Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/1210 E. 2026/6013 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1210
Karar No
2026/6013
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2624 E., 2025/1720 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Datça 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/182 E., 2025/112 K.

Asıl ve birleştirilen dava, hata ve aldatma hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Asıl dava davacı vekili; davacının ...Mahallesi 54... parsel sayılı taşınmazda 50/1013 hisse maliki olduğunu, Foça Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/215 Esas, 2017/189 Karar sayılı ortaklığın giderilmesi davasında davalının kendisinin vekili olduğunu, davada satış kararı verilmesi üzerine davacının yurt dışında ikamet ettiğini ve Türkiye'ye geliş gidişlerinin belirli tarihler arasında olduğunu bilen davalının davacı adına kayıtlı olan taşınmazdaki hissesini 08.03.2018 tarihinde "belgeyi imzalaman gerekiyor senin adına işlem yapmak zorundayım," şeklinde beyanda bulunup devraldığını, davacının, avukatı olan davalıya ve vekaletine güvenerek talimatını yerine getirdiğini, yurt dışında yaşayan ve ülkedeki dava ve tapu satış işlemlerinden habersiz olan davacının bu işlemi yaparken de davalının hile ve aldatmasına uğradığını, davalıya güvenmiş olduğu, davalıya verdiği vekaletnamenin kötüye kullanılması sonucunda değerli mülkünden yoksun kaldığını, davacının ortaklığın giderilmesi davasında taşınmazın satılması halinde kendisine ödenecek bedeli beklerken davalı tarafından oyalanıp taleplerinin ötelendiğini, hisselerinin tapuda devredildiğini yeni öğrendiğini öne sürerek davalı adına kayıtlı hisseden 50/1013 hissenin iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı; davacının 30 yıla yakın tüm işlerini takip ettiğini, yıllar içinde oluşan güven ve dostluk ile davacı ve yurt dışında yaşayan iki kardeşinin yapılan işlemlerinden dolayı birikmiş masraf ve vekalet ücreti alacağının bulunduğunu, davacının 17.10.2017 tarihinde 'Yurt dışından gidip gelmem zorlaştı artık yaşlandık, 2 kardeşim ve benim bu yerlerin satışı ile ilgilenin gidip gelmeyeyim onların vekaletlerinin de süreleri bitmeden seni yetkilendireyim, içinden borcumuzu alıp gerisini bize ödersin dediğini' talebi uyarınca satış işleminin gerçekleştiğini, işlem esnasında davacının kardeşi ...'ın da yanlarında bulunduğunu, biriken ücreti vekalet ve masraf borçlara ilişkin davacıya müvekkili olarak bu konuda yazılı beyan imzalayıp verdiğini, yine kendisi üzerine satış yapılan 5 dönüm bağdemliğin de kardeşi ...'ın aracılık ettiği emlakçı vasıtasıyla üçüncü kişiye satışının yapıldığını, satış bedelinden hakkına düşen miktarda ödemeyi aldığını ve kalan kısmını da emlakçı dava dışı ... tarafından davacıya ve yurt dışında yaşayan iki kız kardeşine verilmek üzere kardeşi ... na verildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Birleştirilen davada davacılar vekili; davacıların herbirinin 50/1013 hissedarı olduğu Reşadiye Mahallesi 54... parsel sayılı taşınmaza ilişkin işlemlerin sadece bir kişinin ilgilenmesi için kardeşleri olan dava dışı ...'na taşınmaz hissesinin intikali ve satışı için Karlsruhe Başkonsolosluğunun 05.09.2012 tarihli vekaletnamesini verdiklerini, akabinde Şamile'nin taşınmazla ilgili izalei şuyu davası açıldığını öğrenmesi üzerine davacıların ve...'nin davalıya genel vekaletname verdiklerini, davalının Datça Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/215 Esas, 2017/189 Karar sayılı ortaklığın giderilmesi davasında davacıları avukatları olarak temsil ettiğini, yargılama neticesinde taşınmazın satışına karar verildiğini, davalının bu süreçle ilgili sonuç almak adına tapuda işlem yapılacağını beyan ederek dava dışı ...'ndan davacıların kendisine verdikleri vekalet ile tapuya gelmesini istediğini, söz konusu taşınmaz ile ilgili tapuda bir kısım işlemlerin gerektiğini