Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/6412 E. 2026/4479 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6412
Karar No
2026/4479
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/512 E., 2025/2639 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/8 E., 2023/633 K.

Dava, hile hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemine ilişkindir.

Davacı vekili; davalının 2015 yılında davacının kardeşlerine ait emlak bürosunda işe başladığını, zaman içerisinde güven tesis ettiğini ve gayrimenkul alım satımlarının davalı üzerinden gerçekleştirildiğini, bir süre sonra davalı ile aralarında gönül ilişkisinin başladığını, 4 ay sonra da davalının hamile olduğunu ve çocuğun da kendisinden olduğunu söylediğini, davacının 18.08.2017 tarihinde al-sat için alınan ve davalı üzerine tescil edilen 310 39... parselde bulunan daireyi çocuğun kendisinden olduğunun söylenmesi üzerine satmaktan vazgeçip kiraya verildiğini ve kira parasını da davalının aldığını, 2020 yılında çocuğun da geleceği için kendi adına kayıtlı 316 92... parselde bulunan daireyi davalı adına tescil ettirdiğini ve halen de davalının oturduğunu, davalının ayrılık sürecindeyken çocuk senden değil, seninle işim bitti, istediğini yapabilirsin, istediğin yere başvur diyerek davacı ile bağlantıyı kopardığını, 310 39... parsel sayılı daire için verilen satış vekaletini tartışmadan hemen sonra azlettiğini, davalının, davacıyı çocuğun kendisinden olduğuna inandırdığını, hileli davranışlar ve sözlerle sağladığı güveni kötüye kullanmak suretiyle hiç bir bedel ödemeksizin taşınmazların adına tescilini sağladığını belirterek tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tescilini, mümkün olmadığı takdirde sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca bedelinin devir tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.

Davalı vekili; dava konusu taşınmazların davalı tarafından konut kredisi kullanılarak satın alındığını, taşınmazları satın alacak ekonomik gücünün olduğunu, kredi taksitlerinin düzenli olarak davalı tarafça ödendiğini, kredinin teminatı olarak taşınmazlara ipotek tesis edildiğini, davacı tarafın biyolojik olarak çocuğunun olmayacağını söylediğini, çocuğun babasının kendisinin olduğunu sanmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hile iddiasının dosya kapsamındaki delillerle ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının, maliki olduğu dava konusu 10 nolu bağımsız bölümü 17.01.2020 tarihinde davalıya 100.000,00 TL bedelle temlik ettiği, bu temlik için davalı tarafından 16.01.2020 tarihinde konut kredisi çekildiği ve bu kredi nedeniyle taşınmaz üzerine ipotek tesis edildiği, davalının bu taşınmazda ikamet ettiği, dava konusu 3 nolu bağımsız bölümün ise davalı tarafından 18.08.2017 tarihinde dava dışı ...'dan temlik alındığı, davacının hile olgusunu 01.11.2021 tarihinde davalı tarafından vekaletten azledilince öğrendiği iddiasının aksi ispat edilmediğinden, TBK'nın 39. maddesinde düzenlenen hak düşürücü süre içerisinde davanın açıldığının kabulü gerektiği, davanın "taraflarca getirilme ilkesine" tabi olduğu ve niteliği gereği ispat yükünün davacı üzerinde bulunduğu ancak davacının, dava konusu temliklerin, davalı tarafından aldatılarak yapıldığını yani iradesinin fesada uğratıldığını ispat edemediği, davacı tanıklarının da bu yönde beyanda bulunmadıkları, buna karşılık davalı tanıklarının davalı savunmasını doğruladıkları, davalının çocuğunun 12.09.2017 tarihinde doğduğu ve 18.09.2017 tarihinde nüfusa tescil edildiği, nüfus kaydında baba adının "..." olarak kayıtlı olduğu, iddianın davacı tarafından HMK'nın 190/1. maddesi, TMK'nın 6. maddesi uyarınca ispatlanamadığı saptanarak davanın reddine karar verilmiş olmasında ve ilk kademede tapu iptali-tescil istekli eldeki davada dava değerinin dava konusu taşınmazların keşfen belirlenen dava tarihindeki değerleri toplamı olarak dikkate alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 370/1. hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/6412, K. 2026/4479, T. 02.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-6412-e-2026-4479-k-111987446dfa