Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6588 E. 2026/3385 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/6588
Karar No
2026/3385
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/382 E., 2024/60 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar birleşen dosya davacısı ... vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Bursa ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro sonucunda, 2856 parsel sayılı 23.581,30 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının edinme sebebinde 1979 yılından beri davacı ...'ın tarla olarak kullanımında olduğu ve tutanağın beyanlar hanesine taşınmazda bulunan zeytin ağaçlarının da adı geçene ait olduğuna dair muhdesat şerhiyle Hazine adına tescil edilmiştir. Yörede 1947 yılında 3116 sayılı Orman Kanunu'na göre yapılıp kesinleşen orman tahdidi; daha sonra 1988 yılında 6831 sayılı Orman Kanunu'na göre yapılıp 1989 yılında ilan edilerek kesinleşen sınırlaması yapılmamış ormanlarda orman kadastrosu ile evvelce sınırlaması yapılmış ormanlarda aplikasyon ve 3302 sayılı 31.8.1956 tarihli ve 6831 Sayılı Orman Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'la değişik 2/B madde uygulaması vardır. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; 2856 parsel sayılı taşınmazı 35 yıl önce imar-ihya etmek suretiyle 750 adet zeytin ağacı diktiğini belirterek, taşınmazın Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile adına tescilini talep etmiştir. 3. Birleşen dosya davacısı ... vekili dava dilekçesinde; 2856 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki zeytinliğin müvekkiline dedesi ve babasından intikal ettiğini, mirasçılar arasında taksim sözleşmesi bulunmamasına rağmen yeğeni davalı ...'ın taşınmazı sahiplenmeye çalıştığını belirterek, tapu kaydının iptali ile mirasçılar adına tescilini talep etmiş, dosya 04.04.2022 tarihinde işbu dosya ile birleştirilmiştir. II. CEVAP Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 10.04.2018 tarihli ve 2017/25 Esas, 2018/211 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, 2856 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunması üzerine Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 21.04.2021 tarihli ve 2019/1233 Esas, 2021/3820 Karar sayılı ilamıyla; "...İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulduğu halde bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği, dava konusu taşınmaz üzerinde davacı lehine zilyetlik yoluyla iktisap koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermek için yeterli bulunmadığı, jeodezi ve fotogrametri bilirkişisi tarafından hazırlanan raporda 1991 tarihli hava fotoğrafında çekişmeli taşınmazın boş arazi olarak göründüğü belirtilmesine rağmen, 2 kişilik ziraatçi bilirkişi kurulu raporunda; taşınmazın kapama zeytin bahçesi niteliğinde olduğu ve taşınmaz üzerindeki zeytin ağaçlarının 30 yaşlarında olduğu belirtilmiş olup, bu haliyle tespit tarihi olan 2013 yılı esas alındığında söz konusu raporların birbiriyle çeliştiği halde bu çelişki üzerinde durulmadığı, ayrıca çekişmeli taşınmazın 1/5000 ölçekli imar planı kapsamında kaldığı ilgili belediye tarafından belirtilmiş olmasına rağmen imar planın hangi tarihte kesinleştiğinin sorulup açıklığa kavuşturulmadan hüküm kurulduğu, bu şekilde eksik araştırma, inceleme ve uygulamaya dayalı karar verilemeyeceği, hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, taşınmazın hangi tarihte imar planı kapsamına alındığı ve imar planının hangi tarihte kesinleştiğinin ilgili belediyelerden sorularak belirlenmesi, taşınmazın kadastro tespit tarihinden önce kesinleşmiş imar planı kapsamında kaldığının anlaşılması halinde imar planının kesinleşme (onay) tarihinden, aksi takdirde tespit olan 2013 yılından geriye doğru davacının taşınmaz üzerindeki zilyetlik süresinin belirlenmesi amacıyla dosya kapsamında bulunan hava fotoğrafları dışında 15-20-25 yıl öncesine ait hava fotoğrafları ile en eski ve en yeni uydu fotoğrafları da getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişilerle, taraf tanıkları ve orman bilirkişisi, 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu, 3 kişilik jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi kurulu ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif icra edilerek taşınmazın kesinleşmiş orman kadastrosu haritasına göre konumunun belirlenmesi, taşınmazın orman olmadığının anlaşılması halinde imar-ihya olgusu araştırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi..." gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...davaya konu taşınmazın orman niteliğinde olmadığı, heyet raporu ekindeki krokide (C) harfi ile gösterilen kısmın zeytinlik olarak 1974-1984 tarihleri arasında imar ihya edildiği ve tamamlandığı, dava tarihine kadar en az 30 yıl zilyetliğin devam etmiş olduğu, (D) harfi ile gösterilen kısımda imar ihyanın 2006 yılından 2011 yılına kadar olan bir tarihte başlayıp dava tarihine kadar en fazla 7 yıl zilyetliğinin devam etmiş olabileceği, dinlenen tanık beyanları ile asıl dava davacısı ... lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap koşullarının oluştuğu, birleşen dosya davacısı ... lehine iktisap koşullarının oluşmadığı..." gerekçesiyle Hazineye yönelik açılan davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, davalı belediyeler yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine, 30.11.2022 tarihli heyet raporu ekinde (C) harfi ile gösterilen 22.408. 33... 'lik kısmın tapu kaydının iptali ile davacı ... adına tapuya tesciline, geri kalan talebin reddine, birleşen dosya yönünden davanın esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri 1. Birleşen dosya davacısı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazda müvekkilinin de payı olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın zilyetlikle edinilebilecek yerlerden olup olmadığı, varsa zilyetlik koşullarının taraflar lehine oluşup oluşmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin 2. fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin 2. fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup birleşen dosya davacısı ... vekili ve davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Birleşen dosya davacısı ... vekili ve davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL nin temyiz eden ...'dan alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 12.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/6588, K. 2026/3385, T. 12.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-6588-e-2026-3385-k-e6f5ec2e6832