beyan ettiğini ve 07.03.20 18... .03.2018 tarihlerinde tapuya gittiğini, davalının bir kısım belgeler imzalattığını ancak kesinlikle taşınmazın satışına ilişkin olduğunu söylemediğini, bu durumu sonradan öğrendiğini ve davalıya karşı hile ve aldatmaya dayalı Datça Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/182 Esas sayılı tapu iptali ve tescil davasını açtığını bildirdiğini ve davacıların da bu şekilde olaylardan haberdar olduklarını, davacıların davalının vekalet görevini yerine getirmesini ve ortaklığın giderilmesi davasında taşınmazın satılması halinde kendilerine düşecek bedelin verilmesini beklerken davalı tarafından sürekli oyalandıklarını ve taleplerinin ötelendiğini, en sonunda söz konusu hisselerin tapuda davalı adına devir edildiğini ve tapu maliki olmadıklarını öğrendiklerini belirterek dava konusu 54... parsel sayılı taşınmazda davalı adına kayıtlı olan hisseden her bir davacı için 50/1013 hissenin iptali ile davacılar adına ayrı ayrı tapuya kayıt ve tescilini talep etmiştir.

Davalı; davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını, ...'nun, iki kardeşini vekaleten, kendisini de asaleten temsilen hisselerin satışını yaptığını, kız kardeşlerinin bilgisi ve rızaları ile satışın yapıldığını, yurt dışında yaşadıklarından ve yaşlarının ilerlemesi nedeni ile gidip gelmekte zorluk çektiklerinden, taşınmazın 3. şahıslara satışı, satışlardan doğan ücreti vekaletini ve biriken ücreti vekalet ve masraflarını içinden alarak onlara kalan miktarın ödenmesini istediklerini, bu duruma yine aynı yerde hissedar olan erkek kardeşleri ... nun bizzat şahit olduğunu, kendisinin anlaşma şartlarına uyduğunu, kötü niyetli olmadığını, hile ile taşınmazı üzerine almadığının Datça Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/257 Esas sayılı şufa dosyasındaki beyanından da açıkça anlaşılacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının satış senedini bizzat imzaladığından asıl dava yönünden vekalet görevinin kötüye kullanıldığı iddiasının yersiz olduğu, birleştirilen dava yönünden davacı ... davacılar ... ... ve ... ... adına vekaleten hareket etmiş ise de birleştirilen davada davacı ...'nun vekalet görevini kötüye kullandığı yönünde bir iddiada bulunulmadığı, birleştirilen dava yönünden davalı tarafça bir yıllık sürenin geçtiği savunmasında bulunulmuş ise de 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 39/1. maddesinde düzenlenen bir yıllık sürenin öğrenme tarihinden başladığı, mevcut dosya kapsamına göre davalı tarafın bu yöndeki savunmasının yerinde görülmediği, dava konusu 54... parsel sayılı taşınmazda davacılar adına tapuya kayıtlı hisselerin (her biri yönünden ayrı ayrı 50/1013'er hisse) kendi adına asaleten, diğer davacılar ... ... ve ... ... adına vekaleten davalıya devredildiği sabit ise de mevcut dosya kapsamı itibariyle toplanan delillerden bu devrin davalının aldatması sonucu gerçekleştiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiş, kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tanıklarının görgüye dayalı beyanlarının bulunmaması, duyum ve yoruma dayalı beyanda bulunmaları, ispata yönelik başkaca somut delil sunulmaması karşısında davacıların dava konusu taşınmazdaki hisselerini davalıya iradi olarak temlik ettikleri, davacı tarafın hile yahut hata ile iradesinin sakatlandığına yönelik herhangi bir somut delil bulunmadığı, ispat külfeti kendisinde olan davacı tarafça iddianın ispat edilemediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 maddesine göre esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60'ar TL bakiye onama harcının temyiz eden asıl ve birleştirilen davada davacılardan ayrı ayrı alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.09.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2026/1210, K. 2026/6013, T. 15.09.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2026-1210-e-2026-6013-k-5f29e66b3f8b