ... ve ...'ın sözleşme üzerinde imzasının bulunmadığı, TMK'nın 676. maddesine göre taksim sözleşmesinin geçersiz olduğu, geçersiz miras taksim sözleşmesine dayanılarak tapu iptal ve tescil kararı verilemeyeceğinden, davanın bu gerekçe ile reddine karar verilmesi gerekirken, tarafları farklı olan davada verilen tescil hükmü esas alınarak kesin hüküm nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup kararın kamu düzeni nedeniyle kaldırılması gerektiğininden davacılar vekilinin istinaf talebinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın eksik ve yetersiz inceleme neticesinde verildiğini, yapılan miras taksim sözleşmesinin hukuka uygun olduğunu, tüm tarafların katılımı ile imzalandığını, diğer iki mirasçı olan ... ve ... için de vekaleten ... ...'in sözleşmeyi imzaladığını, taraflar arasında yapılan sözleşmede ilgili taşınmazın taksime konu edilmesinin başlı başına terekeye dahil olduğuna ve davalı da dahil olmak üzere diğer tüm mirasçıların bu konu da fikir birliği içerisinde olduğu anlamına geldiğini, temyiz konusu dosyanın yerel Mahkemece usulden reddedildikten sonra sadece müvekkillerince istinaf edilmiş olması nedeniyle davalı tarafa dava değeri üzerinden vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının usulü kazanılmış hakka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, miras taksim sözleşmesine dayalı tapu iptali tescil istemine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacıların aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Yargısal ve bilimsel içtihatlarda usulî kazanılmış hak ya da usulî müktesep hak olarak adlandırılan bu ilke Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10.02.1988 tarih, 1987/2-520 Esas, 1988/89 Karar sayılı ilamında “Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince işlem yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisinin lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur ve buna usuli kazanılmış hak denilmektedir...” şeklinde tanımlanmaktadır. İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilerek davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmiştir. Davacılar vekilince kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince kararın gerekçesi değiştirilerek davanın esastan reddine karar verilmiş ve davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmiştir. Oysa ki davalı taraf, lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesine rağmen istinaf kanun yoluna başvurmamıştır. Hal böyle olunca davacılar lehine usulü kazanılmış hak doğmuştur. Bu nedenle davalı lehine karar verildiği tarihte yürürlükte olan AAÜT gereğince 30.000,00 TL maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken, 118.188,35 TL vekalet ücretine karar verilmiş olması bozmayı gerektirir. 3. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR 1. Davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (2-d) numaralı bendinde yer alan “118.188,35 TL” rakamının çıkartılarak yerine “30.000,00 TL” rakamının yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.